|
||
| Bütün bilgilerimizin duyumlardan geldiğini ileri süren felsefe sistemi. Gerçek duyumculuk, Condillac'ın ileri sürdüğü bilgi teorisidir. |
||
|
||
| ‘’SENSUALİZM’E DOĞAÇLAMA’’ Başka bir eve taşınmıştık, yalnızdım, yabancıydım. Annem boyuna beni mutlu etmeye çalışıyordu.Bir gün okuldan eve döndüğümde yatağın üzerinde ‘’Annenden sevgilerle’’ yazılı bir paket buldum.Açtım.Içinden bir ‘’Burun’’çıktı.Onu elime aldım.Daha körpecik ve toydu. Hiçbir deneyimi yoktu. Fakat ben ona herşeyi öğretecektim. Onu insanoğlunun tüm duygu ve düşünceleri ile donatacaktım. Buraya kadar ciddiye almayanlarınız olabilir. Fakat daha yeni başlıyorum... Adını Alex koydum. Önce Alex’e annemin lavanta torbalarını koklattım. Hiçbir deneyimi olmadığı için sadece lavanta kokusunu algıladı. Sonra el sabununu, kurabiye ve neskafe koklattım. Her koku ile birşeyler öğreniyordu. Öğrendiklerini kafasında karıştırıyordu. Buna göre ‘’Sevme’’oluşuyordu. Sonra ona çöpü, bozuk yumurtayı, çürümüş elmayı koklattım. Önceki güzellikleri bildiği için ‘’Kötü’’ yü öğrendi. Ve güzel kokuya ‘’Özlem’’ doğdu. ‘’Geçmiş’’e özlem,’’Gelecek’’e merak duydu. ’’Güzel’’, ‘’Çirkin’’ diye nitelendirmeler yaptı. Bir daha çürük yumurta koklar mıyım? diye ‘’Korktu’’. Sonra birşeyler koklatmayınca uyudu. Zaman zaman eski kokuları duyumsadı. Normalde hiçbir koku yoktu yani düş görüyordu. Derken haftalar geçti. Birgün yine ‘’Alex’’ ile ilgileniyordum.Artık birçok şey yaşamıştı. Biliyordu. Ve daha ona çok şey vardı. Sarhoş olmak,tafra yapmak,aşık olmak,acıkmak gibi... Bunları bir kenara not aldım. Tam o sırada ise annem aşağıdan sesleniyordu. “Hadi olum yemek hazır,acele et Condillac...” Son söz: Tamam okudunuz,eğlendiniz ama kısaca toparlamam gerekirse Condillac sensualizmin kurucusudur.Dilimize duyumculuk olarak çevrilmiştir ve tek bir duyu organının bile tüm dünyayı algılayabileceğini savunmuştur.Bunları da sadece burun uzvunun bulunduğu boş biir surat hekeli ile sembolize etmiştir.Yukarıda okuduğunuz yazıda da biçim olarak burnu ele alıp duyumculuğu Condillac’ca bir şey olarak karaladım. Sözün özü: Sen bile burun da olsan kulak ta olsan tüm dünyayı algılamaya kadirsin güzel kardeşim. Muhalefet: Sadece bir duyum yeter,sen bir et israfısın dostum. Elif Ekinci |
||
|
||
| Bilgi bir sentezdir. Dolayısıyla bir girdisi olması gerekir ki bunlarda algı yoluyla alınır. Algılama olmadan bilgiyi sentezlemek ve almak mümkün değildir. | ||
|
||
| noir' e katılıyorum. felsefe tarihine adını yazdırabilmek için ortaya atılmış bir uydurmaca işte
|
||
|
||
| Aslında bir uydurmadan çok bir aşama.İnsan bu noktada kalmamış ve bilgiyi kavrayışını geliştirmiş.Ancak bu fikrin de bu gelişmede yararı olmuş. | ||
|
||
| Söylediklerinden aklıma şu geldi: doğruyu yanlışlar üzerine mi kuruyoruz? yoksa yanlışları yıkıp mı inşa ediyoruz? Aslında yanlış dediklerimiz doğrunun parçalarının yanlış permütasyonlarımı? | ||
|
||
| Ben insanın giderek gerçeği gerçek olmayandan ayıklayarak ilerleyişini daha mantıklı buluyorum.Yani bir gün bütün bildiklerimizin yanlış olduğunu değil de eksik olduğunu farketme olasılığımızın daha yüksek olduğuna.Yanlışı doğruyla ilişkilendirmekte haklısın ama.Çünkü yanlış ve ya doğru her hangi bilgiye,kanıya dışardan neden olacak bir geçeğe ihtiyaç var,bu nedenle en yanlış bilgi bile bir yerinden gerçeğe dokunur. | ||
|
||
| Duyumculuga nasil uydurma diyebilirsiniz ya--bilginin gelisimi sirasindan ortaya cikmis bir lizm.... | ||
|
||
| Şahsım adına uydurma olduğunu iddia etmedim. Bilgiye ulaşımın algı yoluyla olabileceğini söyledim hatta hala söylüyorum.... | ||
|
||
| algılar aldatıcıdır ve izafidir. bilgiyi beyin yorumlar. beyni ölmüş bir insan algıları olsa da hiç bir bilgi üretmez. |
||
|
||
| Algıların izafi olması aldatıcı olduğu anlamına gelmez. Algıların aldatıcı olduğu fikri; gerçek dünyanın hiçbirzaman doğru algılanamayacağı fikrini doğurur. Ki buda negatif kuşkuculuğun bir uzantısıdır. Fazla kant okuma derim.... Beyni ölmüş insan bilgi üretemez çünkü algılayamaz. Algıdan kasıtın dış dünyadan duyular yoluyla alınan veriler olduğunu hatırlatırım... |
||
|
||
algı organları, işitme, görme, dokunma, koklama, (beşinci neydi yaa )bu organlardan diyelim görme ve duyma olmasa ama beynimiz çalışsa. sadece kokular ve dokunmalar bize bilgi verirdi. buraya kadar algıların dediğiniz gibi önemi ortada. ... tüm duyu organlarını aldığımızda ise hiç bir veri gelemezdi. ama insan düşünürdü. kendi için gereken bilgiyi yine de üretebilirdi. yorum yapmak için veri gelmediği için algılarla gelen bilgilere yönelik yorum yapmasa da kendi dünyasında kendi bilgisini üretirdi. |
||
|
||
hayatımızı idame ettirebilmek için daha doğrusu daha rahat ve iyi bir şekilde ,algılarımız var ,tek burunla ben yemek yiyemem di mi?kendimi nasıl ifade etcem di mi?burnum akcak nasıl silcem ,hatta sümüğümü yalamam bile mümkün değil hem beyin olmadan bu buruncuk amma çok şey düşünüo kardeşim,helal ona ,tek ağız olsam kusardım elemanın üstüne , kolpa ,alem uçmuş kardeşim,ben de akım başlatıyorum ,zartanoizm... felsefeyi ,dini,ideolojileri yazanlar insanlar,mallıkları var yane normal elemanlar sadece kafayı yarıolar biraz daha fazla düşünüolar bunları ilahlaştırıp ne güzel demiş adamdan öte ,ben hepsini okuyup ne güzel çıkarım yaptım demek daha iyi diyorum ben ... not:pardon fazla selpağınız var mı acaba? -burun- |
||
|
||
| Sentezi bir formül olarak düşün. (ki benzeri bir işleyiştir) Girdi olmadan çıktıyı nasıl elde edeceksin? Sonucanasıl varacaksın? |
||
|
||
| bu şuna benziyor. çorba yapmak için bir sürü malzeme var ortada ama çorba yok. o malzemeye bakıp diyorsun ki al sana çorba. ama çorba değil ki noir. sadece knorr paketi
|
||