|
||
| kıçını taşa silsin peşmerge ... illa kötü laf dedirtceniz ha !!! | ||
|
||
| tamam. en büyük türkler başka büyük yok. büyük turan da kuralım. dilersen fasuyenin suyundan da koyabilirim. ee başka bir isteğiniz var mı ? |
||
|
||
| ya arkadaşlar siz harbi arızamısınız ? yoksa kasıtlımı yapıosunuz bunu ? bi laf diyince bin katıp cevap veriyosunuz ... biz bölücülük olmasın diyoruz faşist diosunuz , Türkçülüğü veya Milliyetçiliği savunuyoruz insanlık ayıbı gibi cevaplar yazıosunuz. Madem savunduğunuz bi fikir var eyleme dönüştürün. çıkın dağlara tepelere yapın ne yapıosanız orda. yada şehirde çeşitli faliyetlere karışın. bi fikri savunuyorum yok anarşistim yok komunistim şöyleyim böyleyim diye yaza yaza harap olmayın. varsa absürt sıradışı ütopik ve psikolojik sorunları içeren ideolojileriniz gidin bulun kendiniz gibi olanları amazonlaramı gidiosunuz , sahra çölünemi gidiosunuz , kutuplara mı ... orda kabile halinde yaşayın !!! |
||
|
||
| bu isteğiniz gerçekleştiremeyeceğim. imkanımız olsaydı belki
|
||
|
||
| o halde ? var olan devlet düzeni içinde anarşistim demek saçma ... | ||
|
||
| bunun saçma olup olmadığını anarşizm forumunda yüzlerce mesajla tartışıyoruz. istersen oradan sorunun cevabını alabilirsin. |
||
|
||
| ya apoya hayranlık besleyen insanlara cevap yazan biri olarak hatalı benim aslında. fikirlerinize saygı duymuyorum çünkü psikolojik sorunları olan insanlar ancak bu tür şeyleri savunabilir. bu yazıyı istersen silmene izin veriyorum. saygılar |
||
|
||
| apoya değl kimseye hayranlık duymam. ama herkesin ii ve kötü olduğu yönler vardır. onları da görmek ve göstermek isterim. peki psikolojik sorunum olduğunu nerden anladın ? |
||
|
||
| aklı selim bi insanın savunacağı şeylermi anarşizm ? tanrı tanımamazlık ? Allahın varlığını bile saçma sapan şeylerle inkar ediyosunuz. Allaha inanan bi insanı ne kadar doğru buluosun bilmem ama ben sizleri pek düzgün bulmuyorum. Ergenlik çağınız sorunlu falan mı geçti ? Sınıftaki sorunlu tipler gibisiniz. Aykırılık neden hoşunuza gidiyo ? Çok mu düşünüyosunuz ? Kendinizi Allahı yargılayacak kadar yüce mi görüosunuz ki ? Ve en merak ettiğim şey , hala bi yanıt alamadım. gidip de anarşizm başlığında bunu aramak istemiorum bana cevabı burdan verirsen verirsin. Var olan devlet düzeninde anarşizm i ne akla hizmet savunuyorsun ? Kendini mi avutuyorsun ? Bu isteğinizi gerçekleştiremeceyim diyorsun o halde sadece fikirlerdemi savunuyorsun ? Bunun saçmalığını sende bilmiyormusun ? Anaşizmi savunan bi insan olarak neler yaptın şu ana kadar ? Bi fikir akımından etkilenipte onu zihninden yaşatmak zayıflık değilmidir ? |
||
|
||
| redline ben zayıf, güçsüz ve aciz bir insanım. insanlara tahakküm kurmak veya onların heveleri için yaşamak istemiyorum. zayıflığımdan memnunum. güçlü olsaydım kendimi de bu istemin destekçisi olarak görmekten korkardım. bu yüzden halimden memnunum. elime silah alıp fikirlerimi dağlarda, sokaklarda ifade etmek istemiyorum. burda sizlerle paylaşmak istiyorum. yani acizliğim gereklerini yapıyorum. ama güçlü olsaydım da farklı bir şey yapmamaya çalışırdım. güçlü olsaydım bu işlere daha çok zaman ve emek harcayabilirdim bu amaca uygun yaşam sitilleri kurmak, yaşamak ve yaşatmak için uğraşırdım. ... anarşizm konusunda gerçekten bilgi sahibi olmak istiyorsan gerçekten araştırman gerekecek. en azında anarşizm nedir başlığını incele. benim ve diğer arkadaşların görüşlerini özetle görebilirsin orada. çok zor değil bu. iki tık ötende. |
||
|
||
| samimi açıklamandan ötürü çok teşekkür ederim | ||
|
||
| ATSIZ`IN VASİYETİ Yağmur Oğlum! Bugün tam bir buçuk yaşındasın. Vasiyetnameyi bitirdim, kapatıyorum. Sana bir resmimi yadigar olarak bırakıyorum. Öğütlerimi tut, iyi bir Türk ol. Komünizm bize düşman bir meslektir. Bunu iyi belle. Yahudiler bütün milletlerin gizli düşmanıdır. Ruslar, Çinliler, Acemler, Yunanlılar tarihi düşmanlarımızdır. Bulgarlar, Almanlar, İtalyanlar, İngilizler, Fransızlar, Araplar, Sırplar, Hırvatlar, İspanyollar, Portekizliler, Romenler yeni düşmanlarımızdır. Japonlar, Afganlılar ve Amerikalılar yarın ki düşmanlarımızdır. Ermeniler, Kürtler, Çerkezler, Abazalar, Boşnaklar, Arnavutlar, Pomaklar, Lazlar, Lezgiler, Gürcüler, Çeçenler içer(de)ki düşmanlarımızdır. Bu kadar çok düşmanla carpışmak için iyi hazırlanmalı. Tanrı yardımcın olsun! Nihal Atsız 4 Mayis 1941 bu nasil bir anlayistir? link; http://atsiz.org/hayati/goster.a.php?tab=hislife&articleid=1002 deniz -> mesaj hakaret içerdiği için editlenmiştir. |
||
|
||
Blog girişleri (0) Hüseyin Nihal ATSIZ Ve ~TÜRKÇÜLÜK~ « Yanıtla #4 : 03 Ekim 04, 20:55 » Alıntı -------------------------------------------------------------------------------- Alıntı Nihal atsizmi gulmek istiyorum nihohohohohhooh Sen çok düşünme yoksa Gülmekten ölücen bigün ... sen fasla konuşma derin sende konuşmaktan ölücen birgün |
||
|
||
| Bir Itiraf; seneler once, birgun bir email gelmisti, kemalist bir arkadasimdan. email i okudum sonrada altinda nihal atsiz ismini gordum. ilginc bir isim dedim ve internette yaptigim arastirma sonucu adamin kendi sitesini buldum. sitedeki birkac yazisini daha okudum. asiri irkciligi, turkler haricinde her milletten ve irktan olanlara karsi hakaretleri, boku altin suyuna batiripta insanlara sunmaya calismasi beni acaip sinirlendirmisti. o kadar sinirlenmistimki, hemen "iletisim" sayfasina girdim. adama agzima ne geldiyse saydim. yasimda gencti, birazda bilgisizdim. ahlakim ve karakterim yerine tam oturmamisti. oyle lafalr ettimki o yazi kismina. adama ana, baci, sulale saydim. tehtitler ettim. onu oldurucegimi soyledim. bana bir telefon ver yada bir adres ver, allahin dinin icin bir kere seni goreyim bak ne hale getirecem diye, agzima gelen herseyi soylemistim. butun icimi o iletisim kutusuna bosalttiktan sonra, oturup dusunmustum. keske benle irtibat kursada, bu adami iyi bir benzetsem. yok etsem bu herifi diye planlar kuruyordum. o sirada adamin biografisine bakmak aklima geldi ve hayatini okumaya basladim. yazinin en sonlarinda soyle bir kisim vardi. "Ertesi akşam Atsız'ı ziyaret eden ikinci bir kriz, 11 Aralık 1975 Perşembe günü Atsız'ı aramızdan alıp götürmüştür." 1975 :S ADAM OLMUS... benim haberim bile yok... oysa ben butun hirsimi giderdim zaten... olmus adama mektup yazdim... hemde hic iyi bir mektup degil... ben o mektubu alsam , orda rahat yatamazdim, oyle bir mektup yazdim yani... -------------------- cok cahildim cok... kendimden utaniyorum... boyle bir okuzlugu nasil yapabildim hayret ediyorum hala... |
||
|
||
| insanlar tuhaftır, kendilerine biçilen kalıpların dışına taşarlar hep.. Atsız da öyle.. oğlu Yağmur Atsız ın anılarından ("Ömrümün ilk 65 yılı") bir kaç satır.. ... ALMANYA’ya geldiği zaman, Yağmur Atsız-Ayşim Alpman çiftinin Köln’deki evinde kalan ünlü bir konuk vardır: Yaşar Kemal. Genç çiftin ‘Yaşar Ağabey’ olarak seslendiği Yaşar Kemal, bir akşam ‘uzunca sayılabilecek bir süre’ Yağmur Atsız’ı süzdükten sonra, ‘Biliyor musun, ben senin babanla rakı içerdim’ diye konuşur. Yağmur Atsız doğal olarak inanmayıp ünlü romancının şaka yaptığını sanır ve ‘Ağabey, koskoca Atsız sizin gibi çulsuz bir gomonistle oturup rakı içmeye tenezzül eder miydi ki?’ diye sorar. Bunun üzerine Yaşar Kemal şunları anlatır: ‘Ederdi, ederdi.. Hem öyle ahım-şahım yerlerde değil, ikindi üzerleri zaman zaman Sirkeci’deki meyhanelerde buluşup rakılar ve laflardık. Sonra o Karaköy’den karşıya geçerdi. Ben de kendi işime giderdim. - Peki ne münasebetle tanıştınız? - Benim İnce Memed’i okumuş ve çok hoşuna gitmiş. ‘Ben bu gençle tanışmak istiyorum’ demiş. Götürüp tanıştırdılar. Birbirimizden hoşlandık. O tabii ki benim komünist olduğumu biliyordu. Ben de onun Türkçü olduğunu. Ama yine de iyi anlaşırdık. .. II. Dünya Savaşı sırasında Hitler'i tutan ve Hitler'e hayranlık duyan Atsız, savaştan sonra uzun süre evinde Hitler'e yataklık etmiş! Nasıl mı? 1946 yılında, çeşitli mahfillerde, Atsız'ın can-ciğer ahbabını evinde sakladığı yolunda rivayetler dolaşmaya başlar. Bu dedikodunun alıp yürüdüğünü gören Atsız, tıpkı 'kafatası ölçme' olayındaki gibi oyunu kuralına göre oynamaya karar vermiş ve oğlu Yağmur Atsız'ı çağırıp planı kulağına fısıldamış. Şeyhülislam Feyzullah Efendi İlkokulu'nda okuyan Yağmur da ertesi gün, bir diplomat oğlu olan en yakın arkadaşına babasının Hitler'i evlerinde sakladığını, ona kimseye söylememesi için büyük yeminler ettirerek anlatmış. Bu olaydan birkaç gün sonra iki araba dolusu kravatlı, takım elbiseli polis evi basmış. "Siyasi Şube'den geliyoruz, Adolf Hitler'i tavan arasında saklıyormuşsunuz." diyerek içeri girmişler. ... ‘Nihal Atsız dehşetli bir kafatasçıydı. Yakın çevresi, konu-komşu bir yana, hemen hiç tanımadığı insanların bile kafataslarını ölçer, kılı kırk yararak kesabını yapar ve o şahıslara mesela yüzde 37 onda dokuz mu yoksa ne bileyim yüzde 69 virgül dört oranında mı ‘Türk’ olup olmadıklarını tebliğ eder, oranı düşük çıkanlar için de dudaklarında daima birkaç ‘teselli-bahş’ kelime bulunurdu. Farz-ı muhal ‘Fakat fevkalade bir iradi cehid ve uyanık bir milli şuurla bu fıtri noksanınızı kısmen de olsa giderebilirsiniz’ gibilerden...’ Tabii kafatası ölçümüne göre Türklük oranı düşük çıkanlar son derece müteessir olarak ayrılırlar, fakat bilimin katı ve acımasız gerçekleri karşısında mukadderata boyun eğmek zorunda kaldıkları için mutluluğu belki de başka alanlarda arama imkánı üzerinde dururlardı. Ancak bu rizikolarına rağmen yine de hakikati öğrenmek isteyenlerin sayısı pek eksik olmazdı. Sırf bu meraklarını tatmin için İstanbul’un ta bir ucundan kalkıp Maltepe’deki evimizde Atsız’ı ziyarete gelenler nadirattan değildi. Kolayca tahmin edilebileceği gibi, kafatası denilen şey öyle iple veya karış hesabıyla ölçülmezdi. Ankara’da Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nde bulunduğu söylenen ‘kafatası ölçüm aleti’ni görmedik ama Atsız’ın nasıl bir aletle bu işi yaptığını oğlu Yağmur Atsız gayet net bir biçimde anlatıyor: ‘Bu ‘araç’ her zaman yazı masası üzerinde duran ve yaklaşık 45 santim uzunluğunda bir tür pergeldi. Ancak bu ‘pergel’in bacakları, bildiğimiz geometri enstrümanında olduğu üzre dümdüz uzanmıyordu. Ayakuçları içeriye doğru mukavvesti. Ve bu uçlar sivri değil ufak topuzbaşlıydı. Sap tarafında ise yine pergellerdeki gibi üstü derece taksimatlı bir yarım daire ve bacakların açılıp kapanmasıyla mütenasip olarak hareket eden bir gösterge vardı. Atsız, ‘delinquant’ı bir iskemleye oturtur ve eline aldığı o sihr-engiz araçla söz konusu ‘kafatası’nın önden ve yandan olmak üzere iki ölçüsünü alırdı. Üstteki göstergenin verdiği değerleri de bir kağıda itina ile not edip akabinde derin bir hesap-kitap ameliyesine girişirdi. Yağmur Atsız, babasının yaptığı hesapların ardından sonucu açıkladığını, açıklanan sonucun kimilerini mutlu ederken kimilerini de hayli üzdüğünü belirttikten sonra, bu kafatası ölçme faaliyetinin onyıllar boyunca aynı titizlikle sürdüğünü söylüyor. YAĞMUR Atsız, ‘Hitler’in özel armağanı’ olarak bilinen kafatası ölçme aygıtının, aslında Dr. Rıza Nur’dan kalan bir ‘havsala ölçme’ aleti olduğunu da açıklıyor. Meğerse bu alet, gebe kadınların karınlarındaki bebeğin fazlaca iri olması durumunda, doğumda komplikasyon olup olmayacağını tespit için kullanılırmış. Yağmur Atsız, bunu babasının ‘mizah’ anlayışına bağlayarak şöyle bir yorum yapıyor: ‘Atsız’ın mutad harici bir mizah anlayışı vardı ki zaman zaman hulûlü zordu. Kendisine dair ‘kafatasçı’ iddialarının mütemadiyen tekerrürü biraz canını sıktı, tahmin ediyorum. Ama, Atsız’ın, gençliğinde ırkçılık teorilerine inanmakla beraber, bunu bir ‘kafatasçılık’ seviyesine indirgeyecek kadar aptal olmadığını zannediyorum. .... |
||