SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Düşünürler

Konu: Oscar Wilde

Sayfa: [ 1 ] 2

deniz 05.03.2007 18:32:55

Oscar Wilde

(16 Ekim 1854 – 30 Kasım 1900), ünlü İrlandalı yazar ve şair.


16 Ekim 1854'te Dublin'de (İrlanda) ailesinin ikinci çocuğu olarak doğdu. Babası dönemin ünlü doktorlarından William Wilde, annesi İrlanda'nın İngiltere'den bağımsızlığını savunan devrimci şiirleriyle dikkat çekmiş yazar Jane Francesca Elgee idi. Wilde'ın üçü gayrımeşru, beş kardeşi vardı. Kendisinden üç yaş küçük kız kardeşi Emily'nin henüz on yaşındaki ölümü Wilde'ın çocukluk döneminin en sarsıcı olayı oldu; yazar kardeşinin saçlarından bir tutamı, hayatı boyunca, üzerinde taşıdığı küçük bir zarfta sakladı.

Wilde'ın öğrenim dönemi çeşitli burslar kazanmasını sağlayan başarılarla geçti. 1874'te Oxford Magdalen College'den mezun olduktan sonra sanat eleştirmeni olarak çalışmaya başladı. 1878'de Ravenna adlı şiiriyle Newdigate Ödülü'nü kazandı ve bir yıl sonra Londra'ya yerleşti. 1881'de Poems (Şiirler) adlı ilk kitabı basıldı. Aynı yıl estetik konferansları vermek üzere A.B.D.'ye geçti. Başlangıçta dört ay olarak planlanan elli konferanslık dizi yaklaşık bir yıl sürdü ve Kanada'dakilerle birlikte yazar, dokuz aylık bir süre içinde yüz kırkın üzerinde konferans verdi. Bu dönemde Amerikalı yazar ve şairler Henry Longfellow, Oliver Wendell Holmes ve Walt Whitman'la tanıştı ve bir yıl sonra New York'ta sahnelenecek olan Vera adlı oyununu düzenledi. Kuzey Amerika dönüşü üç yıl Paris'te kaldı. 1883'te Duchess of Padova (Padova Düşesi) adlı oyunu yazdı. 1884'te Constance Lloyd'la evlendi. İki yıl içinde bu evlilikten iki erkek çocuk sahibi oldu. 1887'de Woman's World Dergisi'nin editörlüğünü üstlendi; aynı yıl Canterville Hayaleti'ni kaleme aldı. Bundan sonraki altı yıl Wilde'ın yazarlık hayatının en verimli dönemi oldu. Çocuk öykülerinden oluşan iki kitap, 1890'da bir Amerikan dergisinde yayınlanan tek romanı Dorian Gray'in Portresi, A Woman of No Importance (Önemsiz Bir Kadın), An Ideal Husband (İdeal Bir Koca) ve The Importance of Being Earnest (Ciddi Olmanın Önemi) adlı oyunları bu dönemde yayınlandı. Dorian Gray'in Portresi 1891'de kitap haline getirildi ve içerdiği homoerotik öğeler şiddetli tepkilere yol açtı. Aynı kitap daha sonra Wilde'ın kaderini belirleyecek davalarda kanıtmışçasına kullanıldı. Bununla birlikte aynı dönemde yazılan oyunları büyük beğeni topladı ve onu zamanının en önemli oyun yazarlarından biri haline getirdi.

Oscar Wilde 1891'de Queensberry Markisi'nin üçüncü oğlu, üniversite öğrencisi Lord Alfred 'Bosie' Douglas'la tanıştı. Kısa süre içinde çift dört yıl sürecek bir aşk yaşamaya başladı. 1895'te Wilde, oğlunun kendisiyle ilişkisini tasvip etmeyen ve kendisine kamu önünde hakaret eden Queensberry Markisi'ni iftira suçlamasıyla dava ettiyse de bir süre sonra davayı geri aldı. Ancak Markinin Wilde aleyhine açtığı dava yazarın "gayrıtabii davranışlar"dan iki yıl kürek cezasına çarptırılmasıyla sonuçlandı. Tutuklanmasıyla birlikte evinde bulunan her şey 25 şilinlik bir bedelle satıldı. Yazarın torunlarından birinin deyişiyle " krallık, çağının kibirli ikiyüzlülüğüne meydan okumaya cesaret etmiş parlak ve öfkeli bir hayatın yirmi yılını sembolik olarak kendisinden koparmıştı." 1897'de hükümlülüğü sırasında sevgilisine yazdığı mektuplardan oluşan De Profundis'i yazdı ve aynı yıl serbest bırakıldı. Hayatının kalan kısmında Sebastian Melmoth adını alarak Avrupa'nın çeşitli ülkelerinde amaçsızca dolaştı; bu arada mahkumiyetinin geçtiği yerin adını taşıyan Reading Zindanı Baladı yayınlandı. Wilde bir süreliğine Alfred Douglas'la yeniden bir araya geldiyse de birliktelikleri çok kısa sürdü.

Tutuklanmasından sonra eski aile adlarından biri olan "Holland"ı soyadı olarak alan eşi çocuklarını alarak İsviçre'ye göçmüş ve 1898'de orada ölmüştü. Oscar Wilde 30 Kasım 1900'de Paris'te öldü ve Pere Lachaise Mezarlığı'nda gömüldü.
    ...Ama gene de herkes sevdigini öldürür,
    Bu böylece biline,
    Kimi bunu kin yüklü bakislariyla yapar,
    Kimi de oksayici bir söz ile öldürür,
    Korkak, bir öpücükle,
    Yüreklisi kiliçla, bir kiliçla öldürür!
 
    Kimi insan askini gençliginde öldürür,
    Kimi sevgilisini yasliligina saklar;
    Bazilari öldürür Arzunun elleriyle,
    Altin'in elleriyle bogar bazi insanlar:
    Bunlarin en üstünü biçak kullananir çünkü

    Böylelikle ölenler çabuk soguyup donar.
     
    Kimi insan az sever, kimisi de çok uzun,
    Kimiler aski satar, kimiler satin alir;
    Kimileri de yapar bu isi gözyasiyla,
    Kimilerinde aska serin kanla kiyilir:
    Hemen herkes bir türlü öldürür sevdigini,
    Ama bunlardan ötürü herkes asilmamistir...

                                                             OSCAR WILDE
Oscar Wilde'dan

    * Başkalarının düşüncelerine göre hareket edeceksek kendi düşüncelerimizin ne anlamı kalır.
    * Bu dünyada sadece iki çeşit felaket vardır, biri amacına ulaşamamak, diğeri ise ulaşmak.
    * Dost önden bıçaklar.
    * Düşen bir çığda hiç bir kar tanesi kendisini olup bitenden sorumlu tutmaz.
    * Eğer bir insan bir kitabı okuduktan sonra, onu tekrar okumaktan zevk almıyorsa, o kitabı okumuş olmasının bile hiç bir değeri yoktur.
    * Evlilik bir bardak taze süt için evde inek beslemeye benzer.
    * Hepimiz çamur içindeyiz ama bazılarımız yıldızlara bakar.
    * İnsanların yüzde doksanı yaşamazlar, sadece vardırlar.
    * İnsan kaç hayat yaşarsa, o kadar ölümle ölür.
    * İyi bir öğütle ilgili yapılacak tek şey başkasına devretmektir. Kendine bir yararı dokunmaz.
    * Ne kadar çok kişi benimle aynı fikirdeyse, o kadar çok yanıldığımı düşünürüm.
    * Sözleri tutmanın en iyi yolu, hiç söz vermemektir.
    * Tanrı için kırık bir kalbi onarmak kolaydır. Yalnız insan onu bütün parçalarıyla O'na verirse.
    * Tecrübe, yaptığımız hataların bileşkesidir.
    * Akrabalar, ne yaşamasını nede ölecek zamanı bilen insanlardır.
    * Aile hayatının güzelliği gibi hiç bir şey yoktur.
    * Çocukları iyi yapmanın en iyi yolu onları sevindirmektir.
    * Erkekler kadınların ilk aşkı, kadınlar erkeklerin son aşkı olmak isterler.
    * Gençlik, sahip olunmaya değer tek şeydir.
    * Nankör insan, herşeyin fiyatını bilen fakat hiçbir şeyin değerini bilmeyen insandır.
    * Ya duvar kağıdı gidiyor, ya da ben.Son sözleri
    * Günümüzde insanlar her şeyin fiyatını biliyor , hiçbir şeyin değerini bilmiyor
    * Vicdan ile korkaklık aslında tümüyle aynı şeylerdir, vicdan firmanın ticari adıdır hepsi bu.
    * Doğal olmak da yapmacılıktan başka bir şey değildir, hem de yapmacıkların en sinir bozucusu…
    * Aşkta sadık olanlar aşkın yalnızca uçarı yönlerini bilirler; aşkın trajedilerini bilenlerse vefasızdırlar.
    * İyi etki diye bir şey yoktur.Etki denen şey tümüyle ahlaka aykırıdır, yani bilimsel yönden ahlakdışıdır.
    * Ne var ki müzik sözle konuşmaz.İçimizde yarattığı şey de yeni bir kaostur.Sözcükler ! Basit, sıradan sözcükler ! Nasıl dakorkunçturlar ! Nasıl duru, canlı ve acımasız ! İnsan onlardan kaçamıyordu.Gene de nasıl elle tutulmaz bir büyüleri vardı !Maddesiz şeylere esnek bir form verme yeteneğine sahiptirler sanki, sanki kendilerine özgü bir müzikleri vardı, viyola gibi, flüt gibi tatlı.Gündelik sözler ha ! Sözden daha gerçek bir şey var mıydı ?
    * Aşk bile salt fizyolojik bir sorundur.Bizim öz irademizle hiç ilişiği yoktur.Gençler sadık kalmak isterler,kalamazlar; yaşlılar sadakatsizlik etmek isterler, edemezler.Söylenecek söz bundan ibaret.
    * Varolan her kusursuz şeyin ardında acılar gizliydi.En sıradan çiçeğin açması için dünyanın çile çekmesi gerekiyordu sanki.
    * Duyguların avantajı şudur ki bizi yolumuzdan saptırırlar; bilimin avantajıysa duygusal olmamasıdır…
    * Erkek yorgun düştüğü için evlenir, kadın merak duyduğu için.İkisi de hayal kırıklığına uğrarlar.
    * Şimdi görüyorum ki iki tür kadın var, renkli ve renksiz.Renksiz kadınlar çok işe yarıyor.Namuslu, efendi diye adın çıksın istiyorsan onlardan birini yemeğe çıkart, yeter.Öteki kadınlarsa çok çekiciler.Ne var ki bir tek hataları var.Genç görünmek çabasıyla boyanırlar.Ninelerimiz parlak konuşmalar yapabilmek çabasıyla boyanırlar.Ninelerimiz parlak konuşmalar yapabilmek çabasıyla boyanırlardı.Allıkla mizah bir arada yürürdü o sıralar.Ama şimdi o dönem kapandı artık.Bir kadın kendi kızından on yaş küçük gösterebildiği sürece hayatından hoşnuttur.Konuşmaya gelince; Londra’da konuşmaya değer topu topu beş kadın var…ki bunlardan ikisini aile çevresine sokamazsın.
    * Ömürlerinde tek bir kez sevenlerdir asıl sığ olanlar.Onların vefa, sadakat diye adlandırdıkları şeyi ben, ya alışkanlığın verdiği rahatlığa ya da hayal gücünün yokluğuna bağlarım.Zihinsel yaşam tutarlılık neyse duygusal yaşam için de vefa odur: basit bir yenilgi itirafı.Vefa ! Bunu incelemem gerekiyor günlerden bir gün.Sahiplik tutkusu da giriyor bu işin içine.Başkaları alır diye korkmasak çoktan atacağımız bir sürü şey var…
    * Çağı etkileyen ilkeler değil, kişilerdir.
    * Aptallıktan başka günah yoktur.
    * Tarihe karşı görevimiz onu yeniden yazmaktır.
    * Her şeyi bilecek kadar genç değilim.
    * Sizi tanımıyorum, çok değiştim.
    * Şanssızlığa katlanabiliriz , çünkü dışarıdan gelir ve tümüyle rastlantısaldır. Oysa yaşamda bizi asıl yaralayan , yaptığımız hatalara hayıflanmaktır.
    * Deham dışında ortaya çıkaracak başka bir şeyim yok.
    * Hiçbir centilmen erkeğin parası olmamıştır.
    * Bu (çağdaş) dönemde neden doğdum ki?
    * Vatanseverlik kötülerin erdemidir.
    * Geri kalmış demokrasiler için..: “Herkes fikrini söyler, kararı ben veririm. Burada demokrasi var.”
    * Her cinayet bayağı değildir ama her bayağılık bir cinayettir.
    * Bizi kıskananların sayısı, becerilerimizi doğrular.
    * Kimse geçmişini geri satın alabilecek kadar zengin değildir.

oscar wilde, aforizmalarını en çok beğendiğim insandır.

deniz 05.03.2007 19:15:56
 Yazarın Türkçe'deki Tüm Kitapları

Balıkçı Ve Ruhu (1900)    Gendaş Kültür - Çocuk Edebiyatı Dizisi

Genç balıkçı fırtınalı bir havada teknesine çok ağır bir ağ çeker. Ağının içinden; saçları ıslak tüylere, her teli sırça bir kadehteki sırma tele benzeyen bir denizkızı çıkar.
Genç Balıkçı denizkızına aşık olur. Ancak denizkızının bir şartı vardır. Genç balıkçı bu şarta uyabilmek için ruhunu terk etmelidir.
Balıkçı, denizkızıyla ruhundan ayrı bir şekilde yaşarken, ruhu birçok maceraya atılır.

Oscar Wilde, aşkın ve maceranın hikayesini anlatıyor.


Bütün Masallar Bütün Öyküler (Complete Short Fiction) (2006)    Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
   
Yapıtlarının çeşitliliği kadar, yaşantısıyla da 19. yüzyılın en iz bırakan yazarlarındandı. Şiirleri (Reading Zindanı Baladı), oyunları (İdeal Koca), deneme ve mektuplarının (De Profundis) yanısıra, bu ciltte bir araya getirilmiş bütün öykü ve masallarıyla da Wilde, sanatta “güzel”in yılmaz bir savunucusu olmuştu.
Bütün Masallar, Bütün Öyküler’de ise, peri masalından polisiye öyküye, denebilirse, insanlığın bütün duygu halleri var.
Bu ürünü alışveriş sepetinize eklemek için tıklayın...

Candan Dost (1999)    Gendaş Kültür - Çocuk Edebiyatı Dizisi

Herkes kendisine içten bağlı ''candan bir dost'' arar. Peki her dostça yaklaşan gerçekten iyi niyetli ve fedakar mıdır?
Bu kitapta Değirmenci ve Hans'ın dostluk serüvenini okuyacaksınız. Candan bir dost arayan bizim sevimli Hans' ın başına neler gelecek?
İngiliz edebiyatının bu klasik yazarından eğlendirici ve öğretici bir öykü...

Ciddi Olmanın Önemi (The Importance of Being Earnest) (2007)    İmge Kitabevi Yayıncılık
   
Oscar Wilde’ın mizah duygusunu, yaratıcı gücünü ve toplumsal gerçekliğin güçlü eleşti-risini mükemmel biçimde kaynaştırdığı Ciddi Olmanın Önemi, bir başyapıt olarak değerlendirilmektedir. Wilde, bu eserini "saçmanın kusursuz mantığı"yla kaleme almıştır. Hikayedeki entrikanın kendisi bile saçmadır ve birinci perdenin sonunda, saçmalık açık ifadesini bulur. Viktorya İngilteresinin toplumsal iki-yüzlülüğü, geleneksel toplumda bürünülen maskeler; aristokrat sınıfın ahlak anlayışı ve görenekleri, sahte kimlikler, gizli ilişkiler ve yapay bir nezaket anlayışı etrafında gelişen komik olaylar dizisi a ...
Bu ürünü alışveriş sepetinize eklemek için tıklayın...    

De Profundis (De Profundis) (1900)    Can Yayınları - Dünya Klasikleri Dizisi

De Profundis, ünlü İngiliz yazarı Oscar Wilde'ın, Reading Cezaevinden, dostu Lord Alfred Douglas'a yazdığı bir uzun mektuptur. Bu mektup Lord'un eline geçmemiş, ancak kitap olarak yayımladıktan sonra gerçek okuruna ulaştırabilmiştir. On dokuzuncu yüzyılın sonunda, 30 Kasım 1900'de ölen , ölümünden üç ay önce, Lord Alfred'le son görüşmesinde şöyle demiş: "Yeni bir yüzyıl başlarken hala yaşıyor oluşum, gerçekten, İngilizlerin dayanma gücünü aşardı." Gösterişli ve fırtınalı yaşamı boyunca, her davranışıyla, ya bir skandal ya da bir akım yaratan, her sözü bir özdeyiş ...

Dorian Gray'In Portresi (2002)    Engin Yayınevi - Dünya Klasikleri Gençlik Dizisi

Bu roman büyük yazarın görüş ve inanışlarını, yaşam felsefesini, ilgilendiği konuları, soluk kesici, fantastik bir gerilim romanının çerçevesinde verir. Yüzeyde son derece eğlendirici ve sürükleyici olan roman, derinden derine, okuru yaşamın temel sorunlarıyla yüzyüze getirir. İyilikle Kötülük, Güzellikle Çirkinlik, Yaşamla Ölüm arasındaki ayrımlar nedir? Sanat, yaşamdan soyutlanabilir mi? Kendi güzelliğine aşık olan Dorian Gray bir melek midir, yoksa şeytan mı? Zalim midir, kurban mı?
Romandaki Lord Henry Wotton'un, Oscar Wilde'in ta kendisi olduğunu biliyoruz. Onun çarpıcı fikirleriyle, in ...

asaf 05.03.2007 19:22:48
deniz yanlış anlaşılmaktan korkmuyor musun Tongue

deniz 05.03.2007 19:38:53
cinsel tercihim onunki gibi olsaydı ben de çekinmezdim söylemekten Wink

torq 05.03.2007 21:02:31
Deniz eline sağlık çok güzel olmuş, bu kadar güzel ve derin anlamlı sözü söyleyebilecek kadar önemli bir kişinin, sadece cinsel tercihi nedeniyle çektiği acılar, ahlak denen ikiyüzlülüğün saçmalığını ortaya koyan en güzel örneklerden biri olsa gerek.
Yaşamını anlatan bir filmi izlemiştim ve  senin yazını okurken de aynı şeyleri düşündüm, sadece İngiliz Aristokrasisi'ne aykırı olması nedeniyle bu kadar sıkıntı yaşıyor. Eğer eşcinselliğini gizli yaşamış olsaydı o dönemde de çok saygın biri olarak anılmaya devam eder ve büyük olasılıkla el üstünde tutulurdu.

Dorian Gray'in Portresini gençliğimde okumuştum ve beğendiğimi anımsıyorum. Şimdi bir kez daha okumayı isterdim. Zaten üstat da öyle demiş ya; Eğer bir insan bir kitabı okuduktan sonra, onu tekrar okumaktan zevk almıyorsa, o kitabı okumuş olmasının bile hiç bir değeri yoktur.

Yine de bugün eşcinsel olduğunu söylemeye cesaret edenler varsa, biraz da onun açtığı yolda gidildiği içindir diye düşünüyorum.

05.03.2007 21:17:38
Alıntı
    * Vicdan ile korkaklık aslında tümüyle aynı şeylerdir, vicdan firmanın ticari adıdır hepsi bu.
    * Doğal olmak da yapmacılıktan başka bir şey değildir, hem de yapmacıkların en sinir bozucusu…

Tamamen iç anlamlar ve yan anlamlar...

Buradaki vicdan tamamen merham doludur, bu yüzden Wilde'in ticari bir firmaya benzetmesi doğaldır.
Buradaki doğallık görütüsel doğallıktır, doğal görüngüdeki doğallık, yani başlıbaşına yapmacılık....

Faklı izahlarda bulunmak elbetteki mümkün değildir.

Vicdan, kendi kendinin nedeni, causa sui'dir. buradaki vicdanla alakalı değildir.
Doğallık, arılık çeşmesidir, yapay temizliğin geri dönüşümü yoktur.


Amon 06.03.2007 18:59:46
Deniz,
Bunu bilerek yaptin dimi?
Amacin konusturmak sanirim. Yorum yapacam merak etme. Daha yeni gordum bu konuyu.

Torq,
Dusuncelerine ve uzun yazilarina buyuk saygi duysamda, hicbir sekilde ozgurlugun sinirlarini cizemedigini dusunuyorum.

Oscar Wilde,
Amaci ve yapmaya calistiklari nedeniyle, hakkettiginden cok daha az cezalandirilmis. Cok az hatirlanan. Sifir bir insan. Arkasindan biraktigi sadece "Ibnelere Ozgurluk" dusuncesidir. Halada bir dusunce olarak biraktigi yerde duruyor.

Gaylik bir tercih olabilir. Fakat bu tercihi, toplumun deger yargilari ve kulturu itibariyle elden geldigi kadar saklamak gerekir. Hirsizlikta kotu birseydir. Bircok kisi yapar ama yaptiginin yanlis oldugunu bilir. Yanlis oldugunu bildigi icinde bunu saklar. Sakladikcada toplumda bu daha az gorulur ve toplumun kalitesi, dengesi, kulturu artar. Gaylare yada cinsel tercihlerine karsi degilim. Bunu gostermeleri ve bunla gurur duyarak baskalarini ozendirmeye calismalarina karsiyim. Her insan esittir. Cinsel tercihinin ne oldugu hic onemli degildir. Ama soz, toplumun duzeni ve kultur duzeyine gelince iyi ve kotu olanlarin ayrilmasi gerekir.



deniz 06.03.2007 19:09:08
gay lerin gay olmalarından övündüklerini ve bunu yaygınlaştırmaya çalıştıklarını sanmıyorum.
sadece varlık mücadelesi vererek kendileri için istedikleri özgür bir hayatı diliyorlar.

oscar wilde için söylediklerine de acaip şaşırdım doğrusu.

onu ben gay özelliğini bilmeden önce tanımıştım.. fikirlerinden dolayı onu anarşist olarak algılamıştım.. ki bir çok yerde anarşist düşünürler arasında geçer..


asaf 06.03.2007 19:28:28
yahu valla resmen gey savunucusu oldum burda.

hamlet amma çok şey biliyorsun ya.. sen(sen derken heteroseksüelleri kastediyorum) ulu orta istediğin yerde kadınlara olan aşkını anlatırken, girişimlerde bulunurken, burda heteroseksüelliği yayma girşiminde olduğunu çıkarmıyoruz, ama bir erkek bir erkekten hoşlandığını dahi söylese, eşcinselliği yaymaya çalışıyor diyoruz.. yorum yapmıyorum sadece verdiğim örnekten bişeyler çıkarabilirsen çıkar.

ayrıca bir kez daha belirtiyim: biliyorum ki deniz de, torg da ve eşcinselliğe "gerçek anlamda" ne karşı oluncak ne de desteklenecek birşeymiş gibi bakmayan diğer arkadaşlar da "cinsel tercih" tanımlamasını gayet iyi niyetle kullanıyor.. fakaaat: istisnalar olmakla beraber(olması da bence sorun olmamakla beraber) bu durum bir cinsel tercih değil cinsel yönelimdir. yani hamlet' in(hamlet derken heteroseksüelleri kastediyorum) nasıl bir erkekle beraber olması gibi bir seçeneği yoksa, bir çok eşcinselin de karşı cinsten briyle olma gibi bir seçeneği yoktur. biliyorsunuz ki tercih edebilmek için en az iki seçeneğiniz olmalıdır.

not: örneklerimi hep erkek eşcinselliği üzerine verdim, ters çevirip kadınlara da uygulayabilirsiniz.

deniz 06.03.2007 19:41:27
asaf eşcinseller için "cinsel eğilim"  olabildiği gibi "cinsel tercih" de olabilir.

buna delil olarak her iki cinsle de ilişkiye girenleri gösterebiliriz.

oscar wilde'in eşcinsel ilişki olduğu gibi normal heteroseksüel ilişikisi de vardı. evlendiğini ve çocukları olduğunu biliyoruz. bu da onun için  eşcinselliğin "tercih" olarak düşünülmesi gerektiğini ortaya koyar.

asaf 06.03.2007 19:44:17
zaten ben de onu belirttim deniz. ayrıca bi de zoraki oluşturulmuş seçenekler vardır.. her evli ve çocuklu eşcinsel de bunu kendi hür iradesiyle yapmıyor öyle değil mi? Wink

06.03.2007 19:54:22
Yillar once, okumustum Oscar Wilde. Mukemmel bir edebiyat ve siir bilgim olmasa da cok begenmistim. Ismi "Reading Hapisanesi Baladi" idi. Bir insan daha nasil basarili olsun ki.. ve bu kadar hisli.

medusa 06.03.2007 20:09:26
Yıllardan beri süregelen, eşcinselliği; tedavi edilmesi gereken bir hastalık, saklanması gereken bir ayıp, suç olarak gören önyargılı ve tutucu tavrın aksine, günümüzde eşcinsellik, artık sadece cinsel tercih olma görünümünden çıkıp bir yaşam tarzı haline gelmiş ve heteroseksist düzenin karşısında zamanla daha sağlam ve korumacı bir duruş haline gelmiştir. Gayler, lezbiyenler, biseksüeller; eşcinseller olarak hayatımızın karşısında duran yalnızlık, çaresizlik, teklik, cinsel kimlik bunalımı gibi varlık sorunumuzu tehdit eden anlarda ARTIK YALNIZ DEĞİLİZ!

legato(Üniversiteler Arası Lezbiyen & Gay Topluluğu, üniversite öğrencisi yada üniversite mezunu olan tüm eşcinsellere yönelik bir platformdur...)

ee adamlar kendılerı tercıh dıyor ya:)



torq 07.03.2007 00:36:16
Oscar Wilde,
Amaci ve yapmaya calistiklari nedeniyle, hakkettiginden cok daha az cezalandirilmis. Cok az hatirlanan. Sifir bir insan. Arkasindan biraktigi sadece "Ibnelere Ozgurluk" dusuncesidir. Halada bir dusunce olarak biraktigi yerde duruyor.
Gaylik bir tercih olabilir. Fakat bu tercihi, toplumun deger yargilari ve kulturu itibariyle elden geldigi kadar saklamak gerekir. Hirsizlikta kotu birseydir. Bircok kisi yapar ama yaptiginin yanlis oldugunu bilir. Yanlis oldugunu bildigi icinde bunu saklar. Sakladikcada toplumda bu daha az gorulur ve toplumun kalitesi, dengesi, kulturu artar. Gaylare yada cinsel tercihlerine karsi degilim. Bunu gostermeleri ve bunla gurur duyarak baskalarini ozendirmeye calismalarina karsiyim. Her insan esittir. Cinsel tercihinin ne oldugu hic onemli degildir. Ama soz, toplumun duzeni ve kultur duzeyine gelince iyi ve kotu olanlarin ayrilmasi gerekir.
Sevgili Hamlet, yazdıklarının mantıklı bir açıklamasını bulmaya çalışıyorum ama çok zorlandığımı söylemeliyim.
1) Yazımda özellikle altını çizdiğim ahlak kavramının ikiyüzlülüğü ile ilgil hiç yorum yapmayışın senin de bu tavrı benimsediğin gibi bir izlenim oluşturdu bende. Yani yaptığın ya da düşündüğün her hangi bir şey, o toplum tarafından hoş karşılanmıyorsa, toplumu rahatsız etmemek için kendini feda edeceksin ve ikiyüzlü bir yaşam sürmeye, yalan söylemeye devam edeceksin.
2) Oscar Wilde, ünlü ve değerli bir yazardır ve yazdıklarıyla kendisini kanıtlamış, sözleri tarihe mal olmuş bir kişiliktir. Özel yaşamını dikkate alarak onu "sıfır" derecesinde nitelemek önyargı ve bağnazlığın ilkel bir yansıması olur.
3) Kimsenin özel yaşamına bakarak onu yargılama ya da yerme hakkına sahip değiliz. Başkalarının "ne" olduğuyla ilgilenmek yerine "kendimizin ne" olduğuyla ilgili analizler yapmamız, bizi bilgeliğe daha fazla yaklaştırır. "Toplumun düzeni ve kültür düzeyi" gibi değişebilir kavramları dikkate alarak hiç bir ilerleme ve gelişme sağlanamaz. Bu anlayışla hareket edilseydi, insanları cadılıkla suçlayıp yakmaya devam ediyor olurduk.
4) Eğer bir şeyin ahlak açısından yanlış olduğunu düşünüyorsak onunla mücadele etmek zorundayız. Hırsızlığı yapanı da hırsızlığı oluşturan nedenleri de ortadan kaldırmaya çalışmalıyız. Aksi durumda hırsızla ortak oluruz ve ortadan kaldırma şansımız kalmaz. Hırsızlık saklandıkça daha az görüldüğü ve bu şeklide toplumun kalitesinin dengesinin arttığı sonucuna nasıl vardığını merak ettim doğrusu. Erdemsizlik bir toplumu ortadan kaldıran en büyük sorundur ve yüzyıllardır tüm insanlık bu sorunu aşmaya çalışıyor. Eğer senin dediğin mantıkla hareket edecek olursak katıilleri, tecavüzcüleri, gaspçıları da korumak, saklamak gerekiyor, böylece toplumun kalitesi ve dengesini arttırmış olacağız!
5) Kişisel görüşüm kimsenin gay olmayı seçmediği ve bunun bir zorunluluktan kaynaklandığı şeklinde. Çünkü bu durumu açıklamak olanaksız olunca, kişinin psikolojik sıkıntıları başlıyor ve toplum içinde sürekli bir ikiyüzlü yaşam şekli sıkıntı yaratıyor. Bizler bu durumu bilmediğimiz için çok zor değilmiş gibi görünüyor ama empatiyle yaklaşıldığında sorunun o kadar küçük olmadığını anlıyoruz, bazen de anlayamıyoruz!

asaf 07.03.2007 00:46:11
torg tüm yazdıklarına katılmakla beraber 4. maddeye bişey eklemek istiyorum:

ayrıca eşcinselliğin bahsedilen ahlaksızlıklarla ve suçlarla yanyana durması ve anılması yanlıştır. eşcinsellik bir suç veya ahlaksızlık değildir.


Sayfa: [ 1 ] 2