SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Atatürkçülük

Konu: Atatürk nasıl bir aydındı?

Sayfa: [ 1 ]

torq 05.03.2007 09:58:10

METE TUNÇAY

Aydın deyince daha çok düşünce planında bir şey akla geliyor. Atatürk kendinden önce bu toplumda geliştirilen fikirleri biliyordu ve bir anlamda o fikirlerin bir ürünüydü. Meşrutiyet yıllarında tartışılan şeyleri cumhuriyet yıllarında cesaret ve cüretle yürürlüğe koydu, ama bu onu aydın yapmaz.

Otuz yıl önce yazdığınız bir makalede Kemalizm'i bir tür 'Yeni İslam' olarak tanımlıyorsunuz. Hâlâ aynı şekilde mi okuyorsunuz?

Bu düşüncem kuvvetlenerek devam ediyor. Günümüzün Kemalistleri geçmiştekilerden çok daha dogmatik, çok daha köşeli. Dinde inançlar tartışılmaz. Kemalizm de sanki dini dogmalarmış gibi bilimi tartışılmaz hale getirdi. Burada bir çelişki var. Adnan Adıvar, 1950'de benzer şeyler söylemiş: “Şimdi yeni düşünce, eskiden İslam dogmasının tuttuğu yeri tutuyor. Bundan ötürü, Türkiye'nin düşünce tarihinde, özgür ve eleştirici bir ruhun, İslamcı ve Batıcı düşünüşler arasında sahici bir etkileşim olmasını sağladığı herhangi bir düzenin varlığına işaret etmek hâlâ olanaksızdır.”

ARKAMDA BIRAKACAĞIM BİR DİKTATÖR MANZARASI

Bugünkü sol aydınların, sol siyasetin açmazı bu dogmatik düşüncede mi aranmalı?

Türkiye'de kendilerini sol olarak tanımlayanlar Kemalizm'le hiçbir şekilde dürüstçe hesaplaşmadılar. Atatürk'ün her yaptığı doğruydu yaklaşımı yanlış. Resmi tarih çok tek yönlü. Mesela 1925'te Şeyh Sait İsyanı bahane edilerek çıkarılan Takrir -i Sükûn Kanunu bir dönüm noktası. Fethi Okyar, Serbest Fırka dönemini anlatırken yazıyor: “Mustafa Kemal bana dedi ki: Gençliğim Abdülhamit baskıcılığına karşı bir isyan hareketleriyle dolu geçti, bugün bir yere geldik, gözlerimi kapatsam arkamda bırakacağım bir diktatör manzarasıdır.” Arkamda bırakacağım diktatörlüktür diyor, yani gidişattan Atatürk de rahatsızdı… Değişme süreci içinde, bir çok yerlerde modernlik adına, modernliğin ruhuna aykırı baskılar görüldü. Siyaset biliminde “Savunmacı çağdaşlaşma” diye bir kavram da icat ettiler. Toplumdaki egemen sınıfın kendi konumlarını sürdürebilmek için toplumu değiştirmeleridir yapılan. Cumhuriyetle birlikte ortaya çıkan Türk tecrübesi de böyle görülebilir.

O yapı bugün de devam ediyor mu?

Kendi hakimiyetlerinin devam etmesi çatışması sürüyor. Aydın geleneğimizde sorunlar var, güçlü bir “lejyoner” damar yaşıyor. Yani “kiralık asker, paralı asker.”

BİZDE AYDIN DEVLETTEN YANA

Aydınlar devlet memuru gibi mi?

19. Yüzyıl'da bizim aydınlar ülke içinde çalışamadıkları için Fransa, İngiltere, İsviçre'ye gidiyorlar. Aynı dönemde oralarda Rus devrimciler de var. Rus devrimcilerin amacı çarlığı yıkmak, bizimkilerin amacı devleti kurtarmak. Türkiye'de anarşist fikir gelişmedi, herkes “bu devlet nasıl ıslah edilir” diye baktı, karşılığında da devletten sürekli bir şeyler beklendi. Devleti sorgulama geleneği yok aydınımızda. Hikmet-i hükümet denince, hemen itaatkar yurttaşlar oluyoruz.

Yakın tarih bizde 'kurtarıcılığı' kuva-i milliye hareketlerini besliyor mu?


Kuva-i milliye muhataralı bir terim. Gerilla hareketini çağrıştırıyor. Bugünlerde işsiz kalan emekli askerler ordu saflarında alıştıkları sloganları sivil toplum içinde örgütlemeye kalkıyorlar ki, bunun kesinlikle devlet tarafından önlenmesi gerekir. Kızılelma Koalisyonu, Kuva-i Milliyeciler falan işin karikatürü gibi… “Ulusal çıkarlar” diye sunulan şeyler aslında ulusal çıkar değil, belirli bir düşünceye ve ideolojiye bağlı insanların çıkarıdır.

Bir yazarın fikirlerinden dolayı ülkesini terk etmek zorunda kalması nasıl bir mesaj veriyor ötekilere?

O ülkenin çok aleyhinedir. Aydınların ana dili konuştukları ülkede yaşamaları çok büyük bir mutluluktur. 1980'ten sonra üniversite tasfiyesi olacağını öğrenince -daha önce yurt dışında yaşamak zorunda kalan- Niyazi Berkes'e mektup yazdım, oralarda bir iş bulabilir miyim diye. Aramız pek iyi değildi ama insani bir mektup geldi; “başınıza böyle bir şey gelirse çok üzülürüm, ama bir yolunu bulun ülkenizde kalın. Ben ülkemden çıktığım için çok pişmanım.”

1915 OLAYLARINDA ALMAN PARMAĞI ARANMALI

Bazı ülkelerde Ermenilere soykırım yapıldığı yönünde kararların alınması çabalarını bir tarihçi olarak anlamlı buluyor musunuz?


Bir ülke parlamentosunun tarihte şu olmuştur diye karar alması sadece demagojidir. Ermenistan'ın soykırım teriminde ısrar etmesi yanlış. Konunun objektif araştırılması için siyasi durumun düzeltilmesi lazım. Öncelikle Azerbaycan'la Ermenistan barışmalı. Onları sadece Amerika ve Rusya Federasyonu uzlaşmaya zorlayabilir. Uzlaşma sonrasında Türkiye Ermenistan'ı tanımalı, ekonomik, kültürel siyasi ilişkiler kurmalı. Ardından tarihçiler oturup 1915'i konuşabilirler. Yoksa bugün dünyadaki literatür tamamıyla Türklere karşı, Ermenilerin istedikleri gibi yazılmış.

Çetin Altan bir yazısında Ermeni tehcirinde Almanların rolü olabileceğine değinmişti…

Bunu doğru dürüst kimse analiz etmedi, ama Ermeni tehciri fikrini Osmanlı'ya kuvvetle muhtemel Almanlar vermiş olabilir. Araştırmaya değer…

http://www.yenisafak.com.tr/roportaj/?t=05.03.2007&q=1&c=16&i=33056&%DEimdiki/Kemalistler/%E7ok/dogmatik


Sayfa: [ 1 ]