|
||
| J.P.Sartre - Les Mouches Argos'tan kaçan Oresteskız kardeşi Elektra'yı bulmak için eve döner ve birlikte katilleri -anneleri Kltaimestra ve kocası Aigisthos- öldürülüşünün intikamını alırlar. Orester yuva, kökler ve dostluk karşılığında anlam ve amaç arar önce: Anlamaya çalış, bir yere ait olan, dostlar arasındaki bir adam olmak istiyorum. Yalnızca düşün. Yükünün altında iki büklüm olup yorgunluktan yere çöküp donuk bir şekilde yere ve önündeki ayağa bakan bir köle bile - neden bu zavallı köle bile tıpkı bir ağacın ormanında ve bir yaprağın ağaçta olduğu gibi kendi kasabasında olduğunu söyleyebilmektedir. Argos onun etrafında, sıcak, yoğun ve rahatlatıcı. Evet, Elektra, memnuniyetle o köle olur ve şehri bir battaniye gibi üstüme çekip içinde kıvrılmanın tadını çıkarabilirdim. daha sonra kendi hayat davranışını sorgular ve şimdiki durum içinde huzur bulmak için hep onların (tanrıların) dilediklerini yaptığını fark eder. Yani bu doğru şey. Huzur içinde yaşamak - her zaman mükemmel bir huzur içinde. Anlıyorum. Her zaman ''özür dilerim' ve 'teşekkür ederim' demek. İstenen şey bu, öyle mi? Doğru şey, Onların Doğru Şeyi. Bu noktada Orestes kendisini önceki anlam sisteminden çekip alır ve anlamsızlık krizi içine girer: Her şey nasıl da değişmeye başladı.. şimdiye kadar sıcak ve yaşayan bir şeyin beni sardığını hissediyordum, dostane bir varlık gibi. O şey artık öldü. Ne boşluk. Ne sonsuz bir boşluk. Başka bir yol daha olduğunu söylüyorum-benim yolum. Göremiyor musun? burada başlıyor ve şehre kadar uzanıyor. Sizinaranızdaki derinliklere dalmalıyım. Çünkü siz hepiniz bir çukurun dibinde yaşıyorsunuz... Bekleyin. Bütün kaygısızlıklara, benim olan bütün kuş yuvası kaygısızlıklarına elveda diyecek zamanı verin bana... Gel Elektra, bizim şehrimize bak.. '''Yüksek duvarları, kırmızı çatıları, kilitli kapılarıyla beni uzaklaştırıyor. Ama almam için bana ait o. Bir baltaya dönüşüp o duvarları paramparça yapacağım...''' Orestes'in yeni amacı çabucak gelişir ve İsavari bir sorumluluk üstlenir: Dinleyin- büyün suçlarını devralacağımı sanıp- karanlık odalarında korkudan titreyenler. 'Suç çalıcı' adını kazanmak için yola çıkıp bütün pişmanlıklarını alacağımı sananlar. Orestes daha sonra Zeus'a meydan okuyarak: Neden Zeus'a aldırıyorumki. Adalet insanlar arasındaki bir konu ve bunu bana öğretmesi için bir Tanrım yok. Sizin gibi pis zalimlerin kökünü kurutmak ve insanların sizin kötü etkinizden kurtarmak doğru bir şeydir. İnsan onuru duygusunu onlara geri vermek doğrudur. devam edecek... |
||
|
||
Ve özgürlüğünü, görevini ve yolunu bulduğu için memnundur. Orestes annesinin katili olma yükünü taşımak zorunda olsa da, bu hiçbir görevi, anlamı olmamasından, hayatta amaçsızca gezinmesinden daha iyiydi. Taşıması ne kadar ağır olursa o kadar memnun olacağım, çünkü bu yük özgürlüğümdür. Daha dün yeryüzününü rastgele dolaştım; üzerinde dolaştığım binlerce yol beni hiçbir yere götürmedi, çünkü onlar başkalarının yollarıydı...Bugün yalnızca tek bir yolum var ve nereye gittiğimi tanrı bilir. Ama o benim yolum. O zaman Orestes bir başka ve Sartre'a göre önemli bir anlam daha bulur - kesin bir anlam olmadığı, tek başına olduğu ve kendi anlamını kendisinin yaratması gerektiği, Zeus' a şöyle der: Birdenbire, aniden özgürlük kafama dank etti ve ayaklarımı yerden kesti. Gençliğim rüzgarla uçup gitti ve tek başıma olduğumu biliyorum... ve cennete hiçbir şey kalmadı, ne doğru ne yanlış, ne de bana emir verecek kimse... Kendiminki dışında giçbir yasa yok... Her insan kendi yolunu bulmalı.. Kasaba halkının gözlerini açmayı önerdiğinde Zeus itiraz eder ve Orestes onların gözlerindeki perdeyi yırtarsa, 'hayatlarını olduğu gibi görecekler, kokuşmuş ve boş' der. Ama Orestes onların özgür olduklarında, umutsuzluklarıyla karşılaşma hakları olduğunda ısrar eder ve ünlü varoluşsal bildiriyi dile getirir : 'İnsan hayatı umutsuzluğun uzak köşesinde başlar' bunlar Sartre'ın Sinekler adlı muhteşem Tiyatro oyunundandır. Gözlerimizdeki perde yırtılmasın diye, ülkemizde de olduğu gibi bir çok ülkede gösterime girmemiştir. |
||
|
||
| Eksik mi yoksa, bu bu tiyatro yazını? Birşeyler eksik? O zamanlar hem felsefeci hemde popüler bir adam vardı, popüler olduğu için felsefesi yüzlere sağılmıyordu, felsefeyi yüzlerden alıp popüler alkışların içine itiyordu. İçimlik felsefe ve bu yüzden dar mandalın elbiseyi buruşturması kadar küçük ancak derin iç sızıları çıkarttı... Sartre! |
||
|
||
| sonrasındaki soru; Alıntı Eksik mi yoksa, bu bu tiyatro yazını? Birşeyler eksik? öncesindeki cevap; Alıntı bunlar Sartre'ın Sinekler adlı muhteşem Tiyatro oyunundandır evet eksik, eski dostum. mutlak uyanışa hazırsan, beni nerede bulacağını biliyorsun.. |
||