|
||
| Aile olmak 'gün ışığı' gibidir Amerika'yı ya da Batı'yı genelde aileye bizim kadar değer vermemekle ya da ailelerini birbirine bağlı olmamakla, yozlaşmışlıkla suçlarız. Bazı noktalarda haklılık payımız yok değildir ama tüm bu genellemeleri yıkacak bir film var karşımızda. Amerika'dan ama bir o kadar da 'her yerden' bir film 'Little Miss Sunshine'. Çünkü galiba 'aile olmak', her yerde aynı anlama geliyor. Küçük bütçeli (3 milyon dolar) filmin sadece Amerika'da milyonlarca kişi tarafından izlenmiş olması, Amerikalıların aileyi ne kadar özlediğini de gösteriyor gibi. 27 Aralık'taki verilere göre film, Amerika'da 59 milyon 433 bin 889 dolar, dünyada 86 milyon 415 bin 209 dolar hasılat yaptı. Hiçbir şey tesadüfi değil; her alandaki vahşi rekabetin hızla arttığı, paranın tüm değerlerin üzerine geçtiği bir dünyada böylesine 'küçük' bir filmin bu kadar güzel tepki alması da şaşırtıcı değil. Çünkü artık herkes naif, kendi halinde öyküler izlemek ve yaşamak istiyor. ![]() 'Little Miss Sunshine', orta halli bir Amerikan ailesinin küçük kızı Olive'in katılmak istediği güzellik yarışmasına cümbür cemaat gidişlerini anlatan keyifli bir yol filmi. Bu keyfin içinde, bizi dönüştürebilme gücü olduğu da kesin. Hayatı ve yakınımızdakileri, bizden farklı olanı, her zamankinden çok sevmemize neden oluyor. İnsanları yargılamadan, oldukları gibi sevebilirsek bir aile olabileceğimizi anlatıyor. Tıpkı filmdeki anne karakteri Sheryl'in yaptığı gibi. Filmin öyküsüne incelikle yerleştirilmiş, karakterlerin damarlarına işlenmiş muhalifliğin de altını çizmek lazım. Buna, bu tür filmlerin iyi örneklerinde olan tekrar tekrar izleme isteği uyandırmasını da eklersek, film tadından yenmiyor. Filmin senaryosu, senaryonun 100. defa yeniden yazılmış haliymiş. Tek bir fazla sahnenin bile olmadığı, su gibi akan öykülemeyi düşününce insanın, Michael Arndt iyi ki bu kadar çok çalışmış diyesi geliyor. Filmin bizi içine alan içtenliğinin arkasında, kuşkusuz hiçbir ticari amaç gütmeden yürekle ve samimiyetle yazılmış senaryosu ve yönetmenlik var. Filmin yönetmenleri; reklam filmi ve Red Hot Chili Peppers, Beastie Boys, R.E.M., Smashing Pumpkins gibi müzik grupları için çektikleri başarılı kliplerle tanınan Jonathan Dayton & Valerie Faris çifti. 'Little Miss Sunshine' hem Kaliforniyalı yönetmenlerin ilk sinema filmi hem de Michael Arndt'ın yazdığı ilk senaryo. En iyi film dahil dört dalda (En İyi Film, En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu, En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu ve En İyi Özgün Senaryo) Oscar adaylığı ve farklı festivallerden 19 ödül, 38 adaylık alan film ayrıca, 2006 Sydney Film Festivali'nde En İyi Film-Uluslararası Sinema Seyirci Ödülü'nün de sahibi oldu. Film, 31 Mart-15 Nisan tarihlerindeki 26. Uluslararası İstanbul Film Festivali'nin 'Akbank Galaları' bölümünde de izlenebilir. |
||
|
||
aslında büyük ödülü bu bağımsız filmin alması gerektiği düşülüyordu,ama malum,bu tarz filmlere o ödül asla gitmez..fakat,bu filme de en iyi özgün senaryo ödülü verilerek ''bak koçum,büyük ödül aslında senin,ama sen bunla idare et'' mesajı verilmiş olundu..oscardan bahsediyorum tabii,yanlışlık olmasın
|
||
|
||
| amerikalilarin ailevi yapisi ile ilgili hic konusturtmayin beni. bir baslarsam, sayfalarca yazarim. Sifirlar... hatta eksi sifir...
|
||
|
||
| burda bir alie filmi yapılsa kimse izlemez neden çünkü bizlerin istediği şey talep ettiği şey başka kim takar Aileyi.... Amerikalılar şu anda Allah indinde kat ve kat bizden daha iyiler ispat istersen bak nasıl yaşıyorlar.. Allahta diyor ki ey bana inananlar inandım diyinler ben yeryüzünü salih kullarıma veririim diyorr senin deden dünyanın en büyük efendisi olsada ben yeryüzünü salih kullarıma veririm amerkalılara yahudiler evet yahudi toprakları alıyor çöl oraları çöl ingiliz general burası adam olursa bende bilmem neyim diyoorr 4 ayda yahudiler orayı cannet bahceleri yapıyorlşar denizlerin dibinde kumlar alıyor bilmem nerden toprak çıkarıyorlar generalide çağrıyorlar utandırıyorlar ve heykelini yaptırıyorlar heee aklıma geldi deve heykeliiiii ama niçin deve oarasını unuttum yeryüzünü salih kullarımı veririm... biz bu ayete daha iman etmemişiz... Allah Hazreti Muhammed mevlana diyoruz ama maalesef islamın ve cihanın ve insanın cahiliyiz Amerikalıları çekiştiriyoruz çekiştir ben bilmem ama ondan başka bir söz dinlemem oku ayeti arza salih kullarım varis olur... söz bitti... iman ediyorum bu ayete onlar varis olmuşlar çocuklarıda torunlarıda belki ... yahu amerika dünyanın neresinden oturuyor ama gelmiş buralara kadar ellerini uzatıyor.. çünkü neden Ahlaki kural.... şevket ve azamete sahipler eğer banane diyip oturdukları yerde otursaydı şevketi olmazdııı... ahlak öyle der bir milletin... bir camianın... bir ailenin nasibi..feyz ve azametinin yükselmesi.. ancak iki şey ile olabilir 1 =: bireylerin kalb ve kalıplarının birlerşmesi yani birliğe olan meyyileri nisbetinde yani Allaha A dersen bakamaz L dersen bakmaz h dersen bakamaz ama Allah dersen bakar sende ailenle birleşerek Allah demedikcede Allah bakamaz ve vermez senin nasibin ancak ailenle ne kadar birleşirsen o kadar 2. şart: bireylerin Mevk-i vekarından düşmez bir hakimiyete sahip olmalarıdır mesela : bir adam gelmiş zekat verecek bakıyım ellerine sen sigara içmişsin yürü sen bizden değilsin yürü senin tibini beğenmedim yürü bu muameleye tabi olan kişide ne yapsın.. vekarı hakimiyeti yok vekarı olsaydı derdi ki o zengine itlik yapma.... Allah diyor ki benim size verdiğimden verin senin değil o... zekat içinde diyor ki hissei ilahidir itlik yapma ver bakalım hesabını demektir verkarı hakimiyet bir misal daha Amerika ben burada oturuyorum deyip dünyanın öbür ucundaki topraklardan banane demiyor taa nerelere elini uzatıyor neden çünkü Ahlaki kural bir milletin bir aileinin şevket ve azameti mevki vekarına düşmez bir hakimiyete bağlıdır banane deyip azıcık onlara toprak verelim deyip kuzu gibi oturmak değil |
||
|
||
şu ufaklığın sahnedeki haline çok gülmüştüm konuşmayan velete de uyuz olmuştum..çok da güzel diildi ama
|
||