SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Kitap

Konu: karamazov kardeşler

Sayfa: [ 1 ]

01.10.2004 19:16:13
herşeye rağmen benim tercihim suç ve ceza'dır ama

karamazov kardeşler rus edebiyatında felsefe düzeyinde roman tragedya türünün başlatıcı eseri.kitap olay örgüsü, mükemmel karakter analizleri ve tasvirleriyle hem bi anda içine alıyor hemde özellikle tanrı ve din olguları ve daha başka birçok konuyu birbirinden farklı insanların ağzından sorguluyor, birbirinden farklı insanların gözünden görüyor.

kitaptan bi bölüm:

şimdi sana böceklerden tanrının şehvet bağışladığı böceklerden bahsetmek istiyorum.
"böceklerin şehveti.."
 bu böcek benim, kardeşim, bu söz özel olarak benim için söylenmiştir sanki. biz karamazovlar hepimiz böyleyiz. bir melek olan senin içinde bile vardır bu böcek. kanında fırtınalar yaratıyor! fırtınadır bunlar, çünkü şehvet fırtınadır, hatta fırtınadan daha güçlüdür. güzellik ürkünç, müthiş birşeydir! ürkünçtür, çünkü tanımlanamaz, tanımlanamaması da tanrı bizlereyalnızca bilinmezlikler verdiği içindir. burada kıyılar birleşir, bütün karşıtlıklar birarada yaşar. pek cahilimdir kardeşim, ama bunun üzerinde çok düşündüm.
korkunç denecek kadar giz var. çok sayıda bilinmezlik ezmektedir insanoğlunu yeryüzünde. canının istediği gibi çöz onları, o zaman rahatsın. hele o güzellik! ruh bakımından da akıl bakımından da üstün bi insanın madonna idealinden başlayıp sodom idealiyle bitirmesine gene de dayanamıyorum. daha ürküncü ruhunda sodom ideali olan bir kimsenin, madonna idealini de reddetmemesi, onun için de yüreğinin yanmasıdır. hem de gençlik yıllarındaki gibi masum, içten bir ateştir yüreklerdeki. evet, derin, gereğinden çok derin bir yaratıktır insan, ben olsam bu kadar derin yaratmazdım onu. ne allahın belası bir iştir bu! aklın yüzkarası dediği şey, yüreğe katıksız bir güzellik olarak görünebiliyor..
güzellik sodom'da mıdır? inan ki çoğu insanlar için sodom'dadır güzellik; bu sırrı biliyor muydun? güzelliğin yalnızca ürkünç değil, aynı zamanda esrarlı birşey de olması yıldırıyor insanı. şeytanın tanrıyla cenkleşmesidir bu; cenk alanı da insanın kalbidir. insan ağrıyan yerlerinden söz eder kuşkusuz.

...

 

02.10.2004 04:45:04
Fyodor Mihailoviç Dostoyevski ,Moskova doğumlu(1821),mutsuz çocuk,mutsuz yetişkin,annesini 16 yaşında veremden kaybetmiş,askeri mühendislik okulundan edebiyata düşkünlüğü itibariyle ayrılmış,alkolik  babası öldürülmüş,epilepsi nöbetlerinin takibinde bir hayat,28 yaşında yönetime karşı gelmekten ölüm mahkumu,cezası sürgüne çevrilmiş,orduda er olarak görev yapmış,veremli bir kadınla 36 yaşında evlenmiş,kardeşi ve karısını kaybettikten sonra kendini tamamen edebiyata vermiş,ikinci evliliğinin ardından tutuklanmamak için Avrupa'ya kaçış,kumar düşkünlüğü ve eliaçıklığı yüzünden maddi sıkıntılar yaşamış,çocuklarından birini kaybetme,akciğer kanamasından 60 yaşında ölmüş,ilk roman "İnsancıklar",diğerleri "Ölüler Evinden Anılar","Budala","Ezilenler","Yeraltından Notlar",Suç ve Ceza","Ebedi Koca","Ecinniler" ,"Karamazov Kardeşler"..
Tuhaf zihinli adam,sebepsizlikten cinayet çıkaran çünkü hayatın çok basit cümlelerde kaydığını gören adam,göze görünemeyen insanları ezik yazgısından açığa çıkaran adam,orta birde eskilikten artık yapraklarının elimde ufalandığı bir baskısından Suç ve Cezası'nı pür dikkat okurken annemin sessizliğimden ürküp evdekilere gürültü yapmayın,çok önemli bir şey okuyor demesine sebep  olan adam ,işte o adam,Fyodor Mihailoviç Dostoyevski ..

02.10.2004 14:46:26
"Suçlar, Cezalar, İyiler, Kötüler"


“Suç ve Ceza” ve “Karmazof Kardeşler” romanlarında, Dostovyevski, bir cinayet etrafında kurar metinlerini. Ne var ki, cinayet bir “oyun” ya da basit bir heyecan unsuru değildir. Daha açık bir biçimde söylersem, yazar öldürme eylemini amaca dönüştürmez. “Suç ve Ceza”nın Raskolnikov’u ya da “Karamazof Kardeşler”in Smerdyakov’u, yazarın ahlaki bir sorgulama yapmak için cinayete ittiği karakterlerdir.

Fakir bir genç olan Raskolnikov, hukuk fakültesini yarıda bırakmıştır. Avrupa kaynaklı siyasi ve felsefi düşüncelerin etkisi altındadır. Güçlü ve güçsüz insanlar karşıtlığında, kendi yerini tespit edebilmek amacıyla, zaten borçlu olduğu tefeci bir kadını kurban olarak seçer. Ancak kararını uygularken pek de rahat değildir Raskolnikov. “Kollarına müthiş bir dermansızlık gelmişti. Kollarının her geçen saniye gittikçe uyuşarak ağırlaştığını kendisi de fark ediyordu. Baltayı bırakıp düşürmekten korkuyordu”. “Ne yaptığının farkında olmadan, hemen hemen kendini zorlamadan, sanki bir makine gibi, baltanın tersini kadının kafasına indirdi. Bu sırada neredeyse dermansız gibiydi. Ama baltayı indirir indirmez gücü yerine geldi” cümleleriyle canlandırılan suç sahnesi, 350 sayfalık romanın 140’ıncı sayfasında cereyan eder.

Artık işin ceza kısmına gelmiştir Dostovyevski. Kimsenin kendisini görmediğini ve geride bir iz kalmadığını bildiği halde, Raskolnikov müthiş bir tedirginlik içine düşer. İnsanlığını, masumiyetini yitirmiştir. Ceza, yalnız kendisine verilmemiştir, ailesi de etkilenir Raskolnikov’un günahından. “Katilin cinayet mahalline dönmesi” kuralına uygun olarak, yakalanmayı ve rahatlamayı; arınmayı isteyen genç adam, öldürdüğü tefeci kadının evine gelir, komiserle tanışır ve soruşturmanın baş şüphelisi olur. Komiser Porfiry Petroviç, zeki bir adamdır ve katil olduğunu anlamıştır Roskolnikov’un ama ona bir fırsat tanımak, itiraf ederek ruhunu yüceltmesini sağlamak ister. Ailesi tarafından fahişeliği zorlanan temiz kalpli Sonia’ya suçunu ve aşkını itiraf eden Roskolnikov, nihayyet huzura kavuşur ve teslim olur. Sibirya’ya sürgün edilen Roskolnikov, yanında Sonia ile birlikte yola çıkarken henüz pişman olmamış, ruhu tam anlamıyla temizlenmemiştir. “Ama burada, yeni bir hikaye, bir adamın derece derece yenileşmesinin, yavaş yavaş yeniden hayat buluşunun, bir dünyadan bir başka dünyaya geçişinin, şu ana kadar hiç bilmediği yeni bir gerçekle tanışmasının hikayesi başlıyor” diye bitirir romanın Dostovyevski."


                                                                   A. Ömer Türkeş




 

08.01.2005 21:23:44
Aman Allahım.Efsanevi insan Alyoşa.Karizma abidesi, abi İvan.Hele bir şeytanla sohbet kısmı vardı ki geri dönüp birkaç defa okumuştum.Suç ve Ceza ise bir dönüm noktasıdır benim için.Raskolnikov gibi bir karakteri Sonya gibi bir meleği tanımak için bu kitabı mutlaka okuyun derim.

09.01.2005 15:44:23
suç ve ceza ile karamazov kardeşlerr.. insanın ruhunu doyuran ancak bir sürü soru işaretlerine boğan iki gizemli yapıt.. esrar gibi..

09.01.2005 23:11:50
baba katili adayları mutlaka okumalı

15.02.2005 00:32:03
"baba katili adayları mutlaka okumalı"/sadece kopek
en yakin zamanda bir tane edinecegim!

bi de yeraltindan notlar var,ayligi alinca sahaflari gezip ucuz yollu bulucam ikinci elden.


 

15.02.2005 22:22:32
Dostoyevski'nin eselerini okurken insan bambaşka yerlerdedir sanki; bir anda kendini cehennemde hemen sonrasında daha ne olduğunu bile kavrayamadan uçurumdan düştüğü hissine kapılır kişioğlu.Tanrıyıda Tanrısızlığıda yaşar kişioğlu, bir an sorar kendine kendine okuyucu ben nerdeyim ,ben kimi ,bugün ne günlerden Dostoyevskinin eserlerini okurken.

16.02.2005 02:52:32
Sonya bir melek değildi.Raskolnikov ise bir şeytan. Onlar hayatın hiçliğinin iyi işlenmiş yüzleri.Bu yüzden insanın yakasını bırakmıyorlar.

16.02.2005 10:45:13
sonya sonya'dır. raskolnikov da raskolnikov.
dostoyevski'nin karakterlerini tanımlamaya çalışmak, günümüzün modası gereği onları birer kelimeye sığdırmaya çalışmak hata olur.

her geçen yıl daha da başka daha da fazla şeyler ifade ediyorlar bana. lise yıllarımın kahramanı raskolnikov giderek belirsizleşiyor. çok tuhaf, o yıllarda asla tahmin edemezdim ama dimitri mesela, her geçen gün daha da netleşiyor benim için. bikaç yıl sonra bamabaşka düşünebilirim belki ama şu an dimitri karamazov'dan daha canlı, daha yaşayan bir roman kahramanı bilmiyorum.

16.02.2005 18:18:32
dostoyevski sanırım varlığında birden fazla biri olabilme potansiyelini taşıyor.Çünkü karakterleri iyi huylu bir hastalık gibi insanın hafızasına yapışıyor.

16.02.2005 18:39:00
öldürmek için tefeci bi kadın aradım dostoyevski yüzünden. ama bulamadım.

LegendofAnatolia 14.02.2008 17:02:30
Bu Kitapda rafta duruyor daha başlamaya cesaret edemedim.


Sayfa: [ 1 ]