SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Hukuk Felsefesi

Konu: Toplumda Hukuk Gereksinimi

Sayfa: [ 1 ] 2 3

01.10.2004 17:24:07
Toplumsal ilişkileri düzenlemede ödül/ceza kavramlarını baz alan bir hukusal sisteme gerçekten ihtiyaç varmıdır?

Ceza suç işlemede gerçekten caydırıcı bir unsurmudur? yoksa varlığı nedeniyle bile teşvik edici olarak görülebilir mi?

Hukuk sisteminin bulunmadığı bir toplumda insan davranışları ne yönde ilerleme gösterir? ya da diğer bir şekliyle:
İnsan doğası itibariyle iyi ve sosyal bir varlıkmıdır- kötü ve şiddet eğilimlimidir? İnsan doğasının ne olduğunu bilmek deneysel olarak kanıtlanabilir bir sorun mudur?

deniz 01.10.2004 20:24:09
yasalar mümkün olabildiğince en az olmalıdır.

yasaların belirlediği cezalarda mutlaka gözden geçirilmeli.

hapis ve ölüm cezaları kesinlikle kaldırılmalı.

topluma katkısı olan insanlar ödüllendirilmeli.

yasa koyucu iktidar değil, halkın kendi ihtiyaçları olmalıdır.
insanlar katıldıkları federasyonlarda yasaların, cezaların ve mükafatların belirlenmesinde söz sahibi olmalıdır.

insanlar beğenmedikleri federasyondan beğendiği bir başkasına geçerek kendine uygun hukuki düzenlerin olduğu gruplara katılmalıdır. böylelikle federasyonlar/gruplar kendi evrimlerini sağlayacaktı.

federasyonlar üyelerinin tercihleri ile şekilleneceği için hiç bir genel otoriteye (anarşist, faşist, komünist, teist,..) gerek olmadan özgür toplumlar yaratılır.

 

02.10.2004 11:23:38
insan doğası ne iyi dir ne de kötü ve şiddete eğilimli. insan doğası sadece yaşamı ve türünü devam ettirmeye eğilimlidir..
ama bunun yolları değişebilir.
kısa vadede bu amacımız için başkalarına kötülük olacak şeyler yapabiliriz.
ama uzun vadede yine ''amacımıza hizmet edeceği için'' iyilik olarak nitelenen şeyler yapabiliriz.
burda basit bir çıkarcılık/hesapçılıktan söz etmiyorum ama temelde bunun böyle olduğunu düşünüyorum.
2 yöne de bir eğilim vardır. ve belli bir dengede durulur.
bence, hukuk sistemi vardır ve sürüyor; çünkü faydalı olmuştur: insan ve toplum için..

02.10.2004 11:29:32
küçücük kızlara tecavüz edip öldüren o. çocukları var bu dünyada ,öldürmekten zevk alan milyonlarca şizofrenik insan !yasalar olmalı ama kitap yazanı hapse atan değil!
yasalar olmalı ama baklava çalan çocukları hapse atan değil...
yasalar olmalı parkta arkadaşlarla muabbet edip bira içmemi engelleyecek polisleri yaratan değil!
yasalar olmalı ama samsun sahilinde birbirine aşık insanları uyaran ,ahlak bekçisi zabıtayı yaratan değil!!!
ve daha böyle onlarca saçmalık !!!
yasalar ,hukuk sistemi yane olmalı ama o . çocuklarına olmalı ,saçma yasalar isyanla mutlaka tanışır...

02.10.2004 20:04:09
Yasalar sadece caydırıcılık  için konmuyor,devletin ideal insanını yaratmak ve bunu sağlama almak için de konuluyor.Ve bir de zarar gören tarafların zararının tazmin edilmesi için.Sadece maddi değil,manevi de ,özellikle öc duygusunun tatminini de yasalar göz önüne alıyor bence.
İnsanları mutlu edecek hukuk,herhangi bir ideolojinin gerekçelerinden mümkün mertebe arınmış,özellikle birbirine zarar vermeme noktalarına yoğunlaşmış,dileyen grupların  izolasyonuna da müsade edebilecek kadar insan üzerine hesaplarını azaltmış bir sistem olmalı diyorum.Ancak birden bir geçiş elbette şart değildir.İnsan gibi insanları bir arada tutan şartlarda zamanla gelişmeye açıktır.
 

02.10.2004 20:07:29
Black Noir site anarsizst dolu yazdigin yazi basina is getirmesin?  Tongue  

02.10.2004 21:53:07
Ne tesadüf ki bende anarşizmin öngördüğü ödül/ceza sistemi gereksizliğini açabilmek için böyle bir başlık açmıştım... Wink  

deniz 02.10.2004 22:03:16
ne demek yetersiz. teessüf ederim. Smiley

anarşist felsefe her şeye çözüm bulacak güçte.

yazdıklarım da kaba hatlarıyla oldukça tatminkar olmalıydı.

bundan sonrası için detayları konuşmak gerekiyor.

ama herşey böle ayaküstü konuşulmaz ki. zamanı ve gerekliliği belirdikçe herşeye bir cevap bulursun anarşizm tarafından  Wink

02.10.2004 22:06:05
yetersiz değil -ödül/ceza sistemi "gereksizliği"-...............

02.10.2004 22:11:09
Her eylem tanımı gereği bir fark yaratır,bu fark eninde sonunda bir ceza ve ya ödül olarak algılanır.Sorun birinin diğerinin eylemine kendi algılayışıyla yön çizip çizemeyeceği ve ya ne kadar çizeceğinde başlar.İnsan eninde sonunda birilerini  ve ya bir takım davranışları tecrit etmeden yaşayabilir mi gerçekten..

deniz 02.10.2004 22:25:27
haa çok pardon.

aslında insan tabiatı uygun bir ortamda suç üretmez.

ama bu ortamı yaratmak mümkün değil. çok ütopik gibi duruyor.

insanları başkalarının özgürlük alanlarına müdahale etmeyecekleri (suç işlemek) bir bilinç seviyesine çıkarmak belki binlerce yıl gerektirecek bir süreç. ama olmaz değil.

fakat kısa vadede (öngörüm: 60 yıl) özgür toplumlar bu süreç için başlangıç noktası olabilir. ama onlar da dediğim gibi asgariye indirgenmiş kendi yasalarıyla özgürlüklerini sağlayabilirler.

özgürlük davranış, fikir, yaşam, emek, mülkiyet ... alanlarına bireyin arzusu dışında müdahale edilememesidir. yani biri evini soyuyorsa, sokakta taciz ediyorsa özgürlüğe müdahaledir.

yasalar özgürlükleri tesis için olacağı için suçu da doğal hedef alacaktır.

02.10.2004 22:39:48
Alıntı
Her eylem tanımı gereği bir fark yaratır,bu fark eninde sonunda bir ceza ve ya ödül olarak algılanır.

Önemli olan şu; ne kadar geniş bakabiliyoruz? Ufkumuzun sınırı nedir? O cümlede yazılanlar doğrudan mevcut hakim sisteme göre edilmiş bir çıkarımdır. Kaldı ki Antropoloji bilimi, algılanış çeşitliliğinin sınırsız olabileceğini göstermiştir; mesela eskimo toplumunda insanlar misafirlerine en değerli varlıklarını sunarlar, yani karılarını. Bu bizim toplumumuza göre büyük bir ahlaksızlık, ama onlarda soylu bir davranış. Diğer taraftan aborijinlerde kadınlar anadan üryan dolaşmalarına karşın, asla toplum içinde dudakları boyasız olarak çıkmazlar; çünkü o şekilde kendilerini çıplak hissederler. Yani onların çıplaklık anlayışı bizdeki gibi gövde çıplaklığı değil, fakat dudakların çıplaklığı. Ve konumuzla ilintili olarak Bushmen kabilesi örnek verilebilir; Bushmen kabilesinde komünal bir hayat süregidiyor, sınıflar yok, ve rekabet duygusu yok; çocuk oyunlarında kazanan ve kaybeden yoktur, ödül yoktur.

Bütün bu örnekler gösterir ki insan ruhu tam bir hamurdur, İslam'ın çizdiği insan fıtratı tamamen boş bir kavramdır. Böyle olduğuna göre de rekabet, mülkiyet, iktidar, vs... gibi duygular ancak edinilmiş duygulardır, bunlar insanın özü değildir.

Ceza ve ödül gibi kavramlar ancak böylesi duyguların varlığında bir geçerlilik kazanabilir, bir varolma zemini bulabilir. Ceza ve ödül kavramları mutlak değildir... bunlar olmadan da pekala rahat yaşayabilir insan, yeter ki kendisini değiştirsin, mülkiyetçi değerlerden arınsın.

02.10.2004 23:26:14
Amadeus, çok doğru yazmışsın. Benim de bu konuda bazı öngörülerim vardı, bunları yazmama vesile oldun.

Günümüz koşullarına bakılınca, Leninist tarz dışında da bir özgür topluma gidiş yolu alternatifi gözüküyor. Özellikle günümüzde gelişen postmodernizm illeti, Marksizmde tasavvur edilen "kapitalizm geliştikçe, yarattığı yoksul kitleyle kendi kuyusunu kazmakta" çıkarımını doğruluyor, hatta bunu körüklüyor. Öngörüme göre postmodernizm, devrime giden en somut ve son koşul olacaktır. Şöyle ki; emperyalist çağda kapitalist sistem zirvesine ulaşmıştır ve postmodernizmle de kendini "aşmaktadır". Postmodernizm (daha önce seninle olan tartışmalarımda da belirttiğim gibi) insanı erozyona uğratan bir kavramdır. Postmodernizm, sınıf ve siyasi bilinci kırmakla beraber, aslında insanın beynini törpüleyen bir akımdır; tüm kavramları silen, çorba yaratan bir kavram. Beyinler gittikçe tembelleşiyor, yeni nesiller gittikçe tüketici oluyor, üretim zayıflıyor. Bu gidişle, bir de diğer yandan ilerleyen makro düzeyde sermayenin temerküzü, bir süre sonra dünyadan devletleri silip, yerini tek bir devlete, mutlak ve çok kudretli bir iktidara bırakacaktır. Diğer taraftan, buna paralel olarak da tabii ki de zengin-fakir uçurumu gittikçe açılacaktır. Günümüzde intihar eden insanların profillerine bakarsak, tüketim manyağı, sosyal sınıfı yüksek fakat entellektüel düzeyi çok zayıf insanların sayısının da az olmadığını görürüz; hatta intiharın bence doğrulanacağı ve bir bakıma saygı duyulacağı, anlaşılır olacağı, bu insanların durumudur. Çünkü o bireyler insanlıklarını kaybetmeyi bırakın, buna sahip olmamışlar bile, tamamen plastikten yapılmış birer Barbie ve Ken'ler. Postmodernizm işte bu tür bireyler/yapay insanlar yaratmakta. Gün gelir artık o uçurum en son raddeye ulaştıktan sonra, iktidar kavramı en uç noktasına ulaştıktan sonra, müthiş bir patlama yaşanır. O insanlığını kaybetmiş muazzam kitle artık delirme noktasına gelip patlar, herşey yerle bir olur, var olan herşey yok edilir. İşte bu noktada insanlık ya kendini yok eder, ya da artık kendini çok ciddi olarak sorgulayıp yeni değerler filizlendirir; ki bu yeni değerler özgür toplumu yaratır.

Bu arada, bu yazı yazılırken bana moral kaynağı olan Winston filter cigarettes ve Skol bira'ya teşekkür ediyorum. JT international ve Tuborg brewery bana entellektüel faaliyetlerimde sponsor olur mu bilemem ama  Tongue

03.10.2004 00:11:43
Aslında ben de benzer şekilde insanın zamanla yarattığı farklılaşmalarla benliğine kötü eklemeler yaptığını bunu dizginlemek için cezaya başvurmak zorunda kaldığını düşünüyorum.Ancak aynı kötücül eklemeler vs belki de fikirlerini açarken belli yerlere tutunması için gereken sabitlerdi ,şimdi daha fazla zihinsel esnekliğe sahip oldukça devletin denetlediği insanlar kitlesi olmaktan çıkabilecek belki.Ancak İslam'ın insan fıtratına dair söyledikleri insanın kendi kadar dolu ve boştur ,yani insanı iyi tarif eder aslında.
Sonuçta şu açık ama,örneğin iyi müzikler dinlerseniz müzik duyarlılığınız gelişir,işte bu sizin ödülünüzdür,sığ müzikler dinledikçeyse ilkel kalan bir sanat zevki kadar dünyayı görürsünüz bu da cezanızdır.Mesele şu ki insan kendiyle ihanet içinde ve gözü hep başkasının yerinde olan bir mahluka dönmüştür.Çalan,köstek olan vs.Kendini her ne alanda olursa olsun yeniden keşfetmek ve kendiyle barışmak zorundadır,suni ,iskeltsi bir hukuk sistemini böylelikle aşamalı olarak aşabilir.Geriye insanlara vereceği hesaplara dayalı olmayan kendi yürüdüğü ve sonunda kendi hayatını hakkettiği türden olan yolu kalır.
 

03.10.2004 21:46:12
Aslında farklı bir bakış açısıyla antropolojik çalışmalardan elde edilecek insan doğasına dair sonuçların hukuk sistemine gerçekten gerekli olup olmadığıdır. Çünkü örneğin bu çalışmalarla insanın aslında doğası itibariyle gerçekten kötü ve sosyal olmayan bir varlık olduğu kesin olarak ( ki imkansız gibi birşey) kanıtlandı. Bu sonuç bir insanın diğer insanın davranışları hakkında yargıya varması hakkını ona verir mi?


Sayfa: [ 1 ] 2 3