|
||
Bir Ruh Aradım Denizde Bir ruh aradım denizde Bir mercan buldum orda; Okyanus yayıldı çıplak Köpüğün altında bana. Kalbimin gecesine Dar bir yöl uzerinde El yordamıyla girdim; ve bak! ışık, Sonsuz bir gün ülkesi. Çeviren: Vehbi Taşar Sonsuz bir gün ülkesi giz sızdıkça çeperinden genişliyor içim bırak ta herkes ışığa hasret kalsın karanlık derinleştikçe kamaşıyor gözlerim |
||
|
||
| Bak Aşka Bak aşka… nasıl karışır aşık olanla bak ruha nasıl birleşir yeryüzüyle ona yeni hayat verir Ne diye bu kadar meşgulsün Şunla bunla ya da iyiyle kötüyle Dikkat et herşey nasıl birbirine uyar ne gerek var herşeyden konuşmaya bilinenden ve bilinmeyenden bak nasıl bilinmeyen içine birleşir bilinenin niye ayrı düşünürsün bu ömrü ötekinden biri öncekinden doğmuşken kalbine ve diline bak biri sezer fakat sağır ve dilsizdir öteki sözlerle ve işaretlerle konuşur bak suya ve ateşe yere ve rüzgâra düşmanlara ve dostlara hepsine aynı anda kurt ve kuzu aslan ve geyik uzak ama beraberdir bak birliğine bunun ilkbaharın ve kışın ekinoksda açıkça gözükür sen de dostlarınla karışmalısın yer ve gök karıştığı için yalnız senin ve benim için şekerkamışı gibi ol tatlı fakat gürültüsüz karışma acı sözlerle beraber sevgilim büyür tam benim kalbimden daha ne kadar birleşme olabilir Mevlâna Celâlettin-i-Rumî Çeviren: Vehbi Taşar |
||
|
||
| Daha'sı olmayan bir alemde, kim -daha- ister ki,,!,, canım mylia'm
|
||
|
||
| Mutlu Sen mutlusun, mutlu, fakat ben bin kere daha fazla mutluyum! Rüyada kiminle karşılaştım geceleyin? bilmiyorum. O kadar mutluyum, bu dünyanın içine sığamıyorum; Fakat bir ruh gibi saklıyım, gözlerinden dünyanın. Yeryüzüne bağlı olmasaydı ayağı ağaçların, peşime düşeceklerdi benim; Çünkü o kadar çok çiçek açtım ki, haseti oldum bahçelerin. (Divan 1740:1-3) Okudukça derinleşiyor. Nasıl yalın ve bir o kadar gizemi içinde barındırıyor ahh lar çeke çeke okuyorum
|
||
|
||
| Her gün bir yerden göçmek Ne iyi Her gün bir yere Konmak ne güzel Bulanmadan, donmadan Akmak ne hoş Dünle beraber Gitti cancağızım Ne kadar söz varsa Düne ait Şimdi yeni şeyler Söylemek lazım Mevlana Celaleddin RUMİ |
||
|
||
| (…) Ölümümüzden sonra mezarımızı yerde aramayınız Bizim mezarımız ariflerin gönüllerindedir... Güneş olmak ve altın ışıklar halinde Ummanlara ve çöllere saçılmak isterdim Gece esen ve suçsuzların ahına karışan Yüz rüzgarı olmak isterdim.... Aklın varsa bir başka akılla dost ol da, işlerini danışarak yap... Şu toprağa sevgiden başka bir tohum ekmeyiz Şu tertemiz tarlaya başka bir tohum ekmeyiz biz... Hayatı sen aldıktan sonra ölmek, şeker gibi tatlı şeydir Seninle olduktan sonra ölüm, tatlı candan daha tatlıdır... Biz güzeliz, sen de güzelleş, beze kendini Bizim huyumuzla huylan, bize alış başkalarına değil... Bir damla olma, kendini deniz haline getir Madem ki denizi özlüyorsun, damlayı yok et gitsin.. MEVLANA |
||
|
||
demedim mi nin sölerini şems' e mi yazmış acaba ? ![]() ne büyük muhabbet yaa Evet ona yazmış ve kesinlikle çok büyük bir muhabbet Mevlana : Aşkın Kapısı Belge filminde bu şiir öyle güzel seslendirilmiş öyle güzel işlenmiş ki mutlak izlenmesi gerek diyorum ee tabi müzikleriyle işi daha da büyülü hale getiren Ömer Faruk Tekbilek , Sezen Aksu'yu da ayakta alkışlamak gerek. Vakit bulunduğu noktasıyla mutlak izlenmeli diyorum
|
||
|
||
Vakit bulunacaktır mylia'm,,,hatta elimden kaydı geçti, anlaşıldı sanırım,,,
|
||
|
||
| Değilim Ben, Ben İken Söyleyeceğim dedim söyleyebildiğim kadar iyi, kalbimin hikayesini; Gözyaşlarımın fırtınasında yakalanan, kanayan bir kalple, Başaramadım yapmayı bunu! Bağlantı kurmaya çalıştım olayla kırık, sessiz sözcüklerde; Düşüncelerimin bardağı o kadar narindi ki düştüm kırılmış cam gibi parça parça Bir çok gemiler yok oldu bu fırtınada; Benim yardıma muhtaç gemim nedir onlarla karşılaştırılınca? Dalgalar yok etti benim gemimi, ne iyi kaldı ne de kötü; Kendimden özgür, bedenimi bağladım bir sala Şimdi, ne yukarıdayım ne de aşağıda- hayır bu değildir doğru bir tanımlama; Bir an bir dalganın üstündeyim, ve sonraki an. bir başkasının altında Varlığın farkında değilim, yalnız budur bildiğim: Değilim ben, ben iken, ve ben değilken, benim! (Divan 1419:1-6) |
||
|
||
| RUH CEMİYETİ Bir ruh cemiyeti vardır. Katıl ona. Duy zevkini Gürültüyle dolu bir sokakta yürüyüp Gürültü olmanın. Bütün ihtirasını iç Yüz karası ol. Kapa gözlerini Öbür gözünle görmek için. Aç ellerini, Kucaklanmaksa istediğin. Otur bu halkada. Bırak kurt gibi davranmayı ve hisset Çobanın sevgisiyle dolduğunu. Gece sevgilin başkasına kaçar. Teselli kabul etme. Kapa ağzını yemeğe. Sevgilinin ağzının lezzetini hisset ağzında. İnleyip şikayet edersin, “O beni terketti.” Yirmisi daha gelir. Boşalt her türlü endişeden kendini Düsünceyi kim yarattı sanıyorsun! Neden hapishanede kalırsın Kapı ardına kadar açık dururken? Arab saçına dönen korkulu düşünceleri bırak Sessizlikte yaşa. Aşağıya ve daha aşağıya doğru uç Gittikçe genişleyen varlık halkalarında |
||
|
||
| mevlana şiirleri mevlanaya ayzıalmış olanalr mı mevlanın şiirleri mi yukarıdaki mevlanaın şiiryse çevirmeni kim ? |
||
|
||
| Çevirmeni Vehbi Taşar benim alıntılamaların genelide onu çevirilerinden Sapiens. | ||
|
||
| Hangi dilden çevrimişler aceba? | ||
|
||
| Mesnevide dahil bir çok eseri Oğlu tarafından farsçada yazılmıştır farsçadan günümüz türkçesine uygun çevirilerdir bunlar Sapiens bildiğini teyit ettirmek karşı bilginin mevcudiyetini öğrenmek amaçlı mı ? | ||
|
||
| ben şöyle çevirlerde görüdm de farscadan ingilziceye veya başka bir batı diline çevrilmiş sonra o dilden dilimize çevrilmiş tye olabilridi çevirinin rengi bana garip geldide ondna sordum yoks abaşka bir niyetim olmaıdğını bilmenizi isterim rus klasikleride yakın zamnda dğein genellikle batı dilleirnden birindne çevrilmekteydi hatta ingizliceden franszıya çevrişlmiş ruskaliskleirni 3. dilden dilimzize çevrienler olduğu bile söylenir |
||