|
||
| Bu soruyu başka bir topikte sevgili Ateş Hırsızı sormuştu ve bence ilginç bir soruydu.Herhalde kalabalık metinler arasında farkedilmedi.Ben söz konusu sorulara kendi sorularımı da eklemek istiyorum. Bir inanan bir inanmayanı nasıl görür? Ve ya tersi?İkisi nereye kadar ilişki kurabilir,konuşabilir?Özellikle din konusunda tartışmaları ve ya konuşmaları mümkün mü,anlamlı mı?Bir inanan ve inanmayan mesela dost olabilirler mi yoksa aralarında ne geçerse geçsin hep bir güvensizlik ve tam yakınlaşamama onların dostluğunu engeller mi,engellemeli mi?İnanan ve inanmayanlardan ve ya farklı inanç ve inançsızlıklardan oluşan savaşsız bir dünya mümkün müdür?Yoksa bu kutuplar birbirlerine duymaları gereken bir şüpheyle yaşamak ve bu şüphenin gereğini yerine getirmek zorundalar mı? Kısaca bir ateistle bir inanan yanyana gelebilir mi?Yoksa ikisinin de ortamlarını birbirinden yalıtmalı mı? |
||
|
||
| inanmak basit bir kabullenimdir. inanmak aslında hayatta çok şey değiştirmez. inandıktan sonra inancının gereği olduğun düşündüğün format/ideoloji ile inanmayan arasında sorunlar yaşanır. inandıktan sonra kendine yüklediğin kimlik önemli bu durumda. benim fikrime göre böyle bir kimlik inançsız biri ile birlikte olmaya engel olmamalı. çünkü her insan her fikre açık olmalı. önkoşullar ve dogmalarla hiç bir doğru iş yapılamaz. |
||
|
||
| İnanmakla inanmak aslında çok farklı bir dünyaya ait iki ruh hali ancak kişisel hayatına dair bu,ilişkilerini en azından kimle kuracağını sınırlayacak kadar insanları birbirinden ayırmıyor.Ancak iki grubun birbirine duyduğu şüphe ve tehlikede olduğu hissi bence iletişimi esas engelleyen. | ||
|
||
| İnanan ve inanmayan iki kişinin ilişkilerine çerçeve çizilemez. Kişilerin niteliğiyle daha ilgili bir durum ilişki kavramı. Yine bu niteliğe bağlı olarak da din konusunda tartışmaları sözkonusu olabilir. Böyle bir tartışma her tartışmada olduğu gibi odağın konudan kişiye taşınmamasıyla başarılı ve üretken olabilir. İnancı ya da inançsızlığı kişinin hayata bakışını ne kadar değiştirirse değiştirsin ilişki temeline paylaşımlar oturtulabildiği sürece bir güvensizliğin sözkonusu olacağını sanmıyorum. İki farklı görüşe sahip iki insanın ilişkisine bu derece ket vurmak insanların kategorizasyonuna dolayısıyla bölünmeye neden olur. Zaten asıl amaç farklı olabilen insanların birarada "uyum" içinde yaşayabilmesini sağlamak olmalıdır. |
||
|
||
| Neden bir araya gelmesinle ki? bir arya gelmeleri demek illa birbirilerine bir şeyleri ispatlamak mı anlamına geliyor?örnegin ben inanan biriyim benim en yakın arkadaşım ataist ama cok iyi anlaşıyoruz herkesin dini felsefesi dünya görüşü kendinedir. | ||
|
||
| Kşisel olarak elbette bir araya gelebilir.Benim de inanmayan dostlarım var ama genel olarak insana bakıldığında ilişkiler birinin diğerine baskın çıkmaya çalıştığı gergin ilişkilere dönüşüyor.Belki taraflar kendi yerlerinde sağlam durmadıkları için karşıdan gelecek bir atak beklentisi içinde oluyorlar sürekli. Ve galiba birbirlerinden kolay alınıyorlar.Mesela ben inancıma saygı talep etmem.İnancım bana aittir.İnsana ve ya inanca saygı gösterip göstermemek karşıdakinin vicdanı ve aklıyla ilgili .Bu saygı konusunda abartmak insanın inancını kendi içinde yaşamaktan etrafına dayatmaya dönebilir,bu da inanç ve ya inançsızlığından dolayı bir ayrıcalık beklentisine işaret eder ki örneğin inanan için Yaratıcı'yla arasında geçeni bozabilir.Ancak inançlı ve ya inançsız kimliğini törpülemek zorunda kalacağı uygulamalar bundan farklıdır.Örneğin inanan birinin ibadetine engel olmak inanmayan birini ibadete zorlamak vs.İnancına ve inançsızlığına aykırı tavır ve söz içine çekme çabası yani. Birbirlerine sürekli bir tebliğ tavrı içinde olmaları da ilişkiyi zedeleyebilir.Sürekli bana inanma bak bu yol daha iyi diyen biri benim nasıl canımı sıkacağını,içimi bayıltacağını bildiğimden tersi de bana mantıksız hatta kendim için dahi tatsız gelir.Çünkü ben de sürekli birine inanmasını öğütleyerek hayatımı geçiremem. Bence sadece inananlardan ve ya inanmayanlardan ibaret bir dünya hayal.Savaşan bir dünyada istenmiyorsa ya birarada yaşamak öğrenilecek ya da taraflar birbirlerinden hayatlarını soyutlayacak ki benim de inanmayan ,güvendiğim ve sevdiğim dostlarım ve sevdiğim yazarlar ,şairler şunlar ,bunlar var ki böylesi bir soyutlanmaya taraf olmayacağım açık. |
||
|
||
| inanan ile inanmayan insan dost olamazsa, bira seven ile şarap seven de dost olamaz. Hadi bakalım, bu da benden bir iddia. Yahu benim en yakın arkadaşlarımdan biri turancı, ufakken hıristiyan ve budist arkadaşlarım da vardı, iş yerinde çok sevdiğim bir ermeni arkadaşım var, şeriatçı arkadaşım da oldu. Neden onlarla anlaşamayayım??? İnanç başka, kişilik başka. İnsan karşıt görüşü taraftarı bir insanla anlaşamayabilirse, bu, karakterine bağlı bir durumdur... herşeyi uçlar olarak algılamak yanlıştır, ki burada birçok kişinin yaptığı budur; militan bir faşist ile militan bir devrimci anlaşamaz diyecektim, ama düşününce bir daha, onların bile anlaşabileceğini farkettim
|
||
|
||
| Çok karşıt gibi gözüken uçlar bazen birbirini de en iyi anlayacak insanlar olabilir hatta.En sorun çıkarmayacak örnek olarak futbolu seçersek fanatik bir fenerliyle fanatik bir cim bomlu bir takımı çok sevme duygusunda ortaktırlar ve aslında futbolla fazla ilgilenmeyen kendi takımlarının herhangi bir taraftarından çok daha fazla konuşacak ortak şeyleri vardır.-faşist ,devrimci örneği bana bunu hatırlattı-Yalnız gruplar ve ya topluluklar işin içine girdi mi ,çıkarlar da giriyor ve kendi düzenlerini ayakta tutacak bir düşmanlık zemininde insanları bölmeye çalışıyorlar,üniversite yıllarında çok hissediliyordu eskiden bu,şimdi daha az var sanki. | ||
|
||
hoşgörü ve saygı oldugu surece her tur ilişki yürür. benimde inanmayan arkadaslarım var. o benim inancıma,bende onun inanmayışına saygı duyuyorum. ne o beni inancımdan etmeye calısıyor, nede ben onu ınandırmaya çalışıyorum.. hem neyinden suphe duyayım kı ben onun.. he bişe diyim; dostla siyaset,futbol,din konusulmaz.. karsıt goruslerdeyseniz
|
||
|
||
| Bir ateistle bir inanan yanyana da gelebilir yanyana da yürüyebilir hatta ortak bir platformda yeri gelince birlikte mücadele de edebilir...İnsan olduğumuzu unutmadan, birbirimizi katagorize etmedennn, sevgiyi besleyip saygıyı taze tutarak, gökkuşağının güzelliğini renklerinin çeşitliliğinden aldığını görebilip bu bilinçle yola çıkarak, insanca yaşayabilme adına atılan her adımda herkes yanyana durabilir, gülebilir, sevebilir... | ||
|
||
| her ikisi de insan olduğunun farkında olup dogmalarla yaşamadığı sürece yanyana gelebilir. zıt görüşler çatışmalı fakat hiçbiri karşımdaki de benim gibi düşünmeli dememeli böyle olmasını istiyorsa bile savunduğu düşünceyi en mantıklı şekilde karşısındakine aktarıp onda çelişkiler oluşturmalı vede saygıyı unutmamalı | ||
|
||
| genelde savunulan düşünceye körü körüne bağlı oldukları için insanlar karşında mantıklı şekilde duramıyolar bu yüzden aslında yanyana gelmeleri biraz sor gibi | ||
|
||
| neden yanyana gelemesinler ki ?? "senin inandığın yanlış benim inandığım doğru" çatışkısını hayatının en temel gündemi haline getiren ahmaklar için geçerli olabilir ancak bu durum.. |
||
|
||
| aşk ve saygı eger ikiside iradeli insanlarsa neden olmasın |
||
|
||
| tabiiki de yanyana gelir. benim birsürü ateist arkadaşım vardı üniversite de.. hala görüşüyorum. hepsini de seviyorum. karşımdaki benim inandığıma inansın demek bencilce olur... din sonuçta kul ile Allah arasında, bizi kimin inanıp inanmadığı ilgilendirmez... |
||