|
||
| ateizm.org sitesinden alıntıdır: Aşağıdaki verilecek liste ağırlıklı olarak Prof. Celal Yeniçeri'nin "Hz.Muhammed ve Yaşadığı Hayat" isimli kitabından derlenmiştir. Doğrusunu söylemek gerekirse böyle bir listeyi bu kadar derli toplu bir şekilde başka bir kaynakta (Tabi 2. el kaynak olarak) bulmak mümkün değil. Bu yüzden bu çalışma bence takdire şayandır kendisini tebrik ederim. Yorum kısımları bana aittir ve bazı ufak eklemelerim de olmuştur zaten okuduğunuz da bunu farkedeceksiniz. KADIN KÖLELERİ (Cariyeleri) 1-- Emetullah: Sadece hizmetçi olarak gösteriliyor 2-- Ümeyme : Muhammed'in abdest alma işlerine bakıyor 3-- Bereket (Ümm-ü Eymen) : Muhammed'e babasından miras olarak kalmış ve ona dadılık yapmış. Muhammed onu Zeyd b. Harise ile evlendirmiş ve ondan Üsame'yi doğurmuştur. İlginç olan Ümmü Eymen'in Zeyd ile evlendiğinde oldukça yaşlı olmasına rağmen ondan bir çocuk dünyaya getirmesi. Zeyd yaşlı hanımı Ümmü Eymen'den nasıl bir çocuk yaptı anlamak mümkün değil. Çünkü Ümmü Eymen Muhammed'e dadılık yapmış . Muhammed onun için "annemden sonraki annem" demiş. Zeyd Muhammed'in üvey oğlu, Ümmü Eymen'de annesi gibi kabul ettiği baba mirası köle-dadısı. Aradaki yaş farkı had safhada... 4-- Hadra : Hakkıda fazla bilgi yok. Azad edildiği söyleniyor 5-- Huleysa: Muhammed'in hanımı Hafza'nın mevlâsı (bu kelime bazı yerde köle bazı yerde azadlı köle veya hizmetçi, sırdaş, dost vb. anlamlar veriyor) 6-- Havle: Muhammed'in hizmetçisi (evinini süpürüyormuş) 7-- Rezine (veya Ruzeyne): Muhammed'in Hayber'de ganimet olarak esir alıp evlendiği yahudi asıllı eşi Safiyye'ye ait. Birinci sıradaki Emetullah'ın annesi aynı zamanda. 8-- Radva: Hakkında bilgi yok sadece isim olarak geçmiş 9-- Saibe: Bilgi yok.. 10--Sedise: Hafza'ya ait olduğu söyleniyor 11--Sellâme : Muhammed'in cariyelerinden Marya'dan olan oğlu İbrahim'e dadılık yapmış 12--Selmâ: Muhammed'in bir defada azad ettiği dört kölesinden birisi. İbn-i Kesir'e göre aile içinde önemli bir yeri varmış. İyi bir ahçıymış ve Muhammed ile çarşıya da çıkarmış. Hakkında geniş bilgi var ama burada yazmaya gerek yok. 13--Şirin el-Kopti: Muhammed'in çocuk yaptığı cariye Marya'nın kızkardeşi. Mısır kralı Muvakkıs tarafından hediye olarak gönderildi. Muhammed de onu ünlü şairi Hasan b. Sabit'e hediye olarak vermiş. 14--Unkûde: Aişe'ye ait bir cariye 15--Meymune bint Sad: Muhammed'in azadlı cariyelerinden. Pek çok hadis rivayet etmiş 16--Meymune bint Uneyse : Muhammed'in azadlı cariyelerinden 17--Dumayra : Muhammed'in bir defada azad ettiği dört kölesinden birisi. 18--Ümm-ü Ayyaş: Muhammed onu Osman ile evlendirdiği kızına vermiş. 19- Meymune b. Ebi Abis: Bilgi yok 20--Marya el-Kopti (zevce cariye): Mısır kralı Muvakkıs tarafından hediye edildi. Muhammed'in zevce-cariyesi ondan bir çocuğu oldu adı İbrahim. 21- Nefise (zevce-cariye): Muhammed bir ara Zeyneb'ten üç aylığına ilişkiyi kesiyor. Üç ay sonra onunla barışınca Zeyneb kendisine bu cariyeyi hediye ediyor. Bu cariyenin güzelliğinden dolayı Muhammed ona "nefis" anlamına gelen "nefise" (yani 'nefis'in dişil olanı) ismi veriyor .Muhammed onu cinsel amaçlı olarakta kullanıyordu. 22- Cemile (zevce-cariye): Bir harpte ganimet olarak hissesine düşüyor ama hangi harp olduğu belli değil imiş (Bence Kureyza esirleri arasındaydı) Muhammed onu da cinsel ihtiyaçları için kullanıyordu. Tarihçiler bu konuda ittifak etmişlerdir. Not 1: Kureyza baskınında Muhammed Kureyza kabilesinin erkeklerinin boyunlarını vurdurmuş kadınlarınıda esir almıştı. Muhammed'in payına 1/5 humus hissesi olarak 150-200 civarında kadın ve çocuk ganimet olarak düşmüş Muhammed de onları Şam esir pazarında sattırıp onların parasıyla savaş için at ve silah almıştır. (Not: Anneler ve çocukları ayrı ayrı satılmış ve çocuklar hem annesiz bırakılmış hem de köle olarak meçhul bir yaşama itilmiştir; akîbetleri bilinmemektedir. Zannımca ufak yaştaki kız çocukları yeni sahiplerinin cinsel istismarına uğramıştır.) Not 2: Kureyza'da esir alınan Reyhane'yi bu listeye dahil etmedim çünkü onu Muhammed'in hanımları listesine ekleyeceğim. Tabii Reyhane'nin cariye olarak m kaldığı yoksa Muhammed'in hanımı mı olduğu daima tartışmalı bir konu olmuştur. Prof. Celal Yeniçeri onu zevce-cariye olarak değerlendirmiş. ERKEK KÖLELERİ 1-- Usâme: Zeyd'in oğlu. Bu listeye dahil edilmeyebilir. (Prof. Celal Yeniçeri almış) tabii Zeyd yaşlı hanımı Ümmü Eymen'den nasl bu çocuğu yaptı anlamak mümkün değil. Muhammed son günlerinde Usame'yi islam orduları başkomutanlığına getirdiğinde yaşı 18-19 idi. 2-- Eslem: Gazvelerde Muhammed'in eşyalarını taşıyormuş. 3-- Enese b. Ziyad: Bedir ve Uhud harbinde Muhammed'in mevlası olarak yer almış 4-- Eymen : Ümmü Eymen'in oğlu Usame'nin anadan bir kardeşi .Muhammed'in abdest suyunu hazırlarmış. Hüneyn savaşında ölmüş 5-- Bâzam : Bilgi yok. Adı Tahman olarak da geçiyormuş 6-- Sevbân: Seferde olsun pazarda olsun Muhammed'in yanından hiç ayrılmazmış. Daha sonra Humus şehirne yerleşmiş ve Hicri 54 yılında orada vefat etmiş. 7-- Huneyn: O da Muhammed'in abdest alma işlerine yardımcı olur ve su temin edermiş. Ondan kalan suyu da sahabeye takdim edermiş. 8-- Zekvân: Bilgi yok.. 9-- Râfi (Ebu Râfi): Muhammed'in Benü Nadir arazilerindeki kahyası olarak görev yapmış.MuhammedE turfanda meyve ve zebzeyi buradan o getirirmiş 10- Rebâh: Muhammed'i ziyaret edenlerle ilgilenirmiş. 11- Ruveyfa: Kendisi hakkında bilgi yok. 12- Zeyd b. Harise: Çok aşina olduğumuz bir isim. Kuran'da bile ismi geçiyor. Muhammed'in hanımı Zeyneb'i aldıktan sonra sürekli komutan olarak sefere çıkarttığı eski kölesi, sonraki üvey oğlu ve başkumandanı 13-- Zeyd Ebu Yesâr : Bilgi yok 14-- Sefîne: Muhammed'n hanımı Ümmü Seleme'nin kölesi. Asıl adı Mehran. Muhammed'e hizmet etmesi şartı ile Ümmü Seleme onu azad etmiş. Gazve ve seriyyelerde eşyaları onun sırtına yüklerlermiş. 15-- Selmanu'l Farisi: Muhammed onu ehl-i beytine dahil etmiş. Hendek savaşında hendek kazılması önerisi ondan gelir. Oldukça ünlü bir isimdir. Heryerde detaylı bilgi bulabilrisiniz. 16-- Şakrân : Muhammed'e babasından miras olarak kalmıştır. Mureysi (Ben-i Mustalık) gavzesinde elde edilen ganimetlerden yolda dökülenleri toplamakla görevlendirilmiş. 17-- Dumayra: Cahilliye öneminde köle yapılmış. Muhammed onu satın alıp azad etmiş. 18-- Tahmân (Mervan): Muhammed'in Hayber'deki arazilerine bakan kahya-kölesi 19-- Ubeyd: Bilgi yok 20-- Fadâle Yemani: İsmi İbn Hazm tarafından halife II. Ömer için hazırlanan listede geçiyormuş. 21-- Kafîz: Bilgi yok 22-- Kirkere: Savaşlarda Muhammed'in eşyalarını taşıyormuş. Ganimetlerden elbise çaldığı için Muhammed trafından cehennemlik olarak etiketlenmiş.Sahih hadis kaynaklarında geçer bu olay. 23-- Keysan: Muhammed'in azadlı kölesi. Muhammed onu azad ettikten sonra mevlası olarak zekattan bir şe yiyemeyeceğini söylemiş. 24-- Mebur el-Kopti: Mısır kralı Mukavkısın Muhammed'e hediye ettiği 3 kardeşten erkek olanı. 25-- Midam: Hayber ganimetlerinden mal aşırması nedeni ile Muhammed tarafından ölüm cezasına çarptırılmış ve cezası infaz edilmiştir. 26-- Nâfi: Bilgi yok 27-- Nufay: Cemel ve Sıffın harplerine katıldığı söyleniyor ama Muhammed'in yanındaki pozisyonu belli değil. 28-- Vâkıd: Bilgi yok 29-- Hürmüz Ebû Keysân: Bedr savaşına katılmış. Muhammed onu azad etmiş ve zekat malından yiyemeyeceğini söylemiş 30-- Hişâm: Bilgi yok 31- Yesâr: Gatafan ve Süleym harbi sırasında Muhammed'in eline geçmiş. Güzel namaz kıldığı için Muhammed onu azad etti. Muhammed'in zekat sürülerinin çobanlığını yapıyordu. Ureyne kabilesinden bazı kimseler tarafından gözleri oyularak vahşice öldürülmüş daha sonra da Muhammed onlara misilleme olarak aynı işleme taabi tutmuştur. (Not: Maide 33 ayetinin bu olay nedeni ile indiği (!) söylenir) 32-- Ebû el-Hamrâ: Muhammed'in hizmetçisi olarak geçiyor ama ne hizmetinde bulunduğu belirtilmiyor. 33-- Ebû Seleme: Muhammed'in çobanı 34-- Ebû Safiyye : Bilgi yok 35- Ebû Dumayra: Daha önce adı geçen Dumayra'nın babası. Cahilliye döneminde köle yapılmış ve daha sonra Muhammed tarafından satın alınmıştır.Muhammed daha sonra onu ehl-i beytine almıştır. 36- Ebû Ubeyde : Azadlı köle. Ahçılık yapıyormuş 37-- Ebû Asîb: Azadlı köle olarak geçiyor. 38-- Ebû Kebşe Süleym el-Enmârî: Uhud ve sonraki diğer harplere katılmış. Muhammed'den çokca hadis rivayet etmiş. 39-- Ebû Muveyhibe: Ben-i Mustalık gazvesinde Aişe'nin devesini sürenlerden. Zannımca o da Aişe'nin kölesi idi. Muhammed onu daha sonra azad etmiştir. Hürlerden hizmetçileri 1--Enes b. Malik 2--Esla b. Şerîk 3--Esma b. Harise 4--Bukeyra 5--Bilal b. Rebâh el Habeşî 6--Habbe ve Sevâ 7--Zu-Mıhmar 8--Rabî'a b. Ka'b el-Eslemi 9--Sa'd 10--Abdullah Revâha 11--Abdullah b. Mesûd 12--Ukbe b. Âmir 13--Kays b. Sa'd 14--Mugîra b. Şu'be 15--Mikdâd b. Esved 16--Mûhacir 17--Ebu's-Sehm 18- Ebu Bekr : İlginç ama İbn Kesir onu da Muhammed'in hizmetçisi olarak göstermiş Toplam: 22+ 39+18 =79 köle Bu konuda en geniş bilgi İbn Seyyidi'n-Nas (Seyiddünnas)'da. Toplam 53 erkek köle 15 cariye ve 18 sahabelerden hür hizmetçi ismi geçiyormuş. (Bu bilgi Arif Tekin'de geçiyor) İbn-i Kesir'in (el-sira) siretinde de Muhammed'in kölelerinin 40 kadarınının ismi hayat hikayesi dahil verilmekteymiş. İbnu'l Kayyum da ise 45 köle ismi geçiyormuş. İbn Sad (ö. 230) ise sadece 17 köleden bahsediyormuş. Ayrıca; Hammâd (ö 267 h. )---Teriketû'n Nebi Hakim-Müstedrek Moğultay-el-İşare İbnu'l Cevzi-Telkih bu konuda kaynaklar arasında. |
||
|
||
| Konuyla ilgili iki farklı yöndeki yazıyı alıntıladım. İlk yazı İlhan Arsel'in Şeriat ve Kölelik adlı kitabı doğrultusunda yazılmış bir makale. İkincisi ise bir okurunun sorusu üzerine yazarın açıklamalarından alıntılandı. ------ Av. Hayri Balta Önce Akit gazetesinde çıkan şu yazıyı gelin hep birlikte okuyalım: "...Biz biliyoruz ki, kölelik İslamiyetten önce varmış. İslâm dini gelince kölelik kalkmış. İlk kaldıran da Hz. Muhammed (sav.) Efendimiz olmuştur. Kendi kölesini serbest bırakmıştır. Durum buyken, Kur'an'ın hangi ayetinde ve hadisi şerifte, kölelik teşvik ediliyormuş? Bu zavallı adamlar ne yapmak istiyor?..." (Akit. 17 Şubat 2001. Mehmet Nar/Yalova. Sizin Sesiniz köşesi. s. 18). Bildiğim kadarıyla İslam köleliği kaldırmamış, tersine onaylamış ve yasallaştırmıştır... Ancak şu gerçeği de belirtmemek Hak’ka saygısızlık olur. O da İslamiyet kölelere iyi davranılması koşulunu da getirmiştir. İslam’da köleliğin olup olmadığını incelemek için önce şu olay üzerinde duralım. 2. Halife Ömer'in Kudüs'e girişini inceleyelim. Halk arasında çok anlatılan bu öykü şöyle. "Kudüs, İslam ordularınca fethedilmiş. Ömer ordularının başında, atının üzerinde Kudüs'e giriyor. Yerli halk Ömer'i karşılamak için sokaklara dökülüyor. Atın üzerindekini Ömer sanarak alkışlıyorlar. Bunun üzerine komutanlar açıklama yapıyor: "Atın üzerindeki Ömer değildir; Ömer, atın yanında yürüyendir. Atın üzerindeki Ömer'in kölesidir..." deyince Kudüs halkı İslam’ın ve dolayısıyla Ömer'in adaletine ve İslam’daki özgür ile köle arasındaki eşitliğe hayran oluyor... Ömer'in adaletine ve İslam’ın eşitliğine örnek olarak sunulan bu öyküye göre; Ömer; kendisinin at üzerinde, kölenin de yaya olarak yürümesini İslam adaletine aykırı bulduğu için nöbetleşe ata binmişler ve biniş sırası Kudüs'e girerken köleye geldiği için Kudüs'e böyle girilmiş. Halk da atın üstündekini köle sanmış... Görüldüğü gibi İslam'ın ve Ömer'in adaletini açıklayalım derken İslam'da kölelik kurumunun var olduğunu açıkladıklarının ayrımında değiller... Bu öykü; belki uydurmadır, belki gerçektir. Ama ne olursa olsun bu olay 2. Halife Ömer zamanında köleliğin varlığına ve köleliğin kaldırılmadığına güzel bir örnektir. Şimdi İslamcılar bu fıkra halk tarafından uydurulmuştur, aslı yoktur, diyebilir. Çünkü onlar İslam’ın hiçbir şekilde eleştirilmesini kabul etmiyorlar. Onlara göre: Kuran-da yok yok!.. Bilimsel buluşlar, keşifler, yerçekimi yasası, suyun kaldırma kuvvetinden ceninin ana karnında geçirdiği aşamalar, televizyondan radyoya, trenden uçağa, bilgisayardan uzay teknolojine değin ne varsa hepsi Kuran’da var. Oysa Kuran’da böyle yok. Olsaydı, Kuran’ı ezbere bilen hafızlarla İslam alimleri bütün buluşları Batılılardan önce bulup İslam cemaatinin yararına sunarlardı. Öyle ki Müslümanlığı kabul etmeyenlerin de buldukları buluşlardan yararlanmasına izin vermezlerdi. Kuran ne bir 0 ne de bir kimya…Kuran bir ahlak ve edep kitabıdır ve insanın nefsini terbiye etmesinin önemine ve yollarına değinir. Nefsine hakim olanın Allah’a ulaşacağını anlatmaya çalışır. “Kendini bilenin Rabbini bileceğini” söyler. Buradan anlıyoruz ki İslam dininin asıl amacı: İnsanın kendini tanımasıdır. Bu da demektir ki mümin; başkalarının eksiklerini göreceğine önce kendi eksiklerini gidermelidir. Şimdi sözü uzatmadan İslam kaynaklarına bakalım. Ancak yazıyı uzatmamak için her kaynaktan birer örnek sunuyorum: I- "Mâlik olduğunuz kölelerle câriyeleriniz hakkında Allah'tan korkun. Onlara yediğinizden yedirin. Güçlerinin yetmeyeceği işleri onlara teklif etmeyin. Sevdiğiniz köleleri saklayın, hoşunuza gitmeyenleri satın. Allah'ın yarattıklarına eziyet etmeyin. Allahü Teâlâ'nın sizi onlara malik kıldığını unutmayın. Allah dileseydi, onları size mâlik kılardı." Dipnot bölümünde şu açıklama yapılıyor: (789): "Bu hâdis, birkaç hadisten toplanmıştır. Ebû Davud; bir kısmını Buhari ile Müslim Ebû Zer'den, diğer kısmını sahih sened ile rivayet etmişlerdir." (“Hüccetül-İslâm. İhyâu 'Ulûmid'd-Dîn” Bedir Yayınevi. Tercüme eden: Ahmed Serdaroğlu. Diyânet İşleri Başkanlığı Müfettişi. 1985. Cilt. 2. s. 556) Bu Hadisteki şu iki tümceye dikkatinizi çekerim: "Sevdiğinizi saklayın, hoşunuza gitmeyeni satın." demek ki İslam Peygamberi köle alış-verişine (ticaretine) izin veriyor. Müminler köle, cariye alıp satabiliyorlar... "Allah-ü Telâ’nın sizi onlara malik kıldığını unutmayın. Allah dileseydi, onları size mâlik kılardı." dendiğine göre de; kölelik kurumu, Allah'ın bir takdiri olarak kabul ediliyor ve bu nedenle yasallaştırılıyor?.. Bu Hadis'te olumlu olanı kölelere iyi davranılması ve kaldıramayacağı yükü yüklememeli sözcüğüdür. Ama unutmayalım bir köy muhtarı bile eşeğinden verim alabilmek için onu beslemek ve kaldıramayacağı yükü yüklememek zorundadır... II- "Köle satın alın, onlara rızklarında ortak olun. Sakın zenci köle almayın, çünkü onların ömürleri kısa, rızkları ise az olur." (Taberânî, Mu'cemu'l Kebir ve'l-Evsaf'ta zayıf bir senetle.) (Büyük Hadis Külliyatı. Cem'ul-fevâid. RÛDÂNÎ. 2 Kaynak yayını. Cilt: 2. s. 385) Yukarıdaki hadis sahih; bu ise zayıf... Hangisine inanalım... Aslında bu da sahihtir. Ama; kölelerin rızklarına ortak olmayı, zenci kölelerinin ömürlerinin kısa ve rızklarının az olmasını İslam'a yakıştıramadıklarından olsa gerek kabul etmeye yanaşmamaktadırlar... Ne var ki bütün dünyada kölelik kurumu en son İslam ülkelerinde; o da kâfirlerin baskısı sonucu, ancak elli yıl önce kaldırılabilmiştir. Bu gün bile Afrika'nın kimi Müslüman ülkelerinde kölelik uygulaması vardır... (Bakınız: Meydan Larousse Ansiklopedisi). Ne ise konuyu dağıtmadan asıl konumuza dönelim. İslamcıların sık sık başvurdukları bir savunma daha var. İslam'la köleyi azat etme geleneği geliştirmiştir, derler. Oysa köleliği azat etme kurumu çok eskilerden beri vardır. Yunan ve Roma tarihlerine bakılırsa köle azat edenlerin daha çok olduğu görülür. Onlarda köle azat edilince gerçekten özgür (hür) olur. Ne var ki İslam'da kölenin azat edilmekle sahibinin (kendisini azat edenin) velayetinden kurtulamadığını görürüz. Okuyalım: "Kim kendisini âzât edenlerin veliliğinden başkasının velâyetini tanırsa Allah'ın, meleklerin ve bütün insanların lâneti onun üzerine olsun. Allah ondan ne farz, ne de nâfile ibadet kabul etmez" (EL'LÜ'LÜÜ VEL MERCÂN ÎMÂM-Î BUHÂRİ ve MÜSLİM'İN İTTİFAK ETTİKLERİ HADİSLER. Muhammed Fuâd Abdül Bâki.Sebat. 1984. Cilt: 2. s. 194) Yanlış anlamıyorsam köle azat edilmekle kurtulmuyor; azat edilen köle sahibinin köleliğinden kurtuluyor ama, velayeti altında kalıyor. Yani bir çocuk gibi... Kaldı ki İslam'da köle azat etmek "Kıyamet alameti" olarak görülür. (Bakınız: Şeriat ve Kölelik, İlhan Arsel. s. 71).) Şimdi de İslam Peygamberinin ne kadar kölesi olduğuna bakalım: "Resûl-i Ekrem'in altmış kadar kölesi ve yirmi kadar câriyesi olduğu halde irtihâl-i Peygamberî (ölümü) sırasında hiç birinin bulunmaması, bunlardan bir kısmının Resûl-i Ekrem'den önce vefât etmiş, bir kısmını da âzât edilmiş olmasındandır." (4. SAHÎH-İ BUHARÎ MUHTASARI TECRÎD-Î SARÎH TERCEMESİ VE ŞERHİ. Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları. 8. Cilt. 8. baskı. 1987. s. 206) 20 kadın köle (cariye), 60 erkek köle. Tam 80 tane köle... İnanılacak gibi değil. Ama gerçektir. "Tanrı elçisinin eşlerine, kendisinden sonra da yaşayan ve kendisi sağken ölenlere, boşadığı kadınlara ve boşamasının sebebine dair haberler, bölümünde 27-28 kadar kadını olduğu anlatılmaktadır. (Milletler ve Hükümdarlar Tarihi. Taberî. MEB Şark-İslâm Klasikleri. İ992. Cilt. V. S. 834-849) Her birinin hizmetine bir cariye verilse bile, 20 cariye yetmez bile. Bilindiği gibi İslam Peygamberinin Fedek Hurmalığı, Hayber ve Kurayza arazileri, Ureyne köyleri ki bu taşınmazların çok, çok büyük olduğu söylenir. (Şeriat ve Kölelik. İlhan Arsel. Kaynak yayınları. 1. Baskı. 1997. s. 30) Bu arazilerde kimler çalışacak? 60 köle az bile... Hadislerden alıntıyı bitirmeden önce son bir gerçeğe daha değinelim. Her ne kadar İslam'ın köleleri azat ettiği ileri sürülürse de; İslamiyet köle azatlamayı olumsuz bir davranış olarak niteler: "A) Muhammed, Meymune'nin Köle Azatlamasını Olumsuz Bir Davranış Olarak Tanımlar: 'Azâd Edecek Yerde Dayılarına Hediye Etseydin Ecrin (Ahiret Mükâfatın) Daha Büyük Olurdu' der." (Şeriat ve Kölelik. İlhan Arsel. Kaynak yayınları. 1. Baskı. 1997. s. 64) Bütün bu saydıklarıma aklını imana kurban etmiş İslamcılar: "Bunlar hadistir. Uydurma olabilir..." diyebilir. Öyle ise bir örnek de Kuran-dan verelim: "Allah hiçbir şeye gücü yetmeyen ve başkasının malı olan bir köle ile, kendisine verdiğimiz güzel nimetlerden gizlice ve açıkça sarf eden kimseyi misâl gösterir :Hiç bunlar eşit olur mu? Övülmeğe lâyık olan Allah'tır, fakat çoğu bilmezler." (K.16/75. Diyanetin...). Tümcelerin (âyetlerin) söyleniş nedeni (Nüzul Sebepleri) açıklayan kitaplara göre, şöyle: İslam peygamberi, müşriklere sesleniyor: "Putları Allah'a ortak koşarak; onları Allah'la aynı düzeyde (seviyede) görüyorsunuz. Oysa sizler kölenizle kendinizi eşit görüyor musunuz. Nasıl kölelerle sizler eşit değilseniz; putlarla Allah da eşit olamaz. İyisi mi aklınızı başınıza toplayın..." Tümceden açıkça görüleceği gibi köle ile özgür kişi bir tutulmuyor. Burada da kölelik takdir-i ilâhi olarak gösteriliyor ve yasallaştırılıyor (meşrulaştırılıyor)... Hadisleri kabul etmeyebilirsiniz ama Kuran’ı da kabul etmezseniz dinden imandan çıkmış sayılırsınız. İslam’da köleliğin kaldırılmış olup olmadığını öğrenmek istiyorsanız Kuran-da kölelik hakkındaki şu tümcelere (âyetlere) bakınız: 2/177,221; 3/35; 4/24, 25, 39, 69, 92; 5/89; 9/60; l6/70,71, 75, 76; 30/28. Şimdi Kuran- da uydurma diyemezsiniz ya!.. Bir dünya görüşünün temel kuralı gerçeklere saygılı olmak ve gerçekleri dile getirmektir. Müslümanlığın aslı (esası) gerçeğe teslim olmak olduğuna göre İslam'da kölelik yoktur demek Allah’a (gerçeğe) ortak (şirk) koymuş olarak da dinden çıkmış olursunuz. Yapılacak yalan değil gerçeği sahiplenmektir. Yalana sahip çıkmakla İslam’ı yaşatamayız... Çünkü Kran ve Hadis kitapları inanmaya yanaşmayanları yalanlamaktadır. Siz bakmayın “İslam’da kölelik yoktur” diyerek sözde İslam’ı yüceltmeye kalkanlara. Bunlar her şeyden önce gerçeğe (Allah’a) karşı çıkmaktadırlar. http://www.bilgebalta.com/din%20konusu.htm ------ Süleyman KÖSMENE Kölelik ve İslâmiyet Hiç kuşkusuz kölelik kavramı İslâm ve Kur'ân gündemine de girmiştir. Çünkü Kur'ân'ın nazil olduğu günlerde doğuda, batıda ve dünyanın her yerinde zayıf ve güçsüz insanlar mal gibi alınıp satılıyordu ve hiçbir sosyal hakları yoktu. Kur'ân bunları görmezlikten gelemezdi. Bıçakla keser gibi birden bire kaldırıp atamazdı da. Çünkü yığınla insan köle statüsündeydi ve bu yığınla insan efendilerine belki bir ömür hizmet vermiş, alın teri harcamış, ezilmiş, yıpranmış ve efendileri için tabir yerindeyse saçlarını süpürge yapmıştı. Birer insan olarak efendileri üzerinde hakları vardı. Bunların hakları savunulmalıydı ve insanoğluna 'kölelerin de insan olduğu' gerçeği haykırılmalıydı. Kur'ân bunu yaptı. Kur'ân kölelik kurumunu kademe kademe kaldırmayı hedeflemiş ve sırf bunun için, köle azat etmeyi ibadet dilinin içine almıştır. Meselâ Kur'ân, hürriyetine kavuşmak isteyen kölenin, efendisi tarafından alıkonulmamasını önermiş1; mevcut köleler için, hürriyete kavuşmalarını sağlamak amacıyla zekât gelirinden pay ayrılmasını emretmiştir.2 Yine Kur'ân, yeminin, adam öldürmenin ve zıharın kefaretini "köle" cinsinden tayin etmiş; yeminine riâyet etmeyip bozan bir kimsenin, bunun cezası olarak bir köleyi hürriyetine kavuşturmasını yahut on fakiri doyurmasını veya giydirmesini; bunlara gücü yetmezse üç gün oruç tutmasını emretmiş3; yanlışlıkla adam öldüren kişiye bunun cezası olarak bir köleyi hürriyetine kavuşturmasını ve ölen kimsenin ailesine diyet vermesini4; karısına "Sen bana anam gibisin!" diye kaba davranan bir kişi için de, karısının kendisine helâl olması için, bir köleyi hürriyetine kavuşturmasını istemiştir. Buna gücü yetmeyen kişi için de çözüm yolu göstererek, meselâ peş peşe iki ay oruç tutmasını, buna da gücü yetmeyen kişinin altmış fakiri doyurmasını şart koşmuş; aksi halde karısının kendisine helâl olmayacağını bildirmiştir.5 Resûlullah Aleyhissalâtü Vesselâm da, Ramazan ayında karısı ile cinsel ilişkide bulunarak oruç bozan birisine, bunun kefareti olarak, bir köleyi hürriyetine kavuşturmasını emretmiştir.6 Bu hadisi esas alan dört mezhep uleması, Ramazan ayında bilerek oruç bozmanın kefareti olarak öncelikle bir kölenin azat edilmesini, bu mümkün olmazsa hadiste geçen şekliyle iki ay peş peşe oruç tutulmasını vacip görmüşlerdir. Mevcut kölelerin hukukunun korunması konusunda da, Allah Resûlü Aleyhissalâtü Vesselâm Müslümanların duyarlı olmalarını emretmiştir. İşte, Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm'ın altın tavsiyeleri: * "Köleleriniz sizin kardeşlerinizdir. Onlara yediğinizden yedirin, giydiğinizden giydirin. Ağır bir iş yüklemeyin; yüklerseniz onlara siz de yardım edin."7 * "Kim kölesini döverse, kölesini hürriyetine kavuştursun!"8 Resûlullah Aleyhissalâtü Vesselâm Efendimizin (asm), köleler için şiddet yolunu sıkı sıkıya kapattığını ve ısrarla kölelerin insan muâmelesi görmeleri gerektiğini öğütlediğini ve bunu başardığını görmek için kör ve bakarkör olmamak yeterlidir. Bütün bu dinî tedbirler sonucunda kölelik kurumu, İslâm dünyasında, İslâmiyet'in hemen ilk yıllarında kaldırılmıştır. Batıda ise, kölelerin dayanılmaz çileleri ve acı dolu hayatları sürüp gelmiştir. Avrupa'da ve Amerika'da kölelerin gözyaşları henüz kurumamıştır. Uluslararası Kölelik Karşıtlığı Örgütü'nün, geçen yıl Britanya'da köleliğin kaldırılmasının 200'üncü yıldönümünde yaptığı açıklamada, ne acıdır ki, dünyada çoğu çocuk 12 milyon kişinin hâlâ kölelik yaptığı belirtilmiştir.9 Dipnotlar: 1- Nûr Sûresi, 24/33 2- Tevbe Sûresi, 9/60 3- Mâide Sûresi, 5/89 4- Nisâ Sûresi, 4/92 5- Mücâdele Sûresi, 58/3,4 6- Buhârî, Savm, 30 7- Buhârî, Îman, 22; Müslim, Eyman, 40 8- Müsned, C.2, 25,61 9- Radikal, 18 Ekim 2006 06.01.2007 E-Posta: fikihgunlugu@yeniasya.com.tr |
||
|
||
| ateizm.org sitesinin normlarına uygun bir araştırma olmuş.Tebrikler ateizm.org sitesindeki köle sınıfının ulaştıkları olgunlukları da keşke yazabilselerdi.Ben şu an bir 21. yy. kölesi olarak,çalıştığım fabrikaların çıkarlarına boyun eğmek zorunda kalıp ezilen ve isyan noktasına az kalan robotlaşmış bir köle olarak;bu alemin ve ademin yaratılış sebebi olan Efendim(a.s.)'ın değil kölesi,bastığı toprak olmayı o kadar çok istiyorum ki.ve bu birgün muhakkak olacak. Şimdi müsadenizle kölelik vazifemi yapmak ve patronumun kasasını nasırlı ellerimle doldurmak için gitmeliyim... Allah inananları ve istikbalin inananların olacağına inananları korusun. |
||
|
||
| demek ki değişen bir şey yok. belki de hiç olmayacak. |
||
|
||
deniz başka konulardaki umutlarını burada da korumalısın bence. ![]() ama bu arada ben umutsuzum, dünyadaki güç dengesizliği değişmediği sürece birçok şeyin değişmeyeceğini, buna izin verilmeyeceğini düşünüyorum. |
||
|
||
| maalesef geleneksel güç kurumları kölelijle besleniyor. gelecek ümit sadece farklı bir güç kurumunun kurulması ile mümkün olaibilir. ama bunu için henüz teorik bir alt yapı bile yok. |
||
|
||
| değişen birşeylerin olmasını neden istiyorsunuz? geleneksel güç kurumlarının yerine farklı bir güç kurumunun kurulmasını neden istiyorsunuz? köleliğin kötü - özgürlüğün iyi olduğuna dair düşünceniz/inancınız nasıl oluştu? siz neden köleler edinip keyfetmek istemiyorsunuz? nasıl oldu da siz/biz özgürlüğün sevdasına tutulduk? neden? | ||
|
||
| çünkü özgürlük temel ihtiyaçlarımızdan biridir. hatta belki de insan olabilmenin gerek şartıdır. |
||
|
||
| insanın tanımına nasıl ulaştın ? | ||
|
||
| insanı hayvan olmaktan insan olmaya evrimleştiren niteliğinin beslenmesi için gereken ortamın analizi ile ulaştım. | ||
|
||
yolda mola vereydın abı
|
||
|
||
senin gibi mola vermeyip hızını alamamışlardan bu öneriyi almak değerli
|
||
|
||
| yalan vallahi nerde şirketten cay vardı durup ıctım | ||
|
||
| anlayamadığım ve anlamak istediğim için soruyorum : 'insan olmaya evrimleştiren nitelik' ve bunun 'beslenmesi için gereken ortam' tamlamalarını biraz açar mısın ? sanki soru başa döndü gibi geldi bana. |
||
|
||
elbet buna da yanıtlarım olabilir ama istersen bunun cevabını hep birlikte bulmaya çalışalım ![]() |
||