SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Kitap

Konu: Samuel Beckett

Sayfa: [ 1 ]

28.09.2004 17:48:11
Samuel Beckett (1906 - 1989)
 
 
 
Yirminci yüzyılın en güçlü kalemlerinden ve absürd tiyatronun önde gelenlerinden biri olan Samuel Beckett 13 Nisan 1906’da İrlanda’da Dublin’de doğdu. İyi halli bir Protestan ailenin ikinci çocuğu olan Beckett, annesinin koyu dindarlığının yarattığı havanın ve babasının uzun yürüyüşler yapmaktan aldığı zevkin etkisinde kaldığı, mutlu bir çocukluk geçirdi. Annesinin dindarlığından ona sadece, tedirginlik ve doğaüstü olayları sorgulama eğilimi kalmıştı. Ama Beckett, dini sadece can sıkıntısı veren bir şey olarak görüyordu.


Kuzey İrlanda’da bulunan Enniskillen’de Portora Royal School’a ve Dublin’de bulunan Trinity College’e gitti. 1928-1930 yılları arasında Paris’te, Ecole Normale Superieure’ da konferanslar verdi. Bu dönemde çalışmalarına büyük etkisi olan yazar James Joyce’la arkadaş oldu. 1930’da M.A. derecesini tamamlamak ve Trinity College’de Fransızca ders vermek için Dublin’e dönen Beckett’a akademi hayatı çekici gelmez ve 1931’de buradan ayrılır. 1936’da bir yıl boyunca Almanya’yı gezdikten sonra 1937’de Paris’e yerleşir. 1940’ta Naziler Paris’i işgal edince Fransız direnişçilere katılır, ancak 1942’de Fransa’nın güneyine gidip savaşın geri kalanını Rousillon da geçirir ve burada Watt romanını yazar.


Almanlara karşı verdiği mücadeleden dolayı 1945’te iki ödül alır. Savaştan sonra Paris’e dönüp Fransızca yazmaya başlayan Beckett bu dönemde Molloy (1947), Malone Ölüyor (1948), Adlandırılamayan (1950), Özgürlük, Godot’yu Beklerken (1949) kitaplarını bitirir. Diğer Eserleri Aşksız İlişkiler Dört Dublinli Hiç İçin Metinler ve Uzun Öyküler İmge Mercier ile Camier Murphy Oyunları arasında: Oyunun Sonu (1957) Son Band (1959) Neşeli Günler(1961) Oyun (1964) Ben değil(1973) O an(1976) ve Tüm Düşenler (1976) vardır. Samuel Beckett 1969’da edebiyat dalında Nobel ödülünü almıştır.


Gittikçe sonlaşan, içi boşalan yaşamın ve insan varlığının sıfırlaşma sürecini oyunlarıyla özdeş kılan Beckett, bu süreç doğrultusunda dili bir hiçleşme aracı (metafizik palyaçolar olan), oyun kişilerini de bu hiçleşmenin birimleri olarak kullanır; böylece, hiçliğin kavranışlarıyla başlayan indirgeme, tüm nesnellik ve fiziksel varlık yok oluncaya kadar sürer ('Soluk' adlı oyununda olduğu gibi, doğan bir çocuğun çığlığı ile ölmek üzere olan bir adamın son nefesini kapsayan 35 saniyelik bir oyundur, ya da giderek "Ben Değil" de olduğu gibi, sadece içinden sözcük kırıntılarının zar zor döküldüğü bir ağızdır.)


"Mutsuzluktan daha hoş bir şey olamaz" sözünde özetlenebilecek olan Beckett'ın kapkara gülmecesi, çağdaş tragikomedyanın salt mutlaklaşmış biçimidir. (Rober Blin tarafından uzmanca sahnelenmiş olan) Beckett'ın oyunları, modern tiyatroyu anlayış olarak derinden etkilemiş ve her zaman özgünlüklerini korumuşlardır.

 
 
 
 
 

28.09.2004 17:50:16
GODOT'YU BEKLERKEN

Samuel Beckett'ın en çok tanınan eseridir Godot'yu Beklerken. Gülünçlük ve tekrar üzerine temellenen ve absürd tiyatronun şaheseri olarak kabul edilen bu oyun, dünyaya ve insana ilişkin geleneksel ve yaygın kabulleri derinden sarsar. Aristoteles'ten beri tiyatroya egemen olan kuralların, bu oyun için hiçbir geçerliği yoktur. Herhangi bir olayın dile getirilmesi, aksiyonun yükselmesi, alçalması ve çözüm noktasına ulaşması söz konusu değildir. Çünkü bu oyunda, bir olayın hikayesi yer almaz.


Hiçbir yere götürmeyen bir yolun kenarında, yaprakları dökülmüş bir ağacın altında, yarı berduş yarı palyaço iki acayip insan, yani Vladimir ve Estragon, hiçbir zaman gelmeyecek olan Godot'yu beklerler. Birinci ve daha sonra ikinci perdede bir çocuk onlara Didi ve Gogo'nun (kendilerini böyle adlandırmaktadırlar) ertesi güne kadar beklemeleri gerektiğini belirten bir mektup getirir. Ama beklenen gerçekleşmez ve birbirlerine, efendi ile köle arasındaki şiddet ilişkisiyle bağlamış iki garip ve beklenmeyen kişi, yani Pozzo ile Lucky ortaya çıkar. Bu kişiler ikinci perdede görüldüklerinde, zamanın gaddar akışıyla düşkünleşmiş ve yaşlanmış haldedirler. Efendi kör, köle de dilsiz olmuştur. Vladimir ve Estragon ise değişmemiştir. Onlar bir şiddet ve egemenlik ilişkisiyle birbirlerine bağlı değildir ve sadece birlikte beklemek olan kaderlerini kabul etmişlerdir.


Oyunda tek tük aksiyona da rastlanır; kişiler ayakkabılarla ve şapkalarla oynar veya intihar etmeye çalışırlar. Ama hiçbir şey değişikliğe uğramadan kendini benzeyen bir günün sonu gelmezliğini ortadan kaldıramaz. Pozzo "bir gün doğduk ve bir gün öleceğiz; bu aynı andır" der. Seyirci belki de Tanrı'nın son imgesi, ulaşılabilir bir gerçeklik mi, yoksa onların hayal gücünün bir ürünü mü olduğunu hiçbir zaman bilemeyecektir................



 

28.09.2004 17:53:48
"...Kalabalığın, çemberlerin ve balonların arasında, bu beden ya da başka bir bedende, dost bir kolun tuttuğu bu kolda, kolsuz, elsiz ve bu titreyen ruhların içinde ruhsuz bu elde gömülü saklı olmak, ne terslik var burada? Bilmiyorum, buradayım ben, tüm bildiğim bu, ve hala ben değilim o, işte düzenlemenin burada yapılması gerekiyor. Göze görünen bir beden yok, ölmenin olanağı da. Bırak tüm bunları, tüm bunları sözcüklerinin hangi anlama geldiğini hiç bilmeden, bırakmak istemek tüm bunları, çabuk söyledik, çabuk bitirdik, boşuna oldu, hiçbir şey kımıldamadı yerinden, kimse konuşmadı. Hiçbir şey olmayacak burada, hiç kimse gelmeyecek buraya uzun süre. Gidişler, öyküler, yarın hiç düşünülmedi. Ve sesler (nereden gelirse gelsinler) bir yaşamdan yoksun...."



                                                    Hiç için metinler ve uzun öyküler kitabından...
 

28.09.2004 20:16:41
Kitaplarının Arka Kapaklarından
Dünya ve Pantolon
Samuel Beckett, neden iyi dikilmiş bir pantolonu kötü tasarlanmış bir evrene yeğliyor?

 Murphy

Mruphy, bir Beckett anti-kahramanı. Belli bir eğitimden geçmiş. İrlandalı. Yalnız, edilgen ve tekbenci. Bir işte çalışmıyor. Tek mutluluğu sallanan bir koltuğa kendini çırılçıplak bağlamak, iç dünyasına çekilip orada yolculuklara çıkmak...
Celia, Murphy'ye aşık. Fahişe. Bedensel bir aşkla sevilen ve dış dünyaya ait olduğu için Murphy'nin reddetmek istediği bir kadın...
Mruphy peşini bırakmayan dış dünyadan kaçarken, sığındığı akıl hastaları tarafından da dışlanır... Kitabın traji-komik öyküsü bu merkezi çelişki etrafında gelişir...


 Proust
 Proust, Beckett'in yayımlanmış ilk kitabıdır. Beckett, 1930'da yazdığı bu eleştirel monografide, doğrudan doğruya, Proust'un romanının merkezinde yer alan "zaman" sorununa hücum eder. Arzu, ölüm ve alışkanlık gibi ikincil izlekler, bu kök sorunun çevresinde çözümlenir. Proust, Proust'un ilginç yaşamıyla ilgili söylentileri bir yana iterek Kayıp Zamanın İzinde'nin kendisine ilk sistemli çalışmalarından biridir

Mercier ile Camier
Maercier ile Camier'nin aynı adlı kahramanları, Beckett'ın olgunluk dönemi yapıtlarında sıkça karşımıza çıkan ikililere öncülük ediyor: Trajik ile komik, düş ile gerçek ya da beden ile usun birer yansıması; birbirleriyle çatışsa, birbirinden uzaklaşsa da asla kopmayan iki yalnız yabancı, aynı "ben"in iki yarısı.
Amaçsız ve anlamsız bir yolculuk için bir araya gelir Mercier ile Camier. Modern karşı khramanların parçalanmış iç dünyasına yapılacak ürkütücü ve karanlık bir yolculuktur bu. Ama hüzünlendirirken aynı zamanda eğlendirir...

Aşksız İlişkile
Samuel Beckett'in tüm sanatı, bireyin anlamlandırmadığı, sancılı bir varoluş serüveni içinde azı cekmesi üzerine kuruludur. Beckett, Descartes'ın ünlü söylemini, "Acı çekiyorum, o halde varım" biçiminde yeniden dile getirmiştir adeta. Yarattığı kişilikler dış dünyanın "fiyasko"sundan kaçmaya çalışan, yalnız, yorgun ve tekbenci karşı - kahramanlardır. Bir ilk yapıt olmasına karşın Aşksız İlişkiler Beckett'in yazarlığında ve dünya yazınında küçümsenmeyecek bir yere sahiptir...

Watt
Watt, yüzyıla damgasını vurmuş birkaç yazardan biri olan Samuel Beckett'in yazdığı ikinci "roman". İkinci Dünya Savaşı sırasında yazılmasına ve Beckett'in Fransız direniş hareketine aktif olarak katılmış olmasına rağmen savaşla ilgili hiçbir şey içermiyor. Peki neyle ilgili bu roman? Hiçbir şeyle. Olay örgüsü yok karakter deseniz, Watt'ı ya da Bay Knott'u ne kadar karakter sayabilirseniz o kadar var, yani hak getire; parlak cümleler, Joycevari üslup cambazlıkları arıyorsanız, üzgünüz: Namevcut...

Beckett der ki,"Yazdıklarımda simgesel anlam arayanın boynu altında kalsın."
Buz derki;"İlk taşı burada atar o.Beckett metninde yürürken artık yalnızsın.Hep öyle olması gerekirdi zaten.
Ve yaşam o kadar saçmadır ki,bile isteye saçmalasan her şey yerli yerine otururdu.
Zor değildir Beckett,hatta bilinen anlamıyla asil hiç değil.Gerçek zamanların, aynaya muhalif bir camın eğrilttiği şekillerinde  doğrulan anlamlarıdır belki.Öte yandan belki hiç bir şey değil."

07.10.2004 19:59:46
Sözler Ve Müzik
(Radyo Oyunu)
Çeviren:Uğur Ün

Müzik:Küçük orkestra çalgılarını usulca akort etmekte.
Sözler:Lütfen!(Akort sesleri)Lütfen!(akort sesleri zayıflar,kesilir)Daha ne kadar zaman burada ,karanlıkta çürüyeceğiz?(Tiksintiyle)Seninle birlikte.!(Susar)Konu...(Susar)KOnu..tembellik.(Susar.Mekanik bir biçimde,bir solukta ,alçak sesle.)Tüm tutkuların en güçlü tutkusu tembelliktir ve doğrusunu söylersek tembellik tutkusundan daha güçlü hiç bir tutku olamaz,benliği en çok etkileyen tarz budur ve doğrusunu söylersek-(Akort sesleri daha güçlü duyulur.Yüksek sesle yalvarırcasına)Lütfen!(akort sesleri zayıflar,kesilir)Benliği en çok etkileyen tarzdır ve doğrusunu söylersek ,benliği bu denli etkileyen başka bir tarz olamaz,tutku derken ,gerçek ya da düşsel  haz ya da acıdan kaçan,ya da gerçek ya da düşsel haz ya da acının peşinde bir tinsel deviniyi anlamalıyız,tüm bu devinileri kim sayıya dökebilir,sayıları kabarıktır bunların ve tembellik içlerinde en etkili olandır,doğrusunu söylersek hiçbir devini ,şunun bunun kadar tinimiz üzerinde ,şu ya da bu anlamda ,hiç bir tinsel devini bunun kadar tinimiz  üzerinde ,bu denli etkili olamaz,şu ya da bu-(Susar)Anlamda.(Susar)Dinle!(Uzaktan yerde sürünen terliklerin çıkardığı ses )Neyse!(Terliklerin sesi daha yüksek.Orkestra akorda yeniden başlar)Şışt!(Akort sesleri zayıflar,kesilir.Terlikler daha yüksek duyulur .Sessizlik.)
Croak:Joe.
Sözler:(alçakgönüllü)Buyrun efendim.
Croak:Bob
Müzik:(Surdin takılı çalgılardan alçakgönüllü bir "Buradayım")
Croak:Avuntularım!Dost olun birbirinizle.(Susar)Bob.
Müzik:(Önceki gibi.)
Croak:Joe.
Sözler:(alçakgönüllü)Buyrun efendim.
Croak:Dost olun birbirinizle.(Susar)Geciktim,kusura bakmayın.(Sessizlik )Joe.
Sözler:(alçakgönüllü)Buyrun efendim.
Croak:Bob
Müzik:(Önceki gibi.)
Croak:Kusura bakmayın.(Susar)Kulede.(Susar)Yüz(Uzun sessizlik)Bu akşamki konu...(sessizlik)Aşk.(sessizlik)Lobutum.(Sessizlik)Joe.
Sözler:(alçakgönüllü)Buyrun efendim.
Croak:Aşk.(Sessizlik.Lobutu yere vurur.)Aşk!
Sözler:(Tumturaklı)Aşk tüm tutkulardan en güçlü olan tutkudur,doğrusunu söylersek aşk tutkusundan daha güçlü hiçbir tutku yoktur.(Boğazını temizler)Benliği en çok etkileyen tarz budur ve doğrusunu söylersek benliği bu denli etkileyen başka bir tarz olamaz.(Susar)
Croak:(İçini çeker,gürültüyle.Lobutu yere vurur.)
Sözler:(Önceki gibi)Tutku derken ,gerçek ya da düşsel  haz ya da acıdan kaçan,ya da bunların peşindeki bir tinsel deviniyi anlamalıyız.(Boğazını temizler)Tüm bu-
Croak:(Korkuyla)Yo!
Sözler:(Önceki gibi)Tüm bu devinileri kim sayıya dökebilir,sayıları kabarıktır bunların en etkili olanı tembelliktir AŞK'tır en acil olanı ve doğrusunu söylersek hiçbir tinin üzerinde bu denli etkili olamaz,şu ya da bu-
(Yere şiddetle vurulan lobut)
Croak:Bob
Sözler:Bu anlamda.
(Yere şiddetle vurulan lobut)
Croak:Bob!
Müzik:(Önceki gibi.)
Croak:Aşk!
Müzik:(Bir sehpaya vurulan değnek .İfade gücü yüksek.SÖZLER'in "hayır!","Lütfen!" vb itirazlarının ve iniltilerinin duyulabileceği kadar  yumuşak bir aşk müziği.Sessizlik)
Croak:(Korkuyla)Yo!(Lobutu vurur)Daha yüksek!
Müzik:(Şiddetle vurulan değnek ve   tüm ifade gücünü yitirmiş ,SÖZLER'in itirazlarının işitilmesini engelleyen ,aynı fortissimo müzik.Sessizlik.)
Croak:Avuntularım.(Sessizlik)Joe tatlım.
Sözler:(Tumturaklı)Ah şu karanlık gönüller ,anlatılmaz gizler-
Croak:İniltiler.
Sözler:-yani bu aşk,ölümüne lanetlenmişlerden ve tinin öteki itici güçlerinden daha güçlü ,tinin üzerinde böylesine etkili nasıl bir aşktır ve bu tin tüm o öteki güçlerden çok aşktan böylesine etkilenen nasıl bir tindir?(Boğazını temizler)Kadın aşkı demek istiyorum,Efendim bunu demek istediyse.
Croak:Yazık
Sözler:Ne?(Susar,tumturaklı)Aşk doğru sözcük mü ?(susar,susar)Aşk derken aşkı mı anlıyoruz?(Susar)Tin derken tini mi?
Croak:Yo!(Sessizlik)Bob tatlım.
Sözler :Evet mi?(Ani bir ciddiyetle)Yok yoksa hayır mı?
Croak:(yalvararak)Bob!
Müzik:(Değnek vurulur ,SÖZLER'in "hayır!","Lütfen!" vb itirazlarının ancak duyulabileceği bir aşk müziği başlar.Sessizlik)
Croak:(Korkuyla)Yo!(Sessizlik)Merhemlerim.(Susar)Joe.
Sözler:(alçakgönüllü)Buyrun efendim.
Croak:Bob!
Müzik:(Önceki gibi  "Burada".)
Croak:Merhemlerim.(Susar)Yaşlılık.(Susar)Joe.(Susar.Lobutu vurur)Joe.
Sözler:(alçakgönüllü)Buyrun efendim.
Croak:Yaşlılık.(Susar)
Sözler:(Kem küm eder)Yaşlılık..yani insanın yaşlılığı..Efendimiz bunu demek istediyse...yaşlılık..yani bir insansanız eğer...bir insandıysanız..çömelmiş..tükürüp duran..yanan odunların üzerine..bekleyen-(Lobutun şiddetle vuruluşu)
Croak:Bob(Susar)Yaşlılık.(susar.Lobutun şiddetle vuruluşu)Yaşlılık!
Müzik:(Değnek vurulur ve şiddetle vurulan lobutun aniden keseceği yaşlılık müziği aniden başlar)
Croak:Birlikte(Sessizlik.Lobut vurulur.)Birlikte!(Sessizlik.Şiddetle vurulan lobut.)Birlikte,köpekler!
Müzik:(Uzun bir la sesi verir)
Sözler:(Yalvararak)Hayır!
(Labut şiddetle vurulur.)
Croak:Köpekler!
Müzik:(La.)
Sözler:(Ezgiyle söylemeye çalışır.)Yaşlılık..eğer bir insan..
Müzik:(Sonrası için ses verir)
Sözler:(Böyle söylemeye çalışır)Yanan odunların üzerine ...tükürüp..(Susar.Şiddetle vurulan lobut.Ezgiyle söylemeye çalışır)Beklemek kocakarı tandırı..yatağa koysun diye...
Müzik:(Düzeltir)
Sözler:(Düzeltilen biçimde söylemeye çalışır)Titremek kocakarı tandırı yatağa koysun diye.
Müzik:(Sonrası için ses verir)
Sözler:(Böyle söylemeye çalışır)Ve ararotunu ..getirsin diye.(Sessizlik.Şiddetle lobut vurulur.Önceki gibi.)Sıcak içkini getirsin diye..(Sessizlik.Müthiş bir lobut vuruşu.)
Croak:Köpekler!
Müzik:(Sonrası için ses verir.)
Sözler:(Böyle söylemeye çalışır)Geldiğini görürsün küller içinde...(Yalvararak)Hayır!
Müzik:(Sesi yineler)

07.10.2004 20:00:07
DEVAMI:
Sözler:(Böyle söylemeye çalışır)Geldiğini görürsün küller içinde...sevilen kadının elde edilemeyeceğini ..ya da...(Susar)
Müzik:(Bir önce verdiği bölümün sonunu yineler)
Sözler:(Böyle söylemeye çalışır)Ya da elde edilen sevilmeyendir...(Bıkkınlıkla)..Böylesi sıkıntılar..(Susar.Söylemeye çalışır)Küller içinde gelmesi ..şu eski..
Müzik:(Düzeltmek ve sonraı için ses vermek amacıyla keser)
Sözler:(Böyle söylemeye çalışır)Küller içinde gelmesi şu eski ışıktaki gibi..yüzü..küller içinde..(Susar)
Croak:İniltiler.
Müzik:(Sonrası için ses verir)
Sözler:(Böyle söylemeye çalışır)Şu eski ayışığı..yeryüzüne..yine.(susar)
Müzik:(Sonrası için kısaca ses verir)(Sessizlik)
Croak:İniltiler.
Müzik:(Şarkının tamamını çalar,sonra başlangıçtan itibaren SÖZLER'i de davet eder.Sessizlik.Yeniden davet eder ve sonunda usulca eşlik eder.)
Sözler:(ŞArkı söylemeye çalışır usulca)
Yaşlılık insan çömelip  de
Yanan odunların üzerine tükürdüğünde
Titremek kocakarı tandırları
Yatağa koysun diye
Gelir küller içinde o
Sevilip de elde edilemeyen
Ya da sevilmeyip elde edilen
Bu tür sıkıntılar işte.
Küller içinde gelmesi.
Şu eski ışıktaki gibi.
Yüz küller içinde
YIldızların eski ışığı
Orada dışarıda yeryüzünde.(Uzun sessizlik)
Croak:(mırıltıyla)Yüz.(Susar)Yüz.(Susar)Yüz.(Susar)Yüz.
Müzik:(Değnek vuruşu ve sıcak duygusal yaklaşık bir dakika.Sessizlik)
Croak:Yüz.
Sözler.Yukarıdan görüldüğünde bu öylesine soğuk ve donuk ki..
Müzik:(Sıcak olması için uyarır Sözler'i)
Sözler:(Aldırmadan soğuk)Yukarıdan ve bu kadar yakından görüldüğünde bu soğuk ve donuk aydınlıkta ,üstelik de perdeli gözlerle..olan bitenlerden sonra,keskin güzelliği gerçekten de ...bir parça ..(Susar)
Müzik:(Bir önceki uyarıyı çekingence yineler)
Sözler:(Şiddetle keser Müzik'i)Rahat bırak beni!
Croak:Avuntularım dost olun birbirinizle!(Susar)
Sözler:..körelmiş .Oysa kısa bir süre sonra bu yaşta ,yaşamın toparlama gücü öylesine büyük ki,kafa neredeyse bir metrelik mesafeye  geri çekilir,gözler koskocaman açılır ve bayram etmeye koyulur yeniden.(Susar)O zaman görülen,gün ışığında çok daha iyi görülürdü,kuşku götürmez bu.Ama böylesi,şimdiye kadar kaç kez oldu,geçtiğimiz haftalarda ,aylarda ,kaç kez her saat ,her saat,her açıdan ,her türlü havada,yani görüldü demek istiyorum.Ve şu gümüşsü yarı karanlık aydınlıkta şey yok mu..şu gümüşsü yarı gölgeli aydınlıkta ..öyle değil mi,Efendim?(Susar)Arada sırada tatlı bir esintinin salladığı bir çavdar gölgesini fırlatıyor ve geriye çekiliyor.
Croak:İniltiler.
Sözler:Sözcüğün tam anlamıyla her biri tek tek ve kendi düzenlerinde ele alındığında uyumsuz diyebileceğimiz çehreyi ya da hatlarını bir yana bırakırsak-
Croak:İniltiler.
Sözler:-dağınık kara saçlar,iki yana kabarmış,sanki suda açılmış gibi,çok uygun şekilde acıya bağlanabilecek çatık kaşlar,ama düşünüp taşınıldığında daha çok bütünleyici bir takım içsel süreçlere dair yalın bir yoğunlaşmaya bağlanacak ,gözler ,doğal olarak bu nedenle yumulu ,kirpikler ...(Susar)..burun..(Susar)...söyleyecek bir şey yok,belki biraz dar denebilir,dudaklar...
Croak:(Korkuyla)Lily!
Sözler:..gergin,alttakinde keskin bir diş ışıltısı,mercan değil,çıkık değil,oysa alışılmış olan,olağan durumda ...
Croak:İniltiler.
Sözler:..her şey öylesine ak ve kımıltısız gözüküyor,bir de öne çıkıp sonra doğal ..yuvalarına geri dönüyormuşçasına yayılan göğüslerin büyük beyaz yükseliş ve düşüşleri olmasa-
Müzik:(Sözler'in-"Huzur!","Hayır!","Lütfen" vb-nafile itirazlarıyla yayılma ve yerine dönme müziği karşı koyulmaz biçimde patlar.Zafer ve son)
Sözler:(yumuşak bir azarlama tonunda)Evet,Efendim!(Sessizlik.Lobut güçsüzce vurulur)Öylesine soluk ve kımıltısız ve esrimiş ki ,yeryüzüne ,bu özel geceye ,onuncu ve en muhteşem haliyle soğuk ışığını boşaltan -söylediğimiz gibi yukarı bakın-Balina takımyıldızındaki Mira kadar uzak.(Susar)Oysa kısa bir süre sonra böylesi güçler-
Croak:(Korkuyla)Hayır!
Sözler:-kaşların çatıklığı kaybolur,dudaklar çözülür ve gözler ..(Susar)..kaşların çatıklığı kaybolur , burun delikleri gevşer,dudaklar çözülür ve gözler..(susar)..yanaklara biraz renk gelir ve gözler..(Büyük saygıyla)..açılır.(Susar)sonra biraz içinde ..(Sessizlik .Ton şiirselleşir.Mırıltıyla)
Sonra biraz içinde
Çöplerin içinden
Şeye doğru..şeye doğru..
(sessizlik)
Müzik:(Ölçülü bir şekilde ses verir)
Sözler:(böyle söylemeye çalışır)
Sonra biraz içeride
Çöplerin içinde
Şeye doğru..
(sessizlik)
Müzik:(gerisi için ses verir)
Sözler:(böyle söylemeye çalışır)
Dilenmek yok artık
Vermek yok artık sözler de
Anlam da yok artık gereksinmeler de..(Sessizlik)
Müzik:(Gerisi için ses verir,ölçülü)
Sözler:(böyle söylemeye çalışır)
Pisliğin içinden
Biraz daha aşağıda
KAynağın seçildiği
KAranlığa kadar(Sessizlik)
Müzik:(PArçanın başından davet eder Sözler'i,sessizlik,yeniden davet eder ve sonunda usulca eşlik eder)
Sözler:(ŞArkı söylemeye çalışır usulca)
Sonra biraz içeride
Çöplerin içinde
Orada,karanlığa doğru
Dilenmek yok artık
Vermek yok artık sözler de
Anlamda yok artık ,gereksinmeler de
Pisliğin içinden
Biraz daha aşağıda
Kaynağın seçildiği
Karanlığa kadar(Susar.Sarsılmıştır)Efendim!(Düşen lobutun gürültüsü.Önceki gibi)Efendim!(Sürüne sürüne uzaklaşan,duran ,uzaklaşan terliklerin gürültüsü.Uzunca bir susuş)Bob!(Susma)Bob!
Müzik:(Kısa ve kaab yanıt)
Sözler:Müzik.(Yalvarırcasına)Müzik!(Susar)
Müzik:(Değnek vurulur,önceki müziklerin özeti ya da kaynak müzik tek başına.Susar)
Sözler:Daha(Susar.Yalvararak)Daha!
Müzik:(Aynen ya da çok az değişiklikle son müzik yinelenir.)(Susar)
Sözler:Derin bir iç çekiş.
-Samuel Beckett-

(Haklısın Samuel ,zamanın bir ters doğumunda düşer evrene akıl.Doğrultmaya çalışmaları boşa,kambur adımlarla,içe doğru bükülerek yürünür yollar.Buz.)
 

kuzeyhikayesi 18.06.2007 03:00:12
          Geçenlerde Camier ile Mercier'i okudum. Yolculuk eden bir çifti anlatıyordu. Kitabın gidişatındandan hangisi kadın hangisi erkek anyamadım. Tam seviniyordum ne güzel genel cinsel roller yok diye elli küsürüncü sayfada anladım ki meğer eşcinsel bir aşk varmış. Şimdi bu durum Beckett'in ustalığından mı benim anlayışsızlığımdan mı? laugh

son tango 18.06.2007 03:10:23
son zamanlarda amerikan dizilerinde bilhassa komedilerde acayip bi eşcinsel furyası var..demek bayağı güçlenmişler.


Sayfa: [ 1 ]