SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Din Felsefesi

Konu: Aydınlanma ve İslam

Sayfa: [ 1 ]

denge 17.02.2007 23:24:10
Aydınlanma ve İslam

İslamiyet’i “akılla irtibatlandırmayan” Papa, neden Aydınlanma’nın Avrupa’da ve Kilise dogmalarına karşı ortaya çıktığı sorusunun cevabını vermelidir

Aydınlanma İslam’a karşı değil, Müslümanların yardımı ve inkar edilmez katkısıyla Hıristiyan dogmalarına karşı zafer kazandı. Bu çerçevede Nietzsche’nin “İslam olmasaydı Aydınlanma olmazdı.” demesini hatırlamak gerekir.

Ben Aydınlanma’da Müslümanların oynadığı rolün abartılmasından yana değilim. Katkılar ne olursa olsun, sonuçta bu başarıyı sağlayan Avrupa’dır. Ama Abbasilere gelinceye kadar, neden Thales’ten Aristo’ya kadar Yunan filozoflarının felsefe kitaplarının bilimsel ve entelektüel büyük bir uyanışa ilham kaynağı olmadıkları sorusunun cevabı da önemlidir. Bu kitaplar gizli değildi, iyi bir Hıristiyan olan Jüstinyen (525-565) “çoktanrıcılığı ve paganizmi yayıyorlar” diye Atina okulunu kapatmış, Eflatun ve Aristo’nun kitaplarını yasaklamıştı. Atina’dan sonra Yunan felsefesi Suriye, Irak, Antakya, Harran, Edessa (Urfa), Nisibis (Nusaybin) ve Re’sul-ayn (Ceylanpınar)’da okutuluyordu. Özellikle Bizans’ın baskı ve işkencelerinden kaçanlara İran kapılarını açtı; l Husrev, Cundişapur Okulu’nda felsefe ve ilimlerin okutulmasını sağladı (M. 555).

Nasturiler, Süryaniler, Melkiler bu metinleri biliyor, ilahiyat tartışmalarında kullanıyorlardı.

Müslümanlar bugün adına Yakındoğu dediğimiz bölgenin fütuhatını Amr ibn As’ın M. 641’de İskenderiye’ye girmesiyle tamamlamış oldular.

İskenderiye, 7. yüzyılda Yunan felsefesinin okutulduğu önemli merkezlerden biriydi.

Sonraları Hind’den İran’a, Babil’den Mısır ve Yunan’a kadar bütün kadim felsefe, kültür ve ilim mirasının merkezi olacak Bağdat, Abbasi halifesi El Mansur tarafından 762’de kuruldu; Beytü’l-Hikme de 830’da faaliyete geçti. Yunan felsefesi ve ilimlerinin tercüme işine Me’mun (813-833), Mu’tasım (833-842), Vasık (842-847) büyük önem verdiler.

Bu basit bilgileri şunun için veriyorum: Müslümanlar kitapları Atina okulunun vârisleri olan yerlerden topladılar, Bizanslılardan savaş tazminatı olarak Bağdat’a getirttiler ve tercüme ettiler; sadece tercüme etmediler, yeniden yorumladılar. Bu kitaplar gizli değildi, yeraltından bulunup çıkarılmadılar. Söz konusu merkezlerde okutuluyordu. Burada dikkat çekici nokta şudur:

Tarihte iki büyük evrensel-maddi medeniyete rastlıyoruz: İslam ve Batı. Thales’ten (ki MÖ. 546’da 64 yaşında idi) Aristo’ya (MÖ.

384-322) kadar yaklaşık bin yıllık bir zaman geçti, Yunanistan’da büyük bir maddi medeniyet kurulmadı. Roma’nın büyük bir medeniyet olduğu söylenemez; hukuk ve idare üzerine oturan bir imparatorluktu.

Büyük bir medeniyeti 7 ve 8. yüzyıllardan itibaren ilk defa Müslümanlar kurdu. Bu, Yunan felsefesi ve ilimlerinin -ve diğer havzalardan devralınan mirasın- Müslümanları beklediği anlamına gelir.

8. yüzyıldan 18. yüzyıla kadar da Yunan felsefesi ve ilimleri Müslümanların yorumladığı, kullanışlı hale getirip geliştirdiği şekilde okutuldu; yeni disiplinlerin gelişmesi ve bu disiplinlerin sayısız kurumun ‘bilimsel arka planı’ oldu ki, Avrupa bu mirası Endülüs üzerinden bu işlenmiş, geliştirilmiş ve bir medeniyetin maddi formlarına temel teşkil edecek biçimleriyle aldı; kendisi de yeni bir işleme tabi tuttu, geliştirdi ve bugünkü maddi uygarlığı ortaya çıkardı.

Eğer Müslümanlar, Yunan felsefesini yeni bir kavramsal çerçeveye oturtmasalardı, geliştirip yeni sentezlerde kullanmasalardı söz konusu kitaplar bugün de 2.500 yıllık uykularında uyuyor olacaklardı. Başka bir ifadeyle Müslümanların Yunan felsefesi ve tabiat bilimlerini yeni bir okumaya tabi tutmaları Aydınlanma’nın doğuşunu hazırlayan belirleyici faktördür. Papa, İncil’in Yunan felsefesindeki rasyonalizmle buluşmasından sonra Batı Hıristiyanlığının doğduğunu, bu yüzden Avrupa’nın manevi mirasının Yunan ve Hıristiyanlığa dayandığını söylemektedir ki, bu doğru değildir. Çünkü Aydınlanma, İslam’dan aldığı destek ve yardımla Hıristiyanlığa karşı tarih sahnesindeki yerini aldı.

30.09.2006

Ali Bulaç

deniz 17.02.2007 23:31:37
aydınlanma din ile alakalı değil..

insanların yaşam stnadartları yükseldikçe aydınlanma için gereken araçlar ve ortam sağlanır.

müslümanların aydınlanma çağı farkedileceği gibi işgaller sonrasındadır.

ispanyanın , kuzey afrikanın, çine kadar asyanın, bizansa kadar avrupanın işgalleri neticesinde zayıf düşürülmüş diğer medeniyetlerin yaşamsal gereksinimlerden başkasını dert edinebilcekleri düşünmek mantıklı olmaz.

daha sonra devran döndü.. avrupa kendi sömürgecilikleri ile yaşam kalitesini yükseltince bilime öncülük eder oldu ve aydınlanmanın klavuzluğunu yaptı.



Sayfa: [ 1 ]