|
||
| Milliyetçiler laik solcular İslamcılar... Kim bu yeni kuvvacılar? Ulusalcılara göre küreselleşme Türkiye’nin ulusal kimliğini, birlik ve beraberliğini, egemenliğini ve bağımsızlığını tehdit ediyor. Buna karşı durabilmek için yeniden bir Kuvayı Milliye hareketi yürütmek gerekiyor... Ancak ulusalcılar kendi aralarında tam bir anlaşma sağlayabilmiş değil. Türk milliyetçiliği, İslamcılık veya solculuktan gelip ulusalcılık paydasında buluşan bu çevreler arasında, geçmiş deneyimler nedeniyle husumetler olabiliyor... Ulusalcılık kavramı Türkiye’nin gündemine son yıllarda, özellikle AB üyeliği sürecinin ciddiye binmesiyle birlikte girdi. Ne var ki bu yükselen olgu üzerine gerek Türkiyeli, gerekse yabancı bilim insanları, araştırmacılar veya gazeteciler tarafından tarafsız, ciddi ve derinlikli çalışmalar pek yapılmış değil. Çünkü yepyeni, sürekli değişip gelişen, karmaşık bir hareketle karşı karşıyayız. Ulusalcılığın henüz sistemli, örgütlü ve birleşik bir Ruşen Çakır`ın analiziyapıya kavuşamaması, üzerinde yazıp çizmeyi daha da zorlaştırıyor. Ulusalcıları etnik kimliğe (Türklüğe) vurgu yapan bildiğimiz milliyetçilerden ayıran en temel nokta Türkiye Cumhuriyeti’nin üniter devlet yapısına, diğer bir deyişle “ulus devlet” e sahip çıkmaları. Ulusalcılara göre küreselleşme Türkiye’nin ulusal kimliğini, birlik ve beraberliğini, egemenliğini ve bağımsızlığını tehdit ediyor. Buna karşı durabilmek için yeniden bir Kuvayı Milliye hareketi yürütmek gerekiyor. En büyük ihtilaf laiklik Ancak birlik ve beraberliğe aşırı vurgu yapan ulusalcılar kendi aralarında tam bir uyum ve anlaşma sağlayabilmiş değiller. Türk milliyetçiliği, İslamcılık veya solculuktan gelip ulusalcılık paydasında buluşan kişi, çevre, grup ve partiler arasında, geçmiş deneyimler nedeniyle husumetler olabiliyor; en azından birbirlerine tam olarak güvenmiyorlar. Buna bağlı olarak ulusalcı hareketin tüm kesimlerinin sahiplendiği lider, aydın ve kurumların sayısı yok denecek kadar az. Ulusalcılar arasında en büyük ihtilaf laiklik eksenindeki sorunlarda yaşanıyor. Kemalist/sol kökenli ulusalcılar Türkiye’de laikliğin tehlikede olduğuna inanıyor ve bunun temel sorumlusunun küresel güçler ve şeriatla yönetilme iddiasındaki bazı İslam ülkeleri olduğunu düşünüyorlar. İttifak ise batı karşıtlığı Buna karşılık muhafazakâr kökenlilerin tümü ve Türk milliyetçiliğine yakın olanların önemli bölümü dindarların bazı hak ve özgürlüklerinin gasp edildiğinden şikayet edip yine bazı küresel güçleri suçluyorlar. Ne var ki ulusalcı cephe içinde laiklik nedeniyle bir yarılma, en azından şimdilik, görülmüyor. Bunun yerine tüm kesimler AKP hükümetini ve üst düzey yöneticilerini küresel güçlerin yerli işbirlikçileri olarak görmede birleşiyorlar. Kimilerine göre AKP takiye yapıyor, ülkeyi adım adım şeriat düzenine geçirmek istiyor. Diğerlerine göreyse AKP Müslüman kimliğinin arkasında Batı’nın İslam medeniyetine karşı mücadelesine içerden katkı sağlıyor. Her iki taraf da savlarına kanıt olarak AKP hükümetinin, ABD öncülüğündeki Büyük Ortadoğu Projesi’ne verdiği aktif destek ve katılımı gösteriyorlar. Sanal alemde yayılıyorlar Bazı gazeteler, televizyon kanalları büyük ölçüde ulusalcı bir yayın politikası izliyor. Ulusalcı hassasiyetleri işleyen bazı kitaplar yok satıyor, televizyon dizileri izlenme rekorları kırıyor. Ancak ulusalcılık esas olarak internet üzerinden serpilip kitleselleşiyor. Kendilerini ulusalcı olarak tanımlayan web sayfaları pek fazla ilgi uyandırmazken, ulusalcılar geniş kesimlere hitap eden internet sitelerindeki forum, sohbet ve yorum imkanlarından geniş olarak yararlanıyorlar. Hrant Dink suikastının ardından sanal alemde yaşananlar bunun en açık kanıtıdır. Ulusalcılık denince akla ilk olarak bazı politikacılar, emekli askerler, yargı mensupları ve gazeteciler geliyor ama bu esas olarak gençleri cezbeden bir akım. Örneğin Dink’in cenazesindeki “Hepimiz Hrantız”, “Hepimiz Ermeniyiz” pankartları bahane edilerek, spor sahalarında katil Ogün Samast’a sahip çıkıldı, gençler sokaklarda beyaz berelerle turladı. Bütün bunlar, ulusalcılığın daha çok popüler kültür üzerinden yürüdüğünü, bu bakımdan, 1990’lardaki “pop milliyetçiliğin” bir tür devamı olduğunu gösteriyor. Onları ne bekliyor? Peki ulusalcılığı nasıl bir gelecek bekliyor? Çok bilinmeyenli bir denklem söz konusu: 1) Batı, “Türkiye’ye nasılsa bir şey olmaz” diyerek birer “milli dava” ya dönüşmüş konularda Türkiye’nin taleplerini umursamamaya devam edecek mi? 2) Düne kadar AB sürecinde bizi destekleyen Almanya ve Fransa’nın öncülüğünde, tam üyelik sevdasından vazgeçmeye mi zorlanacağız? 3) Ulusalcılar birleşme ve örgütlenme sorunlarını aşabilecekler mi? 4) Rakipleri ulusalcı harekete karşı ne tür stratejiler yürütecek? Kısa vadede dört sorun öne çıkıyor: Ermeni Soykırım Tasarısı, PKK, Kerkük ve Kıbrıs. Özellikle Amerikan Kongresi’nin tasarıyı kabul etmesi veya PKK’nın ateşkesi bozup yeniden terör eylemlerine başlaması ihtimali, bu yıl Cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimlerini yaşayacak olan Türkiye’de siyasi dengeleri ulusalcı güçler lehine değiştirebilir. Ruşen Çakır`ın analizi Vatan |
||
|
||
| Al sana 'sivil' toplum! 'Asıl Kuvayı Milliye biziz': Türkiye Kuvayı Milliye Mücahitler Derneği Genel Başkanı İrfan Soker, 'ölme ve öldürme' yemini eden Karadağ'ı, "Mevsimlik Kuvayı Milliyeci" diye niteledi. Soker, "56 yıldır bu ruhu yaşatıyoruz. Kuvayı Milliye adıyla dernek kurulması engellenmeli, aynı isimle siyasi amaçlar taşıyan dernekler kapatılmalı" dedi. Dergilerinde Kürtleri aşağılayan, silah ve Kuran'la ölüm yeminleri eden gruplarda, Küçük gibi eski generaller, Kerinçsiz gibi ünlüler ve Günaltay gibi mahkûmlar birlikte görülüyor İSMAİL SAYMAZ İSTANBUL - 'Kuvayi Milliye' adlı dört dernek var. Artık 'Milli Mücadele' bir derneğin, 'Ulusal Birlik' bir platformun, 'Müdafa-i Hukuk' da iki partinin adı. Ve diğerleri: 'Vatansever Güçbirliği', 'Türkiyem', 'Yurtsever...' Her parti, dernek ya da platformun arkasından tanıdık isimler ve bir dönemin ünlü paşaları çıkıyor: Emekli Tuğgeneral Veli Küçük, avukat Kemal Kerinçsiz'in yanında görülüyor. Emekli Korgeneral Hasan Kundakçı, Yörük köylerinde propaganda yapan Vatansever Kuvvetler Güçbirliği Platformu'nun eski 'onursal' başkanlığını yapıyor. Diğer bir Kuvvai Milliye Derneği'nin basın sözcülüğünü emekli Kurmay Albay Aziz Ergen üstlenmiş. Emekli Kurmay Albay Fikri Karadağ, başkanı olduğu dernekte silah ve Kuran üzerine yemin ediyor. Milliyetçi sendikacı Mustafa Özbek'in 'Türkiyem Topluluğu'nun kurucuları arasında emekli Tuğgeneral Alaettin Parmaksız, danışma kurulundaysa emekli Orgeneral Hurşit Tolon yer alıyor. Kuvvacıların çetelesi şöyle: Türksolu: İşçi Partisi'ne (İP) bağlı Öncü Gençlik'in İstanbul İl Başkanı olan Gökçe Fırat Çulhaoğlu ve arkadaşları Milli İstihbarat Teşkilatı'yla (MİT) ilişkisi olduğu gerekçesiyle İP'ten atıldı. Ekip önce CHP'ye, daha sonra da eski Anayasa Mahkemesi Başkanı Yekta Güngör Özden'in başkanlığını yaptığı Atatürkçü Düşünce Derneği'ne (ADD) geçti. Ardından Atatürkçü Düşünce Kulüpleri Federasyonu'nu (ADKF) kurdu, haftalık Türksolu ve aylık İleri dergilerini çıkardı. Üniversitelerde hızla örgütlenen Türksolu, 2003 yılından sonra sosyalist ve Kürt öğrencilerle çatıştı. Türksolu, 2003 yılında Cumhuriyet'in 80. yıl kutlamaları sırasında yapılan bir yürüyüşte açtığı 'Ordu Göreve' pankartıyla belirdi, 'Kürt Sorunu Yok Kürt İstilası Var', 'Türk Oğlu Türk Kızı Türklüğünü Koru' diye manşet attı. Türksolu; 2005 yılından sonra Büyük Hukukçular Birliği (BHB) ve diğer sivil örgütlerin başlattığı aydınlara yönelik protesto eylemlerinde yerini aldı. Böylece BHB Başkanı Kemal Kerinçsiz, Türksolu grubunun konferanslarına katılmaya başladı. Türksolu ile Kerinçsiz yakınlaşması öyle ilerledi ki, 'Yılın Faşisti' ve 'Yılın Gandi'si anketi yapıldı. Kerinçsiz, Gandi seçildi. Milli Mücadele Derneği: Türksolu Dergisi'ni çıkaran ekip, 2007 başında Milli Mücadele Derneği'ni (MMD) kurdu. Derneğin ilk eylemi, Hrant Dink'in cenaze yürüyüşüne karşı Galatasaray Lisesi'nden Taksim'e, 'Hepimiz Mustafa Kemaliz, hepimiz Türküz' pankartıyla yürümek oldu. Derneğin açıklamasında, "Dink, Türk düşmanıydı. Öldürülmesine hiç üzülmedik" denildi. Büyük Hukukçular Birliği Derneği : BHB olarak bilinen grup, Bilgi Üniversitesi'nde (BÜ) yapılacak ilk Ermeni Konferansı'nı, İdare Mahkemesi'ne başvurarak iptal ettirince gündeme geldi. Sonrası küfürlü, tekmeli, tokatlı, tükürüklü duruşmalar oldu. Başkan Kemal Kerinçsiz, MHP üyesiydi. Yanında, eski Ülkü Ocakları İstanbul Başkanı avukat Levent Temiz vardı. Temiz, 30 Ağustos 2003'te Öncü Gençlik Başkanı Mehmet Perinçek'le ortak bir açıklama yaparak, el ele verdi. Atatürkçü Düşünce Derneği'nin de (ADD) aralarına katıldığı üç grup 'Gençlik Cephesi' dergisini çıkardı. Bu birliktelik sonrasında Temiz görevinden alındı. BHB'nin mahkeme içinde sürdürdüğü 'cüppeli mücadele', duruşma koridorlarında ve adliye binası dışında sürüyordu. BHB, daha sonra ayrıştı. Ulusal Hukukçular Birliği Derneği : BHB'nde Kerinçsiz'in çok öne çıkması, derneği böldü. Levent Temiz, 2006 yılında BHB'den ayrılarak Ulusal Hukukçular Birliği Derneği'ni (UHB) kurdu. Milli Güç Platformu: Her mahkeme önünde hep Milli Güç Platformu (MGP) vardı. 'Gaspıralı Çalışma Grubu' (GÇG), 'Sivil Toplum Kuruluşları Birliği' (STKB), 'Türk Dünyası İnsan Hakları Derneği' (TDİHD) ve 'Türk Ayasofya Derneği' gibi yan örgütler sokağa taşmıştı. Kemal Kerinçsiz'in yanı sıra Ramazan Bakkal, emekli Astsubay Oktay Yıldırım, Ramazan Kırkık, Recep Akkuş, Aynur Atabozkurt ve Muammer Karabulut, öne çıkan isimlerdi. Bakkal, bazen Milli Güç Platformu'nun (MGP), bazen STKB'nin sözcüsüydü. MGP'nin 'mücadelesi', Mersinli bir sağlık çalışanı olan Bekir Öztürk'ün web sitesinden duyuruluyordu. MGP'nin de yer aldığı eylemlerde ilginç isimler de vardı: Danıştay saldırısı sonrası gözaltına alınan eski Yüzbaşı Muzaffer Tekin ve emekli Tuğgeneral Veli Küçük gibi. Tekin'in, saldırı sonrası evinde, 'Türksolu' dergisinin nüshaları bulundu. Ülkücü mafya Sedat Peker'in kurduğu Türkçü internet sitesinin açılış gecesine katılan emekli Tuğgeneral Veli Küçük ise 16 Mayıs'ta Hrant Dink ve Aydın Engin'in yargılandığı davaya müdahil olmak istedi. MGP, BHB'deki ayrışma sonrası, diğer kuruluşlar gibi ortadan kayboldu. Büyük Güçbirliği Derneği: MGP'deki ayrışmadan sonra Kemal Kerinçsiz Büyük Güçbirliği Derneği'ni (BGD) kurdu. Kuvvai Milliye Derneği: Mersinli bir sağlık çalışanı olan Bekir Öztürk, Milli Güç Platformu'nun sözcülüğünü yaptığı web sitesinde Kuvvai Milliye Derneği'ni (KMD) kurdu. Mersin'de bulunan Öztürk'ün KMD'sinin genel merkezi, Ankara'da. Derneğin basın sözcülüğünü emekli Kurmay Albay Aziz Ergen yapıyor. Ergen, 2000-2001 yılları arasında Jandarma Genel Komutanlığı Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı'nda Jandarma Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanı'yken 'Beyaz Enerji Operasyonu'nu başlattı. Dernek üyeleri arasında emekli Astsubay Oktay Yıldırım da var. Vatansever Güçbirliği Hareketi Derneği: Danıştay saldırısından sonra Vatansever Güçbirliği Hareketi Derneği (VGHD) adını duyurdu. Muzaffer Tekin de bu birliğe yakındı. Birlik başkanı Taner Ünal, MHP kökenli. VKGD Hareketi Derneği'nin bir dönem onursal başkanlığını emekli Korgeneral Hasan Kundakçı yapıyordu. VKGD, 15 Nisan 2006'da Mersin'de 'bayrak yürüyüşü' yaptı. Kuvayi Milliye Derneği: Derneği, VKGB'den ayrılan emekli Kurmay Albay Fikri Karadağ kurdu. Karadağ, 2003 yılında ordudan emekli edilince VKGD'ye katılmış, sonra da ayrılmıştı. Silah üzerine yemin ederken çekilmiş görüntüleri ve ırkçı cümleler içeren yemin metni basına yansıdı. Başkan Yardımcısı Ali Özoğlu'na göre dernek, motorlu, coplu ve telsizli örgüt kurmayı düşünüyordu. Özoğlu, dernekten ayrıldı. Bu arada, Karadağ'ın derneği ve Bekir Öztürk'ün KMD'sinin yanı sıra Denizli'deki Kuvayi Milliye Derneği ve İstanbul'daki mühendis Hakkı Sevim'in kurduğu Yeniden Kuvayi Milliye Derneği de aynı adla çalışma yürütüyor. Türkiyem Topluluğu: Türk-Metal-İş'in 32 yıllık genel başkanı Mustafa Özbek'in geçen yıl kurduğu Türkiyem Topluluğu'nun (TT) 24-36 Kasım 2006'da yaptığı 1. Büyük Kurultayı'nda 'milli bir siyasi yapı oluşturulması' kararlaştırıldı. Kemal Kerinçsiz ve Ramazan Bakkal, topluluğun İstanbul Kurucular Kurulu listesindeydi. Bu iki isim, daha sonra çekildi. TT'nin Merkez Yürütme Kurulu üyeleri arasında emekli Tuğgeneral Alaettin Parmaksız var. 1990-1992 yıllarında Hakkâri Dağ Komando Tugayı'nda bulunan Parmaksız, 'Burası Hakkâri/Ankara'dan Göründüğü Gibi Değil' adlı bir kitap yazmıştı. TT'nin 167 kişilik Danışma Kurulu'nda 1. Ordu Komutanı olarak görev yapan emekli Orgeneral Hurşit Tolon da yer alıyor. Ulusal Birlik Hareketi Platformu: İnsan Hakları Derneği'nin eski Genel Başkanı Akın Birdal'a 1998 yılında silahlı saldırıda bulunulması eylemini organize eden Semih Tufan Günaltay, 4.5 yıl cezaevinde yattıktan sonra 2005 yılında Ulusal Birlik Partisi'ni (UBP) kurdu. Günaltay, Muzaffer Tekin'le Türksolu'nun düzenlediği bir etkinlikte tanıştı. Kitaplarını da Türksolu tanıyordu. Günaltay, Yargıtay kararıyla başkanlıktan ayrılınca UBP de kapandı. Günaltay, uzun bir sessizlikten sonra 11 Şubat'ta Ulusal Birlik Hareketi Platformu'nu (UBHP) kurduğunu açıkladı. Kağızman Gençlik Derneği'nin başkanlığını da yürüten Günaltay'ın oluşumunda 38 kuruluş var. UBHP'nin Ankara'daki temsilciliğini ise Atatürkçü Düşünce Derneği Başkanı ve eski Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Şener Eruygur yürütüyor. UBH'ya destek veren kuruluşlar arasında Temiz'in UHB'si ve avukat Erkut Şahin'in İlerici Aydınlar Derneği (İAD) de yer alıyor. İlerici Aydınlar Derneği: Semih Tufan Günaltay'ın Akın Birdal suikasti sonrası avukatlığını üstlenen Erkut Şahin, İlerici Aydınlar Derneği'ni (İAD) kurdu. Yurtsever Hareket: Ressam Bedri Baykam'ın başını çektiği hareket, Orhan Pamuk duruşması ve iptal edilen Ermeni konferansı sonrası Boğaziçi Üniversitesi'nde eylem yaptı. Baykam, bir dönem İşçi Partisi ile hareket etti, İşçi Partisi ile yolunu ayırıp Türksolu'nda yazdı. Cumhuriyetçi Demokrasi Partisi: Yekta Güngör Özden, Cumhuriyetçi Demokrasi Partisi'ni (CDP) 2002'de kurdu. Genel Başkan Yardımcısı emekli Tümgeneral Osman Özbek'ti. Özden, partiden ayrılarak Türksolu'nda yazmaya başladı. Özden'den sonra partinin adı Milli Egemenlik Partisi (MEP) oldu. MEP'in Ankara İl Örgütü, Çağdaş Türkiye Partisi'ne (ÇTP) katıldı. Çağdaş Türkiye Partisi: Emekli Albay Metin Bozkurt 3 Aralık 2006'da kurdu. Ankara ve İstanbul'da örgütlü. Müdafai Hukuk Hareketi Partisi: Yeniden Müdafai Hukuk Hareketi Derneği'nin (YMHHD) kurduğu parti (MHHP), 'Paşaların partisi' diye anıldı. İddiaya göre, eski 1. Ordu Komutanı emekli Orgeneral Hurşit Tolon, MHHP'nin başına geçecekti. Emekli Orgeneral Edip Başer ve eski MGK Genel Sekreteri Tuncer Kılınç'ın da partiyi desteklediği belirtiliyordu. Böyle olmadı. YMHHD'nin Genel Başkan Yardımcısı avukat Kadir Kartal, geçen yıl kurulan partinin başına geçti. Türkiye Müdafa-i Hukuk Partisi: Emekli 3. Ordu Komutanı ve Orgeneral Necati Özgen ile eski Van Valisi Mahmut Yılbaş'ın kurduğu Müdafa-i Hukuk Vakfı (MHV), 2006'da Türkiye Müdafa-i Hukuk Partisi'ni (TMHP) kurdu. Yılbaş TMHP'nin başına geçerken, Özgen de MHV başkanlığını yapıyordu. Özgen sağlık sorunlarını gerekçe göstererek başkanlıktan ayrıldı. İki örgütün başkanlığını da Yılbaş yapıyor. Ulusal Bağımsızlık Hareketi Derneği: Antalya'nın Manavgat ilçesinde kuruldu. Ulusal Bağımsızlık Hareketi Derneği (UBHD) başkanlığını Klas TV'nin sahibi Cengizhan Demirkaya yapıyor. ** Karadağ'dan yemin çarkı RADİKAL - İSTANBUL - Mersin'de, üye kabul töreninde silah ve Kuran üzerine ettirdiği yeminin Atatürk tarafından Erzurum Kongresi'nde yapıldığını ileri süren emekli Kurmay Albay Fikri Karadağ, bu görüşünden çark etti. Karadağ, önceki gün Kanal D'deki '32. Gün' programına katıldı. Bu yeminin Atatürk'e ait olduğunu savunan Karadağ'a, programa telefonla bağlanan gazeteci Taha Akyol, karşı çıktı. Akyol, Atatürk'ün böyle bir yemin etmediğini ve ettirmediğini, anılar ve yazılı kaynaklarda böyle bir olayın geçmediğini söyledi. 'Mealen bunu söyledik' Kuvayi Milliye Derneği Başkanı Karadağ, bunun üzerine, Atatürk'ün bu sözleri bire bir ifade etmediğini belirterek, şöyle dedi: "Ben 'Atatürk yemin ettirdi' demiyorum. Atatürk, gidişin tehlikeli olduğunu anlatmıştır. Biz o konuşmalardan mealen bunu söyledik." http://www.savaskarsitlari.org/arsiv.asp?ArsivTipID=5&ArsivAnaID=37800&ArsivSayfaNo=1 |
||
|
||
| Dikkat ırkçı var! 'Kürtler doğurmasın, mülk edinmesin, üniversiteye alınmasın. Memurlar Türk soylu olsun. Aşağı ırkın görevi üstün ırkı eğlendirmektir. Biz üstünüz!' İSMAİL SAYMAZ İSTANBUL - Türkleri 'üstün' sayıyor, Türk olmayanların üniversiteye gitmemesini, mülk edinmemesini istiyorlar. 'Kürt nüfus artışı durdurulsun' diyorlar. Avrupalı ırkçı gruplarla 'enternasyonal birlik' kurmayı düşünüyorlar. İzmir'de kurulan Türkçü Toplumcu Budun Derneği (TTBD) bu görüşleri savunuyor. Yalnız da değiller. İstanbul'daki Elbirliği Derneği, Ankara'daki İlteriş dergisi de eylemleriyle, yazılarıyla Kürtlere karşı olduğunu belirtiyor. Bu üç oluşumun benzerlikleri Kürt karşıtlığıyla sınırlı değil: Üçü de şamanizme yakın ve laik olduklarını söylüyor, Atatürk'e 'Başbuğ' diyor. Hatta, 'ırk' kelimesi Arapça diye kendilerine 'soycu' diyorlar. 'Türkler çocuk yapsın' TTBD'nin başkanlığını 41 yaşındaki Cenk Tozkoparan, yapıyor. 9 Eylül Üniversitesi Muhasebe Yüksek Okulu mezunu Tozkoparan, şamanist olduğunu söylüyor. Laik olarak nitelendirdiği dernekte tek başbuğ olarak Atatürk'ü görüyorlar. Eski MHP'li Tozkoparan'ın TTBD'si İzmir'de başlattığı 'Kürt Nüfus Artışı Durdurulsun' kampanyasıyla biliniyor. Kampanya Çağdaş Hukukçular Derneği'nin (ÇHD) şikayeti üzerine durdurulmuştu. Tozkoparan, 'Türkler Çocuk Yapsın' kampanyası başlattıklarını belirtiyor: "Kürt nüfus artışının makul düzeye çekilebilmesi için tüm İzmir'de çalışmalar sürüyor. Türklerin çocuk yapması için de kampanya başlattık. Beyaz ırkın üremesini istiyoruz. Orta Anadolu'da araştırdık; iki-üç ortalamayla çocuk yapılıyor. Bunun artırıp Kürtlerinkini durdurmak lazım. Yoksa çok kötü..." 'Kürtler etnik tehlike' Tozkoparan'ın iddiasına göre, Kürtler geldikleri İzmir'de rahatsızlık yaratıyor: "Bizim çıkışımız kimi olayları önledi. Biz kanunlar çerçevesinde konuşuyoruz. Eskiden Karşıyaka'da kapı pencere açıktı. Kapkaçlar arttı. Şimdi ne hale geldik. Tamam, Türkler de suç işleyebilir ama istatistiklere bakın. Bu nüfus artışının durdurulması lazım." Tozkoparan, nüfus artışının durdurulmasını istediği Kürtler veya diğer etnik kökenlerden insanları üye kabul etmediklerini belirtiyor: "Zaten Kürtler de gelmiyor. Ama bazı karışık durumlar varmış, bir tarafı, anneleri Kürt olan. O sorun çok özel, çözebiliriz. Ama Kürtlerin dışında etnik tehlike görmüyoruz." Parti kurmayı düşünüyor Tozkoparan, ırkçılığın evrensel bir mesajının olduğunu, Avrupa'daki kimi ırkçı örgütlerle 'enternasyonal' bir ırkçı birliktelik düşündüklerini söylüyor. MHP'yi İslamcı olarak görüyor. Merkezi İzmir'de yer alan TTBD'nin İstanbul, Ankara, Adana ve Mersin gibi illerde temsilcileri var. TTBD, 'Buduncu Gelecek' adlı ırkçı parti kurmayı planlıyor. İlteriş'in derin anlamı İlteriş Dergisi, Ankara'da çıkıyor. Dergi, işlemlerini yerine getirmediği gerekçesiyle kapatılan 'İlteriş Türkçü Derneği'nin (İTD) de yayın organlığını yapıyor. Üç yıldır çıkan derginin Editörü Gökhan U., 'ilteriş'in 'ülkeyi, devleti bir araya getiren' anlamındaki eski Türkçe bir kelime olduğunu belirtiyor. 29 yaşındaki Gökhan U., 9 Eylül Üniversitesi Halkla İlişkiler Bölümü'-nden mezun olmuş. Kendisi gibi, çoğu üniversiteli ya da mezunu olan dergi yandaşları, kendilerine 'ırkçı' değil, 'soycu' sıfatını yakıştırıyor. Gökhan U., bu yakıştırmayı şöyle açıklıyor: "Irk, Arapça bir kelime. Biz bu yüzden öztürkçe olan 'soycu'yu kullanıyoruz." Göktanrının kırbacı Gökhan U.'ya göre, 'soycular' aşağı ırk ve üstün ırk tanımlarını kullanıyor. Türkler, 'göktanrının kırbacı ve üstün' olarak adlandırılıyor. 'Türk' olmayanlar ve bilhassa Kürtler ise 'aşağı ırkı' oluşturuyor: "Türk olmayanlar bizim içimizde olamaz. Bir insan her şeyi değiştirir, ırkını değiştiremez. Bu, kanla ilgili mesele. İnsanın, kendisini Türk hissetmesi kabul edilemez. Ya Türksünüz ya değilsiniz. Bu ülkede kurucu unsur Türklerdir. Kurucu olduğumuz için üstünüz. Türk olmayanlarla birlikte yaşayabiliriz ama üstünlüğümüzü kabul ettikleri takdirde." Gökhan U.'ya göre, soycular Türklerin 'fizik olarak da siyasi olarak da üstün olduğunu' kabul ettiği için tüm memurların Türk soylu olması gerek. Türk olmayanlar, mülk edinmemeli, kısıtlı iş alanında çalışmalı. Ayrıca soycular, Türk olmayanların okullar ve üniversitelere girmesine de karşı çıkıyor. Gökhan U., bunu şöyle açıklıyor: "Üniversiteler üstün olana açıktır. Diğerleri üniversiteye girerse bir yerlere gelmeleri mümkün olur." 'Kan temizlenmesi beş nesil' Soycular en sık, 'etnik özürlü' ifadesini kullanıyor. İki ayrı ırktan gelen çiftin çocuklarına 'etnik özürlü' deniyor. Gökhan U., örneğin bir Türk ve Kürt çiftin çocuklarının 'üstünlerle' eşit olamayacağını söylüyor: "Bu ülkeyi biz yönetsek etnik özürlüler de haklardan mahrum kalacak. Onların kanının temizlenmesi için beş nesil geçmesi gerekir. Beş nesil Türklerle evlilik yapılırsa kanı temizlenir." Soycular günlük yaşamlarını da 'soy' esasına göre düzenliyor: Örneğin, bir Kürtten alışveriş yapmıyor, bir Lazın kafesine oturmuyor. Başka halktan biriyle yapılacak birlikteliği tek şartla mümkün görüyor: "Aşağı ırkın özelliğidir, üstün ırkı eğlendirir. Onlarla günlük ilişki kurulabilir ama çocuk yapılamaz. Bu, kanı bozar." 'İslam, uyuşturuyor' Gökhan U., 'laik' yönetimden yana, türbana karşı olduklarını ve 'İslam'ın Türkleri uyuşturduğunu düşündüklerini' belirtiyor. Gökhan U., 'şaman' olduğunu ama içlerinde Müslüman, Hıristiyan ve Yahudi Türklerin de yer aldığını söylüyor. Soycular ayrıca, 'tek başbuğ' olarak Atatürk'ü tanıyor. Şimdilik sayıları 100'ü bulan soycular, dergi ve internet üzerinde çalışma yürütüyor. Çeşitli illerde, özellikle üniversite öğrencileri üzerinde temsilcilikleri var. 'Dünya Türk Olsun' (DTO) yazıları ile bilinen ve internet üzerinden yayılan ırkçı grubun bir bölümü de soyculara katılmış. Gökhan U.'ya göre, soycular kesinlikle yasal sınırlar içinde davranıyor: "Çünkü Anayasa'ya aykırı hareket Türkçülüğe yakışmaz!" Irkçı elbirliği Diğer ırkçı yapılanma da İstanbul'da kurulan Elbirliği Derneği (ED). Adı, bir yardımlaşma derneğini andıran ED'nin tek şubesi de Tarsus'ta açılmış. Hakan Yeniay'ın başkanlığını yaptığı, daha çok üniversitelilerin geldiği dernekte 'akademik' çalışmalar yapılıyor. Örneğin, 'Kazak, Özbek ve Türkiye Türkçesi'nin Doğru Kullanımı' eğitimleri veriliyor, 'Orkun Abacası' (alfebe) öğretiliyor, 'Türkçüler Kurultayı' düzenliyor, ırkçı Hüseyin Nihal Atsız'ı anma toplantıları yapıyor, 'Bozkurt' adlı bir dergi yayımlıyor. Derneğin başkanı Hakan Yeniay, Radikal'in not bırakmasına rağmen aramadı. Bir dernek yetkilisi, ED'nin Türkçü bir dernek olduğunu, Türk olmayanların derneğe neden kabul edilmediğini, "Onlar Ülkü Ocağı'na gider, bize niye gelsinler" diye açıklıyor. Türkçü sosyalistler! Üç ırkçı örgütün yanı sıra internet üzerinden de ırkçı örgütler çalışma yürütüyor. Bunlardan bazıları şöyle: Türk Diriliş Birliği (TDB): Söylemi MHP ve BBP'ye daha yakın. TDB Terörle Mücadele adlı silahlı bir birimlerinin olduğunu belirtiyorlar. Türkçü Toplumcu Yol: Tatar sosyalist Sultan Galiyef'çi grup. Kendisini Türkçü sosyalist olarak tanımlıyor. Öztürkler: Ülkücü mafya Sedat Peker'in kurduğu internet sitesi. kaynak; http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=213289 |
||
|
||
| yukardaki görüşere sahip dernek ve kişiler yasalara göre suç işlemiyor mu acaba ?? | ||
|
||
| bu kişilere yasa işlemiyor deniz, yasa işlemiyor! evet, birileri soruyordu; türkiye'de kaç faşist var diye; buyrun, sağdan sayınız
|
||
|
||
| Kerinçsiz, Patrikhane’ye karşı harekete geçti Gazeteci ve yazarlara açılan davalarda protesto gösterileriyle dikkat çeken Avukat Kerinçsiz, Yargıtay’ın ‘Patrikhane ekümenik değil’ kararı üzerine harekete geçti; Patrikhane’de cumartesi günü yapılacak toplantının polis tarafından engellenmesini istedi. http://www.ntvmsnbc.com/news/413256.asp ----------------------------------------------------------------------- Genelkurmay ‘Bir numara’nın peşinde ‘Vatanseverler çetesi’nde “Bir numara” diye adlandırılan liderin emekli paşa olduğu haberleri üzerine Genelkurmay Başsavcılığı devreye girdi, dosyayı istedi. Ümraniye’de bir gecekonduda bulunan bombalar ve emekli askerlerin gözaltına alınması üzerine devreye girerek soruşturma dosyasını isteyen Genelkurmay Askeri Başsavcılığı, ‘vatansever çete’nin liderinin emekli paşa olduğu haberleri üzerine de devreye girdi. ‘Vatansever çete’ operasyonu çerçevesinde bugün üç kişi daha gözaltına alındı Soruşturmayı yürüten Başsavcı Alp Arslan, görevsizlik kararı vererek dosyayı “terör ve organize suç örgütleriyle” ilgili davalara bakan savcılığa göndermişti. ‘Vatansever’ operasyonu soruşturması çerçevesinde Vatansever Kuvvetler Güç Birliği Hareketi Derneği’nin başkan ve 11 yöneticisi soruşturma çerçevesinde tutuklanmıştı. Bugün Mersin’de gözaltına alınan üç kişiden ikisinin de, bir başka suçtan dolayı cezaevinde bulundukları ve bu sabah tahliye oldukları öğrenildi. HRANT DİNK’İ DE BİZİM ADAMLAR ÖLDÜRDÜ” Zanlıların polis ifadesinde emekli olan yüksek rütbeli subaylarla irtibatlı olduklarını itiraf ettiklerine dair haberler üzerine, Genelkurmay Başkanlığı Askeri Başsavcılığı, incelemek üzere soruşturma dosyasını istedi. Dosyada, zanlıların kendi aralarında “Bir numara” diye adlandırdıkları kişinin İstanbul’da yaşayan emekli bir general olduğu ileri sürülüyor. Bir şehit eşini dolandırdığı iddia edilen zanlıların bazı emekli subay, hâkim, savcı ve polislerle yaptığı görüşmeler de dinlemeye takılmıştı. Tutuklanan dernek başkanı Taner Ünal’ın polis ifadesinde, Danıştay saldırısının arkasında, Ümraniye operasyonu nedeniyle tutuklanan emekli yüzbaşı Muzaffer Tekin olduğunu söylediği, derneğin Konya’da yaşayan genel başkan yardımcısı Vehbi Şanlı’nın da Hrant Dink’in öldürülmesinin ardından “Bizim arkadaşlar yaptı” dediği ileri sürülüyor. Zanlıların Mersin ve Ankara Bala ilçesinde yaptıkları kazılara bazı askerlerin katıldığı da iddia ediliyor. |
||