|
||
| Yarın (pazartesi) 16.00 da Ramada Otelin (Pangaltı durağı) önünde buluşup Agosa yürüyeceğiz. Herkesi saat 16:00'da Şişli'deki Agos Gazetesi önünde toplanmaya ve milliyetçi linç rüzgarına karşı birlikte "DUR" demeye davet ediyoruz. Bildiri: Yüz Yıllık Cinayet.. Yıllardır sistemli bir propagandayla hedef gösterilen Hrant Dink, çalıştığı Agos gazetesinin önünde kurşunlanarak katledildi! Cinayetin faili olarak yakalanan kişi, hayatında bir kez bile Agos gazetesinin bulunduğu semtten geçmemiş, belki de bu gazeteyi hayatında hiç görmemiş, eline alıp okumamıştı. Ama Trabzon’dan kalkıp gazetenin Şişli’deki binasına geldi ve bu cinayeti işledi. Peki neden? Bu kin, bu öfke, bu gözü dönmüşlük neden? 17 yaşındaki bir çocuğun hiç tanımadığı Hrant Dink’e Trabzon’dan bilediği bu düşmanlık neden? Üzerinde durulması gereken nokta, bu cinayeti küçük bir milliyetçi grubun saldırısı olarak sunup her olayda tahrik ve komplo arayan medya ve kamuoyu algısı değil. Olay bütün açıklığıyla ortada. Hrant ve benzer kişileri boy hedefi haline getiren ve açıkça tehdit edenlerin kim oldukları biliniyor; bunların devlet güçleriyle yakın temasları da biliniyor. Bu açıdan olayın karanlıkta kalan bir yanı yok. Peki bütün bu ilişkiler böyle bir cinayeti açıklayabiliyor mu? Elbette hayır! Bu cinayeti planlayıp işleyen kişiler asıl güçlerini devletin sığ ya da derin ilişkilerinden değil, Hrantları kolayca katledebilen ve nerdeyse tüm topluma egemen olan “öteki”ni linç etme zihniyetinden almaktalar. Şurası açıkça bilinmelidir ki, bu zihniyet yalnızca ırkçı milliyetçilikten beslenmiyor. Esas olarak “milli birlik ve beraberliğimizin tehlikede olduğu”nu bir an bile ağızlarından düşürmeyen, Sağcısından Solcusuna, Yurtseverinden Ulusalcısına kadar herkesin elbirliğiyle şekillendirdiği bir atmosferde semiriyor. Kimlerin payı yok ki bunda! Terörü Kürt kimliğiyle özdeşleştiren, her taşın altında Yahudi parmağı arayan, “Ermeni tohumu”, “sünnetsiz şahıs”, “sözde vatandaş” gibi aşağılamaları gündelik dile birer klişe olarak yerleştiren ikiyüzlü medyanın payı az mı? Hrant’ın katli işte bu Yurtsever, Milliyetçi, Ulusalcı zemin üzerinde gerçekleşti. Eminiz ki onu vuranlar, “milli birlik ve beraberlik ruhu” uğruna vurdular. Onların milliyetçiliğinden, ulusalcılığından, vatanseverliğinden zerre kadar kuşkumuz yok. Bu denli geçer akçe haline gelen bu zihniyet olmasaydı Hrant Dink 17 yaşındaki bir çocuğa hiç bu kadar kolayca vurdurulabilir miydi? Bu ülkenin entelektüelleri, yazar-çizer, düşünür ve muhalif siyasetçileri şunu hiçbir zaman unutmamalıdırlar ki, her fırsatta dile getirdikleri “halkların kardeşliği” sloganı, hiçbir zaman eşit bir birlikteliği içermiyor; halkların kardeşliği olsa olsa abi-kardeş ilişkisine benzetilebilir. Bu mantık sonucudur ki “abi halklar”ın dilinden düşmeyen “hoşgörü toplumu” beyhude bir çabadan öteye geçemiyor. Komşuma karşı hoşgörülü olacağım, neden? Komşumun bir eksiği, bir kusuru mu var? Hoşgörüden söz ediyorsam eğer, komşumu eşitim olarak görmüyorumdur zaten. Ayrımcı düşünce ve algı, herkesten önce toplumun seçkinleri arasında yer edinebiliyorsa, onun kitlelere yansıyan boyutunda toplumsal bir cinnetin zembereğini kurmak elbette çok daha kolaydır. Hrant Dink’in yaşamına son veren bu saldırı, “Türkiye’nin ulusal çıkarlarına indirilmiş bir darbe” değildir! Bu saldırının amacı her şeyden önce Hrant Dink’in ailesine ve beş bin yıldır bu topraklarda yaşayan Ermeni toplumuna yüzyıl geride kaldığı sanılan travmayı tekrar yaşatmaktır!.. Kızıl Sultan, İttihat-Terakki ve mirasçılarının yadettiği ruhun üzerimize çöken kâbusudur bu! Milli davaların ne türden tuzaklar içerdiğinin farkına varmadan ve geçmişle yüzleşmeden bu kâbustan kurtulamayacağız. Bir Grup Anarşist |
||