|
||
| Lev TOLSTOY (1828-1910) 1828 yılında, Moskova yakınlannda bir malikanede doğdu. Babası bir aristokrat, bir çiftlik sahibiydi. Îyi bir öğrenim gördü. Gençliğinde özellikle Rousseauyu okudu ve ondan etkilendi. Üniversite öğrenimim yarıda bırakarak köylülerin arasına, onları eğitmeğe koştu. 1851 yılında subay olarak orduya katıldı. Bir süre Avrupa ülkelerim gezdi. 1862 'de evlendi ve üç çocuğu oldu. Avrupa ya yaptığı yolculuk, onu, Batı uygarlığı hususunda düş kırıklığına uğrattı. İlerleme inancı yıkıldı. Bu sırada Rus seçkinleri, sanatçılarıyla tanıştı. Onların kendilerini seçkin ve üstün insanlar olarak görmeleri, beri yandan ise ahlaki düşkünlükleri karşısında tiksintiyle uzaklaşacaktı. Özellikle kendisini tanimazken hayian olduğu Turgenyev ve arkadaşlarından -liberallerden- iğrendiğim her fırsatta tekrarlayacaktır. Halkı eğitmek için, "Zararlı ve budalaca bir kurum olarak gördüğü zorunlu okulun karşıtı olan kendi okulunu" (68), malikanesi olan Jasnaya Polianaya da kurmaya çalıştı. Eğitimde temel ilkesi özgürlüktür. "Seçkin bir çevrenin, ayrıcalıklı, liberal toplumun kendi bilimini, kendi yanlışlarım kendisine yabancı olan halka zorla kabul ettirmesini yadsır. Bu zorunlu eğitim yönetimi, üniversitede, insanlığa gerekli olan insanları yetiştirmemiştir hiçbir zaman, yoldan çıkmış topluma gerekli insanlar yetiştirmiştir: Memurlar, memur profesörler, memur edebiyatçılar, ya da hiçbir amaç güdülmeden eski çevrelerinden koparılmış, gençlikleri berbat olmuş, hayatta yer bulamayan insanlar: Sinirli hasta liberaller. (69) Tolstoy burada, devrimci bir tutucunun özgürlük kuramım uygulamaya çalıştı. Bu yıllarda Avrupa'ya yaptığı ikinci bir yolculuk esnasında Proudhon'la tanışacak ve Proudhon'un düşüncelerinden etkilenecektir. Yine bu yıllarda en önemli romanları olan Savaş ve Barış'la Anna Karenina'yı yazacaktır. özellikle Anna Karenina'mn son bölümü, insandaki iyilik ve sevgi gibi duyguların İlahi Fıtrat'tan kaynaklandığım anlatmaya ayrılmıştır. Çünkü bu duygular hiçbir maddi karşılığı olmayan duygulardır. Yine bu eserinde yalana, bütün yalanlara karşı savaş açar, hem kötü hem de erdemli yalanlara karşı, aristokratların gevezeliklerine, kibar çevrelerin yardımseverliğine, salon dinine, seçkinlerin hümanizmine karşı savaş açar. Tolstoy işte bu dönemde, 1874 yılında, Önemli bir bunalım geçirdi. öyle ki bu bunalım hayatım ikiye bölecek, ona yeni bir hayat felsefesi ve amacı kazandıracaktı. Artık o ünlü romancı Tolstoy değil, hayat felsefesini İsa'nın öğretisinden alan barışçı bir anarşisttir. Artık ne bilim, ne felsefe ne de edebiyat, tutkularım doyurmuyordu. Kurtuluş çaresini sevgide ve onun zorunlu sonucu olan kötülüğe karşı iyilikle direnme yönteminde bulacaktı. Bu dönemde İndiler, İtiraflarım, Benim Dinim, Kurtuluş Elinizdedir, Sanat Nedir adlı eserlerini verecektir. Benim Dinim'de temel hayat felsefesin! İsa'nın Dağdaki Vaaz'ı ve buradaki beş emirin oluşturdtığunu söyler: Öfkelenmemek, esini aldatma ... Devamı var (68) Tolstoy, Romain Rolland, sh. 34. (69) a.g.e., sh. 34. |
||
|
||
| Sizce tolstoy'un anarşizme yakın duruyor değerledirmesinin nedeni nedir? Bence asıl neden onun varolanı görmüş olması ve bunu edebiyatla harmanlayıp, en yumuşak biçimiyle insanlara anlatabilmiş olmasıdır... |
||
|
||
| ama fazla yumuşak değil mi gerçi o dönemin şartlarını bilmiyorum ama daha keskin olmalıydı tolstoyun dili |
||
|
||
| Aslında dili döneminden çok tolstoyun kendi psikolojisiyle alakalı gibi geliyor bana... Örneğin zengin bir aileden gelen ve eiğitiminden sonra toprak yönetimi için ailesi tarafından güdümlenmiş fakat bunu kabul etmemiş; sonra gönüllü olarak kırım savaşına katıldığında zaten esas yıkımını yaşamış; her zaman şiddeti eleştiren bir düşünce yapısı vardı tolstoy'un... | ||
|
||
| Tarihte çok hoşlandığım kişilerden biri | ||
|
||
| ESERLERİNDEN BAZILARI Kazaklar Büyük Rus yazarı Lev Tolstoy'un ilk yapıtı olan Kazaklar, iki karşıt dünyanın çarpıcı bir üslupla karşılaştırılmasıdır. Bu iki farklı dünyadan biri çeşitli kültürlerin etkisi altında yaşayan ve "kibarlar" tabakasını oluşturan aristokratların, diğeri ise, kendi geleneklerine sıkı sıkıya bağlı ve başka bir kültürle karşılaşmamış olan halkın dünyasıdır. Tolstoy, dağlarda yaşayan Terek Kazaklarını anlatırken bu insanların ülkeden kopuşlarının nedenlerini; içinde bulundukları koşulların onları nasıl savaşçı kıldığını gerçekçi bir üslupla sergiler. Savaş ve Barış Lev Tolstoy,1863-1868 yılları arasında sürekli ve yoğun bir çaba sonucunda ürettiği ünlü başyapıtı "Savaş ve Barış"ın temel özelliğini şöyle belirtiyor."Bu yapıt bir roman değildir, bir şiir de değildir, bir tarih kroniği hiç değildir. "Savaş ve Barış", dile geldiği biçim içinde, yazarın dile getirmek istediği ve getirebildiği şeydir.(Arka Kapak) Kroyçer Sonat Kroyçer Sonat, bir tren yolculuğu öyküsüyle başlıyor, insanoğlunun ruhunun derinliklerinde uyuyan şiddete, kıskançlığa, zavallılığa uzanıyor. Trende başlayan bir söyleşi sırasında yolcular arasında bulunan, kitabın baş kahramanı Pozdnişev, nasıl olup da böyle çöktüğünü, bezginleştiğini anlatır. Gençliğinde sefih bir hayat sürmüş, sonradan kendinden iğrenmeye başlamıştır. Terzilerin, güzellik uzmanlarının yardımıyla erkeklerin hayvansal içgüdülerini alevlendirdikleri için toplumun ve kadınların suçlu olduğu kanısına varmıştır. İçinde uyanan pişmanlık Pozdnişev'i değişime itmiş, o da bu doğrultuda evlenmiş, çocuk sahibi olmuştur. Ancak, kadınlarla erkekler arasındaki onulmaz farklar, bir yandan da Pozdnişev'in kıskançlığı nedeniyle bir süre sonra karısıyla birbirinden nefret etmeye başlamışlardır. Karısının onu bir müzisyenle aldattığından kuşkulanmasıyla birlikte Pozdnişev'in ruhunun derinlerinde yatan şiddet açığa çıkmış, geri dönüşsüz zararlara yol açmıştır. Pozdnişev'in öyküsü, Lev Tolstoy'un yaşadığı dönemin ahlâk anlayışının ve bazı değerlerin değişmesiyle yaşanan sancıların bir panoraması niteliğindedir. Kadın-erkek ilişkilerinde erdemin gerekliliğine inanan Tolstoy, kendi görüşü doğrultusunda erdemsizliğin insanoğlunu ne gibi çıkmazlara sürüklediğine işaret etmeye çalışıyor. Tabii, Beethoven'ın ünlü Kroyçer Sonat'ını dinleyip dinlememek, size kalmış.(Arka Kapak) Hacı Murat 1896-1904 yılları arasında yazılan Hacı Murat, büyük Rus yazarı Tolstoy' un olgunluk dönemi romanları arasında yer alıyor. Hacı Murat, on dokuzuncu yüzyıl Kafkas halkları arasında efsaneleşen, Şeyh Şamil' le davalıdır. Yurt edinme, hayata tutunma, bağımsızlık, tutsaklık, ihanet ve iktidar sarmalında biçimlenen bir davanın kahramanıdır. Zayıflıklarının ve gücünün farkında bir kahraman. Acımasız bir coğrafyanın geniş yürekli insanları arasındaki iktidar mücadelesinde taraf olmak zorunda kalmıştır; Rusları da sevmez, Şeyh Şamil' i de. Seçeneksiz kalmak, bütün duygulardan arınmanın başlangıcı ve sonucu belki de. Savaş bazı insanların kaderidir. Tıpkı inanmasa da taraf olmak zorunda kalmak gibi. Aslolansa direnmek. Her koşulda direnmek ve ayakta kalmak. Tolstoy, ölümüne direnen bir kahramanı yazarak sonsuza taşıyor. (Arka Kapak) Anna Karenina Anna Karenina, Rusların kendi ülkelerini ve dönemin aristokratlarını en doñru yanlarıyla yansıtan bir romandır. Lev Tolstoy'un 1876-77 yılları arasında kaleme aldığı Anna Karenina'nın ana teması her şeyden önce Rus ailesidir. Bu romanda Tolstoy, dürüst bir evliliğin açık mutluluğuyla evlilik dışı bir aşkın yol açtığı düş kırıklıklarını ve düşüşleri karşılaştırmaktadır. Anna Karenina, dönemin üst kademedeki bir memurunun karısıdır. Onu, hovarda Vronski ile kurduğu ilişkide hazin bir son beklemektedir. Bunun karşısında Kiti ve Levin'in arasındaki sağlam temellere dayalı aşk, Anna Karenina'nın kendini beğenmişliğini ve temsil ettiği aristokrasinin köksüzlüğünü ortaya koymaktadır. Rus halkının Napolyon ile yaptığı harbin anlatıldığı Savaş ve Barış'ın yazarı Tolstoy'un Anna Karenina'sı, yaratıcısının aile hayatındaki huzur getirmeyen zevklerinden usandığı ve inanç buhranının kıskacına düştüğü zamanların ürünüdür. Diriliş Diriliş, insanca şefkatin en güzel, belki de en doğru sözlü şiirlerinden biridir. Ben bu yapıtta Tolstoy'un ışıklı gözlerini, içe işleyen açık mavi gözlerinin bakışını, öbür yapıtlarında olduğundan çok daha açık olarak görüyorum. Bu bakış doğrudan doğruya ruha gider.- Romain Rolland-Diriliş'i vakit buldukça, bölüm bölüm değil, bir kerede, soluk almamacasına okudum. Burada ilgi çekmeyen tek şey, Nehludov'la Katya arasındaki ilişkilerdir. İlgi çekici yanlarsa prensler, generaller, köylüler, mahsuplar, gardiyanlardır.- Çehov-(Arka Kapak) Çocukluk Tolstoy, yaşadığı yüzyıla olduğu kadar günümüz dünya edebiyatına da mührünü vurmuş "dahi" yazarlardan biri.. O'nun, hala klasikler arasında duran eserlerine baktığımızda, sürekli aynı karekteristik özellikleri taşıdığını görüyoruz; yani, kendi sosyal gerçeğinden dünya ölçeğine çıkan bir üslup ve konu bütünlüğü..."Çocukluk"da, böylesi bir eser. Geriye dönüşlerle başlayan otobiyografik kitap, yazıldığı dönemin trajik toplum hayatına, anne-baba sevgisine, eğitim sistemine, aşklarına dair duyuşları ele alıyor. İroniyle dramın, sevgiyle kaosun ortasında yaşayan genç birinin gözüyle ve özel bir anlatımla sunulan "Çocukluk", Tolstoy kitapları arasında ayrıcalıklı bir yere sahip. Eseri okuyanlar, yalın ve yapmacıksız bir çocukluğun gizemli dehlizlerine de yolculuk yapma imkanı bulacaklar... (Arka Kapak) Sanat Nedir? "En iyi sanat eserlerinin, kitleler tarafından anlaşılmayan, ancak bu büyük eserleri anlamaya hazır seçkinlere ulaşabilen eserler olduğu söylenir. Fakat insanların çoğunluğu bu eserleri anlamıyorsa, onları anlamayı mümkün kılan gerekli bilgi bu insanlara öğretilmeli ve açıklanmalıdır. Ancak kolaylıkla anlaşılabilir ki; böyle bir bilgi yoktur. Bu eserler açıklanamaz. 'Çoğunluk bu iyi sanat eserlerini anlamıyor,' diyenler de hala bu eserleri açıklayamamakta ve sadece bize onları anlamak için tekrar tekrar okumamız, görmemiz ve duymamız gerektiğini söylemektedirler. Oysa bu bir açıklama değildir, sadece alıştırmaktır. İnsanlar kendilerini herhangi bir şeye, hatta en kötü şeylere bile alıştırabilirler. İnsanlar nasıl kendilerini kötü yiyeceklere, sert içkiye, tütüne ve afyona alıştırıyorlarsa, aynı şekilde kötü sanata da alıştırabilirler. Yapılan şey, kesinlikle budur.(Arka Kapak) |
||