SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Makaleler

Konu: Hırant Dink'i anlamak

Sayfa: [ 1 ]

torq 20.01.2007 10:25:29
         Bir düşüncenin doğruluğuna inanıp o düşünce için mücadele eden insanları anlamak için, en az o insan kadar cesur, kararlı ve inançlı olmak gerekiyor. Bir toplumun çok büyük bölümü ölüm ve aç kalma korkusunu yenemediği için düşündüklerini söylemekten, kendisini özgürce ifade etmekten çekinir, susar.

   Aslında susturulan insan değil, düşüncenin yaratacağı gerçeklik duygusu ve insanların bu gerçekleri görme isteğidir. Gerçeklerin bulunup ortaya çıkarılması o gerçeğin sonucunda bazı kişilerin acı çekmesine neden olabilir ama aynı zamanda bu gerçekler daha önce acı çekmiş insanların da acılarını biraz olsun dindirebilir.

   Kimsenin bu acıları çekenleri yok saymak ya da önemsiz olduğunu düşünmek gibi bir lüksü olamaz. Ancak düşüncenin özgürce söylenebilmesini savunmanın siyasal bir yanının olmadığını, hangi görüşü yakın olursa olsun düşüncenin özgürce ifade edilmesini savunmak ilkesinden ayrılmamak gerekiyor. Bu mantıkla hareket eden Hırant Dink, Fransa’da çıkarılmaya çalışılan yasaya  karşı çıkarak kendi ırkından insanlarla mücadele etmeyi göze alabilecek kadar cesurdu.

   Hırant Dink düşüncelerin özgürce söylenebilmesini savunurken gerçeğin ortaya çıkmasını amaçlıyordu ve çoğu insanın sandığı gibi kendi toplumunun milliyetçisi olmak gibi bir düşüncesi yoktu. Düşüncelerini söylediğinde, kendi ırkından birçok kişi ve kuruluşun O’nu düşman ilan ettiğini, bu ihaneti! nedeniyle dışlandığını da biliyoruz. Ancak O doğru bildiği yolda yılmadan yürümeye ve gerçeklerin hangi ulus tarafından olursa olsun çarpıtılmaması gerektiğini düşünüyordu.

   Simgesel olarak öldürülen Hırant Dink değil, gerçeği aramak ve bulmak isteyen tüm insanlardı. Bize öğretilen ve anlatılanların doğru olup olmadığını, tarihi kendi çıkarlarına göre yazanların yazdıkları saçmalıkları ortaya çıkarmak isteyen her aydın aslında Hırant Dink’le birlikte biraz öldü. O’nu öldürenler, toplumun gerçekleri görmesinden rahatsız olanlar, çocuklarımızın kafalarına kalıplaşmış düşünceleri sokmaya çalışanlar, çıkarlarını her kavramın üstünde tutan, erdemlerden habersiz, insanlaşma sürecinde sınıfta kalmış yaratıklardır.

   Tarih, bize ne düşünmemiz, ne yapmamız gerektiğini söyleyenlerin dayatmasına karşı mücadele eden bu inançlı ve cesur insanların yaptıklarını unutmadı, unutmayacak. Ölüm düşünceyi öldürmez, yaşamasına yardımcı olabilir ancak. Bu eylemle düşünmeyen, araştırmayan ve sorgulamayan insanların da düşünmeye başlayacağını, Hırant Dink’in neden öldüğüne ilişkin sorular soracağını bilerek, bundan sonra çocuklarımıza “düşüncelerin özgürce savunulması için kendisini feda eden bir Hırant Dink vardı” diyebileceğiz.

Ozan ne güzel söylemiş; ÖLÜRSE TENLER ÖLÜR, CANLAR ÖLESİ DEĞİL!


asaf 20.01.2007 15:00:32
dedeler, neneler hiç konu sıkıntısı çekmeyecek bu belli. herkes torununa kendi gördüğü yerden anlatacak yine.. ortak bir algıda buluşulamayacak, bugün nasıl buluşulamadıysa... yine de umutsuz değilim (niyeyse?).

asya 22.02.2007 21:56:42
73 şair Hrant Dink için şiir yazdı

Türkiye’nin 73 şairi 19 Ocak günü öldürülen Hrant Dink bir araya geldi ve bir şiir yazdı.

Aralarında Akif Kurtuluş, Adnan Satıcı, Haydar Ergülen, Ahmet Telli, Gülten Akın, Arif Damar, Orhan Alkaya, Sina Akyol Küçük İskender’in de bulunduğu 73 şairin yazdığı şiirin adı Yetim Ağıdı...
 
Türkiye’nin 73 şairi 19 Ocak günü öldürülen Hrant Dink bir araya geldi ve bir şiir yazdı.

Yetimler Ağıdı

Bunu sana nasıl söylerim
Hata benim günah benim suç benim

Dünyalar içinde dünyalar sevgilim
Ateşten çıkardım baktım uzunca kendimdi
Bir de başımın üstünde yok bir ülke; kendimdi
Dilim yola düştü pupa yelken pınarlarım yas içinde, hey hey
Yüzümde kan kalmadı kuraklık can alıyor bir yandan, dan!

Bir travmam var kenarı hâreli
Yine hâreli geçti yine zulüm beni

Meydan başaklarım kanıyor
Uzun bir yürüyüşüm ben; bakın
Anlarsınız yol yorgunu gözlerimden
Şiircebimden beslenen tedirgin güvercin
Dayamış gagasını yavrusununkine

Eyvah ki hrant, bir vakitte
Göğerçinleri yemlemişti, seninki!

Kanı gördük okul dönüşünde ders kitaplarında
Seslere karşı çok ilgiliyiz de ondan seslerden olur ölümümüz
Sonra büsbütün çıkarız raydan, her vagon kendi cehennemine
Kalbimiz doludizgin, kimse avutmasın içimizdeki tren düdüklerini

Toprak insana gömülüyor, bodina da öldü
Sınırlar biraz daha kırmızı

Bütün karakamuları alaşağı eden bir bun
Bir bayraktın düştüğün yerde patikalar’ın açtığı
Bir kısrağın tayını emzirme sesiydi soluğun
Şimdi çığ gürlemesidir aşan zamanı

Bembeyaz tırnaklarla kazdığı o görülmedik arkta
Kan ve gözyaşının birbirine değmeyen ortaklığı

Yattım yere bakıyorum toprağın hisli eşitliğine
Sular sınırları pasaportsuz geçer
Asıl azınlık yerkürenin kendisidir
Tek millet, gökyüzüdür ölürken yürekli düşünüldüğünde

Çan ve ezan arasına gerili mahyada
Acıyı dengeler yazı: ah-ya!

Orda hrant, başı dumanlı ararat’ta
Irağı bilmez bir yağız atla vardı oraya
Hrant ki, külü bile nemlendirir çorak dünyayı
Yine de her damlada ürperir yaşlı ararat

Ne değişir hayatla karşılaşsan
Hemen yanında arkadaşın ölüme gülerek bakıyorsa

Gözün arkada değildi, içerideydi a hrant! gözüm
İçerdeydi ve sözcükler - ki onlardı ve öldüren idi
Ürkekliğin ürperdi karardı boz güruhun
Yırtık tabanaltından kaçtı güvercin ruhun

Yaslandığım duvarın uğultusuydun
Beni sessizlikle açıklayan

Hüznü giydiğin pabuçlarında bin ahhh!
İçini delmiş kuzeyli bir rüzgârın
Erguvan kalbine kuzu’layan bir güvercin
Beykoz iskelesinde karaya vuruyor göçebe

Ağarmış bir gül var yakamda
İçimizdeki bahçelerden goncası

Bir yağmur kenti ne kadar ıslatır?
- Kanın insanı ıslattığı kadar ancak!
Neden ayakta ölür aylar?
- Kim bilir!

Ölümün yüzüne gülüyorsun
Bedenin kurşun geçirse de

Kanamasın yaprakları güllerin
Üşüyen sular ırmakların tenine karışsın
Akımını vurdular sözcüklerden kurulu fırat’ın
Beyaz bere bile ağlar çamurun işine

İki damla göz yaşı düştü vurulunca sen
Pülümür’ün yaşsız kadınının gözlerinden

Oysa küçük bir çocuktum ben de tren raylarında
Bozuk para gibi ezilen, hiç gelmeyecek sandığım baba
Duydu mu mersinli balıkçı cemal, yağmurun yağdığını
Ölümsüzlük denizine sabaha karşı?

Fazlasıyla geciktin, suyu dinle, aynayla ödeş, toprağa dokun
Buluşmayı bil kemik fırtınasında; sancınla yüzleş

Şeytan tiryakilerinin sivilcelerindeki irin,
Ey! kulak zarımı kanatan antik öfke
Topla köpek dişlerini, düşlerini çektir ve git!
Ölüm saklar ölümsüzlüğü yaşamın bildik türküsünde; hrant dink’i de

Zehrini yağmalar karanlık
Sis peçesine çakılı çöller

Affet! yoksulduk, ezilmiştik; aval aval seyrettik mülk talan kavgasını
Kan revan içinde söktüğümüz hayatlar, sözde şanlar sundu bizlere
Korkumuz kutsaldı gölgemizden, gönüllü kurşun olduk düş kırımında
Sesimizi linç tutup, kazıdık vicdanı, altın ve gümüş kakmalı hançerlerle

Bu kez çatlak bulunca suyunu, yasaklandı
İkinci emre kadar dökmek zehirli kanı

Ne cehennemi ne cenneti
Gurbeti de sılası da içindedir insanın
Ömrümüzün biriktirdiği onca kavram ve sözcük
Şimdi işgal altında

Son pankart sokakta gerili birazdan polis kesip atacak
Hepimizin ölümü en küçüğümüzün elinden olacak!

Ah ile eyvah ile geçiyor zaman
Dönsek kardeşliğimizi kutsayacak ardımızdaki kan
Vart’a gül demişler, ağlayan kim
İki kalp, iki zehir, yüz yıllık birikim

Bin dereden kanla dolmuş kuyuları hep ıslak
Sen, ben, hrant... bu toprak püskürtüyor sevgimizi

Artık kış çiğdemleriyle anacağız seni
Onlara kanınla, terin karıştı
Yüreğindeki tohumlar
Rüzgârlı sözcüklerle girecek türkülere

kırık bir zamanda uçan güvercin
üzgün tutar ağzındaki zeytin dalını

Sen dostumdun benim gülünce güneşler açan
Bulutlara rüzgâra asarım suretini her akşam
Her akşam bir mektup yazarım ararat kadar
Unutmadım bırakıp giderken söylediğin sözleri

Günler mi ağdı, ah, sular mı boğuldu
Sisten kapılar mı var şehrin gözlerinde


Göğüslerinin arasını şiirlerle süsledim hayatın
Aranızdan geçerken incinmeler düştü payıma
Güvercin kapaklandığında, yüzüm albatros ve yağmur
Borandır, bahardır, uzar sakallarım çıtırtılarla mavi

Kuşların sabahından geçelim hrant
Çiçek tozları havalansın göklerimizden

Zalimin gecesi mazlumun gecesiyle birdir
Ve daha uzundur zulme karar verenin gecesi
Bu yüzden sesini düşürmüş kaldırımlar leylak
Kırmızı, kanla gül arasında gidip gelirken kanı çekilmiş yaprak

Işık bilir vuracağı yüzü, konacağı kalbi
Güvercin, toprağın düşüne kanat

Kimi ölülerin ayakkabısı delik
Ve sakalları saklanmış ertesi güne
Kimi silahlı çiçek taşır öldürdüğüne
Bayrağa sararlar gözsüz yüzünü
Çorabını dikerler suç kime

Ak bir güvercin kanıyla çiziyor ölümünde
Ölümsüzlüğün resmini
Çocuksu, muzip, yakışıklı
Yüzün ki

Canlar içinde bir can
Kanlar içinde altı milyar insan!
Ve onlar vurdukça sana, alışkanlıklarımız çözülüyordu böylelikle
Küçümsediğimiz yollar açılıyordu önümüzde
Güvercinlerin dudaklarındaki sıcak rüya, korkularımızı dolduruyordu

Dilini susarken anlıyordum, konuşurken
Birden kendimi bir kardeş çavlanında bulurken

Çatılara konan kırmızı
Güvercinin bıraktığı vedayı büyütüyordu
Gölgesi ansız çekilen bir ağaç gibi yıkılırdım
Bir elim ötekini tutmasaydı

O ki bir fincan tuz istemişti yalnızca komşudan
Şimdi tuzlu bir nehir akıyor kalan ömürler arasından

Şimdi kim
Bu uzak diyen
Diyen bu yalan
Bu burkulan ruhun üşümesiyle kardeşliğin
Şu kurşun dökülmüş zaman

Bir ölüm şiirine eklensin diye
Gövdesiyle yazmıştı son dizeyi

Sürgüne okunmuş arguvan havası; ki kan
Yüzünü acıya dönmüş duduk, ah! gasparyan
Unutulmuş; ötekinin cenneti değil miydi her insan
Kim yırttı vicdanımızı, sevgimizi kim düğümledi

Kaç bin kerre öldük seni
Seni öyle sevdik, bağışla bizi

Bu evleri borçlu olduğumuz taş ustaları
Yürüyecek. Anı: hiçbir şey kalmadığında
Su inceliğiyle gülümseyen günahsız kan
Masum yüzünün görüntüsüdür dağılan

Kan kabuğun altında fokurduyor yeniden
Usanmış acısını sokakta gezdirmekten

Şairleri dinlemek lazım: kabuk, su, tir, naz-
Bir nar ki kırılınca hikâyemiz olacak
Hadi ölümü tuzlayalım sonsuz deniz
Hrant’tan sonra kokmasın bari ülkemiz

Aslında ne türk’üz, ne kürd’üz, ne ermeni’yiz
Öyle bir “baba”mız var ki hrant, hepimiz yetimiz!


ŞİİRE İMZA ATAN 73 İSİM:
A.Hicri İzgören, Adnan Satıcı, Ahmet Ada, Ahmet Günbaş, Ahmet Telli, Ahmet Uysal, Akif Kurtuluş, Altay Öktem, Altay Ömer Erdoğan, Arif Damar, Asuman Susam, Ataman Avdan, Aydın Şimşek, Betül Tarıman, Bilsen Başaran, Bülent Güldal, Celal Soycan, Cezmi Ersöz, Cihan Oğuz, Dinçer Sezgin, Enver Ercan, Fadıl Öztürk, Fergun Özelli, Fuat Çiftçi, Gonca Özmen, Gülten Akın, Gültekin Emre, Halim Şafak, Halim Yazıcı, Haydar Ergülen, Hayri K. Yetik, Hüseyin Peker, Hüseyin Yurttaş, İlhan Tülman, İlker İşgören, İ.Mert Başat, Kadir Aydemir, Küçük İskender, Mahmut Temizyürek, Mavisel Yener, Mehmet Atilla, Mehmet Can Doğan, M. Mahzun Doğan, M. Mazhar Alphan, M. Sadık Kırımlı, Mehmet Sarsmaz, Mehmet Mümtaz Tuzcu, Metin Cengiz, Metin Kaygalak, Mustafa Özturanlı, Muzaffer Kale, Namık Kuyumcu, Nesimi Aday, Nevzat Çelik, Oğuz Tümbaş, Olcay Özmen, Onur Akyıl, Orhan Alkaya, Özkan Satılmış, Özlem Sezer, Pelin Batu, Rahmi Emeç, Salih Bolat, Sedat Şanver, Selim Temo, Sennur Sezer, Sina Akyol, Tarık Günersel, Tuğrul Keskin, Turgay Gönenç, Veysel Çolak, Yunus Koray, Yücelay Sal ve Zeynep Uzunbay


NTV

torq 24.02.2007 11:15:55
Hırant Dink'in ne yapmaya çalıştığı ve ne düşündüğünü anlatan, onun içtenliğini ortaya koyan çok güzel ve duygulu bir video. İzlemenizi öneririm




Sapiens 24.02.2007 11:37:00
keşke anlyabilse birileri

torq 28.03.2007 00:34:12


asaf 28.03.2007 00:53:27
vay bee!!! ne güzle olmuş, herkes döktürmüş. tüylerim diken diken oldu yav, paylaşım için teşekkürler torg.

asya 29.03.2007 13:52:34
içim yanıyor, çok etkilendim torq, teşekkürler paylaşımın için. Nazım'ın çok güzel şiirlerinden birini Genco Erkal okuyunca iyice dokundu.

30.03.2007 13:13:41
Önemli olan kahramanlık edebiyatı yapmamak. Aslında Hırant bir kahraman değildi böyle bir şeye tevessül de etmezdi. O onurlu ve alçakgönüllü bir insandı. Düşündüğü gibi yaşadı, düşüncelerinden ödün vermedi ve öldürüleceğini bilmesine karşın yaşam tarzını değiştirmedi sonuçta onuruyla da öldü. Bugün ondan bir kahraman yaratma ihtiyacı hissediyorsak bu bizim zavallılığımızın göstergesidir. Hepimiz gerçekten cenazesinde bağırdığımız gibi birer Hırant olabilirsek bu topraklarda kahramanlara ihtiyaç kalmaz.

Bu işin gerçeği, diğer kısma gelince ben Hırant'ı çok sevmişdim ve ardından ağlamaya hala da devam ediyorum. kuzeys sen çok sevdiğin ve yitirdiğin biri için ağladın mı hiç?


asya 30.03.2007 13:18:43
sırada ki kahraman kim acaba..
kahraman aranıyor..

kuzeys genel olarak düşüncelerini ve yazılarını bildiğim için senden bu sözlerini birazcık aralamanı, açmanı istesem...

yanlış değerlendirilebiliyor çünkü...

Tigris 30.03.2007 13:43:43
Derlemeler gerçekten harika, teşekkürler sayın torq.

asya 31.03.2007 11:59:39
eline sağlık kuzeys.

ben de diyorum ki onlar kendilerini kahraman olarak görmediler, bize düşen de onları kahramanlaştırmak değil tabii ki.

Hırant Dink kahraman olmayı isteseydi korkularını dile getirmezdi zaten.

ateş hırsızı'nın ve senin söylediğiniz gibi yapılacak şey düşüncelerini yaşatmamız ve düşüncelerin özgürlüğü adına savaşımımız.

yakısıklı 31.03.2007 14:50:48
hepiniz çok güzel yazılar yazmışsınız Hrant DİNK için ...

Hepinize çok teşekkürler ....


06.04.2007 00:24:26
dün ölen arkadasim icin gozyasi dokmedim ama hranta doktum. gectigimiz eylulde vapurda gorup konusasim gelmisti de bosvermistim cunku nasil olsa cok yakindaydi. hic konusamadim. onu dusununce heran gozlerim dolabilir. cok iyi anliyorum


Sayfa: [ 1 ]