|
||
| Audrey Hepburn benim güzellik ve iyilik kavramlarımın karşılığı haline gelmiş birisidir.o kadar güzel ve duru bir yüzü vardırki insanı büyüler.kendisi ilerleyen yaşına rağmen unicef gönüllüsü olarak çalışmış ve şu an reklam içinde olsa yinede yararları dokunan yeni yetme sanatçılara örnek olmuştur.kendisi ayrıca benzemeye çalıştığım, arkadaşlarıma bak bu fotoğrafımda benziyorum değilmi diye sert ve tehditkar bakışlarımla onay aldığım birisidir.filmleri keyiflidir.konuyu beğenmeseniz bile sadece audrey hepburn un zarif ve masum güzelliği için izlemelisiniz.zira günümüzde pek böyle güzellik kalmadı.neyse ınternetten onun hakkında topladığım birkaç bilgileri sizinle paylaşıyorum.daha fazla fotosunu fotopedi bölümüne göndereceğim.ilgileneneler bakabilir. AUDREY HEPBURN Belçika'nın Brüksel kentinde doğdu. Annesi Hollandalı bir barones, babası zengin bir İngiliz bankacıydı. Anne ve babası, Audrey henüz bir yaşındayken boşandı ve Audrey annesinin yanında kalarak babasını bir daha hiç göremedi. 10 yaşındayken annesi başka bir adamla evlendi ve Hepburn yeni babası ile birlikte Nazi işgali altındaki Hollanda'ya göç etmek zorunda kaldı. Burada oldukça zor bir çocukluk geçiren Hepburn'un sinemaya büyük ilgisi vardı ve oyuncu olmanın düşlerini kuruyordu.Savaşın bitmesinden sonra Londra'ya gdip bir bale okuluna yazıldı ve bir süre sonra modellik yapmaya başladı. Oyuncu olabilmek için İngiltere'ye giden Hepburn ilk filmi "Young Wives Tale"da (1951) rol aldığında 22 yaşındaydı. Bu ilk filminde güzelliği ve zerafeti ile izleyen herkesin dikkatini çeken Hepburn hızlı bir yükselişe geçti. "Monte Carlo Baby", "Lavender Hill Mob" ve "Secret People" gibi filmlerde oynadıktan sonra Hepburn, 1952'de rol aldığı "Roman Holiday" ile büyük başarı kazandı. Bir prensesi canlandırdığı "Roman Holiday" Hepburn'un ilk başrolüydü ve Gregory Peck ile birlikte rol aldığı filmden bir de En İyi Kadın Oyuncu Oscar'ını kazandı. Bu ödül onu bir anda yıldız mertebesine yükseltti ve Hepburn hızın hiç kaybetmeden ard arda başarılı yapımlarda rol aldı. 1954'de usta yönetmen Billy Wilder'ın "Sabrina"sında ünlü oyuncu Humphrey Bogart ile rol alan güzel yıldız bu filminden bir Oscar adaylığı kazandı. Daha sonra Hepburn "War And Peace", "Funny Face", "Love in the Afternoon", "Green Mansions" ve "The Unforgiven" gibi filmlerde rol aldı. Kariyerinin bu kısmında dönemin en ünlü yönetmenleri ve aktörleri ile çalışan Hepburn çalıştığı herkesi kendine hayran bırakıyordu. O yalnızca güzel ve yetenekli bir oyuncu değil aynı zamanda zarif bir hanımefendiydi. Güzel yıldız daha sonra "My Fair Lady", "Breakfast at Tiffany's" ve "Wait Until Dark" gibi filmlerle büyük başarı kazandı. Audrey Hepburn bu başarılı oyunculuk kariyerinin yanında birçok yıldız oyuncu gibi özel hayatıyla da sürekli gündemde kaldı. Gerek William Holden ile yaşadığı fırtınalı aşk gerek Mel Ferrer ile yaptığı sorunlu evlilik tüm dünya tarafından yakından takip edildi. Hepburn'un Mel Ferrer'den Sean adında ve Dr. Andrea Dotti'den Luca adında iki çocuğu var. Audrey Hepburn 1990'da oyunculuğu askıya aldı ve yalnızca çok özel projelerde yer aldı. Hepburn tüm bu şaşalı yaşamının yanında hayatını hiç görmediği babasını bulmaya adamıştı ancak bu isteğine bir türlü ulaşamadı. Babasının 2. Dünya Savaşı sırasında öldüğü sanılıyor. Audrey Hepburn 20 Ocak 1993'te İsviçre'de kolon kanserinden öldüğünde 64 yaşındaydı. Hepburn'un mezarı şu an İsviçre'de bulunuyor çÖÖçAudrey Hepburn tüm oyunculuk kariyeri boyunca sayısız ödülün sahibi oldu. 1954'de "Roman Holiday" ile kazandığı Oscar'ın yanında tam 4 kez En İyi Kadın Oyuncu Oscar'ına aday gösterildi. Bunun yanında 2 kez İngiliz Film Akademisi Ödülleri BAFTA'yı kazanan Hepburn bu ödüle iki kez de aday gösterildi. Ayrıca Hupburn'un iki adet Altın Küre Ödülü var. "http://tr.wikipedia.org/wiki/Audrey_Hepburn"'dan alındı Audrey Hepburn deyince, insanların aklına kapri pantalonlar, kahküllü saçlar, sıra sıra inciler ve babet ayakkabılar geliyor. Hollanda asıllı yıldız, seksi bir kadın olmayı hiç düşünmedi. Oysa hep dişiydi. Mini eteğin mucidi Mary Quant, yıldız için 'O bugüne kadar gelmiş geçmiş en zarif giyinen kadındır' diyor. Küçük siyah elbise modasının yaygınlaşmasını da Audrey Hepburn'e borçluyuz. Hayat felsefesi daima gülümsemektir. Tarzının sırrı, içten genç kız halidir. Dış görünüş olarak neredeyse minimalisttir. Çekiciliğinin püf noktası budur. Genç kız görüntüsünün göstergesi ise daima çok zayıf olmasıdır. 1951 - Altın Hırsızları 1952 - Monte Carlo Bebeği 1953 - Roma Tatili 1954 - Sabrina 1956 - Savaş ve Barış 1957 - Şahane Macera 1957 - Öğledensonra Aşk 1959 - Yeşil Ev 1959 - Hemşirenin Öyküsü 1960 - Affedilmeyenler 1961 - Tiffany'de Kahvaltı 1962 - Tehlikeli Fısıltı 1963 - Saklambaç 1964 - Ağustos'ta Paris 1964 - Benim Tatlı Meleğim 1966 - Bir Milyon Nasıl Çalınır 1967 - Aşk Yolu 1967 - Karanlığa Kadar Bekle 1976 - Robin ve Marian 1979 - Mirasçılar 1981 - Mutlular 1989 - Daima TELEVİZYON 1957 - Mayerling 1987 - Love Among Thieves 1993 - Gardens of the World TİYATRO 1948 - High Button Shoes 1949 - Sauce Tartare 1950 - Sauce Piquante 1951 - Gigi 1954 - Ondine http://imdb.com http://www.audreyhepburnfan.org Öteki Audrey Hepburn Oğlu, ölümünden 10 yıl sonra Audrey Hepburn'ü yazdı: Hep hüzünlüydü. Bize, savaş yıllarında açlığını unutmak için yataktan çıkmadığını anlatırdı AP - SANTA MONICA - Sinema dünyasının gelmiş geçmiş en güzel kadını olarak anılan Audrey Hepburn'ün ölümünün üzerinden 10 yıl geçti, ancak o 'Roman Holiday'deki (Roma Tatili) Prenses Anne, 'My Fair Lady'deki (Benim Tatlı Meleğim) Eliza Doolittle olarak hafızalardaki yerini koruyor. Dik yürüyüşü, bir kuğuyu andıran boynu ve zarafetiyle kendine sonsuz güvenen, iç huzuru bulmuş bir kadın portresi çizse de, oğlu Sean Hepburn Ferrer onu bambaşka biri olarak anımsıyor; her daim hüzünlü ve hiçbir zaman kendinden emin olmayan bir kadın... "Sık sık çocukluğunu, Alman orduları Hollanda'yı işgal ettiklerinde hissettiği korkuyu hatırlardı. Yiyecek başka bir şey olmadığından köpek maması yiyen ağabeylerini anlatırdı bizlere... Un olmadığından bezelyeden yapılan yeşil ekmekleri ve açlığını unutmak için günler boyu yataktan çıkmadığını..." diyor Ferrer, annesini anlattığı kitabı 'Audrey Hepburn, an Elegant Spirit'te (Audrey Hepburn, Zarif Bir Ruh). O henüz altı yaşındayken evi terk eden ve 20 yıl sonra artık uluslararası bir şöhret olduğunda yeniden gördüğü babasının yokluğu da Hepburn'ü derinden etkilemiş. "Korkunun üstesinden gelmeden cesaretin ne olduğunu bilemezsiniz, acıyı tatmadan mutluluğun değerini anlayamazsınız" yorumunu yapıyor kitabında Audrey Hepburn-Mel Ferrer çiftinin tek oğlu Sean Ferrer. Ona göre annesinin 'yaşam senaryosu' üç bölümdü: Oyunculuk kariyeri, oğulları (İtalyan Andrea Dotti'den de bir oğlu vardı) ve UNICEF çalışmaları. Ferrer, "Çocukluğunuzda yaşadığınız olaylar izler bırakır. Büyüdüğünüzde geçmişi mantığınızla kavrayabilirsiniz ama üzerinize sinmiş hüznü atmanız mümkün değil. Annem yaşadıkları yüzünden zordaki çocuklara yardım etmek gereğine inanırdı. Yalnız bir tas çorba ya da vitamin verip değil, onları fiziksel olduğu kadar duygusal açıdan da korumak gerektiğini düşünürdü" diyor. 43 yaşındaki yapımcı Ferrer, kitabında Hepburn'ün 1929'da Brüksel'de başlayan mutsuz çocukluğundan, mide kanserinden ölümüne kadar ünlü yıldızın hayatını anlatıyor. "Öldüğünde kızgın değildi, sadece tekrar ameliyat edilemediği için hayal kırıklığına uğramıştı" diyor Ferrer ve ekliyor: "Ona göre ölüm yaşamın doğal bir parçasıydı". :www.radikal.com.tr Kendisine, güzelliğiyle ilgili sorular sorulan Audrey Hepburn'ün verdiği yanıtlar: * Çekici dudaklar için nazik sözcüklerle konuşun. * Gülen gözler için insanların içindeki iyiliği arayın. * Zarif bir beden için yiyeceğinizi açlarla paylaşın. * Güzel saçlar için günde en az bir kez bir çocuğun parmaklarının saçlarınızın arasında dolaşmasına izin verin. * Denge için bilgi ile yürüyün, böylece asla yalnız yürümezsiniz. * İnsanlar diğer varlıklardan daha fazla yenilenmek, canlanmak, iyileşmek ve bağışlamak zorundadır. Hiç kimseyi yabana atmayın. * Unutmayın, yardım edecek bir ele ihtiyacınız olduğunda bunları her bir kolunuzun bittiği yerde bulacaksınız. Ve büyüdükçe iki elinizin olduğunu ve bunlardan birinin kendinize diğerinin ise başkalarına yardım etmek için var olduğunu keşfedeceksiniz. * Bir kadının güzelliği; ne giydiği kıyafetleri, ne sahip olduğu bedeni, ne saçını tarama şeklidir. Bir kadının güzelliği gözlerinden okunur, çünkü gözler onun kalbine açılan kapılardır ve sevginin ikametgahıdır. Bir kadının güzelliği yüzünün şekli değildir, fakat gerçek güzelliği onun ruhunda yansır. Ve bu güzellik, göstermiş olduğu sevgi dolu ihtimamı ve sahip olduğu tutkulardır. * Bir kadının güzelliği geçen yıllarla artar. Bu satırlar ve daha fazlasının Sistem Yayıncılık tarafından basılan 'Hayatı Değiştiren Sözler' adlı kitapta da yer alıyor. Beyazperde yıldızlarının gönüllü UNICEF elçisi olma geleneğinde en fazla öne çıkan Audrey Hepburn'dü. UNICEF merkezine Hepburn heykeli Birleşmiş Milletler'e bağlı Çocuk Fonu UNICEF'in New York'taki merkezi için yaptırılan Audrey Hepburn heykeli dün başlayan BM Çocuk Zirvesi kapsamında düzenlenen bir törenle açıldı. Bir dönemin ünlü yıldızı Hepburn, yaşamının son yıllarında UNICEF'in iyi niyet elçisi olarak gerev yapmıştı. Gregory Peck ile oynadığı "Roma Tatili"nin yanı sıra "Sabrina", "Tiffany'de Kahvaltı", "My Fair Lady" gibi filmerle tanınan Audrey Hepburn, 1988 yılından öldüğü 1993 yılına kadar UNICEF'in iyi niyet elçiliğini yapmıştı. Kuraklık ve iç savaş yüzünden ölen Somalili çocukların ıstırabına dünya kamuoyunun dikkatini çekmeyi başaran Hepburn, Etiyopya'da da faaliyet göstermişti. Audrey Hepburn, ölmeden önce yaptığı son açıklamada, Somalili ve Etiyopyalı çocuklar için, "Onlar kendi haklarını savunmak için konuşamıyorlar. Bu işi biz yapmalıyız" demişti. Heykeltıraş John Kennedy tarafından yapılan Hepburn'un bronz heykeli, 215 santimetre boyunda. Heykelin açılış törenine, Roger Moore, Mia Farrow, Harry Belafonte, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın eşi Nane ve UNICEF Genel Direktörü Carol Bellamy katıldı. (a.a) www.hürriyet.com.tr Beyaz perdenin hanımefendi yıldızı Audrey Hepburn'un çeşitli filmlerde giydiği kostümleri, New York'taki Sotheby's müzayedeevinde düzenlenen açık artırmayla satıldı.Satıştan elde edilen toplam 176 bin dolar, UNICEF'e bağışlandı. ![]() |
||
|
||
| ben kalın kaş seviyorum kadında. öyle incecik, çoğunlığu alınmış kaşlar hiç hoşuma gitmez. ece sükan' a da hayranımdır, ne zaman görsem bi programda o vintage kıyafetleriyle aklıma ilk audrey hepburn gelir. | ||
|
||
| longines saatlerinin "hala" reklam yüzüdür. ööle kalantor saatçilerde fotolarını görebiliriz. fekat kendisi pek tabii müzisyen değildir, yeteneğine olan saygı bi yana bu başlık altında ne bileyim pek durmamış.. ayrıca gereksiz bi bilgi olaraktan; kendisi 2. dünya savaşı sırasında almanya'ya karşı, casusluk faaliyetlerinde bulunmuştur. Tiffany'de kahvaltı filmi müziğini de (theme) kesin bi yerlerde duymuşunuzdur (bari burdan müzik olayına bağlasam dedim). | ||
|
||
| abi, kalantor saatçi mi arıycaz bu saatte, google'a yazarız, döker bize yüzünü; fekat, kış günü, hüzünü kaplar yüreğimizi, dolunay var, ama ay yok, giden gelmiyor, acep ne iştir? neyse, asıl merakımı cezbeden konu, bu gül gibi kadıncağızı her filminde niye bir yaşlı erkeğe yamarlar? yani, audrey ayarında bir cevval delikanlı yok mudur bu memlekette? asaaaf, nerdesin len?? |
||
|
||
audrey,biraz bizim grkm le benzeşio mu lem?
|
||
|
||
ne açıdan
|
||
|
||
karekter açısından..her 2 sini de çok iyi tanıoz ya
|
||
|
||
| ha evet, ikisinin de birleşmiş milletler çocuk fonu yararına düzenledikleri etkinlikler mevcut tabi, biraz tip olarak da benzerler, ruh ikizi de diyebiliriz onlara. grkm, audrey'den çok sonra dünyaya gelmenin ızdırabını taşıyabilecek mi acaba? bakalım... | ||
|
||
doru,bende merak ediom,taşıyıp taşıyamayacağını
|
||
|
||
| Gözüm aynı göz, ruhum eski Sözüm aynı, susmam yeni Günüm aynı gün, geceler eski Tenim aynı ten, üşüyorum şimdi ben dunyaya cok sonra degıl her sonra gelme acısını tasıyorum sayın kıya merak etmeyın.bu acıdan belkı ben sonrayım
|
||
|
||
| herkes alengir yapıo anasını satiim..bi ben örenemedim gitti.. | ||
|
||
alengir agrostiş gıbı bısımı sayın tango
|
||
|
||
alendir nedir bilmiom,ama alengir,muammalı olan gibi bişi..
|
||
|
||
| valla bılmem bjk lı amıgo alendır da olabılır dmek ıstedıgınız
|
||
|
||
| hiç işim olmas..demek bile istemem.. | ||