|
||
sen partizansın sana edecek lafım yok.. ![]() niye bana edecek lafın yok ortaya bir şey atılıyorsa hepimizedir o laf
|
||
|
||
Solculuk, Türkiye’ye inanmak, bu memleketin geleceği hakkında umutlu olmaktır. TKP, Türkiye’nin aydınlık geleceğine inanıyor ve bu gelecek için mücadele ediyor. Türkiye Komünist Partisi, seçimlerde umudu ve aydınlık bir geleceğe olan inancı temsil ediyor. Solculuk, emperyalizme karşı olmaktır. Emperyalizmin hiçbir kurumuyla barışmamak, Türkiye’nin kendi kaderini bağımsız bir şekilde çizebileceğini bilmektir. Memleketin geleceğini ABD’nin veya Avrupa Birliği’nin gölgesinde aramamaktır. TKP, bağımsız Türkiye hedefi için emperyalizme karşı mücadele ediyor. Türkiye Komünist Partisi, bu seçimlerde bağımsızlığı temsil ediyor. Solculuk, para babalarının karşısında, işçilerin yanında durmaktır. Patronların bu memleketten vazgeçtiklerini, Türkiye’ye sahip çıkacak tek gücün işçi sınıfının önderliğinde Türkiye halkı olduğunu bilmektir. Bugün, işbirlikçilik patronların, yurtseverlik emekçilerin kimliğidir. TKP, işbirlikçilere karşı, yurtseverliğin bayrağını yükseltiyor. Türkiye Komünist Partisi, bu seçimlerde emekçi yurtseverliğini temsil ediyor. Solculuk, zenginliği üretenlerin, bu zenginliği eşit bir şekilde paylaşmasını istemektir. Bu memlekette, patronların ve onların hemen yakınındaki küçük bir azınlık, işçilerin ve köylülerin ürettiklerine ve tüm kaynaklara el koyuyor, özelleştiriyor, satıyor savıyor ve çok geniş kesimlerin yoksulluğu pahasına, lüks ve sefahat içinde yaşıyor. TKP, bu tersliği düzeltmek, üretenlerin yönettiği bir ülkede, hepimizin eşit yaşaması için mücadele ediyor. Türkiye Komünist Partisi, bu seçimlerde eşitliği temsil ediyor. Solculuk, Türklerin ve Kürtlerin eşitlik içinde birlikte yaşamasını savunmaktır. Türk ve Kürt milliyetçilerinin ülkemizi bölmek için uğraştıkları bu dönemde, ülkemizin birliği için mücadele etmektir. Emperyalist planların dünyada hiçbir halka özgürlük getirmediğini bilmektir. TKP, Türklerin ve Kürtlerin birlikte yaşaması için eli kanlı faşist çeteleri de, Barzanici bölücülüğü de püskürtmek için uğraşıyor. Türklerin ve Kürtlerin birlikte mücadele ederek aralarına örülmek istenen düşmanlık duvarını yerle bir edeceğini iyi bilen Türkiye Komünist Partisi, bu seçimlerde kardeşçe birlikte yaşamayı temsil ediyor. Solculuk, dini inançların bireyin kişisel dünyasıyla ilgili bir karar olduğunu bilmek ve her inanca saygılı olmaktır. Tarikatların etkisinin her gün arttığı ülkemizde, din, siyasetin ayrılmaz bir parçası haline gelmiştir. Para babaları ve Amerikancılar, laiklik ve müslümanlık adına din etrafında tehlikeli bir kavgaya tutuşmuşlar, insanları kamplara ayırmışlardır. Bu kamplaşma, bir yandan tarikatçıların ve din tacirlerinin etkisini arttırırken, diğer yandan çağdaşlık masalı altında, kapitalizmin yozluğunun yüceltilmesine hizmet etmektedir. TKP, dinin bir siyaset aracı olarak kullanılmasına karşı mücadele veriyor. Türkiye Komünist Partisi, bu seçimlerde, her türden dinsel ayrımcılığın karşısında, dini inançlar konusunda da eşitlik ve özgürlüğü temsil ediyor. Solculuk, herkesin eşit ve parasız eğitim ve sağlık hizmetlerinden faydalanmasının, bir işinin olmasının, barınma ve beslenme gibi temel ihtiyaçların eşitçe karşılanmasının vazgeçilmez bir hak olduğunu hiç unutmamaktır. Türkiye kaynaklarının bunları yapmak için yeterli olmadığı masalına artık kimse inanmamalıdır. Memleketimiz, herkesin bu hedefler için çalıştığı bir düzenlemeyle, tüm bu gereksinimleri karşılayacak kaynaklara sahiptir. TKP, hepimizin hakkı olan en temel ihtiyaçlarımızın eşit ve parasız olarak karşılanması için mücadele ediyor. Türkiye Komünist Partisi, bu seçimlerde insanca yaşamayı temsil ediyor. Solculuk, onur ve şerefin insanoğlunun değişmez niteliklerinden olduğunu bilmektir. Bu her şeyiyle kokuşmuş düzen, Türkiye’yi çürütüyor, insanları onursuzluk ve haysiyetsizliğe mahkum ediyor. TKP, para babalarının ve Amerikancıların liderlik ettiği bu sürüden ayrılmak için mücadele veriyor. Türkiye Komünist Partisi, bu seçimde onur ve şerefi temsil ediyor. TKP örgütlü bir halkın gücüne inanıyor. Avrupa Birliği düşkünü kimi bağımsız adaylar da umudu ve aydınlık bir geleceğe olan inancı temsil edemez, emekçi yurtseverliğini savunamaz. Türkiye’ye eşitlik ve özgürlük bu türden adaylarla mı gelecek? Bu iddiaya sahip olmayanlar solu temsil edemez. Patron destekçisi CHP mi yoksa DSP mi bu seçimlerde kardeşçe yaşamayı, eşitliği temsil edecek? Bu ülkeyi özelleştirme şampiyonu yapan bu partiler mi, insanca bir hayat sağlayacaklar, yoksa ABD ve AB kapısında dilenen aynı partiler mi bağımsız Türkiye’yi savunacaklar? Bunları yapamayacak olanlar solcuyum diyemez. Bu seçimde sol TKP’dir. fadersin çark arkdaşım beni cahilliğim için bağışla reklamını yaptığın partinn içinde "sol" değil de "kominist" ifadesi var. benm bilğiğim kadarıyla bu iki ifade birbirinden ayrı şeyler ifade ediyolar,yoksa değil mi? bi de yukarıda yazdığın bu güzel söylemler ve bunları sokağa çıkıp halkımızada sorsak bunların çoğunu savunurlar,olsun tabi dermer.peki o zamn bu parti neden halkın güvenini ve oyunu kazanamıyor,barajı geçemiyor? merak ettim. |
||
|
||
| Türkiye tam 100 yıl boyunca anti komünist bir propogandaya mazur kalmış bulunmaktadır.Ezberler aynıdır tam da sermaye sınıfın istediği gibi komünist duyulunca herkese aynı çağrımı yapar bu yüzden. Kapitalist ekonomilerde halkın yararını düşünen devrimcilerin seçim propagandaları ve oy istekleri egemen sınıfının bağnaz ve taşkın anti propagandası ile karşılaşır.Ve anti propogandalar çok büyük çapta gerçekleşeceği için maddi ve mali külfeti çoktur yani devrimciler bu yükü kaldıramazlar.Ve bu koşullar altında sandıklardan çıkan demokrasini bir göstergesi değil ancak ve ancak sermayenin propoganda araçlarının nasıl işlediğine dair temsili bir iradedir. Soldan kasıt sermayeye karşı emekçiyi savunmaktır.Bu yüzden bunu da sahiplenecek yegane güç tabiki de işçilerin üretimde hak sahibi olduğunu savunanlar yani komünistlerdir. Börtü böceği beygiri kurdu kuşu Her vakitte öter yanki horozu Atı iti otu oku ampulü Sürüden ayrılma zamanı... |
||
|
||
| yapmayın şimdi. tkp mi solcu ? tkp mi komünist ? adında komünist kelimesi olan komünist mi oluyor ? sol jargonda (faşist - üniter - ulusal)devletin tanıdığı sözde haklarla sol'u getirebileceğine inanıyormusun ? gün geçtikçe ulusalcı yapıya bulaşan tkp mi sol cu ? chp'nin bir alt kolu gibi görülüyor? sokaklarda yurtsever satmaktan başka yapıan birşey söylermisiniz ? bir de tkp genel başkanı mersin'den aday. değil mersine milletvekili mahallesine muhtar olamayacağını bilmiyor mu ? dieyceksiniz ki seçim'le zaten biryerlere gelmek , getirmek gibi amacımız yok. e o zaman çıkın dağda tikko gibi savaşın? marxizm gerilla mücadelesiyle gelmeyecek mi ? akademik alandaki mücadele opürtünizm yahut revizyonizm olarak adlandırılmaz mı ? hem zaten seçimler de birşey kazanamaz tkp , çünkü abisi chp daha ünlü ulusalcılık konusunda. |
||
|
||
| TSİP Genel Merkezi, 22 Temmuz seçimlerinde TKP’yi koşulsuz destekleyeceğini açıklayarak üyelerini ve dostlarını Türkiye Komünist Partisi'ne(TKP) oy vermek için görev başına çağırdı. Ekonomik alanda talan ve yıkımın geriye dönülemez boyutlara ulaştığına dikkat çeken TSİP Genel Merkezi, yaptığı açıklamada AKP’nin, gelmiş geçmiş iktidarların en Amerikancısı olduğunu, emperyalist Amerika'nın en üst düzeydeki yöneticilerince arkalandığını ve yeniden gelmek için oy istediğini belirtti. "TKP dışında hiçbiri sosyalist değil” TSİP Genel Merkezi, söz konusu açıklamanın devamında; sömürüye ve zulme son vermek için, işbirlikçi AKP'yi sandığa kilitleme ve düzen partilerine hak ettikleri dersi vermeye çağırdı. Açıklamanın devamında şu ifadelere yer verildi: “Partimiz TSİP, 7 yıldır kendisine yönelen baskılardan dolayı bu seçimlere katılamıyor. Bu seçimlere sol olarak bilinen ÖDP, EMEP, İP, DTP ve TKP katılıyor. Ancak, bu partilerden TKP dışında hiç birisi; sosyalizmi işçilerin emekçilerin kurtuluş seçeneği olarak saymıyor. Bir başka deyişle bu partilerin TKP dışına hiçbiri sosyalist değil. Bu nedenle bize en yakın parti olan Türkiye Komünist Partisi (TKP) koşulsuz olarak desteklenmeli; TSİP üyeleri, sempatizanları, yakın çeperinde duran işçiler, köylüler, emekçiler, gençler, aydınlar oylarını Türkiye Komünist Partisi'ne (TKP) vermelidir. Bu tavır, işçi sınıfının ideolojik ve örgütsel olarak her türlü burjuva politikalarından bağımsız davranmasının bir gereğidir.” CHP-DSP işbirliğine ve “ortak bağımsız adaylara” ilişkin sol nitelemesi yapılamayacağını belirterek bizzat Baykal’ın seçimlere sol olarak katılmayacaklarını ısrarla tekrarladığımı, bağımsız adayların ise solu değil DTP politikasını temsil ettiklerini belirttirim |
||
|
||
| emin ol dtp tkp'den daha humanist daha barışçıdır.tkp'nin üzerine otrutamadığı kararlılığı dtp baştan aşağı takınmıştır. tkp de ne kararlılık ne de cesaret var,ulusalcı zihniyete devam edip dursunlar. |
||
|
||
| Siyasal bir öneri geliştiren hem aritmetik hem siyasal hesap yapabilmelidir. Siyasal bir öneri hakkında yargı geliştiren, bu hesapları hiç olmazsa izleyebilmelidir. Ben de, elbette, solda bağımsız ortak aday açıklamasını izledim, internette belgelerini okudum ve mecburen ek olarak sunulan hesabı da gözden geçirdim. Bu hesapta “2002’de DEHAP, ÖDP ve TKP’nin ortak adayları(mız) olsaydı…” sorusunun yanıtı veriliyor. Bakmayanlar için aktarayım. Sonuç 60 milletvekili olurmuş… (Yazının akışını kesmek zorundayım. Dün DTP, ÖDP, EMEP ve SDP arasında anlaşmaya yaklaşıldığını gösteren gelişmeler oldu. Buna göre DTP’nin kimi yerlerde solcu bağımsız adayları desteklemesi mümkün. Bu satırların yazarı, benzeri projelerin tamamen dışında durma düşüncesinde olmakla birlikte, bu taktiğin tutmasını yürekten arzulamaktadır!) Öngörülen toplama işleminin siyasal dayanaklarına fazla girmiyorum. DEHAP’ın yerine DTP yazmakla mesele hallolmuyor. Bu çizginin Türkiye siyasetinde ittifak diye (hadi sosyal demokratları da katalım!) ancak solu bulabildiği bir gerçek ise, seçmenlerinin ikinci tercihinin sol olmadığı da bir o kadar gerçektir. Bugünkü DTP’nin sol kabul edilmesi, bir eski zaman bilgisine dayanır. “Barzani’ye saygılar”, diplomatik akıl yürütmelerin ötesinde “halk hareketi olmaktan bıktım” demektir. Bir takım AB lobicilerinin TKP’ye “bizim partilerimiz” arasında yer vermesi ise sahtekarlıktır. Geçelim… Önceki günkü yazımda satır arasında yazdığım “oylarını saydırtmamak” meselesine yine fazla girmeyeceğim. Sadece şu kadar: 1999 seçimlerinden bu yana, seçime girme yeterliliğine sahip olan ÖDP ile EMEP, parti olarak oylarını saydırtmamayı ilke edinmişlerdir. Bu benim gözlemim… Kendileri bilir. Başkaları da saydırtmayı tercih edebilirler, değil mi ya… Zira bence “oyunu saydırtmak” ortaya attığı iddiayı sahiplenmekle ilgili bir tutumdur. Bunu da geçelim. Burada geçemeyeceğim nokta, aritmetiğin siyasal hesaba kurban edilmesidir. Aritmetik sadeleştirici kabul edilir. Her zaman değildir. Özellikle aritmetiğin başka alanlarda kullanılmaya kalkışılması halinde, işler karışır. Örneğin parti oylarını toplayıp Diyarbakır’da 8 milletvekili sayısına ulaşabilirsiniz. İyi de, seçmenlerin oylarını nasıl 8 bağımsız adaya paylaştıracaklarını da açıklamanız gerekir. Zaten gerçekçi bir hesaplama DTP’nin bağımsızlar yoluyla “grup kuracağını” yani 20’yi rahat aşacağını öne sürmekle yetiniyor… (İkinci bir kesinti: Bu satırların yazarı DTP’yi sol bir parti sayamamakla birlikte, bu partinin Meclise daha kalabalık sayılarla girmesini hararetle ve samimiyetle dilemektedir!) Parti bir programdır, bir kimlik, bir aidiyettir. Bağımsız adayın ise “gözünün üstünde kaşı vardır.” Gerçi, TKP seçmeninin bir toprak ağasına, yalana doymayan bir AB sevdalısına oy vermemek için mazeret bulmasına gerek yoktur; ve bunun tersi de geçerlidir. Şimdi biri çıkıp “yahu TKP’nin kaç oyu var ki” diyebilir. Ben de zaten 60 milletvekilinin nasıl çıkmış olacağını gösteren çizelgeye baktım ve TKP oylarını eksiltirsek, sayının 59’a düşeceğini çok basit bir gözden geçirmeyle anlayıverdim! ÖDP’ye de baktım. Onu eksiltirseniz de 58 oluyor. EMEP ve SDP faktörleri zaten DEHAP’ta içerildiği için onları hesaplayamıyoruz… DTP’nin iki hayali koltuk için solcularla yan yana görünmekte ve sola koltuk jesti yapmakta bir mantığı olabilir. Herhalde bu hareket, Türkiye siyasetinde izole edilmiş bir görüntü vermemek için çaba harcamaktadır. Zaten o cenahta sorgulanacak bir şey varsa, -HADEP’in gerçekten barajı aşabileceğine inandığı 1995 seçimleri bir yana- neden bugüne kadar meclise girmediğidir. Ama şimdi biri bana, solun, DTP’ye, gerçekleşeceği hayli kuşkulu iki milletvekilliği kazandırmak için neden seçim platformundan çekilmesi gerektiğini anlatsın… Bu açıklamada “oylarımızı saydırtmamak için” veya “ille de seçilmek için” denmeyeceğini biliyorum. Mümkünse “bırakırsak davulcuya giderdi” ve “koalisyona girip demokratik devrimi tamamlayacağız” seçenekleri de olmasın. Doğru, akla uygun kararlar verme yeteneği sağduyu olarak tanımlanıyor. Böyle olduğu için bu kelimenin iptal edilerek yerine solduyu kelimesinin kullanılmasını öneriyorum. Bundan sonra solduyulu diyeceğiz. Aklı, aydınlanmayı, gelişmeyi, kalkınmayı, eşitliği, halkçılığı tamamen sol temsil ettiği için. Türkiye uzun zamandır aklını, solduyusunu yitirmiş olarak hızla sürükleniyor. Türkiye egemenleri hiçbir konuda kontrol gücünü ellerinde bulunduramıyorlar. Türkiye egemenlerinin aklı gittiği için, şiddet başvurdukları tek araç olabiliyor. Ancak asıl mesele Anadolu solcularının solduyularını yitirmeleri. Soyduyulu olmanın solcuların tekeline kaldığı böyle bir dönemde solcuların soyduyularını terk etmeleri kadar acınacak bir durum olabilir mi? Seçimler yaklaşıyor, emekçi insanımızla buluşmanın böylesi günlerinde solcular gayet sağduyulu davranıyorlar. Bir yanda seçimlere boykot çağrısı yapanlar, öte yanda bağımsız adaycılık stratejisini Kürt halkıyla dayanışmanın, vb yolu olarak önerenler. Biz de seçimleri ve parlamenter sistemi sosyalist mücadelenin yegane ya da önemli aracı olarak görmüyoruz. En azından bu seçimlerde parlamentoya girmeyi zaten hiç beklemiyoruz. Ancak bütün bunların ötesinde, seçimlerin, emekçilerde sol politizasyon yaratmak ve siyasal örgütümüzün kitleselliğini artırmak, topraklarımızdaki köklerimizi daha derinlere göndermek açısından önemli bir fırsat sunduğu da gayet açık. Öyle bir dönemdeyiz ki, elimizde hangi olanak varsa, onu, sistemi tümüyle sola doğru germek üzere kullanmak yapılacak işlerden birisi. Ya, AB'cileri, bağımsız olmadan önce seçimlerde AKP'ye oy vereceğini deklere edenleri sol bir aday olarak ortaya sürenlere ne demeli? Salt Ermenilerden yana tutum almak solculuk mu sayılacak? Solculuk her şeyden önce sınıf perspektifine sahip olmaktır. Bu noktada ezilenler, dışlananlar gibi kategoriler hiçbir anlam ifade etmez. Meseleyi kolayca dinci ve etnik bir zemine çekebildikleri için. Din de etnisite de içinde ezilenleri ve ezenleri birlikte barındıran olgulardır. Dışlanan bir dinsel grubun ya da ezilen bir etnik yapının kendi içinde kendi ezenleri ve ezilenleri aynı anda yer alır. Eşitlik-özgürlük mücadelesi bu heterojenlik üzerine oturamaz. Sol, solduyusunu, kurumsal işleyişini bir tarafa bırakacak derecede yitirmiş durumda. Ufuk bey yetkili parti organlarının kararına karşı ve hatta tamamen kendi inisiyatifiyle, partisinden bağımsızlaşabildi. En sonunda ÖDP bir karar almak ve partisinin kararlarına aykırı hareket eden başkanı ile karar organı arasında bir orta yol bulmak zorunda kaldı. Ayıp olmasın kabilinden. Bazı yerlerde bağımsızların, bazı yerlerde de partinin propagandası yapılacak. Parti olmayan parti böyle bir şey olsa gerek. ÖDP çizgisiyle en başından beri barışık olmasam da ÖDP'de yaşananları büyük bir acıyla izlediğimi belirtmek zorundayım. Bütün bunlar, solun, parti-örgüt dediğimiz en önemli aracını terk etmek açısından son derece sağduyulu davrandığının göstergeleridir. Bu seçimlerde, bağımsızların, onları destekleyenlerin, bağımsız aday olmak için partisini terk edenlerin, partisini terk ederek bağımsızlaşanlara göz yuman parti gibi olmayan partilerin en büyük suçu, solda örgütlü mücadelenin önemini küçümsemiş olmalarıdır. Örgütlü mücadele programdır, program için birlikte örgütlenmek ve bir sonuca doğru birlikte derinleşerek ve genişleyerek ilerlemektir. Bu seçimler solun bir kısmının örgütlü mücadeleden bağımsızlaştıkları bir sürecin başlangıcıdır. Bağımsızlaşanlar aynı zamanda programsızlaşmışlardır. Bu seçimlerde bağımsız adayları destekleyen ÖDP, EMEP, SDP, DTP hangi programın arkasındadırlar ve emekçi sınıflarımızı ne için örgütlemeye soyunmaktadırlar ? Ya da emekçileri örgütlemek gibi bir niyetleri gerçekten var mıdır ? AB'ye karşı olan EMEP'in başkanı Levent bey ile yüzde 10 barajının azaltılması için bütün siyasi partilerle işbirliği yapabileceklerini açıklayan Ufuk Bey ve örneğin Antalya'nın bağımsızı, Mümtaz Soysal'ın partisinin eski Antalya il başkanı kemalist Kubilay bey ortak olarak neyi savunacaklardır ve savundukları şey sol adına neyi temsil edebilecektir? Sol bu kadar sınırsız ve midesi geniş bir çizgi değildir. Burjuva partilerinin birbirlerine benzeme yarışına girdiklerini söylüyoruz. Programsızlaşan solun yaptığı da aynısı değil midir? Ve en önemlisi, partilerin, ötekileştirilenlerin, dışlananların sesini bir kişiyle bile olsa Meclis'te dile getirmek için kapatıldığı belirtilmektedir. Meclis'e Ufuk gerekmiş. Sonrası ve ne için? DTP dışında ortaya hangi vektörel bileşke çıkacaktır? DTP vektörü AB'cilik ve muhtemelen AKP destekçiliği dışında neye yarayacaktır? Sol, sosyalizmin, emekçi iktidarının mücadelesini verir. Aklın yolu, solduyu budur. Sağduyulu davranarak programsızlaşanlar ileride hangi araçla bu mücadeleyi sürdürebileceklerdir? |
||
|
||
| TKP oylarını 0,19 dan 0.22 ye çıkardı, tebrikler. Ama mecliste yok. Ama Ufuk Uras mecliste, ırkçılara, liberallere, darbecilere karşı sosyalizmi savunacak. İstanbul 1.bölgede TKP nin oyları 0.28 den 0.23 e düştü, sanırım oylar Ufuk Uras'a gitti. |
||
|
||
| neden gercek sol partı yok pekı dusunun bakalım turkıye de gercek sağ partı varmı.. daha dogrusu milleti idolojileri dogrultusunda tbmm de savunacak bır partı varmı? | ||
|
||
| Türkiye ekonomik sistem olarak sağ - sol nedir bilen azdır.Millet kendine samimi gelen adamı seçer.Bu hep böyle olmuştur(Menderes, Demirel, Ecevit, Özal, Tayyip) Hiç biri ne gerçek liberaldi, ne de gerçek sosyal demokrat- sol.. Türk insanı solun ne olduğu daha yeni yeni öğreniyor. 12 Eylülden sonra ilk gerçek sosyalist meclise girdi devamı gelecektir... |
||
|
||
| forumda daha yeniyim yazıları okuorum yeni yeni ama siz gerçekten chp dsp gibi anlamsız partileri sol parti olarak mı görüyorsunuz? bunlar düzen partileridir. ordunun itibarını korumak için hareket ederler ve türkiyede faşizmi körüklerler. yeri gelir laiklik elden gidiyor derler yeri gelir cumhuriyeti kaybediyoruz diye bağrırlar. yeri gelir kürtleri terorist gibi gösterirler yeri gelir milliyetciliği överler. ve asıl soruya gelelim türkiyede gerçek sol partiler var. nerde diye sorarsanızda orda burda her yerdeler yeter ki görmek isteyin | ||
|
||
forumda daha yeniyim yazıları okuorum yeni yeni ama siz gerçekten chp dsp gibi anlamsız partileri sol parti olarak mı görüyorsunuz? bunlar düzen partileridir. ordunun itibarını korumak için hareket ederler ve türkiyede faşizmi körüklerler. yeri gelir laiklik elden gidiyor derler yeri gelir cumhuriyeti kaybediyoruz diye bağrırlar. yeri gelir kürtleri terorist gibi gösterirler yeri gelir milliyetciliği överler. ve asıl soruya gelelim türkiyede gerçek sol partiler var. nerde diye sorarsanızda orda burda her yerdeler yeter ki görmek isteyin güzel tespit.türkiyede sağ-sol partiler diye yutturulan partiler düzen partileridir.düzenden kasıt devlet düzeni değil siyonist düzendir.bu düzene uymayan partilerde gayat açıktır.
|
||
|
||
| sağ yada sol olmalımı? illede olmazsa olmazmı yani? | ||
|
||
| denish bey olduğu için.. tkp işiçilerle değil kolej bebeleriyle uğraştıtğı için... yanı başındaki savaşa açlığa sesini çıkarmayıp romantik bir şekilde dünyanın öbür ucundaki devrimlerle uğraştığı için.. birde küçük olsun benim olsun mantığı olduğu için... ve daha bir sürü şey... |
||
|
||
güzel tespit.türkiyede sağ-sol partiler diye yutturulan partiler düzen partileridir.düzenden kasıt devlet düzeni değil siyonist düzendir.bu düzene uymayan partilerde gayat açıktır. [/quote] sayın zugaşi berepe düzene uymayan partiler hangileri ben öyle açık seçik düzene uymayan partgi groemiyroum açıkalrsanız öğrenmiş oluruz belki bizide kazanmış olurusnuz |
||