|
||
| Ölümü bilmek mecburi ama kabul etmek ve farketmek aynı zorunluyu taşımıyor sanki.Çocukken dahi düşünmekten özel bir zevk aldığım bir alandı ancak kavramsal olarak ölüme yaklaşmakla ölümü gerçek olarak farketmek aynı şey değil. Benim ölümle ilişkimin dönemsel dökümü aşağı yukarı şöyle : *Ölümü görülen ölümlere rağmen red.Israrla ve zihnin bütün bu mümkün değil ama dayatmalarına rağmen. *Ölümü kabul etme ancak ölümün başkalarına ait olduğunda ısrar etme.Hiç bir sevdiğinin ölmeyeceği kabulü de dahil. *Ölümün sevdiklerin için de olduğunu ama çok zaman sonra olacağını,hatta öyle çok zaman ki hiç olmayacakmış kadar uzak. *Ölümün o kadar da uzak olamayacağını ama bütün sevdiklerinin senden sonra öleceğini kabul etme. *Ölebilirliğin çok kolay olduğu dönem. *İnanç sonrası ölümle yüzleşme,ilk kez ölümü çıplak seyrettiğini farketme,ama hala deneyim yok. *Ölmenin çok zor olduğunu anladığım dönem.Ölme fikrinin tüm içi kasması. *Ölümdeki olağanüstü ,hayranlık uyandırıcı yanları keşfetme.Ölümde mutluluk ve özlem olduğunu farketme. *İlk tecrübe.Üstelik ölümü seyretme.Ölüme hayranlık duyma,aynı anda hiç bir şey duyamama,hayal kırıklığı,yokluğun anlamıyla boğuşma,hiç bir şey anlamama,anlamak istememe,saygı,huzursuzluk,huzur. *Kendi ölebileceğini ilk farkediş,aslında tam da burada değilmişim'i algılama. *Denge hali:Ölüme kaygılı gülümseme. Her insan hayatında ölüm taşır mı?İnsan ölümle nasıl başeder?Gerçekten ölüm düşüncesiyle başeden bir insan var mıdır?Neden insan ölümü düşünmekten az ya da çok zevk alır?İnanç ve inançsızlık ölümle başedişe ne kazandırır/kaybettirir?Din insanın Yaratıcı ile mi ölümle mi ilişkisi olarak daha çok yaşanır ,yaşanmalıdır?Hiç düşündünüz mü/hiç düşünmeyen var mı? |
||
|
||
| ölüm korkusu tanrı inancını besleyen konuların başında gelir. ölüm sonrası yaşam fikri üstelikte cennette olacaksa insanı rahatlatmaya yeter. bu yüzden şehitlik mertebesine ulaşmak için koşa koşa ölüme atlayan insanların sayısı çoktur. onlara ölüm düğün bayram gibidir. bi zamanlar hizbullah'ın şehitler kervanı diye bi dizi kaseti vardı. onları dinlemiştim. bu kasetlerde şehitlik o kadar büyük bir motive edici güç olarak kullanılıyordu ki, insanların az buçuk iman ettikten ve bunları dinledikten sonra ölüme koşmamaları için çok bilinçli olmaları gerekirdi. imanlarından kuşkuya düşen insanlar için ise önceleri ölüm çok ciddi bir korkudur. bu yüzden ölüm korkusunu inançsızlık göstergesi gibi görmek çok yanlış olmaz. ama inançsızlığı kendilerine yetidişmiş insanlar ölüm ve dünyanın anlamsızlığını görürler. bu aşamada da yine ölüme karşı duyarsızlık olur. hatta bazıları için hayatın anlmasızlığı o dereceye ulaşır ki ölümü talep eder olurlar. inanın ölümü kucaklamak hissine yönelten bir diğer duygu da, yorulmaktır. hayattan yorulmak ve beklentilerin bitmesi. artık insan o derece yorulur ki nefes almak bile ona işkence gibi gelir. bunlar da ölüme gülümseyerek ve özlemle bakarlar. başka bir ölüm beklentisi içinde olan grup ise çok acı çeken hastalar, savaş vs. gibi duygusal yıpranma ve direnç kaybedenler gibi durumlarından kurtuluş için ölümü seçenlerdir. |
||
|
||
| Hiç bir inanan ölümden sonra (hadi şehitlik olayını ayrı tutuyorum,gerçi gerçekten şehit mi oldular biçiminde de bir sorun var)nereye gideceğinden emin olamaz,bu açıdan Yaratıcı'sına güvenmenin huzurunu da yaşasa gene de belirsizlik vardır,bir de O'nunla daha yakın olacak ve hesap verecek olmanın düşüncesi.İnanç artıkça korkusu artıyor bile olabilir.Üstelik ölümün kendisi ayrıca sorun.Can acısı korkusu.Basit bir mantıkla şöyle düşünürsün,bütün yaşadığın acılardan daha çok acı olmalı ki ölümüne neden olsun. Ölüme özlemle bakmanın bir biçimi de Yaratıcı'nla ve o üzerine çok konuşulan ,tartışılan ,kafa göz çıkartılan alemle ve bu alemdaki benliğinle ,gerçek kendinle karşılaşmak aslında. Zaman zaman insanın üzerine kapanan bir kapan olarak ölümden hayata bakmak da ilginç,şöyle ki birinin ölümünü bekliyorsan bildiğin her gerçek ölümle yakınlaşır ve yaşanılanlara ne kadar kolay ve ezbere anlşam verildiğini düşünebilirsin.Din genel bir dengeyi de sağlıyor bu noktada ,yani insan büyük değişimlerde hala genel tavrını koruyabiliyor. |
||
|
||
| yakınlarının acı verici ölümünden sonra dine yönelen çok insan gördüm. onlar ölümü hatırladıkları ve yüzleştikleri an dine yöneldiler. sanırım çok insan da böyle yapıyordur. ancak bu durum dine yönelimin gerçek bir nedenden değil korkudan dolayı olduğunu gösteriyor. eğer korku olmasaydı yine din olur muydu? |
||
|
||
| Aynı şekilde yakınları öldükten sonra dinden uzaklaşanlarda var.Korkuyla da,ölümle de herkes bir şekilde karşılaşıyor ancak inanan da çok inanmayan da. Ben insanı dine yöneltenin genel olarak bir farkediş ve farkettiğini de sevmek olduğunu düşünüyorum. |
||
|
||
| Bencillik tir aslinda ölum dusuncesi sevdigim yerine ben öleyim onun acisini görmeyim. | ||
|
||
| Ölürken sevidiğinin yanında kalıp üstelik acını erteleyecek kadar çok sevmek güç bir sevgi.Herkesten beklenemeyecek kadar zordur ama öte yandan belki yanında olmanın en anlamlı olduğu yerde orasıdır. | ||
|
||
| 100 yıl önce yaşamamış olmanın üzüntüsü ne kadarsa 100 yıl sonra yaşamıyor olmanın üzüntüsü de o kadar olacak. sanırım o kadar korktuğumuz kadar kötü deği
|
||