SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Hukuk Felsefesi

Konu: 18 yaşından küçük suçluların istismarı

Sayfa: [ 1 ]

akira 16.11.2006 23:30:58
dünkü haberlerde vardı, gaspçı 20 yaşında bir kızı bıçaklıyor, kız kan kaybından hastanede ölüyor. kızdan ifade alabildikleri için polisler gaspçının eşgalini tespit ediyor. kimliği açıklanan şahıs da 20 yaşlarında. daha önce defalarca gasp ve yaralama suçlarından ıslahevine girmiş çıkmış.

biliyorsunuz 18 yaşından ufak suçluların cezaları oldukça hafif. bu sebeple çetelerin ellerinde perişan oluyorlar, maşa görevi görüyorlar. 12-13 yaşında bir çocuk yakalandığında çete için hiçbir kayıp olmuyor, çocuk da kısa süre sonra salıverildiği için umursamıyor.

burda çocukları kullanan çete reislerinin polis tarafından ele geçirilememesi bir ihmalkarlıktır ancak suç mahalinde yakalanmayan şahsın suçlamaları reddediceği ve yasal haklarını kullanıp paçayı kurtarıcağı da bir gerçek. 12 yaşında çocuğun ifadesiyle bir adamı içeri atmak pek kolay bir iş değil tahmin edersiniz ki.

bu noktada bir çözüm üretmek lazım. cezaları ağırlaştırmak çocukların hayatını karartmak, bütün şanslarını sıfırlamak anlamına gelebilir. gasp gibi ağır suçları işlemiş veyahut birkaç kez kapkaç olayına karışmak gibi seri ufak suçlar işlemiş çocukların ıslahevlerinde eğitimini tamamlaması, ıslahevlerinin revize edilmesi ve meslek lisesi ayarında eğitim ile diploma fırsatı sunması bir çözüm olabilirmi?

asaf 16.11.2006 23:49:52
şu saatten sonra hiçbirşey çözüm olamaz, geçmiş olsun!

akira 17.11.2006 15:23:26
18 yaşından küçük suçlular ile eğitimsiz dul bayanların birçok ortak özelliği dikkatimi çekti:

- damgalanmış durumdalar. biri "suçlu" diğeri "dul" sıfatlarıyla damgalanıyor. bu kişilerin düzgün bir sosyal yaşam edinmesi zor oluyor.

- her ikisi için de zorunluluklar devreye giriyor. örneğin suç işlemiş kişi suç örgütleri için potansiyel maşa haline geliyor. dul kişi evlenmek zorunda kalıyor topluma karşı bir kalkan çekmek için kendine.

- iş bulmak ve kendine yetecek parayı kazanmakta zorlanıyorlar. eğitim almadıkları için iş bulmaları ve kendilerini geliştirmeleri zaten zor, üstüne birde yedikleri damga ekleniyor. dul kadına çevresi iş arıycağına koca arıyor, evlenmeyip işe giren kadına "kötü kadın" muamelesi çekiliyor. diğer yanda işyerlerinin suçlu çalıştırma zorunluluğundan faydalanıp iş bulabilen ufak kesim dışında suçlular işsiz kalıyor yada çok düşük paralara çalışıyor. bu ekonomik durum onları suç örgütlerinin avucuna düşürüyor.


birçok eklenti yapılabilir bunlara. peki nasıl bir çözüm bulalım? ilk etapta bu kişilerin çalışabilmesi, para kazanabilmesi lazım. çalışıp para kazanan dul kadın başkalarına bağımlı olmayacağı için seçimlerinde özgür kalıcak. düzgün bir işte çalışan eski suçlu toplumda bir yer edinecek, suç işleme olasılığı azalacak.

ancak bu insanların çalışması için önce eğitilmesi lazım. bu noktada ilk mesajdaki önerime yakın bir önerim var. meslek liseleri tarzı bir kurum oluşturulmalı. buraya başvuranlara 1-2 yıl boyunca kurslarla meslek eğitimi verilmeli. örneğin dul kadınlara sekreter olmaları için (bilgisayar kursu+daktilo kursu+diksiyon kursu) gibi bir program yaratılmalı. lise öğrenimini tamamlamamış katılımcılara sınavları dışardan verebilmesi için yardımcı olunmalı, 2 sene sonunda katılımcı lise diplomasını almalı, bunun yanında teknikerlik ayarında meslek kursu diploması edinmeli.

asaf 17.11.2006 16:47:51
ikinci çözüm önerin sanırım biraz işliyor. devlet ve/veya belediyeler ücretsiz meslek kursları açıp sertifika veriyorlar, galiba işe de  yerleştiriyorlar. ama etiket kötüdür her zaman, yapıştı mı da kolay çıkmıyor, yani bu arkadaşlar sertifikalı dul, sertifikalı suçlu olarak iş aramaya devam ediyor olabilirler malesef.

seda77 17.11.2006 17:51:01
herzaman suç işleyen kişilerin psikolojilerini onları bu hale getiren nedenleri inceleyip duruyoruz.zaten derinlemesine bakınca onları anlayıp suçlamaktanda vazgeçebiliyoruz.ama bide karşı taraf açısından bakalım.yaşamlar pisi pisine son buluyor.ölenler, aileleri, onların yaşadıkları ve yokolan bir hayat.ya ölen bizim yakınlarımızdan biri olsaydı.galiba çokta hümanist olmamak lazım.18 yaşından küçükte olsa bunlar tıkılsın hapishaneye bir dahada çıkamasıın.ben inanmıyorum bu gençlerin çoğunun ıslah olacağına

akira 17.11.2006 17:54:50
15 yaşında aylarca aç kalsam bende gaspçı olabilirdim. kimse suçlu doğmaz. hadi diyelim içeri tıkmak çözüm, ne zamana kadar peki?

seda77 17.11.2006 18:08:56
suçlu doğmz evet sonradan olur.düşünldğnde haklı nedenlr var zaten.içeri tıkmk çözm diil,rehabilite etmkte mümkün değil ülkemz şartlrında.iş yok aş yok eğitim yok. yokta yok.bolbol cinayet kapkaç hırszlk telef olan hayatlar var sadece.

asya 17.11.2006 18:17:21
Bence akira'nın çözüm önerisi mantıklı; suçluların rehabilite edilerek topluma kazandırılması gerekir. Şu anda da yasalar açısından buna benzer maddeler var ama uygulaması çok yetersiz. Çoğunlukla yarı açık cezaevlerinde uygulanıyor, ki buralardaki mahkumlar zaten "azılılar" değil.

Bana göre hemen her konuda olduğu gibi burada da öncelikle eğitim gerekli, devleti yönetenler de dahil olmak üzere bilinçlendirilmeli tüm bireyler. Rehabilite etmesi gerekenler önce eğitilirse diğerleri arkadan gelir.

Dul kadınlar için de durum farklı değil. Meslek sahibi de olsalar eğitimsiz işverenler sayesinde girdikleri işyerinde tacize uğramaları sürecektir.

seda77, bence yıllarını hapishanede geçirip çıktıktan hemen sonra suç işleyenleri ve ayrıca cezaevindeyken çevresindeki mahkumlardan değişik yasadışı yollara girmek üzere "eğitim" alanları gözardı etmiş.

asaf 17.11.2006 18:22:01
bence ıslah etmeye yönelik sadece bizim ülkemizde değil bi çok yerde sorun var ceza sisteminde. insan en çok böyle durumlarda ne yorum yapcağını bilemiyor işte. ama şunu unutmayalım ki arkadaşlar, artık ekmek çalınmıyor, ihtiyacı değil istekleri karşılamak adına işleniyor genelde suçlar.

torq 23.11.2006 01:41:12
Sorunun kaynağına indiğimizde, suçlunun neden suç işlediğini bulmamız gerekiyor. Yani bataklığı kurutmak yerine sinekleri öldürmeye çalıştığımız sürece nafile bir çabanın içinde buluyoruz kendimizi. Oysa toplumdaki eşitsizliği ve haksızlığı önleme çabalarına hız verdiğimizde, suç oranının azalması kaçınılmaz olacaktır.
Bir çocuk doğduğunda etrafındakiler tarafından suça teşvik ediliyor ve bundan bir sıkıntı duymuyorsa, o çocuk için yapılacak pek bir şey yoktur. Ama ailenin içinde bulunduğu durum belirleyici olduğundan, sekiz ya da on çocuğun içinde bir ya da ikisinin suça karışması sorun olmaz. Çünkü bu kadar çocuğun geçimi sağlamak büyük kentte yaşayan biri için neredeyse olanaksızdır. Bu şekilde kontrolü kaybeden büyükler, olacakları "kader" olarak tanımlayarak kendilerini temize çıkarır, çocukları da dışlayarak sorunu çözdüklerini sanırlar. Artık  belki de ölünceye kadar cezavinde kalacak bir  suçlu makinası oluşmuştur ve toplum tarafından dışlanan, ıslah olması da olanaksız bir yapıya gelinimiştir.

asaf 23.11.2006 01:55:07
malum nasreddin hoca fıkrası herkes bilir o yüzden uzatmıyım ama sonu fıkrayı özetliyor: "hırsızın hiç mi suçu yok? "


Sayfa: [ 1 ]