SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Kitap

Konu: Oyunbozan: Chuck Palahniuk

Sayfa: [ 1 ]

Narcotic 15.09.2004 17:49:08
Washington eyaletinin doğusundaki bir çiftlikte büyüdü. Bir süre Portland State University'ye devam ettikten sonra Universty of Oregon'a geçti ve üniversite öğrenimini orada tamamladı. Üniversite yılları boyunca yazar olmayı aklından bile geçirmedi. Geçimini Freightliner adlı şirkette otomobil tamirciliği yaparak kazanmakta iken, 1996'da, arkadaşlarıyla birlikte devam ettiği bir edebiyat grubu çerçevresinde Project Mayhem (Kargaşa Projesi) adlı hikâyeyi yazdı. Söz konusu hikâye üç ay gibi kısa bir süre içinde Fight Club'a (dövüş Kulübü, çev.: Elif Özsayar, Ayrıntı Yayınları, 2000) dönüştü. Genellikle adında "Nehir" kelimesi geçen ağırbaşlı romanlara esin kaynağı olmuş bir coğrafya'da Palahniuk'un ilk romanı büyük ses getirdi. İlk romanını yayımlatmayı başarana kadar yayınevleri tarafından pek çok kez geri çevirldi. Palahniuk, 1999 'da katıldığı bir yazarlar konferansında, Writing to fail (Reddedilmek İçin Nasıl Yazılır) adlı bir çalışma grubu yürüttü. Pasific Nortwest Booksellers, Assciation Award ve Oregon Book Award ödüllerine değer bulunan Fight Club, 1999'da filme çekildi. Survior (Gösteri Peygamberi, çev.: Funda Uncu Irklı, Ayrıntı Yayınları'nın programına alınan Palahniuk, Oregon'un Portland şehrinde yaşamını sürdürüyor.
 

10.11.2004 18:39:50
Iki kitapta sanki aynı son resmediliyor.
Dovus Kulubu ile Tıkanma aynı sonla bitiyor gibi.
Ayni resme bakar gibi.
Tıkanma daha bi guzel bence d.kulubunden.

lilith_noir 27.04.2007 11:52:50
Chuck Palahniuk
Yazan: Yalın İnce
K Dergisi



Tüm insanlığı selamlıyoruz, merhaba… Tüm müşterilerimizi, tüm tüketicileri. Uzun zamandır üstünde çalıştığımız projeler ürünlerini vermeye başladı. Yeni gereksinimler kullanıma hazırdır, tüketiniz. Buna ek olarak şirketimiz kişisel mesih tasarlaması ve temini konusunda yeni hizmetlerine başladı. Pop yıldızı ve film starlığı paket programlarımız yeni versiyonlarıyla kullanıma hazır.

Eskiden herhangi bir reklam yapma ihtiyacı duymazdık. Ürünler kendi kendine tüketilirdi, arz gittikçe artardı. Sistem eskimeye başlıyor. Sorunlar çıkıyor. Eskiden bunlar yoktu, hepsi chuck palahniuk virüsünün sisteme bulaşmasıyla başladı. Aksamalar oluyor, yer yer kaymalar ve isyanlar görüyoruz. Neyse ki kişisel sindirme yöntemleri hala işe yarıyor. Uyuşturucu kullanım yönetmeliğinde yaptığımız yenilemeler bu sorunun icabına bakıyor. Ancak içten içe büyük dalgalanmalar seziyoruz.

Son yaptığımız düşünce baskınından tuhaf sonuçlar elde ettik. Elebaşları belli olmayan bir grup, garip eğitimler düzenlemeye başlamış; sabundan napalm patlayıcıları yapmak, sülfür nitrattan akışkan bomba imalatı, temizliğin en ince püf noktaları, uçak kaçırma yöntemleri, terapi gruplarına gönüllü katılımlar, marketlerde yaptığımız anonsların şifre çözümlemeleri, tarikatların hücre sistemlerinin analizleri, estetik operasyon tarihinin incelenmesi, kozmetik ürünlerin içerdiği genetik kodların kırılması…

Bunlar sistemin devamlılığı için tehdit teşkil ediyor.
Baskında ele geçirdiğimiz bilgiler sistemin arşivine transfer edildi. Daha sonra yeni yazılımlar kodlamak için kullanılabilir. Bunun yanında bir başka baskında, alternatif intihar yöntemlerini, bilinçaltı keşiflerini, özgürleşme kefaretlerini, Tanrıyı saklandığı yerden çıkarma yollarını araştıran verilere rastlandı. Aynı şekilde sistemin geleceği açısından sisteme nakledildi.

Tüm bu sistem karşıtı hareketlerde aynı kişinin parmağı olduğunu düşünüyoruz. Chuck Palahniuk…

Daha önce sisteme dahil etme önerilerimize de sert yanıtlar vermişti. Eleştirel düşünceyi ortadan kaldırma çalışmalarımızı altüst etmişti. Şu an peşindeyiz ancak sisteme kaydı olmadığı için takibi zor. Başka bir baskında yakalamak üzereydik. Çalıştığı bir diğer grupla birlikte bir bildirge yayınlamışlar, aynen iletiyorum:

“ Görünen tüm farklar indirgenecek, eşitlenecek. Bağımlılığın hudutları görülecek. Dibe vurulacak, dibin dibine vurulacak, dibin dibinin dibine vurulacak, dipsizleşilecek. Kavramsızlaşılacak, anlamsızlaşılacak. Tüm öğretilenler sıfırlanacak, sıfır yok edilecek…”

İkinci pasaj daha karmaşık, sisteme ciddi zararlar verebilir, devam ediyorum:

“Zaman, zaman dilimi, zaman diliminde bir nokta, zaman diliminde noktalar, tüm zaman dilimleri ve tüm noktalar, saptamak, ayrıştırmak, tekrar birleştirmek, kurgulamak, düzenli kurgulamak, düzensiz kurgulamak, kurgu düzeni yaratmak. Çizgisel ve dairesel zamanı noktasalla değiştirmek. Herhangi bir noktayı aldığımızda bir şey değişmiyorsa, hepsini aldığımızda da değişmez, nokta bağımsızdır, zamandan ilişkisizdir, hepsini aldığımızda değişmiyorsa, hepsi işe yaramaz, boştur.
Zamanı yaşamla girişik kurgularsak, yaşam da boştur, işe yaramaz, her an vazgeçebiliriz. Ne yaparsak yapalım bir şey değişmez…
Hayat, ölümün biyolojik olarak aktif safhasıdır. Hiçbirimiz yaşamıyoruz, hepimiz ölüyoruz. Safhalar değiştirilemez, hiçbirşey değiştirilemez, sadece ekleme ve çıkarmalar vardır. Ölüm anı bir noktadır, eklenip çıkarılabilir. Noktasal olarak farklı kurgulanabilir. İlk nefes, yemek borusundan besin takviyesi, uterusa düştüğümüz an, hayvani cinsel güdülerin bizleri taşıyan rahim sahiplerine hissedildiği anlarda olabilir.
Bir tek ölüm süreci noktasal değildir, tanrının varlığı ölümün ta kendisidir. Ve tanrının ilgisini çektiğimiz sürece lanetlenme ya da kurtuluş umudumuz olabilir. Ya can düşmanı ya da hiçbirşeyi olacağız. Ya tüket ya öl diyen bu sistemde, masalların kaypak körleştiriciliğinden kurtulup özgür irademizle kargaşa projemizi başlatacağız.”

Biz incelemeye devam edelim. Sarsıcı fikirler sistemin güvenilirliğini örseliyor. İstihbarata göre dövüş klübü kurulmuş. Chuck Palahniuk bu hareketiyle ilk darbesini indirdi. Kitabın çok kısa zamanda popüler olacağından ve hızla yayılacağından korkuyoruz.

Sinemanın aykırı ve sistemi reddeden isimlerinden biri olan yönetmen David Fincher’ın bu kitabı görselleştireceğine dair bilgiler aldık. Sanırım bu ciddi anlamda endişelenmemiz gereken bir gelişme. Ama alacağımız önlemler durumu düzeltebilir. Estetik kaygıları artırma ünitesini hızlandırın. İnsanların yapylaşma ve ve standartlaşma sürecine ağırlık verilsin. Sanal beklentiler yaratılsın, ürünler sunulsun, ihtiyaçlar artacaktır. İnsan ihtiyaçlarının peşinden koşarken analiz mekanizmasını kaybedecektir. Nasıl olsa şu ana itibariyle hayatı ev, araba, televizyon ve kazanmaya indirgedik, daha ileri gitmememmiz için hiçbir sebep yok. Sahip olmak istedikleri onlara sahip oluyor. Herşeyi kaybedebilecek kadar özgür olmaları imkansız.

Ancak tüm bunlara rağmen Palahniuk’un su yüzüne çıkarmaya çalıştığı bu toplumsal kriz gerçeği, tüm düzenimizde derin ve sarsıcı etkiler yaratabilir. Tüm kayıtları incelemeli ve dökümünü çıkarmalıyız. En baştan itibaren herşeyini bilmeliyiz.

Arşivleri inceliyorum, kodları şöyle:
 
21 Şubat 1962’de Amerika, Pasco-Washington’da bedenini kullanmaya başlamış. Yirmi yaşında gazetecilik okuluna girmiş. Dört yıl sonra okulu tamamlamış. Kısa bir süre yerel bir gazetede çalışmış. Bu sırada kamyon imalatı yapan bir fabrikamızda tamirci olarak çalışmış. Evsizler için düzenlediğimiz barınma projelerine gönüllü olarak katılmış. Zor durumdaki insanların hayata bakışları ve mücadele yöntemleri ilgisini çekmiş. Kendini farklı bir dünya ve bakış açısının içinde gerçek hissetmiş. Ölümcül derecede hasta olanların grup toplantılarına da katılmaya başlamış. Gönüllü olarak yaptığı bu işte kendisinin desteklediği bir hastanın ölmesi üzerine bu işi bırakmış. Görünen o ki ölümün dinamikleri onu heyecanlandırmış ancak ölümle yüzyüze geldiğinde ve aslında gösterilen tüm çabaların sonunda boşa gittiğini gördüğünde buradan da ayrılmış.

Başarısız denemeler silsilesi. O zamanlar ne istediğini tam olarak kendi de bilmiyormuş, onu sisteme dahil etmek için uygun bir zamanmış… Sonuçta bir insanı ne kadar severseniz sevin, kanı size doğru akmaya başladığında geri çekilirsiniz, öyle değil mi…

Dökümleri sıralamaya devam edelim;

1999’da Görünmez Canavarlar ve 2001’de Tıkanma adlı kitaplarıyla medya çağını, materyalizmi, tüketim kültürünü, hırs ve üstünlük duygusunu, güzellik idealini, iş dünyasını, atran yalnızlık ve yabancılaşmayı, şiddeti ve pornografiyi, şöhret açlığını, pop kültürünü, insanın ölümsüzlük arayışını ve yarı tanrıya dönüşme çabalarını sinik ve karamizahi bir alaycılıkla, tuhaf kurguya sahip bir dille, rahatsızlık veren bir atmosfer yaratarak aşağılıyor.

Temel olarak kullandığı karakterler genel olarak toplumun kenara ittiği, lüzumsuz saydığı ve kendilerine karşı yıkıcı bir saldırganlık gösteren stereotipler. Anlatımda başa ve sona geçici sıçramalar yaparak şaşırtıcı bir anlatım kullanıyor, sınırlı sözcük dağarcığını tercih ederek ortalama bir bireyin konuşma kapasitesine hitap ediyor, ahlakı hor gören nükteler ve pop kültür yergileriyle toplumsal davranış bozukluklarını eleştiriyor. Ve dolambaçlı bir finalle etkiyi en yüksek dereceye sarsıcı bir darbeyle taşıyor.
 
Chuck Palahniuk bu isyankar ve keskin tavırlarıyla sistemimizde onulmaz yaralar açacağını düşünüyor e dinamiklerimizi derinden yıpratacak eleştiri oklarını bize doğrultuyor. Ama insanların hiçbirşeyin göründüğü gibi olmadığını, yanılsamaların hüküm sürdüğü sistemimizde onlara iyi ve doğru olarak dayattıklarımızın tek gerçek olmadığını anlamaları ve kötü olduğunu sözleyerek onlardan uzak tuttuklarımızın farkına varmaları ve hür iradeleriyle tercihler yapmaları çok uzun zaman alacaktır.

Ve işleyen zaman biziö lehimize kozlar verecektir. Derinleşen bir inanç daha da derinleşmeye mahkumdur.

Chuck Palahniuk ahlaki saldırılarına devam etsede bu, sadece sistemin kendi açıklarını farketmesine ve gelişim adına yeni tedbirler almasına sebep olacaktır. Sistem mükemmel kurulmuştur, insanların umutlarıyla beslenir ve insanların umutları hiç tükenmez…




asya 27.04.2007 12:05:26
Sevgili lilith_noir

Fight Club'ın yazarı Chuck Palahniuk'ın herhangi bir kitabını bugüne kadar okumadım.

İlk fırsatta alıp okumam gerektiğini düşündürdüğün ve emek harcayarak bu çalışmayı bizimle paylaştığın için teşekkürler.

lilith_noir 27.04.2007 15:04:13
ewy... afro

ben henüz sadece tıkanma ve görünmez canavarları okudum, ama daha epey var, birde son çıkan kitabı ninni alınacak kitaplar listemde, okuyan bir arkadaşım "dehşet" gibi bir ifade kullanmıştı Smiley

starfall 18.07.2007 00:45:04
Tıkanma, Görünmez Canavarlar, Kaçaklar ve Mülteciler vs Gösteri Peygamberi kitaplarını okudum.
Aklımda kalanlar; tüketim toplumunu yerden yere vurur.Ailelerin yeni tanrılar olduğunu okuduğum 2 kitabında söylüyor.Geçmişi silmeden geleceği yaşayamayacağımızı ve bir bilgisaray programından daha özgür olmadığımızı söylüyor(görünmez canavarlar).Kaçaklar ve Mülteciler kitabı kendi yaşadığı Portland'ı anlatıyor,içlerinde en az sevdiğim kitap diyebilirim.Gösteri Peygamberi bir solukta gidiyor, bir tarikatta yetişen ve beyni yıkanmış bir insanla ilgili...Herkesin okuması gerektiğini düşünüyorum ama herkes okuyunca da Chuck'tan nefret etmeye başlayacağımdan korkuyorum.

18.07.2007 00:52:36
fight club i askerdeyken okumustum superdi. filmi de normal olarak hayal kirikligi gibi gelmisti. gosteri peygamberi ilgimi cekti . tesekkurler Smiley tamda ne okiim die dusunuyodum.

starfall 18.07.2007 00:57:05
Rica ederim ama tıkanmayı gösteri peygamberine tercih ederim. İstersen ikisini de oku Smiley

18.07.2007 01:01:40
tabi aslında ikisini de okumak isterim Smiley


Sayfa: [ 1 ]