|
||
| BÜLENT ECEVİT 05 KASIM 2006 TARİHİNDE, 6 AYDIR TEDAVİ GÖRDÜĞÜ GÜLHANE ASKERİ TIP AKADEMİSİNDE HAYATINI KAYBETTİ. Mustafa Bülent Ecevit, (d. 28 Mayıs 1925 İstanbul – ö. 5 Kasım 2006 Ankara). Şair, gazeteci, yazar, parti başkanı, başbakan ve siyaset adamı. 20. yüzyılın ikinci yarısında Türk siyasetine damgasını vurmuş en önemli isimlerden biri. "Ecevit Seceresi (Devlet Arşivi - No 1265)" belgesine göre İnebolu'da doğdu. XI, I. Dönem Ankara Milletvekilliği, II, III, IV, V, XIX. Dönem Zonguldak Milletvekilliği, XX. Dönem İstanbul Milletvekilliği yaptı. Temsilciler Meclisi Üyesi, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı, Demokratik Sol Parti Genel Başkanı oldu. Çalışma Bakanı, Devlet Bakanı, Başbakan Yardımcısı ve Başbakan olarak görev yaptı. Ancak üniversite mezunu olmaması nedeniyle Cumhurbaşkanlığına aday olamadı. 1944 yılında İstanbul Amerikan Koleji'ni bitirdi. 1944'te çalışma yaşamına girdikten sonra, işten ayırabildiği zamanlarda Ankara Üniversitesi'nde İngiliz dil ve edebiyatı, Londra Üniversitesi'nde Sanskrit, Bengalce, sanat tarihi bölümlerine devam etti. 1957'de de ABD' de Harvard Üniversitesi'nde sekiz ay incelemelerde bulundu. 1944'te Ankara'da Basın-Yayın Genel Müdürlüğü'ne İngilizce çevirmeni olarak girdi. 1946-50 arasında Londra'da Türk Basın Ateşeliği'nde çalıştı. 1950-60 arasında çeşitli gazetelerde, yazar ve yazı işleri müdürü olarak çalıştı. 1954 sonu ile 1955 başlarında ABD"de, Kuzey Carolina'da yayınlanan "Winston-Salem" gazetesinde konuk gazeteci olarak görev yaptı. 1965'de "Milliyet" gazetesinde günlük yazılar yazdı. 1950'lerde "Forum" dergisinin yazı işleri kadrosunda yer aldı. 1972'de aylık "Özgür İnsan", 1981'de haftalık "Arayış", 1988'de aylık "Güvercin" dergilerini çıkarttı. 1957-1980 arasında, önce Ankara, sonra Zonguldak'tan Cumhuriyet Halk Partisi'nin Milletvekili oldu. 1960-61'de Kurucu Meclis üyeliği yaptı. 1961-65 yılları arasında Çalışma Bakanlığı yaptı. 1966'da, CHP Genel Sekreterliğine getirildi. 1971'de Partisinin askeri yönetimce oluşturulan hükümete katkıda bulunmasına karşı çıkarak bu görevinden ayrıldı. 1972 Mayısında CHP Genel Başkanlığına seçildi. 1974 yılında kurulan CHP-MSP koalisyonunun başbakanı oldu. Bu dönemde Kıbrıs Barış Harekatı gerçekleşti. 1977'de bir azınlık hükümeti kurdu fakat güvenoyu alamadı. 1978'de, Partisinin TBMM'de çoğunluğu bulunmamakla beraber, bazı bağımsız üyelerin ve küçük partilerin katkısıyla bir hükümet kurdu. Bu Başbakanlık dönemi 21 ay sürdü. 12 Eylül 1980 askeri müdahalesinden sonra, askeri yönetime karşı çıkışları nedeniyle üç kez hapse mahkum oldu. Bülent Ecevit, yasaklı döneminde, eşi Rahşan Ecevit başkanlığında kurulan Demokratik Sol Partinin kuruluşuna katkıda bulundu. 1987'deki halkoylamasıyla, siyasal haklarına yeniden kavuşunca, DSP Genel Başkanlığına Bülent Ecevit seçildi. Kısa bir süre sonra yapılan genel seçimlerde Partisi iyi sonuç alamayınca bu görevden ayrıldı. Fakat 1989 başlarında, yerel yönetim seçimlerinin yaklaştığı bir sırada Genel Başkanlık boşalınca toplanan Olağanüstü Kurultay'da yeniden Genel Başkan seçildi. 1991 seçimlerinde de Zonguldak'tan milletvekili seçildi. 28 Şubat sürecinden sonra oluşan siyasal kaosta azınlık hükümeti kurma görevi verildi ve 70 milletvekili ile başbakan oldu. 18 Nisan 1999 yılında yapılan genel seçimlerde partisini birinci parti yaparken, MHP ve ANAP ile ortak hükümet kurdu ve bu hükümetin başbakanı oldu. |
||
|
||
| "Kıbrıs Fatihi", "Karaoğlan", "Fethullahçı", "Rahşan'ın maşası" gibi çeşitli sıfatlarla kendimizi bildiğimizden beri (hatta çoğumuzun ana-babasının da doğumundan başlayarak) politika sahnesinde yer alan, bazı dönemlerde "umut" olan, genelde ise yokluk ve çeşitli ihtiyaç maddeleri satışında yaratılan kuyruklarla belleklere çakılan bir isim. Bir zamanlar sosyal demokrasiyi, solculuğu Ecevitle özdeşleştirdi halk. Önceleri soldayken sağa kaydı, dincilikle nitelendirildi. F.Gülen'in okullarını, dolayısıyla Gülen'in kendisini destekledi. Yıllarca iktidara gitti, geldi. Ama geriye baktığımda Türkiye'de O'nun eseri diyebileceğimiz bir şey bıraktığını göremiyorum. (Edebiyat çalışmalarını bilmem!) |
||
|
||
| O'nun en büyük eseri ardında bıraktığı cumhurbaşkanıdır bence.. Cumhurbaşkanlığı için kendi ve parti menfaatlerinin ötesine geçilip, ülke adına Ahmet Necdet Sezer'in seçimi harkulade olmuştur, yine bence... |
||
|
||
| ülkemizin başı sağolsun | ||
|
||
| Kel ölür sırma saçlı olur kör ölür badem gözlü olur Bülent ecevit hatası sevabıyla gitti diyeceğim şu kibarlığı elden bırakmmaya çalışan biriydi ama siyaset yapıyordu ve siyaset pisliktir bulaşır ALLAH RAHMET EYLESİN (sayın OXOMEMO YA katılmıyorum Sayın Cumhurbaşkanımız yalnış bir seçimdi rahmetli ecevitte bunun farkına geçte olsa varmıştı) |
||
|
||
| allah rahmet eylesin taksiratını affetsin ..... | ||
|
||
| diğerlerinden farkı olmayan biri. sevmem veya ölümünü istememem için bir sebep yok. ama düşünürsem iyi öldü diyeceğim bolca malzeme hatırlarım. |
||
|
||
| Herkesin sandığının aksine solla ilgisi olmayan, statükocu ve milliyetçi bir adamdı. Sol adına yaptığı bütün işler nedeniyle bugün solculuk en büyük sıkıntılarını yaşamakta, sol denilince akla benzin ve margarin kuyrukları gelmektedir. Kendisine sosyal demokrat yerine demokratik solcu diyerek merkez sağ çizgisini ilan etmiş olsa da, bu ülkenin insanları dürüstlük ve mütevazılık simgesi olarak kabul ettiği bu kişiyi bağrına basmıştır. Cumhurbaşkanlığına gelirsek, kişisel görüşüm, Sayın Ecevit o dönemde başına gelecekleri bildiği halde bazı güçlerin (ABD VE AB) isteğiyle Cumhurbaşkanın adını ortaya atmıştı. Ancak ortağı olduğu partilerle birlikte AB yasalarına karşı yasalar çıkarmaya başlayınca sıkıntılar yaşanmaya başlanmıştı. |
||
|
||
Ecevit mavisi... (Zihinlerde kalacak olan bir gömlek rengi)
|
||
|
||
| ecevit in ölümüne halkın bu kadar üzülmesinin tek bir açıklaması var..çünkü o dürüst ve erdemliydi..hayatı boyunca hiçkimseyle ekonomik ilişkilere girmemişti..şimdi dönüpte bugünün politikacılarına bakınca ecevit in değeri çok daha iyi anlaşılıyor..belki de temiz politikacı örneklerinden son birkaçından biri olduğunun herkes çok iyi farkında.. yukarda arkadaşlarımızdan biri margarin ve sigara kuyrukları ile hatırlanıyor demiş..sen bugün dibindeki ırak a bile giremezken o bütün dünyayı karşısına alarak kıbrıs ta harekat başlatmış ve başarılı olmuştur..belki o dönem sigara,margarin bulunamamıştır,ama ülkenin onuru korunmuştur.. durum kötü idareden değil,amerika ya başkaldırıdan oluşmuştur..hatırlayanlar tabii ki çıkacaktır,adamlar bize her türlü yardımı kesmişlerdi,hatta burda yapılan fantomlar için bile gönderilmesi gereken yedek parça gönderimlerini durdurmuşlardı..demek istediğim kötü yönetim olması değil,dışa bağımlı ekonominin sonuçlarından biriydi..ayrıca,bu ülkede işçi hakları diye bişi varsa hemen hepsi ecevit iktidarında oluşmuş,hayata geçirilmiştir..bi kere daha allah rahmet eylesin |
||
|
||
| çalışma bakanı iken işçilerin sendikal haklarını kazanmaları için verdiği mücadeleyi okumuştum bir kaynakta. bu kadar ağır eleştiriyi haketmiyor bence. | ||
|
||
o zaman sıfırı kapatmamız lazım mike. burda konuşulup tartışılan herkes ölü nerdeyse
|
||
|
||
| Times, Ecevit'i şu satırlarla anlatıyor. "Askerler tarafından, siyasete düzenli aralıklarla yaptıkları müdahaleyi eleştirdiği için üç kez tutuklanmış da olsa, Ecevit temelde askerlerin dar, etnik milliyetçi bakış açısını hep paylaştı ve Türkiye'yi gerçekten demokratik bir topluma dönüştürmek için toplumsal reformlar gerektiğini göremedi. Ama yine de çağdaşları içinde en solcu liderdi ve hakkında hiç bir zaman hiç bir yolsuzluk kuşkusu dile getirilmedi." |
||
|
||
Ben henüz eleştirel bir yazı yazmadan bu kadar tepki aldığıma göre gerçek düşüncelerimin tümünü yazsam beni sıfırdakiler afaroz edeckler . Burada yeni bir tartışma başlatmak istemiyorum ama siyasetin göründüğü gibi bir şey olmadığını, "temiz" kavramının ne kadar anlamsız olduğunu bu hamaset günleri bittikten sonra açıklamaya çalışacağım.
|
||
|
||
| çeviriler yaptığı Tagor un dünyasını daha iyi anlamak için sanskritçe öğrenmiş bir insanın siyasetin gündelik hay huyu içinde ne işi vardır, bilmem.. ben sanırım onu bu yüzden severdim.. yapamadıkları için.. .. YAPAMADIĞIMIZ -Rahşan´a- akşam kapı eşiğinde bir terli giysi gibi soyunmak vardı derdinden evrenin bir entari serinliğini giyinmek kendi derdini tespih gibi çekmek elinde yün örmen vardı akşamları koltuğa gömülü karşında polisiye roman okumak vardı sorgusuz bakışmak yoruldukça gözlerimiz sevinçsiz gülmek üzüntüsüz ağlamak oturmağa konuklar gelmesi bazen çevresinde bir masanın kaygısız sıcacık konularda bir demli çay gibi bilmedik komşularla konuşmak dünyamızla uyuşmak vardı oyunda sonunu görmeden oynamak sevinebilmek kazandığına yitirdiğine yerinebilmek düşünmiyebilmek yoruldukça düşünmekten kamaştıkça örtebilmek gözlerini düşlerde bile ışıktan sakınarak kendini uyayabilmek vardı vaktinde rahat Bülent Ecevit |
||