|
||
| madem komünist sisteme geçmek zorlaşıyor,komünistler kendi komünlerini kurup,kendi iş güçleri ve + değerleri ile kapitalizme karşı bayrak açabilirler mi? küçük komün yaşamlar pratiğe geçebilir mi? |
||
|
||
| anarşizm bölümüne dikkat edersen bunun zaten anarşist bir ideal olduğunu hemen farkedersin doğrudan eylem, doğrudan komünizm... tabi genel hatlarıyla, ama ben komünistlerin doğrudan eyleme kaymaktan çok kapitalizme kayacaklarını düşünüyorum daha çok.. |
||
|
||
| teknik olarak yaşanmış denilebilir ama durum -nispeten- komün yaşamla kapitalizmden ders almak mümkündür önermesine dönüşmüştür. genel olarak demir perde denmişse de bu duruma şimdilerde "roman abramovich" denildiğini duydum.. | ||
|
||
| işin aslı öyle değil tango, bu tip deneyimler en çok 60'lı 70'li yıllarda hippi hareketi ile görülmüştü. ancak bu deneyimler, sistemden kopmak şöyle dursun, kişilerin umutlarını da tükettiği için doğrudan sisteme bağlanmaya yol açmıştı. gerçi bu deneyimler için teorik geri planlarının zayıflığından söz edilebilir ama yine de eylemler doğrudan anarşist bir tavır sergiliyordu. dennis hooper'ın easy rider filmi de -hatırlarsın- bu deneyimlerin bile kendi içinde katlanılmaz bir statüko ürettiklerinden söz açıyordu. bu tip eylemler paris komünü cinsinden doğrudan sisteme meydan okuyarak yola çıkıldığı zaman da kendisini korumaktan aciz kalıyordu. zaten marks'ın proletarya diktatörlüğü olarak tarif ettiği ara geçiş formülü paris komün deneyiminin başarısızlığından doğan bir önermedir. yine de sistemden kopan her yol denenebilir. ama insanın kendisini belirleyen üstyapıdan kopması tahmin edilenden çooooooooook daha uzun bir süreç istemektedir. sscb deneyimi de belki bu konuda yeni önermelerin geliştirilmesine olanak sağlayacaktır. |
||
|
||
| tango'nun vurguladığı komün + iş gücü ya da komün ekonomisi idi sanırım. bu durumda hippi örneği biraz zayıf bir ilgi kuruyor konuya. paris komünü de kısmen iyi bir örnek. ama herkes kendi açısından eleştirmiş tabi. marksistlerin bulduklarını düşündükleri çözümün yanında paris komününe ucundan katılan anarşistler de bu deneyimden bazı şeyler öğrendiler. birincisi özgür toplumu oluşturmak için adem-i merkeziyetçi komünlerden oluşan bir konfederasyonun gerekliliği, ikincisi komünün üstünde ya da içinde bulunan bir hükümetin gereksizliği (anarşistler çoğunlukla başarısızlığı devletin ortadan kaldırılmayıp sosyal devrimin sonraya atılmasına bağladılar) ve üçüncüsü ise bu sosyal devrimin, politik ve ekonomik devrimlerin birleşmesi ile gerçekleşmesinin son derece önemli olmasıydı. işin ironik tarafı anarşistler bu örneği bile bile ispanya'da daha farklı davranıp fırsatları varken devleti kaldırmadılar ve daha sonra bundan pişmanlık duydular. sonuçta bunlar tarih, ve tartışma bitmez bu konuda. ama su götürmez bir gerçek sistem karşıtlarının sanırım dünden daha savunmasız hale geldikleridir. buna her türlü sistem karşıtı fikri katıyorum. farklı bir görüş olarak sistem karşıtlarının kendilerini toparlamaları gerekli, aksi halde sanırım gelecekte sistem karşıtları inanmadıkarı bir görüşün arkasına sığınmaya çalışacak ve tarih daha da tuhaf bir yöne doğru akacak (iyi mi olur kötü mü olur bilinmez tabi) |
||
|
||
komün yaşamdan kasıt topluluğun bütün ihtiyaçlarını kendi iş güçleriyle karşılamalarımıdır? yoksa mevcut sistemde kazanımların ortak bir havuzda eritilmesiyle eşitlik ve mülksüzlük ilkelerinin doğrulanmasımıdır? tam olarak anlayamadım konuyu, biraz da cahiliz tabi o da etmen
|
||
|
||
tango'nun vurguladığı komün + iş gücü ya da komün ekonomisi idi sanırım. bu durumda hippi örneği biraz zayıf bir ilgi kuruyor konuya. o kadar da zayıf bir ilgi değil be data, sonuçta hippi komünleri arasında da kendi ürünlerini kendileri yetiştirip bir komün ekonomisi yaratanlar vardı. hatta, lsd parası için ürettiklerini satarak bir +değer yaratanlar da vardı. evet, bu artı değer, gereksinimlere göre biçimleniyordu ve tango'nun söz ettiği daha kompleks bir yapı gerçekten. tango'nun önermesi ise "emek-sermaye" çelişkisini tersyüz ediyor ki, bu sanırım olanaklı değil. yine de devir sponsor bulma devri. bakarsın, komün yaşamlarımıza da birileri sponsorluk yapmaya ikna olur, sermayeyi koyar, kimbilir, denemek lazım... |
||
|
||
| hippilerin yaşam biçimi her ne kadar komün hayatı gibi görünsede ekonomik olarak asla değildir kiyacım..zaten hippilerin çalışmasından da söz edilemez..onlar bir dönemim rüya yaşantısı idi..şimdi öle yaşamlar hayal zaten.. | ||
|
||
komün yaşamdan kasıt topluluğun bütün ihtiyaçlarını kendi iş güçleriyle karşılamalarımıdır? yoksa mevcut sistemde kazanımların ortak bir havuzda eritilmesiyle eşitlik ve mülksüzlük ilkelerinin doğrulanmasımıdır? tam olarak anlayamadım konuyu, biraz da cahiliz tabi o da etmen ![]() ben komüne bir arada çalışan (bir arada yaşayabilir ya da yaşamayabilir, hepsi çalışabilir ya da çalışmayabilir) ve ortak kararlarını sadece kendi aralarında kendi yöntemleri (oy birliği ile veya değil) ile alan 'küçük komiteler' diyorum, bunların merkezi olmayan şekilde birleşmesine de yine komün denilebilir, yine komite de denilebilir (ne isim alacağı da sonuçta komünlere bağlıdır - önemli olan koordinasyon sağlayan işlevi )..son olarak bunların birleşmesi de işte konfederasyon yazarken ne kadar kolay oluyor..
|
||
|
||
| 2. seçenek diyorsun yani. ortak kararlar almak pek zor bi iş değil, kritik nokta bence ekonomi. mübrem ihtiyaçları karşılamak için belirli bir para vardır. örneğin istanbul için 700 milyon diyelim (tamamen farazi bir rakam). komün mensupları bu miktarın üzerinde kazandıkları parayı bir havuza yatırır. bu parayla ilk etapta 700 milyon altı kazanan mensupların açığı kapatılır. daha sonra havuzdaki paranın nasıl kullanılacağı önemli. daha fazla çalışan yada daha fazla kazanan kişiler bu paranın yönetiminde söz sahibi mi olmalıdırlar? böyle bir komünde bireyleri daha fazla çalışma ve üretime teşvik eden unsurlar yaratılmalımıdır? |
||
|
||
ben öyle bişi kastetmemiştim ama ![]() avrupa'daki sosyal devlet anlayışı zaten bunu gerçekleştiriyor, insanların vergilerinden işsizlere maaş veriliyor. dolayısıyla bunu sağlamak için devrim yapmaya gerek yok ![]() refahın bölünmesi ya da gelir adaletsizliği ise problem bu da bir dereceye kadar kapitalizm içinde halledilebilir ya da sürdürülebilir bir problem oluyor çoğunlukla. benim demek istediğime gelirsem komünler ihtiyaçlarını doğrudan diğer komünlerden karşılayabilir bu nedenle koordinasyonun öneminden bahsettim işte bu da bizi paranın bir mübadele aracı olarak işlevini yitirmesi anlamına gelir çünkü paranın yerini komünlerin talepleri almıştır bunun bir başka sonucu kimse bir ferrari üretmek istemiyorsa kimsenin bir ferrari alamayacağıdır ya da kimse lux bir villa inşa etmekle uğraşmıyorsa kimse böyle bir şeyin içinde oturmayacaktır yine de küçük bir komite bu villa'yı istiyor diyelim o halde önce arazi konusunda yerel komitelerin ortak iznini almalı sonra inşaat işiyle uğraşan bir komite bulup inşa edebilecekleri zamanı almalı sonra da malzemeleri daha önceden bunları kontrol eden komitelerden talep etmeli bu sistemde insanlar çalışmaz denebilinir ama ben tam aksine bu sistemde insanlar çalışacak yer arar diyorum kaldı ki işsizlik şu anki sistemimizin bir problemi tabi ki talepler istendiği gibi karşılanamayabilir, böyle bir risk vardır ama şu anki ekonomidede her türlü risk altında yaşıyoruz unutmayalım ki böyle bir riskin büyüdüğü sezildiğinde yine çeşitli tedbirlerde alınabilir ve bunların neler olacağına da sadece komünler karar verebilir... ne biliyim mesela herkesin geçen sene istediği kadar meyveyi bu sene karşılayabilmek için koşullardan ötürü daha çok insanın tarımla uğraşması gerekebilir ve açıkça komitelere bu sene şu kadar artış olmazsa çalışan insan sayısında talebiniz eksik karşılanabilir diye ikazlar gerçekleşebilir... ama genelde böyle bir problem olma ihtimali zayıf olacaktır kanımca... çünkü ben çalışmak derken, işçi olmayı kastetmiyorum... 1 saat, 2 saat çalışmak günde belki, yani hobi olarak... böyle deyince komik görünebilir ama yüzbinlerce insanın bir hobisi olması durumu değiştirir... daha tabi bi sürü detaya inilebilir... ama ben burda boşa konuşmuş olurum çünkü sadece bunları kafamdan yazıyorum, ekonominin nasıl işleyeceği tamamen komünlere kalmıştır yani ![]() |
||
|
||
| bir komündekiler apartman yerine villada oturmak istiyorsa, üretimleri de yüksek seviyede ise, bu bir sınıflaşma yaratmazmı? | ||
|
||
| hayır, çünkü üretimlerinin para olarak karşılığı yok(aynı zamanda sadece kendi üretimleriyle öyle bir ev inşa edemezler) ve villada oturabilmeleri yapabilecekleri anlaşmalara bağlı dediğim gibi. yani büyük ihtimalle bu hane halkının istanbulda bir villada oturabilmeleri ilk etapta 15 milyonluk nüfus nedeniyle imkansız değilse bile çok zor olacaktır, hali hazırdaki o tip yerler ise büyük ihtimalle (haksızlık yaratmamak için) yerel komünlerin ortak kullanımına açılacaktır, ne biliyim şehir dışından gelenlerin misafir olacakları yerler olabilir, kütüphanelere dönüştürülebilir, yereller tarafından kabul edilirse bir grup insanın çalışma alanı olabilir, ihtimaller sayısız. ama aynı kişiler uzakta bir yerde boş bir yer buldular diyelim orayı ha diye daimi olarak kullanma hakkı elde edemezler önce oranın yerel komününe dahil olmalıdır sonra oraya gerçekten ihtiyaç yoksa ve atıl durumdaysa büyük ihtimalle orayı kullanabileceklerdir ve bundan dolayısıyla kimse şikayet etmeyecektir şimdi de villanın yapımına geldi sıra, diyelim orada inşaat ile uğraşmak isteyen bir kişiyim ve böyle bir projenin varlığını öğrendim komünden 1- ben bunu karşılıklı yapabilirim (onların ürettiklerinden bir pay isteyerek, ya da karşılıklı anlaşmalar sonucu elde ettiklerinden bir pay isteyerek) 2- tamamen karşılıksız yapabilirim, üretimlerinin topluma genel olarak faydalı olduğunu düşünerek (ki bu seçenek gelir adaletsizliği gibi problemler olmadığı için çoğunlukla yeterli olacaktır) 3- bu iş için doğrudan komünden aracı olmasını isterim ve kararı komüne bırakırım bunlar sonuç vermedi diyelim bu sefer de komün devreye girerek veri bankasında bu tip işlerden haberdar olmak isteyenlere bu tip bir mesaj gönderebilir. bir şey daha ekliyim, eğer 1. seçenek dolayısıyla bu işi tamamlayacak olanlar talep edenlerden önceki villalarını talep ediyorsa bu kişiler gerçekten orayı kullanmak zorundadır, taşınmaz mal diye bir şey sözkonusu değildir ve bunlar biriktirilemez. şayet anlaşma komünlere bırakılmışsa iki komün karşılıklı olarak ikisine de faydalı olacak bir anlaşmaya varabilir havuz kavramı sadece komünler için geçerli olabilir ve komünler havuzlarındaki değerleri takas edebilir bu durumda eski villanın havuza alınması karşılığında bu komün villanın yapıldığı komüne başka bir şey verebilir eğer hiçbiri sonuç vermediyse o insanlar bir villada oturamayacaktır demektir, ve haksızlık böyle bir durumda villayı yapabilmeleri ile ortaya çıkar, çünkü olsa olsa bunlar birilerini zorla çalıştırmıştır orayı yapmak için ve kimseyi bilgilendirmeden kullanılmayan bir araziye yerleşmişlerdir. son olarak yine bunların sadece benim fikirlerim olduğunu söyleyeyim. eminim insanlar nasıl işleyeceği konusunda kafa patlatırsa çok daha pratik ve makul çözümler bulunabilir. |
||
|
||
| anladım. talebin gerçekleştirilmesi zor ise; ancak bu süreci takip edicek, zorluklarına katlanıcak, hatta gerçekleşememe olasılığını kabullenecek olan birey bu talepte bulunabilir. "villa sahibi olmak" hayata geçirilmesi zor bir istek olduğu için sistem rutinleri bu isteğin gerçeklenme sürecini kendiliğinden ortaya koyuyor. bu bağlamda sistem kendi kendine kaynakların değerini belirleyecek. örneğin şuan bol miktarda bulunmasına ve rahat bir şekilde temin edilmesine rağmen bazı odakların elinde oldukları için kat be kat değerine tüketilen/kullanılan kaynaklar sistem içersinde kendi özelliklerini belli edicek ve ona göre bir tüketim/kullanım şekli ortaya çıkıcak. doğrumudur? | ||
|
||
| doğrudur valla, çok iyi ifade etmişin bu konuda benim ilk aklıma çarpıcı bir örnek olarak internet gelio ağı oluşturan, kuran biz,yayan biz, kullanan biz ama yönetim bizde değil kıytırık bir telefon şebekesi için ödediğimiz 60-70 lira da cabası |
||