|
||
| Jim Morrison/Yeni Yaratıklar 'dan derleme... Fazlaca büyümüş bayırlardaki otlar ılık yeşil tehlikeyle dolanmış. Açın kanalları. Cezalandırın kızkardeşimizin sevgili oyun arkadaşı ıstırabını. Aynı yolda mı istiyorsunuz bizi de diğerleriyle? Seviyor musunuz bizi? Ve döndüğünüzde geri hala isteyecek misiniz oynamak bizimle? Yürürken isyana doğru Çİmenlikler yayılıyor evlere birden dipdiri ayakta şu an koşuşan insanlarla Kafa yormayacağım ne yaptıklarına o kıza Merhamet sürüsü Vahşet şarkısı söyledikleri Bir hayalet ağacına çivilenmiş Ellerini doğrarlarken onun Çakal ,koklarız havayı kervan artıklarının ardından. Kanlı ekinleri biçeriz savaş alanlarında. Herhangi bir cesetin eti yoksun bırakmış boş midelerimizi. Güzel kokulu rüzgarlara sürükler bizi açlık. Yabancı,gezgin, bak gözlerimizin içine ve tercüme et bize korkunç havlamalarını eski köpeklerin. Deve kervanları tanıdık silahlar taşır Sezar'a. Göçebe aşiretler sürünürler ve sızarlar duvardan içeri.Sokaklar taşlarla dolup taşar.Yaşam devam eder bu emici savaşta.Vahşet yıkar cinsiyetsizliğin tapınağını Bunlar dostlarımız mı birbirleriyle yarışan ve ürperten durgun parlamento dereleri içinde Koşarak ve konuşarak zehirlediler yemyeşil ormanları Arabalarda yaşıyor donuk okullar arasında boşuna geziniyor ve hiç bir boş yer bulamıyor itaat gölgeleri arasında Uyuyor tüm kent ve mutsuz çocuklar etrafta dolanıyorlar hayvan çeteleriyle. Dostlarıyla konuşur gibiler onlara izleri gösteren köpeklerle konuşurken. Kim yakalayabilir ki onları? Kim sokabilir ki onları içeri? |
||
|
||
| Geldi,gördü,tükürdü ve gitti. | ||
|
||
| Duvarda ki fotoğrafı (jim'in fotoğrafına bakarken...) Bakıyor jim; herşeyi anlamış ve kızmış anladıklarına... Hep kendi bildiği yoldan gitti ama söylemedi bu yolun adını... Yolunun sonunu görmelerine izin vermedi... |
||
|
||
| Kapıda biri var kapıda biri var.. bir mütecaviz içeriye dalıyor kapıyı kırıp. ne acı, ne de ölüm.. biziz sadece,tekrar tekrar. içeri geliyoruz.. tamam,arayın bakalım etrafı hiç bir şey bulamıyacaksınız... tüm perspektifleri bir anda görmek.. herşey donduğunda ve sanki kendine doğru Jim Morrison |
||
|
||
| Bedenlerimizi Laflarla Sakatlıyoruz Sex, yalanlarla dolmuş, Beden, gerçeği görmeye çalışsada, Kurallarla bastırılmış olduğundan, Beceremiyor! ! Bedenlerimizi, laflarla sakatlıyoruz, Toplum, gerçekten hissettiğimizi, SÖYLEYEMEMENİN, başarı olduğunu, öğretmiş bize. Jim Morrison |
||
|
||
| ' Gerçek şiir hiçbir şey söylemez. sadece önümüze olasılıklar açar. Tüm kapıları açar. size uygun kapılarda birini seçerek içeri girersiniz. ........ ... şiirin beni bu kadar çekmesinin nedeni de bu zaten - çünkü içinde sonsuzluğu barındırır. İnsan varoldukça, kelimeler ve onların kombinasyonları hatırlanacaktır.... ... Eğer şiirimin ulaşmak istediği bir nokta varsa, o da insanları görme ve hissetmenin sınırlı yollarından uyarmaktır..' Jim... |
||
|
||
| People are strange 'Yabancıysan, insanlar tuhaftır, Yalnızsan, yüzler çirkin görülür, İstenmediğin zaman kadınlar sana şeytansı görünürü, Düşmüşsen, engebelidir caddeler. Tuhafsan, Yağmur ortaya çıkartır yüzleri, Tuhafsan, Kimse hatırlamaz ismini.' Jim... |
||
|
||
| 'Eğer sadece hissedebilseydim Serçelerin seslerini ve hissdebilseydim çocukluğun beni geri çektiğini Eğer sadece hissedebilseydim kendimi geri çekerken ve hissedebilseydim kucaklandığımı yeniden gerçeklik tarafından Gözüm arkada kalmazdı Ölürdüm seve seve' jim... |
||
|
||
| '... yeniden diriliş anlaşmamı iptal edin, güven belgemi hapsaneye gönderin, içerde bazı dostlarım var. aynadaki yüz yok olmayacak, penceredeki kız gitmeyecek, dost muhabbeti yaşıyor, diye bağırdı, beni dışarda bekleyen....' |
||
|
||
| hayret ben bu adamın daha önce nasıl farkına varamamışım.. | ||
|
||
| Otostopçu / Jim Morrison ADAMLAR Demek onca insanı öldüren küçük .iç sensin, ha! (Tekme) Eğlendin mi bari, ha? (Tekme) Gerçekten öldürdün, di mi onları? Elleri arkasından kelepçeli bir halde kafası karışmış bir ifadeyle bakar ve konuşur: BILLY Ama ben iyi bir çocuğum. Adamlar güler Film RENKLENİR. Günümüze kadar uzanan ve ölümü yansıtan fotoğraflardan bir montaj. Che Guevara'nın cesedi, çarmıha gerilişi gösteren bir Kuzey Rönesans dönemi Hollanda resmi, boğa güreşi, mezbaha, mandalalar ve soyut fotoğraflar. Bir firavun faresinin bir kobrayı öldürüşünü gösteren doğa belgeseli, sahilde başıboş koşan bir siyah köpek. EKRAN KARARIR. DIŞ MEKAN, gece. Adalet Sarayı'nın merdivenlerinden otostopçunun bir düşteymişçesine ağır çekim indiğini görürüz, ağır ağır boş bir şehir meydanından geçerek sonunda lensi tamamen kaplayıncaya ve içinden geçip gitmiş hissi verene kadar kameraya doğru yürür. Şimdi arkası dönük bir halde lensten uzaklaşarak bir araba mezarlığının bulunduğu çölün eteklerindeki bir bölgeye girer. Sonsuzluk içinde toplanmışlardır. Kömürün üstünde patates közlemektedirler, DOC adındaki yaşlıca bir adam elindeki sopayla ateşi karıştırmaktadır. Yaşlıca, garip ve gösterişli bir kadın vardır. Üçüncü kişi ise dilsiz, yaşı belirsiz bir oğlandır. Hafiften beyaz bir makyajı vardır. Sonsuzluktaki hobo'lardır bunlar ve onu gördüklerine hiç şaşırmamışlardır. Ateşe yaklaşır. DOC N'aber evlat? Demek gene yaptın, ha. Aç mısın? Eğer istersen biraz yiyecek var burada. Billy konuşmaz. Aya bakar. Kadının başı önündedir, saçları yüzüne örter. DOC Billy geri döndü. Mavili Kadın, duyuyor musun beni? Billy geri döndü diyorum. Kadın ilk defa başını kaldırır. MAVİLİ KADIN Merhaba, Billy. BILLY Merhaba, Mavili Kadın. Oğlana dönüp bakar. Merhaba Soytarı Çocuk. SOYTARI ÇOCUK ellerini çırpar ve başını sallar, yüzü selamlarken grotesk bir biçimde buruşur. Bir süre öylece otururlar ve ateşi seyrederler. Patates yerler. Sonra Doc ayağa kalkar ve konuşur: DOC Güneş az sonra doğacak. Yola çıksak iyi olur. Yavaş yavaş ve birer birer diğer ikisi de ayağa kalkar. Doc ateşi toprakla söndürür ve konuşur: DOC Bizimle geliyor musun, Billy? BILLY (düşünceli bir şekilde) Bilmiyorum, Doc, bilmiyorum. Doc gülümser. DOC Peki, seninle sonra görüşürüz evlat. Çetenin geri kalanı da seni görmekten memnun olacaktır. Kesinlikle. Peki, öyleyse... Doc, Soytarı Çocuk ve Mavili Kadın çöldeki dağa, yükselen güneşe doğru yürümeye başlarlar. Arada sırada dönüp el sallarlar. Soytarı Çocuk aşağı yukarı zıplayarak el sallamaktadır. Onlar ağır ağır gözden kaybolurken, kamera, için için yanan ateşin üstünde oturan Billy'e, otostopçuya, delikanlıya, katile odaklanır. SON. |
||