SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Şiir

Konu: Jim Morrison

Sayfa: [ 1 ]

14.09.2004 02:14:44
Jim Morrison/Yeni Yaratıklar 'dan derleme...
Fazlaca büyümüş bayırlardaki otlar
ılık yeşil tehlikeyle dolanmış.
Açın kanalları.
Cezalandırın kızkardeşimizin sevgili oyun arkadaşı ıstırabını.
Aynı yolda mı istiyorsunuz bizi de diğerleriyle?
Seviyor musunuz bizi?
Ve döndüğünüzde geri
hala isteyecek misiniz oynamak bizimle?

Yürürken isyana doğru
Çİmenlikler yayılıyor evlere
birden dipdiri ayakta şu an
koşuşan
insanlarla

Kafa yormayacağım ne yaptıklarına
o kıza
Merhamet sürüsü
Vahşet şarkısı söyledikleri
Bir hayalet ağacına çivilenmiş
Ellerini doğrarlarken onun

Çakal ,koklarız havayı kervan artıklarının ardından.
Kanlı ekinleri biçeriz savaş alanlarında.
Herhangi bir cesetin eti yoksun bırakmış boş
midelerimizi.
Güzel kokulu rüzgarlara sürükler bizi açlık.
Yabancı,gezgin,
bak gözlerimizin içine ve tercüme et bize
korkunç havlamalarını eski köpeklerin.

Deve kervanları
tanıdık silahlar taşır Sezar'a.
Göçebe aşiretler sürünürler ve sızarlar
duvardan içeri.Sokaklar
taşlarla dolup taşar.Yaşam
devam eder bu emici savaşta.Vahşet
yıkar cinsiyetsizliğin tapınağını

Bunlar dostlarımız mı
birbirleriyle yarışan ve ürperten
durgun parlamento dereleri içinde

Koşarak ve konuşarak zehirlediler yemyeşil
ormanları

Arabalarda yaşıyor
donuk okullar arasında
boşuna geziniyor
ve hiç bir boş yer bulamıyor
itaat gölgeleri arasında

Uyuyor tüm kent
ve mutsuz çocuklar
etrafta dolanıyorlar hayvan çeteleriyle.
Dostlarıyla konuşur gibiler
onlara izleri gösteren
köpeklerle konuşurken.
Kim yakalayabilir ki onları?
Kim sokabilir ki onları
içeri?
 

14.09.2004 02:17:35
Geldi,gördü,tükürdü ve gitti.

14.09.2004 15:26:05
Duvarda ki fotoğrafı (jim'in fotoğrafına bakarken...)

Bakıyor jim; herşeyi anlamış ve kızmış anladıklarına...
Hep kendi bildiği yoldan gitti ama söylemedi bu yolun adını...
Yolunun sonunu görmelerine izin vermedi...

14.09.2004 21:30:36
Kapıda biri var  
 

kapıda biri var..
bir mütecaviz içeriye dalıyor kapıyı kırıp.
ne acı, ne de ölüm..

biziz sadece,tekrar tekrar.

içeri geliyoruz..
tamam,arayın bakalım etrafı
hiç bir şey bulamıyacaksınız...

tüm perspektifleri bir anda görmek..

herşey donduğunda
ve sanki kendine doğru
 
Jim Morrison
 
 
 
 

14.09.2004 21:34:13
Bedenlerimizi Laflarla Sakatlıyoruz  
 

Sex, yalanlarla dolmuş,
Beden, gerçeği görmeye çalışsada,
Kurallarla bastırılmış olduğundan,
Beceremiyor! !

Bedenlerimizi, laflarla sakatlıyoruz,
Toplum, gerçekten hissettiğimizi,
SÖYLEYEMEMENİN, başarı olduğunu,
öğretmiş bize.
 
Jim Morrison
 
 
 
 

13.10.2004 15:56:36
' Gerçek şiir hiçbir şey söylemez. sadece önümüze olasılıklar açar. Tüm kapıları açar. size uygun kapılarda birini seçerek içeri girersiniz. ........
... şiirin beni bu kadar çekmesinin nedeni de bu zaten - çünkü içinde sonsuzluğu barındırır. İnsan varoldukça, kelimeler ve onların kombinasyonları hatırlanacaktır....
... Eğer şiirimin ulaşmak istediği bir nokta varsa, o da insanları görme ve hissetmenin sınırlı yollarından uyarmaktır..'  


Jim...

13.10.2004 15:59:13
People are strange

'Yabancıysan, insanlar tuhaftır,
Yalnızsan, yüzler çirkin görülür,
İstenmediğin zaman kadınlar sana
şeytansı görünürü,
Düşmüşsen, engebelidir caddeler.

Tuhafsan,
Yağmur ortaya çıkartır yüzleri,
Tuhafsan,
Kimse hatırlamaz ismini.'


Jim...


 

 

26.10.2004 23:11:41
'Eğer sadece hissedebilseydim
Serçelerin seslerini
ve hissdebilseydim çocukluğun
 beni geri
 çektiğini

Eğer sadece hissedebilseydim
kendimi geri
 çekerken
ve hissedebilseydim kucaklandığımı
 yeniden
 gerçeklik tarafından
Gözüm arkada kalmazdı
 Ölürdüm seve seve'

jim...

 

 
   

26.10.2004 23:13:57
'... yeniden diriliş anlaşmamı iptal edin,
güven belgemi hapsaneye gönderin,
içerde bazı dostlarım var.

aynadaki yüz yok olmayacak,
penceredeki kız gitmeyecek,
dost muhabbeti yaşıyor, diye bağırdı,
beni dışarda bekleyen....'

26.10.2004 23:18:05
hayret ben bu adamın daha önce nasıl farkına varamamışım..

29.10.2004 20:40:02
Otostopçu / Jim Morrison

                                   ADAMLAR

        Demek onca insanı öldüren küçük .iç sensin, ha! (Tekme) Eğlendin mi bari, ha?
(Tekme) Gerçekten öldürdün, di mi onları?

Elleri arkasından kelepçeli bir halde kafası karışmış bir ifadeyle bakar ve
konuşur:

                                    BILLY

        Ama ben iyi bir çocuğum.

Adamlar güler

Film RENKLENİR. Günümüze kadar uzanan ve ölümü yansıtan fotoğraflardan bir
montaj. Che Guevara'nın cesedi, çarmıha gerilişi gösteren bir Kuzey Rönesans
dönemi Hollanda resmi, boğa güreşi, mezbaha, mandalalar ve soyut fotoğraflar.
Bir firavun faresinin bir kobrayı öldürüşünü gösteren doğa belgeseli, sahilde
başıboş koşan bir siyah köpek. EKRAN KARARIR.

DIŞ MEKAN, gece. Adalet Sarayı'nın merdivenlerinden otostopçunun bir
düşteymişçesine ağır çekim indiğini görürüz, ağır ağır boş bir şehir
meydanından geçerek sonunda lensi tamamen kaplayıncaya ve içinden geçip gitmiş
hissi verene kadar kameraya doğru yürür.

Şimdi arkası dönük bir halde lensten uzaklaşarak bir araba mezarlığının
bulunduğu çölün eteklerindeki bir bölgeye girer. Sonsuzluk içinde
toplanmışlardır. Kömürün üstünde patates közlemektedirler, DOC adındaki
yaşlıca bir adam elindeki sopayla ateşi karıştırmaktadır. Yaşlıca, garip ve
gösterişli bir kadın vardır. Üçüncü kişi ise dilsiz, yaşı belirsiz bir
oğlandır. Hafiften beyaz bir makyajı vardır. Sonsuzluktaki hobo'lardır bunlar
ve onu gördüklerine hiç şaşırmamışlardır. Ateşe yaklaşır.

                                     DOC

        N'aber evlat? Demek gene yaptın, ha. Aç mısın? Eğer istersen biraz
yiyecek var burada.

Billy konuşmaz. Aya bakar. Kadının başı önündedir, saçları yüzüne örter.

                                     DOC

        Billy geri döndü. Mavili Kadın, duyuyor musun beni? Billy geri döndü
diyorum.

Kadın ilk defa başını kaldırır.

                                 MAVİLİ KADIN

        Merhaba, Billy.

                                    BILLY

        Merhaba, Mavili Kadın.

Oğlana dönüp bakar.

        Merhaba Soytarı Çocuk.

SOYTARI ÇOCUK ellerini çırpar ve başını sallar, yüzü selamlarken grotesk bir
biçimde buruşur. Bir süre öylece otururlar ve ateşi seyrederler. Patates
yerler. Sonra Doc ayağa kalkar ve konuşur:

                                     DOC

        Güneş az sonra doğacak. Yola çıksak iyi olur.

Yavaş yavaş ve birer birer diğer ikisi de ayağa kalkar. Doc ateşi toprakla
söndürür ve konuşur:

                                     DOC

        Bizimle geliyor musun, Billy?

                                    BILLY

(düşünceli bir şekilde)

        Bilmiyorum, Doc, bilmiyorum.

Doc gülümser.

                                     DOC

        Peki, seninle sonra görüşürüz evlat. Çetenin geri kalanı da seni
görmekten memnun olacaktır. Kesinlikle. Peki, öyleyse...

Doc, Soytarı Çocuk ve Mavili Kadın çöldeki dağa, yükselen güneşe doğru
yürümeye başlarlar. Arada sırada dönüp el sallarlar. Soytarı Çocuk aşağı
yukarı zıplayarak el sallamaktadır.

Onlar ağır ağır gözden kaybolurken, kamera, için için yanan ateşin üstünde
oturan Billy'e, otostopçuya, delikanlıya, katile odaklanır.


                                     SON.

 


Sayfa: [ 1 ]