|
||
| Mehmet Kemal Ağar, (1951 Elazığ) Emniyet eski Genel Müdürü, Adalet ve İçişleri eski Bakanı. Ağar, 30 Ekim 1951'de Ankara'da babasının görev yaptığı Çankaya Köşkü'nde doğdu. Aslen Ardahan'dan Elazığ'a göç etmiş bir ailedendi. Emniyet Müdürü olan babasının memuriyeti dolayısıyla 1957 yılında Urfa'da başladığı ilkokulu, Gümüşhane, Bolu, Adana, Ankara ve Erzincan'da; Erzincan'da başladığı ortaokulu, Kayseri, Diyarbakır ve Uşak'ta bitirdi. Adana Emniyet Müdürü olan babası Zülküf Ağar, dönemin başbakanı Adnan Menderes ile arkadaşlık ilişkileri yüzünden 27 Mayıs sonrasında tutuklanmış ve meslekten uzaklaştırılmıştı. 1972 yılında Emniyet Genel Müdürlüğü bursu ile okuduğu Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden mezun olan Ağar, polisliğe komiser muavini olarak başladı. Daha sonra Cumhurbaşkanlığı Koruma Müdürlüğüne tayin oldu. 1976 yılında girdiği kaymakamlık sınavını kazanıp İznik, Torul, Selçuk ve Derince ilçelerinde kaymakamlık görevlerini sürdüren Ağar, Ocak 1980’de İstanbul Siyasi Şube Müdür Yardımcılığı’na atandı. Bu dönemde İstanbul Emniyet Müdürü olan Şükrü Balcı ile birlikte çalışan Ağar, iddialara göre Balcı’nın yeraltı dünyasındaki kirli ilişkilerini de onunla birlikte yürüttü. Nisan 1981’de İstanbul Emniyet Müdürlüğü Personel Şube Müdürlüğüne getirildi. 1988 yılında MİT Raporu Olayı sonrasında tenzili rütbe sayılabilecek bir atamayla Ankara Emniyet Müdürlüğü’ne getirildi. Dönemin Başbakanı Turgut Özal'a düzenlenen Suikastın soruşturmasını üstlendi. Semra Özal ile yakın ilişkisi yüzünden papatya bürokrat da denilen Ağar, daha sonra İstanbul Emniyet Müdürlüğü, 1992’de Erzurum Valiliği ve son olarak da Emniyet Genel Müdürlüğüne getirildi. 1992 yılında İstanbul Emniyet Müdürü iken yakalanan Bahçelievler Katliamı sanıklarından Haluk Kırcı‘yı serbest bırakmaları için baskı yaptığı ileri sürüldü. Emniyet Genel Müdürlüğü bünyesinde Özel Harekat Dairesi’nin kurulmasını ve PKK‘ya karşı polisin de kırsal alanda Jandarma ile birlikte operasyonlara katılmasını sağladığı için "polisin genel kurmay başkanı" diye anılan Ağar, 24 Aralık 1995 genel seçimlerinde Doğru Yol Partisi’nden Elazığ milletvekili oldu. 1996 yılında kurulan 53. Hükümetde (ANAP-DYP Koalisyonu) Adalet Bakanı olarak görev aldı. Bu dönemde cezaevlerinde Ağar tarafından başlatılan yeni düzenlemeleri protesto etmek için başlatılan Ölüm Orucu 12 siyasi tutuklunun yaşamını yitirmesi kamuoyunda tartışmalara yol açtı. Aynı yıl kurulan 54. Hükümet (Refah-Yol Koalisyonu) bünyesinde ise İçişleri Bakanlığı görevinde bulundu. Başbakan Necmettin Erbakan’ın Libya gezisini onaylamayan Ağar, Susurluk Kazası’nın ardından kamuoyunda ilişkilerden haberdar olduğu yolunda bir ortam doğunca, kızının sağlık problemlerini gerekçe göstererek 8 Kasım 1996 tarihinde görevinden istifa etti. 12 Kasım 1996’da TBMM genel kurulunda Susurluk Kazası ile ilgili araştırma komisyonu kurulması için kabul oyu kullandı. 20 Mart 1997 tarihinde mülkiye müfettişlerine verdiği yazılı ifadesinde kayıp silahlar olarak adlandırılan silahların nerede ve hangi amaçla kullanılacağını bildiğini ve bu konuda Korkut Eken’e yazılı bir emir verdiğini ancak konunun devlet sırrı kapsamında olduğunu ve bu nedenle daha fazla açıklama yapamayacağını belirtti. Abdullah Çatlı ve Yaşar Öz’ün üzerinde bulunan sahte isimli Emniyet Uzmanı belgelerinde imzası bulunan ve kendisini suçlayan Birinci MİT Raporu’nu hazırlayan ekipte yer alan Korkut Eken, Tarık Ümit gibi isimlerle illegal bir örgütlenmeye girdiği iddia edilen Ağar, DYP Genel Başkanı Tansu Çiller ile ters düşmesinden sonra partisinden istifa etti. İstanbul DGM Başsavcılığı Ağar hakkında, Sedat Edip Bucak ile birlikte ‘Cürüm işlemek için çete kurmak, hakkında yakalama ve tevkif müzakeresi bulunan kişileri yetkili mercilere haber vermemek ve görevi kötüye kullanmak’ iddiasıyla 6 yıldan 12 yıla kadar ağır hapis cezasıyla dava açtı. 11 Aralık 1997’de dokunulmazlığı kaldırılan Mehmet Ağar, Anayasa Mahkemesinin itirazını reddetmesinden sonra, 10 Ocak 1998’de DGM’de üç saat süreyle sanık sıfatıyla ifade verdi. Ağar ifadesinde, kayıp silahlar konusunun devlet sırrı olduğunu ileri sürdü ve olayların meydana geldiği tarihte bakanlık görevini sürdürdüğü ve bu nedenle de ancak Yüce Divan tarafından yargılanabileceğini söyledi. DGM önce ‘görevsizlik’ ve 9 Temmuz tarihinde Yargıtay 8. Ceza Dairesi’nin kararı bozma kararından sonra da ‘yargılanmanın durdurulması’ kararlarını aldı. Ağar, 15 Haziran 2000 tarihinde ise "Suç işlemek amacıyla teşekkül oluşturmak" iddiasıyla hakkında oluşturulan Meclis Soruşturma Komisyonu tarafından 8’e karşı 6 oyla Yüce Divan’a sevkine gerek olmadığına karar verilerek aklandı. DGM ve TBMM Susurluk Kazası Araştırma Komisyonu’nda verdiği ifadelerinde sürekli olarak devlet sırrı savunmasının ardına sığınan Ağar 18 Nisan 1999 seçimlerinde Elazığ’dan 68.540 oy alarak bağımsız milletvekili seçildi. Aldığı oy Türkiye'de bir bağımsız adaya verilen en yüksek oy olarak tarihe geçti. 5 Ekim 2002’de Olağanüstü Hal Bölgesi eski Valisi Ünal Erkan ile birlikte, Susurluk Davasında 6 yıl hapis cezasına çarptırılan Korkut Eken’in yeniden yargılanmak için yaptığı başvuru kapsamında ifade verdi. Bağımsız bir milletvekili olarak parlamentoda önemli bir etkinliği olmayan Ağar, 3 Kasım 2002 seçimlerinde de bağımsız milletvekili olarak seçildi. DYP'nin 3 Kasım 2002 Milletvekili Genel Seçimlerinde Türkiye barajını aşamaması üzerine, 14 Aralık 2002'de yapılan DYP olağanüstü kongresinde Doğru Yol Partisi genel başkanlığına seçilen Ağar, 14 Mayıs 2005'te yapılan DYP 8. Olağan Kongresi'nde 1071 oyla bir kez daha Genel Başkanlık görevine seçildi. Halen bu görevi yürütmektedir. İngilizce bilen Mehmet Ağar, 1974 yılında Emel Ağar'la evlenmiş, bu evlilikten Tolga Ağar (1975) ve Yasemin Ağar (1977) isimli iki çocuk babası olmuştur. Kızı Yasemin, uzun süre savaştığı beyin tümörüne yenilerek, 29 Ocak 1997'de vefat etmiştir. http://tr.wikipedia.org/wiki/Mehmet_A%C4%9Far |
||
|
||
| Susurluk davasında ifade veren eski MİT'çi Mehmet Eymür, Mehmet Ağar'ın emriyle Yaşar Öz ve Nurettin Güven ile Dev-Sol lideri Dursun Karataş'a 80 kilo uyuşturucu gönderildiğini öne sürdü. Eymür, Tarık Ümit'in eroini ihbar ettiği için öldürüldüğünü söyledi. Susurluk Davası'nın 11'inci celsesinde ikinci kez tanıklığına başvurulan MİT Kontrterör Dairesi eski Başkanı Mehmet Eymür, yine 'kısıtlı' ifade verdi. Eymür, esrarengiz şekilde ortadan kaybolan MİT muhbiri Tarık Ümit' e, Emniyet Genel Müdürlüğü ile çalıştığı dönemde yurtiçinde ve yetkisi olmadığı halde yurt dışında görevleri Mehmet Ağar'ın verdiğini öne sürdü. Emniyet Genel Müdürü'nün bilgisi dahilinde Yaşar Öz ve Nurettin Güven kullanılarak yurtdışına eroin gönderildiğini belirten Eymür, ‘‘Uyuşturucu Nurettin Güven tarafından yasadışı Dev-Sol'un Lideri Dursun Karataş'a aktarılmak istendi. Amaç Karataş'ın yerini belirlemek ve operasyon yapmaktı’’ dedi. Eymür, Ümit'in operasyonda kullanılan 80 kilo uyuşturucuyu Alman Polisi'ne para karşılığı ihbar ederek yakalattığı için öldürülmüş olabileceğini söyledi. Eymür, görevden alınmasıyla ilgili Danıştay'da dava açtığı için eski yeminli kimliği altında ifade vereceğini belirtti. MİT RAPORU, EMEKLİ ETTİ Sami Hoştan'ın avukatı Hüsamettin Nişancı, daha önce Mehmet Ağar'ın dosyası hakkında yetkisizlik kararı verildiğini ve yetkinin belirlendiğini söyleyerek, usulen duruşmanın yapılamayacağını söyledi. Avukat Nişancı'nın talebini redden mahkeme heyeti, tanık olarak dinlenmek üzere Mehmet Eymür'ü salona aldı. İkinci kez ifade veren Eymür, Tarık Ümit ile 1987'de ilişkilerinin başladığını belirtti. O tarihlerde Dündar Kılıç ve Behçet Cantürk gibi önemli isimlere yönelik ‘‘Babalar Operasyonu’’nun yapıldığını hatırlatan Eymür, ''O dönemde Emniyet Kaçakçılık Daire Başkanlığı ile müşterek çalışıyorduk. Tarık Ümit bize bilgi aktardı. 1988'de kamuoyuna MİT raporu diye yansıyan rapor nedeniyle teşkilattan emekliliğimi isteyerek, ayrılmak zorunda kaldım'' dedi. YENİDEN GÖREV ÇAĞRISI 1994'te teklif gelince göreve döndüğünü anlatan Eymür, aynı yıl Tarık Ümit'in de tekrar kendisiyle çalışmak istediğini söyledi. Ümit'in kendisine daha önce Emniyet Genel Müdürlüğü ile çalıştığını, PKK ve Dev-Sol örgütlerine yönelik bilgiler toplamak üzere görevlendirildiğini, yurtdışına gittiğini ve aktif bir çalışma yaptığını anlattığını ifade etti. Tarık Ümit'in Nurettin Güven ve Yaşar Öz'le işbirliği yaptığını da anlatan Eymür, bu kişileri Mehmet Ağar'a Tarık Ümit'in tanıştırdığını söyledi. Eymür, Ağar'ın, pasaport işlemleri için o dönem Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanı olan Emin Arslan'ı görevlendirdiğini kaydetti. Tarık Ümit olayını 'ortadan kaybolma' olarak nitelendirdiğini anlatan Eymür, ‘‘Ancak, kanaatim öldürüldüğü yolundadır’’ dedi. ÜMİT, AĞAR'DAN KORKARDI Tarık Ümit'in, Mehmet Ağar ve grubundan korktuğunu, başına birşey geldiği takdirde bu insanların sorumlu olabileceğini söylediğini anlatan Eymür, ‘‘Gidip Ağar'la konuşmasını söyledim, 'aranı sıcak tut' tavsiyesinde bulundum’’ diye konuştu. Bucak, duruşmaya katılmadı İstanbul 6 No'lu DGM'deki duruşmaya, Özel Harekat Dairesi eski Başkan Vekili İbrahim Şahin, Özel Harekat Timi'ne mensup polis memurları Ayhan Akça, Ziya Bandırmalıoğlu, Oğuz Yorulmaz ve Ercan Ersoy ile Ali Fevzi Bir, Sami Hoştan, DYP Şanlıurfa Milletvekili Sedat Edip Bucak'ın şoförü Abdülgani Kızılkaya ve uyuşturucu ticareti nedeniyle tutuklu bulunan Yaşar Öz katıldı. Tutuksuz sanık DYP Şanlıurfa Milletvekili Sedat Edip Bucak duruşmaya gelmedi. Duruşmaya katılmak üzere DGM'de hazır bulunduğu görülen sanık polis memurlarından Ayhan Çarkın, aniden rahatsızlandığı için salona girmedi. Çarkın, arkadaşlarının yardımıyla DGM'den ayrıldı. Eymür'ün ifadesi hayal mahsulü İçişleri eski Bakanı Mehmet Ağar, MİT Washington eski Temsilcisi Mehmet Eymür'ün kendisi hakkındaki iddialarıyla ilgili olarak, ‘‘Eymür'ün ifadesi hayal mahsulü’’ dedi. Ağar, ‘‘Mehmet Eymür, İstanbul 6 No'lu DGM'ye verdiği ifadesinde, sizin Emniyet Genel Müdürü olduğunuz dönemde, emniyetin bilgisi dahilinde, yurtdışına eroin gönderildiğini söylüyor. Sizin Tarık Ümit'e yurtdışı görevi verdiğinizi söylüyor. Bunlarla ilgili neler söyleyeceksiniz?’’ sorusuna şu karşılığı verdi: ‘‘Devlet hizmetinde istihbarat yapılır. Yapılan her iş de kanun dairesi içerisinde yapılmıştır. Resmi makamlara gereken bilgiler verilir. Eroin konusu tamamıyle hayal mahsulüdür. Zaten onunla ilgili belge hiçbirşey yok.’’ Ağar, iddialarla ilgili olarak şimdilik başka açıklama yapmayacağını söyledi. http://arsiv.hurriyetim.com.tr/hur/turk/98/10/13/gundem/12gun.htm |
||
|
||
| mehmet ağarın geçmişi belli... ama gerçekten son yaptığı çıkışlar demokratik siyaset açısın gayet olumluydu ve büyük anlam taşıyordu.. metmet ağar bunların içini doldurursa onun geçmişi temizlenir bence |
||
|
||
mehmet ağar siyaseten anlamayan biri,dağdakine düz ovada siyaset isteyecek kadar basiretsia .sonra dağdaki gelir düz ovada siyaset yerine eşkıyalık yapar
|
||
|
||
mehmet ağar sıkı cimbomludur onu bilirim.
|
||
|
||
he kızı beyin tümöründen ölmüştü.bi tek o yüzden üzülmüşümdür kendısıne.bide babamı cok calıstırırdı.babam eve gelemezdi o yüzden severdim
|
||
|
||
| mehmet ağar çok iyi bir siyasetçi.. gelecekte bir şekilde başbakan olur diye düşünüyorum |
||
|
||
| mehmet ağar bu ülkede bilerek ve düşünerek siyaset yapan birkaç adamdan biri geçmişi belli zaten geçmişte en olumsuz şekilde karşımıza çıkmış zaten bu saatten sonra olumsuz şekilde gündeme geleceğini sanmıyorum... |
||
|
||
| Çatlı için 2 gün içinde yaptığı açıklamalar: -Biz onu yakalamıştık İstanbul'a getiriyorduk Adamların dansözle, viskiyle falan geldiği öğrenilince: -Biz onu yolda sorguluyorduk Bu da yemeyince: -öhö öhöreyeoho... Tansu hanım araya girer: -Bu millet için kurşun sıkan da yiyen de bilmemnedir der. Buradan çıkarılacak sonuç: M. Ağar inanılmaz dürüst bir siyasetçidir. Kanunlara son derece bağlıdır. |
||
|
||
| yaw... Mehmet Ağar'ın basın açıklamalarında arkasında yer alan duvarda boyuna Menderes resimleri mi var ben mi yanlış görüyorum? ve öyleyse ben alakayı pek kuramıyorum, ufak bir açıklama geçerseniz fena olmaz
|
||
|
||
| Susurluk Kronolojisi ve Mehmet Ağar 1-Kazadan önce: http://susurlukdosyasi.blogspot.com/2005/12/susurluk-kronolojisi-1.html 2-Kaza: http://susurlukdosyasi.blogspot.com/2005/12/susurluk-kronolojisi-2.html Susurluk Kazası: 3 Kasım 1996: Balıkesir'in Susurluk ilçesine 7 kilometre uzaklıkta, Uçakyolu mevkiinde, saat 19:30'da meydana gelen trafik kazasında İstanbul Polis Okulu Müdürü Hüseyin Kocadağ, Mehmet Özbay sahte kimlikli Abdullah Çatlı ve Melahat Özbay sahte kimlikli Gonca Us ölürken; DYP Şanlıurfa Milletvekili ve Bucak aşiteri lideri Sedat Edip Bucak yaralandı. 4 Kasım 1996: 06 AC 600 plakalı Mercedes'de yapılan incelemede araç içinde bulunanların tam listesi şöyle: º 1 adet 9 mm çaplı Baretta tabanca (Hüseyin Kocadağ adına ruhsatlı), º 1 adet 9 mm çaplı Baretta tabanca (Mehmet Özbay adına ruhsatlı), º 1 adet 9 mm çaplı Sig Sauer tabanca (Sedat Bucak adına ruhsatlı), º 1 adet 9 mm çaplı Saddam (Tarıg) marka tabanca (ruhsatsız), º 1 adet 22 kalibrelik Bertta tabanca (ruhsatsız), º 2 adet 22 kalibre tabancaya göre susturucu, º 2 adet 9 mm çaplı MP5 otomatik tabanca (ruhsatsız), º 13 adet 7,62 mm çapında BKS (biksi) mermisi, º 100 adet 5,56 mm çapında M16 mermisi (Emniyet Genel Müdürlüğü-Ankara yazılı, 20'şerlik, 5 sarı kutu içinde), º 1 adet cep telefonu (Baysa Şirketi çalışanlarından Ali Alptekin adına kayıtlı ve Abdullah Çatlı tarafından kullanılan) º 1 adet cep telefonu (Bucak'ın şoförü Osman Tosun adına Kayıtlı ve Bucak tarafından kullanılan) º 1 adet cep telefonu (Hüseyin Kocadağ adına kayıtlı ve kendisi tarafından kullanılan) º 35 adet fotoğraf (1996 yılı Temmuz-Ağustos aylarında Siverek'de Bucak'a ait ikametgahta çekildiği belirtilen Abdullah Çatlı, Sami Hoşta ve Ercan Ersoy'un samimi pozları) º Mehmet Özbay adına düzenlenmiş nüfus kağıdı (Abdullah Çatlı'nın Üzerinde), º Mehmet Özbay adına düzenlenmiş sürücü belgesi (Abdullah Çatlı'nın Üzerinde), º Mehmet Özbay adına düzenlenmiş ticaret odası üyelik kartı (Abdullah Çatlı'nın Üzerinde), º Mehmet Özbay adına düzenlenmiş çok sayıda kredi kartı (Abdullah Çatlı'nın Üzerinde), º Mehmet Özbay adına düzenlenmiş silah taşıma ruhsatı (Abdullah Çatlı'nın Üzerinde), º Mehmet Özbay adına düzenlenmiş ve Mehmet Ağar imzalı Emniyet Uzmanı olduğunu gösteri belge (Abdullah Çatlı'nın Üzerinde), º Beyaz kağıt içerisinde 0,33 gram ağırlığında beyaz toz (yapılan inceleme sonucu kokain olduğu tespit edildi) (Abdullah Çatlı'nın Üzerinde) º Kahverengi toz içeren bir paket (yapılan inceleme sonucu toprak olduğu tespit edildi)(Hüseyin Kocadağ'ın üzerinde) [Silahların aracın neresinde olduğunu görmek için lütfen klikleyin] 5 Kasım 1996: Abdullah Çatlı'nın Türk Bayrağına sarılı cenazesi, Nevşehir'de toprağa verildi. Aralarında İnterpol'ün kırmızı bültenle aradığı Haluk Kırcı ve BBP Lideri Muhsin Yazıcıoğlu 'nun da bulunduğu çok sayıda ülkücünün katıldığı cenaze töreninde dağıtılan bildiride "Yıllar var ki ülkemiz örtülü bir savaş içinde. Çatlı bu savaşta yan tuttu. Yan tutmakla kalmadı, risk aldı, bedel verdi. Kılıç gibi savaştı, onurlu bir ömür sürdü. Hakka yürüdü." deniliyordu. 6 Kasım 1996: İçişleri Bakanı ve DYP Elazığ Milletvekili Mehmet Ağar kendisine yöneltilen suçlamalara karşılık "Ödülüm bu mu olacaktı?" dedi. 8 Kasım 1996: Mehmet Ağar, kızının sağlık sorunlarını sebep göstererek görevinden istifa etti. İçişleri Bakanlığına DYP İstanbul Milletvekili Meral Akşener getirildi. 11 Kasım 1996: Susurluk Cumhuriyet Savcısı İsmail Kantaş, Susurluk Kazasını çete teşekkülü olarak değerlendirdi ve dosyayı İstanbul DGM'ye gönderme kararı aldı. ANAP Genel Başkanı Mesut Yılmaz, KanalD Televizyonunda katıldığı ARENA'da Ömer Lütfü Topal'ın rant kavgası yüzünden öldürüldüğünü iddia etti. 12 Kasım 1996: Siyasi partilerin, Devlet-Mafya-Polis ilişkilerin ve Susurluk kazasından sonra ortaya atılan iddiaların araştırılması için verdikleri Meclis Araştırma Komisyonu açılması yönündeki önerge TBMM Genel Kurulunda oy birliği ile kabul edildi. Anavatan Partisi Genel Başkanı Mesut Yılmaz, kumarhaneler kralı Ömer Lütfi Topal'ın öldürülmesi ile ilgili belge ve bilgileri aktarmak için Çankaya Köşküne çıktı. 13 Kasım 1996: Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, Başbakan Necmettin Erbakan'a yazdığı mektupta Yılmaz'ın aktardfığı bilgilerden bahsetti. 14 Kasım 1996: Mehmet Ağar, Abdullah Çatlı'yı tanıdığı iddiasını reddetti. 15 Kasım 1996: Sedat Bucak tedavi edildiği İ.Ü. Tıp Fakültesi Hastanesinden gece saat 03:00 sıralarında taburcu edildi. 20 Kasım 1996: İstanbul DGM Savcısı Ahmet Gürses, Bucak'ın resmi korumaları Ayhan Çarkın, Oğuz Yorulmaz, Mustafa Altınok, Enver Ulu ve Ercan Ersoy'un ifadelerini aldı. 21 Kasım 1996: Bucak, olay günü kaza yerine ilk gelenlerden biri olan Gözcü Gazetesi muhabirlerinden Mehmet Şehirlioğlu'na verdiği demeçte, arabada bulunan silahların kendisine ve adamlarına ait olduğunu söyledi. 22 Kasım 1996: HBB Televizyonunda kendisiyle canlı olarak yapılan röportajda Kocadağ'ın Çatlı'yı gerçek kimliği ile tanımadığını belirtti ve hakkındaki iddialara karşılık "bana yargısız infaz yapılmak isteniyor" diyen Bucak hafıza kaybı nedeni ile kontrolsüz konuştuğunu söyledi ve arabada ruhsatlılar dışında silah yoktu dedi. 23 Kasım 1996: Yeşil kodadlı Mahmut Yıldırım, MİT tarafından sağlanan ve Mahmut Atmaca adına düzenlenmiş pasaport ile yurt dışına çıktı. 24 Kasım 1996: ANAP lideri Mesut Yılmaz Almanya gezisi sonrasında program dışı olarak Macaristan'a gitti. Budapeşte Hilton Otelinde kalan Yılmaz, lobide kimliği belirsiz bir kişinin saldırısına uğradı ve burnu kırıldı. 26 Kasım 1996: 9 milletvekilinden oluşan TBMM Susurluk Araştırma Komisyonu çalışmalarına başladı. DYP Genel Başkanı Tansu Uçuran Çiller, meclis grubunda "Bir ülke uğruna, bir millet uğruna, devlet uğruna kurşun atan da, kurşun yiyen de bizim için saygıyla anılır, onlar şereflidirler..." dedi. 27 Kasım 1996: Budapeşte'de Yılmaz'a saldıran kişinin Veysel Özerdem adlı bir ülkücü olduğu ortaya çıktı. Özerdem Yılmaz'ı, Çatlı aleyhine söylediği sözlerden dolayı yumrukladığını açıkladı. 28 Kasım 1996: Yeşil kodadlı Mahmut Yıldırım, MİT tarafından sağlanan ve Mahmut Atmaca adına düzenlenmiş pasaport ile yurda döndü. 4 Aralık 1996: Kamyon şoförü Hüseyin Gökçe'nin yargılanmasına Susurluk'ta başlandı. Gökçe'nin tahliye talebi, mahkeme tarafından reddedildi. MHP Genel Başkanı Alpaslan Türkeş, Susurluk'ta bir araya gelenlerin beraberliğinde yadırganacak bir şey olmadığını belirtip, "devletin kendi menfaatleri içinde gizli servislerin çalışmaları da var. Bu üç kişi belki onun için bir araya gelmiştir." dedi. 5 Aralık 1996: İçişleri Bakanı Meral Akşener, İstanbul Emniyet Müdürü Kemal Yazıcıoğlu, Özel Harekat Daire Başkan vekili İbrahim Şahin, İstanbul Emniyet Müdür Yardımcısı Bilgi Ünal ile Topal cinayetine adı karışan ve Bucak'ın korumalığını da yapan Özel Harekat Tim Memurları Ercan Aksoy, Adnan Çarkın ve Oğuz Yorulmaz'ı görevlerinden alındılar. Jandarma Kriminal Dairesi, Abdullah Çatlı'nın üzerinde çıkan Emniyet Uzmanı belgesinin sahte, ancak belgedeki Mehmet Ağar imzasının gerçek olduğunu açıkladı. 8 Aralık 1996: İçişleri eski Bakanı ve DYP Elazığ Milletvekili Mehmet Ağar, ?Abdullah Çatlı?nın Emniyet Genel Müdürlüğünde uzman olarak çalıştığı ve kendisine yardımcı olunması ricasını? içeren belgedeki imzanın sahte olduğunu iddia etti. Ağar?ın dokunulmazlığına ilişkin olarak Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının hazırladığı fezleke Adalet Bakanlığına gönderildi. Adalet Bakanı Şevket Kazan, fezlekenin Ceza İşleri Genel Müdürlüğünce incelendiğini bildirdi. 13 Aralık 1996: Adalet Bakanlığı, DYP Milletvekili Ağar?ın dokunulmazlığının kaldırılması talebi ile gönderilen fezlekeyi, ?dosyada eksiklikler bulunduğu? gerekçesi ile iade etti. 14 Aralık 1996: İstanbul Eminiyet Müdürlüğü Topal'ın öldürülmesinde kullanılan Kalaşnikov tüfeklerin şarşörlerini bir birine başlamakta kullanılan koli bantlarında bulunan parmak izlerinden birinin Şahin Ekli sahte kimliğini kullanan Abdullah Çatlı'ya ait olduğunu açıkladı. 16 Aralık 1996: Ağar?ın dokunulmazlığının kaldırılması için fezleke hazırlayan Ankara Cumhuriyet Savcısı Nihat Artıran, fezlekenin yeniden hazırlanması görevinin başsavcıya verilmesine tepki göstererek soruşturmayı yürütme görevinden çekildi. Dilek Örnek, İstanbul Atatürk Havalimanına içinde 25 milyar lira değerinde Alman Markı bulunan bir çantayı sokarken yakalandı. 18 Aralık 1996:İçişleri Bakanı Meral Akşener, ?Yazıcıoğlu bana değil ANAP Lideri Yılmaz?a bilgi verdi ve Çatlı?nın parmak izini beş buçuk ay sakladı. Soruşturma biterse kendisini Rize?ye vali yapacağım böylece ona yakınlığı tescillenir? dedi. 20 Aralık 1996: Bakanlar Kurulu kumarhanelerin kapanmasını kararlaştırdı. Türkiye'deki kumarhanelerde toplam 20 bin kişi istihdam ediliyor ve 164 trilyon vergi ödeniyordu. Emniyet'in İsrail'den aldığı 16 UZİ ve 25 adet Jerico marka silahın kayıtlarda mevcut olmadığı anlaşıldı. 22 Aralık 1996: Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, TBMM?de temsil edilen siyasi parti liderlerini (Necmettin Erbakan, Tasu Uçuran Çiller, Mesut Yılmaz, Bülent Ecevit, Deniz Baykal, ve Muhsin Yazıcıoğlu) Susurluk?ta meydana gelen trafik kazası sonrasında ortaya atılan iddiaları görüşmek üzere Çankaya Köşkünde topladı. 23 Aralık 1996: Atatürk Havalimanında içinde 25 Milyar lira değerinde dövizle Türkiye?ye giriş yaparken yakalanan Dilek Örnek ile İran uyruklu bir kişi çıkarıldıkları DGM?de tutuklanırken; Özel Harekat Daire Başkan Vekili İbrahim Şahin?in yakın koruması ve şoförü Ayhan Akça serbest bırakıldı. 24 Aralık 1996: Mesut Yılmaz TBMM Susurluk Araştırma Komisyonu'na 4 saat süreyle bilgi verdi. 26 Aralık 1996: TBMM Susurluk Araştırma Komisyonu 3 saat süreyle MİT görevlisi Mehmet Eymür?ü dinledi. İçişleri Bakanı Meral Akşener, haklarında muhtelif gıyabi tutuklama kararları bulunan suç faillerine yardım ve yataklık yapmak iddialarıyla haklarında soruşturma yürütülen 7 emniyet mensubunu görevden aldı. 27 Aralık 1996: İstanbul valisi Rıdvan Yenişen ve İstanbul Emniyet eski Müdürü Kemal Yazıcıoğlu, TBMM Susurluk Araştırma Komisyonu'na bilgi verdiler. Adalet Bakanlığı Teftiş Kurulu Ankara Cumhuriyet Savcısı Nihat Artıran hakkında inceleme başlattı. 30 Aralık 1996: Meral Akşener tarafından açığa alınan İstanbul Kemal Yazıcıoğlu?nun yerine Ankara Emniyet Müdürü Ramazan Er?in ?geçici görevle? atandığını bildirdi. |
||
|
||
| 3-kazadan sonra 1997: http://susurlukdosyasi.blogspot.com/2005/12/susurluk-kronolojisi-3.html 4-kazadan sonra1998 : 14 Ocak 1998: Dokunulmazlığı kaldırılan Mehmet Ağar İstanbul DGM savcılığına sanık sıfatı ile ifade verdi. 19 Ocak 1998: Dokunulmazlığı kaldırılan Sedat Bucak İstanbul DGM savcılığına sanık sıfatı ile ifade verdi. 22 Ocak 1998: Başbakan Mesut Yılmaz Kutlu Savaşın hazırladığı raporu katıldığı bir televizyon programında kamuoyuna açıkladı. 31 Ocak 1998: Susurluk davalarının kilit isimlerinden Sami Hoştan (Arnavut Sami) teslim oldu. 11 Şubat 1998: Tüm Türkiye genelindeki kumarhaneler kapatıldı. 20 Şubat 1998: İstanbul DGM, 5 aydır elinde tuttuğu Hanefi Avcı dosyasını yürürlüğe koydu. MİT telefonlarını deşifre etmek suçundan dolayı Hanefi Avcı tutuklandı ve 10 gün boyunca Beypazarı Cezaevinde tutuldu. 6 Mart 1998: TBMM Karma Komisyonu, Mehmet Ağar'ın dokunulmazlığını uyuşturucu kaçakçısı Yaşar Öz'ü serbest bıraktırdığı gerekçesi ile açılan dava dosyası nedeniyle ikinci kez kaldırdı. 23 Mart 1998: Sami Hoştan Çete davasından tahliye oldu. Böylece davada tutuklu sanık kalmadı. 3 Mayıs 1998: Mehmet Ağar, ilk kez sanık sıfatıyla hakim karşısına çıktı. Ancak yapılan itiraz üzerine DGM dosyasını Yargıtay'a yolladı. Sedat Edip Bucak'da sanık sıfatı ile hakim karşısına çıktı ve dosyası ana dosya ile birleştirildi. 7 Mayıs 1998: Tansu Uçuran Çiller ve eşi Özer Uçuran Çiller, TBMM Soruşturma Komisyonu'na eksik bilgi ve tahrif edilmiş belgeler sundukları için Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 6 ay hapis cezasına çarptırıldı. 12 Mayıs 1998: İnsan Hakları Derneği Başkanı Akın Birdal Ankara'da iki kişinin silahlı saldırısına uğradı. Saldırıyı Yeşil'in ekibinden uzman çavuş Cengiz Ersever'in organize ettiği öğrenildi. 22 Mayıs 1998: Akın Birdal suikastinin tetikçileri ve Cengiz Ersever yakalandılar ve Ankara DGMnin kararı ile tutuklandılar. 9 Temmuz 1998: Yargıtay 8. Ceza Dairesi İstanbul DGM'nin görevsizlik kararını bozdu.Dosya Danıştay'a gönderildi. Danıştay 2. Dairesinin kararı çerçevesinde mahkeme İstanbul 6 nolu DGM ya da Yargıtay 8. Ceza dairesinde gerçekleştirilecek. Ancak 18 Nisan 1999 Genel Seçimlerinde, Elazığ'dan Bağımsız Mİlletvekili seçilerek dokunulmazlık zırhına tekrar kavuşan Ağar'ın luzumu muhakeme kararı hala çıkartılamadı. 2 Ağustos 1998: Kanal D'de yayınlanan Arena programında Ömer Lütfü Topal'ın eski tetikçilerinden Bülent Fırat'ı öldürttüğü ve dönemin İstanbul Emniyet Müdür Yardımcısı Hüseyin Kocadağ'a 40 bin Mark rüşver verdiği iddia edildi. Flash TV baskınında kullanılan tabancalardan birinin DYP Ümraniye İlçe başkanı Yavuz Ürün'e ait olduğu öğrenildi. 3 Ağustos 1998: Emniyet Genel Müdürlüğü Başbakan Mesut Yılmaz'a Çakıcı'nın yeniden Türk Ticaret Bankası ihalesine yönelik müdahalelerde bulunduğunu bildirdi. 4 Ağustos 1998: Türk Ticaret Bankası ihalesi televizyondan naklen yayınlanarak yapıldı. İhale 600 milyon dolar ile mütahit Korkmaz Yiğit'in üzerinde kaldı. 17 Ağustos 1998: Fransa'nın Nice kentinde bir otelde Alaattin Çakıcı yakalandı. Çakıcı, Fransız Polisi tarafından gözaltına alındığı sırada yanında Selçuk Ural'ın kızı Aslı Ural'da bulunuyordu. Çakıcı'nın üzerinde biri Nedim Acar adına düzenlenmiş diplomatik pasaport olmak üzere 4 pasaport ve çok sayıda kredi kartı çıktı. İstanbul Büyük Klup'te Mehmet Ağar'ın OĞLUNUN DÜĞÜNÜ yapıldı. Düğünde KENAN EVREN ile birlikte nikah şahidliği yapması beklenen Cumhurbaşkanı Süleyman DEMİREL törene katılmadı. 22 Ağustos 1998: Washington'dan bazı gazetecilere e-mail yollayan Mehmet Eymür'ün eşi Janset Eymür: "Yavuz Ataç'ı Alaattin Çakıcı ile birlikte yurtdışına operasyona yollayan Şenkal Atasagundur. Gerçekler nasıl olsa ortaya çıkacak" dedi. Mektubu Eymür'ün kendisinin kaleme aldığı iddia edildi. 24 Eylül 1998: Devlet Bakanı Eyüp Aşık ile Alaattin Çakıcı 'nın telefon görüşmeleri televizyon kanallarında yayınlandı. 30 Eylül 1998: Satın aldığı televizyon kanalları, gazeteler ve bankalar ile bir anda dikkatleri üzerine çeken Korkmaz Yiğit, ziyaret ettiği İçişleri Bakanı Kutlu Aktaş'a Erol Evcil'in Nesim Malki cinayetini nasıl organize ettiğini anlattı. Ancak Çakıcı'dan korktuğu için tanıklık yapmayı kabul etmedi. Bakan Aktaş tarafından kaydedilen bu konuşma Başbakan Yılmaz ve Başbakan Yardımcısı Ecevit'e iletildi. 1 Ekim 1998: Mehmet Eymür, MİT müsteşarı Şenkal Atasagun'un önerisi ile Şeker Fabrikaları Genel Müdürlüğüne müşavir olarak atandı. Çakıcı olaylarında adı geçen Yavuz Ataç ise MİT'ten emekliye sevkedildi. 5 Ekim 1998: Mehmet Eymür(MİT Kontrterör Dairesi eski başkanı): "Benim Mehmet Ağar ile mücadelem, bu devlet yararına ve fazilet mücadelesidir. Yapılan her şey hiyerarşi içinde yapılmıştır. Yeşil'i kullanan bensem, müsteşarın imzası ile kullanmışımdır. Sorumluluğu kendi üzerinden benim üzerime nasıl atabilir ki. Böyle bir şey mümkün değil." dedi. 8 Ekim 1998: Akın Birdal suikastinde ismi geçen ve Yavuz Ataç'ın ekibinden olan Mikail Sarı kod adlı Mehmet Kulaksızoğlu İstanbul'da yakalandı. 10 Ekim 1998: Paris'te bulunan Erol Evcil, 'Nesim Malki cinayeti ile ilgim yok. Asıl cinayetten sonra kimler yükseldi, kimler banka sahibi oldu ona bir bakın' dedi. 12 Ekim 1998: Mehmet Eymür, İstanbul DGM'de ikinci kez tanık olarak dinlendi ve : "Tarık Ümit (Dündar Kılıç'ın eski ortağı, MİT ajanı), Mehmet Ağar'ın emriyle Yaşar Öz ve Nurettin Güven tarafından Dursun Karataş'ın yerini tespit için yollanan 291,5 kilo eroini Alman Polisine ihbar ettiği için öldürüldü' dedi. 13 Ekim 1988: CHP İçel Milletvekili Fikri Sağlar, Korkmaz Yiğit ile Alaattin Çakıcı'nın telefon konuşmalarını içeren bir bandı açıkladı. Bu gelişme üzerine Aydın Doğan, Milliyet gazetesinin Korkmaz Yiğit'e satışını iptal etti. Malki cinayetinin tetikçilerinden Mehmet Sümbül İstanbul'da yakalandı. Soruşturma genişleyince, dönemin Bursa Emniyet Müdür yardımcısı Yusuf İlhan gözaltına alındı. 17 Ekim 1998: Nesim Malki'nin iş ortaklarından Hayyam Garipoğlu, Malki cinayeti soruşturmasında gözaltına alındı. Garipoğlu, Sümerbank'ı, Malki'den aldığı finans desteği ile satın almış, POAŞ ve TürkBank ihalelerine katılmıştı. 19 Ekim 1998: Başbakan Mesut Yılmaz 'Malki cinayeti ile bir gecede 700 trilyon eldeğiştirdi' dedi. 21 Ekim 1998: İzmir Emniyet Müdürü Ahmet Demir hakkında Bursa Emniyet Müdürüyken Malki cinayeti soruşturmasını örtbas ettiği gerekçesi ile soruşturma açıldı. 6 Kasım 1998: Susurluk Bankeri olarak da bilinen ve İtalyan mahkemelerince uyuşturucu kaçakçılığına dayanan kara paraları akladığı gerekçesiyle aranan Hakkı Yaman Namlı, tutuklandı. 9 Kasım 1998: İstanbul DGM Savcılığının emri ile Korkmaz Yiğit gözaltına alındı. Aynı gece Yiğit'in satın almış olduğu Kanal 6 ve Kanal E televizyonlarında gözaltına alınmadan önce hazırladığı bant yayınlandı. Yiğit burada 'Devletin en üst seviyesi bana medyaya gir, banka ihalesine gir derken ben niye Çakıcı'dan yardım istiyeyim' dedi ve Mesut Yılmaz, Güneş Taner ve Kamuran Çörtük hakkında ağır ithamlarda bulundu. 11 Kasım 1998: Yiğit'in açıklamaları hükümeti sarstı. FP, DYP ve CHP Mesut Yılmaz aleyhinde gensoru önergesi verdiler. 13 Kasım 1998: Korkmaz Yiğit İstanbul DGM'de tutuklandı ve Kırklareli Cezaevine gönderildi. 14 Kasım 1998: İstanbul DGM, Malki cinayetinin azmettiricisi olarak aranan Erol Evcil'in tüm mal varlığına tedbir kararı koydurttu. 16 Kasım 1998: Çakıcı ile telefon görüşmeleri yaptığı açığa çıkan ANAP'lı Eyüp Aşık hakkında İstanbul DGM'de çete mensuplarına yardım ettiği gerekçesi ile dava açıldı. 17 Kasım 1998: MİT Müsteşarı Şenkal Atasagun, 'MİT için taşeron kullanma devri bitmiştir' dedi. 22 Kasım 1998: İadesi için Fransa'da mahkemeye çıkartılan Çakıcı "Mesut Yılmaz beni Mehmet Eymür aracılığı ile öldürmeye çalıştı. Bu bilgiyi MİT'teki dostlarım bana iletti. İade edilirsem hemen öldürülürüm" dedi. 25 Kasım 1998: Türkbank ihalesi ile ilgili olarak verilen gensoru önergesi TBMM'de kabul edildi. 55. Hükümet (ANA-SOL-D Koalisyonu) düştü. 3 Aralık 1998: Fransa, idam edilmemesi koşulu ile Çakıcı'nın iadesini kararlaştırdı. 15 Aralık 1998: İstanbul Narkotik Şube Müdürü Ferruh Tankuş, yeni atandığı Beyoğlu İlçe Emniyet Müdürlüğü görevine başlamadan önce "bir grup uyuşturucu kaçakçısı, beni rüşvet ile tayin ettirdi" dedi. kazadan sonra 1999: http://susurlukdosyasi.blogspot.com/2005/12/susurluk-kronolojisi-5.html kazadan sonra 2000: http://susurlukdosyasi.blogspot.com/2005/12/susurluk-kronolojisi-6.html ve tamamı: http://susurlukdosyasi.blogspot.com/ |
||
|
||
| SAHİDEN BU ADAMIN SUSURLUK İLE BAĞLANTISI VERDI DEĞİL Mİ? UNUTMUŞUM. |
||
|
||
| Mehmet Ağar, Abdullah Çatlı nın ve Haluk Kırcının nikah şahididir. Oğlunun nikah şahidi Kenan Evren'dir. Daha ben ne diyeyim.. |
||
|
||
| YA BU ADAMLAR İŞ ALEMİ,SİYASET,MAFYA... BU KADAR SAÇ AYAĞININ BİR PARÇALARI. O HALDE HANGİ YÜZLE SİYASET YAPIYORLAR? VATANDAŞIN KARŞISINA NASIL ÇIKIP TA OY İSİTİYORLAR? İŞTE REJİMİ ASIL TEHDİT EDENLER BUNLAR. ŞİMDİ BU ADAMI ALLAH KORUSUN BAŞBAKAN YAPARLARSA MAFLA İLE BAĞLANTISI NE OLACAK? DEMOKRASİ ADINA KALEM Mİ ÇEKECEK? HİÇ SANMIYORUM. |
||