|
||
Dans'ın edebi şiiri... "Dans kendini ifade edişin en çekici yolu ve insan, ancak kendisinin olan bir dansla bunu yapabiliyor. Tango ile insan kendi vurgusunu, kendi sesini, kendi ritmini yansıtırken, karşısındakine ait olanı dinleme şansını da buluyor… Tango mükemmel bir dil ve öğrenen herkese, sunduğu sonsuz seçeneklerle, eşsiz bir iletişim sağlıyor. Kendiliğinden ve yapanın yarattığı bir dans…Ve çoğu kez hayatın metaforik bir ifadesi… Çok doğal, bazen gerçekliğe bir karşı çıkış veya kendini yeniden gerçekleştirme biçimi.. Hezeyanı, hüznü, bireyselliği, iktidarı, tutkuyu, aşkı, bir olmayı, neşeyi, paylaşmayı, hoşgörüyü, yani hayata dair çok şeyi barındırıyor içinde…Farklılıklara, seçenekliliğe, olasılıklara yer bırakmayan büyük kent yaşamında tutsak olmuş, kendine, en temel, en yerleşik rolüne, cinsel kimliğine dahi yabancılaşmış günümüz insanının isyanı tango… Öyleyse tango dans etme yeteneğine sahip olanların değil, herkesin dansı.. Tango seyredenin değil, yapanın dansı." |
||
|
||
| tam nokta atışı olmuş..çok da güzel..eline sağlık öyle olmasa carmen de çekilemezdi..kanlı düğün..de.. |
||
|
||
| Bernardo Bertolucci ve Carlos Saura'nın gözlerinden bir şamar gibi beyaz perdeye yansıyan dans, dil ve edebiyat alanındada değişik lezzetlere ilham kaynağı olmuştur. | ||
|
||
| bernardo nun kendi alanı aslında bu değildir,onu bi kenara koyarsak,dediğin gibi carlos saura dansın sinemasal anlatımlarına büyük hizmette bulunmuştur..benim örneklerim her ne kadar tango olmasa da flemenko da en az tango gibi anlamlıdır..belki de bir yerlerden akrabadırlar..netice de latin değiller mi? | ||
|
||
| Tango-Dans-Tutku; düşünceleri, değerleri, yaşamın kendisini, bir bilgelikle yoğurur. Ancak kolayca yoldan çıkabilir. Aristo’nun da gözlemiyle sorun duygusallıkta değil, duyguların ve ifadelerinin uygunluğundadır. |
||
|
||
| Düşüncensin sen kardeş, düşüncen Düşünceyi düşünce et,kemik kalır senden Gül bahçesisin düşüncen gülse; Kütüksün külhana sürülen yok eğer değilse Mevlana sonuç olarak, edebiyatı, felsefeyi, sinemayı, müziği içine alan dans estetik ve edebi yorumla söz söyler. Özellikle tangoda insanı bütünde kavrayan bir güç vardır. |
||
|
||
| Birçok kimsenin gözünde tango, erkeğin dizginleri elinde tuttuğu bir tutku dansıdır; eşler pist boyunca birlikte süzülürken, erkek dramatik hareketlerle kıvırıp büktüğü ve döndürdüğü kadına yön verir. Oysa tango her zaman böyle yapılmadığı gibi, yeni biçimler de gelişmeye devam ediyor. Tangonun oluşum yılları olan 19. yüzyıl sonlarında, Afrika-Arjantin tango partnerleri kucak kucağa değil, daha çok ayrı dans ederlerdi. Kaldı ki kadınlar dans sırasında dizginleri partnerlerine bırakmaya her zaman razı gelmezler. Hatta bazı kadınlar yol gösterici konumun partnerler arasında sürekli el değiştirdiği bir tango biçimini uygulama noktasına vardırmışlardır işi; bu dans üslubu kimi zaman karşılıklı yol gösterme olarak anılır. Karşılıklı yol gösterme yeni bir adımlar dizisinden çok, tango partnerleri arasındailetişimde farklı bir perspektifin benimsenmesiyle, iletişimin ön plana çıkmasıylailgilidir. Kadınların tangoda dizginleri ele alması yeni bir şey değildir, amabu uygulama çoğu kez sessizce geçiştirilir. Karşılıklı yol göstermenin temelipartnerler arasında gelişen kişisel davranış tarzında, bedensel diyalogda yatar;böylece kadın bazen dansın hangi yönde ilerlemesi gerektiğini önerme yolunu bulur.Kadınların yol göstericiliğe katılması fikrine birçok geleneksel tango dansçısınınsıcak bakmamasına karşın, bazıları bu fikri irdelemeye ve geliştirmeye çalışıyor.New York'ta karşılıklı yol göstericilik dersleri veren Arjantin asıllı VirginiaKelly, “Tango hâlâ evrim içinde ve sürekli değişiyor; karşılıklı yol göstericilikdansçıların hareket alanını ve repertuarını genişleten bir şey" diyor. Bununtangoda erkeklerin ve kadınların rollerini tersine çevirmeyle, kadınların süreklidizginleri elde tutmasını sağlamayla ilgisi olmadığını, daha çok eşler arasındakidiyaloga odaklanmaya yönelik olduğunu açıklıyor. Kadın karşısındaki partnerleetkileşime girmede özgür davranır ve kabul edip etmeme kararını erkeğe bırakanbir öneride bulunur. Tıpkı bir sohbette olduğu gibi, yol gösterici konumun eldeğiştirdiği bir alışveriş söz konusudur burada. İşin pratiğine bakılırsa, tangodazamanının büyük bölümünü geriye doğru yürümekle geçiren kadının yol göstericiliğiüstlenmesini sağlayacak birçok fırsat çıkar; ama yol göstericilik alışverişisadece bir çifti daha yakın bir iletişim içine çekmekle kalmaz, yeni adımlarıve üslupları yaratma olanağının da önünü açar. — Heidi Schultz yani,hayatın içindeki kadın_erkek ilişkisi gibi..dizginler kimin elinde? bazen kendini bir kadının sıcak ellerine,yumuşak göğüslerine teslim edersin..bazende sende olur... çok yumuşakça,ürkütmeden..bazende oldukçe sert..ne istedini anlamanla ilgili kadının.. |
||