SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Şiir

Konu: Attila İlhan'da Kadın

Sayfa: [ 1 ]

17.10.2006 18:18:34
“şimdi hangi kıyılarda gemiler demir alıyor
 güney rüzgarlarına açıp yelkenlerini
 belki bir İtalyan kızı tüfeğine dayanmış
 senin gibi barışı tasarlıyor dağlarda
 mahzun esirler harb şarkıları kadar mahzun
 gizlice talim ediyor hürriyet adımlarını”(s.114)
Harb Kaldırımında Aşk

“zaman zaman birkaç sarhoş toplanır
 ayran suyunun başında Ümmühan’ı oynatır
 oynar ama içi kan ağlar
 neylesin deli gönül Veli’sinden vazgeçmez”(s.29)

Ümmühan


“eğil de sevgilim gözlerime bak
düşünürüm de bazen neler çektik
nasıl acı kahredici bir rüzgar aldı bizi
kimler gitti gelmedi
kimler boğdu gençliğini dört duvar içinde
avuçlarında kan gözbebeklerinde ümit
ağrımaz mı kalbim söyle ağrımaz mı” (s.117)

Kalp ağrısı

“şimdi yine gözlerimde bursa şehri var
bursa şehrinde sen varsın
ellerini kalbinin üstüne koyar camlardan bakarsın
ovada çırılçıplak melül mahzun kavaklar
biletçisi dumanlı bir otobüs
geçti muradiyeden
işte gece işçisi merinos fabrikasının
bir yağmur bulutu asfalta dökülmüş”(s.106)

Bursa'dan Yaylım Ateş

“onlar ırgat kamyonları boyalı kınalı kamyonlar
tozunan toprağınan kamyonlar huu kamyonlar
gözleri görmez olmadı rüzgar delendi durmadı
ah yollar kördüğüm geçtiğim yollar kördüğüm
uğrunca yele savrulduğum gurbetlere düştüğüm” (s.128)

İskeletler Dansın’da Irgatlar

“emperyal otelinde üç gece kaldık
fazlasına paramız yetmiyordu
gözlerin gözlerimden gitmiyordu
dördüncü gece sokakta kaldık
karanlık bir türlü gitmiyordu
sirkeci garı’nda sabahladık
bilen bilmeyen bizi ayıpladı
halbuki kimlere kimlere başvurmadık
hiçbiri yüzümüze bakmıyordu
hiç kimse elimizden tutmuyordu
ben hiç böylesini görmemiştim
vurdun kanıma girdin kabulümsün” (s.56)

Emperyal Oteli



“sisler bulvarı’nda öleceğim
sol kasığımdan vuracaklar
bulvar durağında düşeceğim
gözlüklerim kırılacaklar
sen rüyasını göreceksin
çığlık çığlığa uyanacaksın
sabah kapını çalacaklar
elinden tutup getirecekler
beni görünce taş kesileceksin
ağlamayacaksın! ağlamayacaksın!” (s.59)

Sisler Bulvarı


“dikenin
kalbime battığı bir sonbahar günüdür
sen elini bulutların içinde gezdirirsin
bulutlar senin gözlerinin üstünde yürürler
içini kurtlar kemirir
bence malumdur
buğulanmış camların ardında masmavi yüzün”(s.65)

Bence Malumdur



“ bir sen değilsin ki zeliha da var
zeliha’nın çığlık çığlığa doğurmuşluğu
bir baş soğan gibi kırılmışlığı
ümmühan da var bir sen değilsin ki
ardemis’in kan kırmızı sarhoşluğu
sonra melahat’ın kahrolmuşluğu
bir sen değilsin ki başkaları da var
nehir uğultularıyla içimi dolduran
başımı döndüren yüzümü güldüren
memleketimin bereketli kadınları” (s.65)

Kadınlar Havası


“yine akşam oldu attila ilhan
üstelik yalnızsın sonbaharın yabancısı
belki paris’te maria missakian
avuçlarında bir çarmıh acısı
gizlice bir sefalet gecesi
çocuğunu boğarmış gibi boğup paris’i
sana kaçmayı tasarlar her akşam”(s.78)

Maria Missakian

“o akşamın eteklerinde iki mahzun çocuktuk
izinli jandarmalar nişan atıyorlardı
atlıkarıncalar gıcır gıcır gülüyorlardı
yorgunluğumuza rağmen adeta mesuttuk
canavar yoksulluğumuzu sanki unutmuştuk
başımızı sokacak evimizin olmadığını
iki yakamızın uç uca gelmediğini
halimizi soran olmadığını sanki unutmuştuk
içimizden ebabil kuşları geçiyorlardı” (s.42)



“o akşam fabrika durağında ki bayram yerinde
elbirliğiyle bir donanma yaşadık
ıslıklı denizlerin ihtirasını yaşadık
gözbebeğimizde ki kan siyaha dönmüştü
bayramın sonu gelmişti ki oysa ışıklar sönmüştü
ben yıkılıp gitmiştim erken kalkacaktım
sen bir rüzgara girmiştin erken kalkacaktın
ikimiz ekmeğimizin peşine düşmüştük
öyle uzun sevişmeye vaktimiz yoktu” (s.43)

Fabrika Durağı

....






17.10.2006 19:44:31

''elimi tutuyorlar ayağımı
yetişemiyorum ardından
hevesim olsa param olmuyor
param olsa hevesim
yaptıklarını affettim
seninle gelemeyeceğim attilâ ilhan
beni koyup koyup gitme
ne olursun
''

Ağustos Çıkmazı



Akşamlar bir roman gibi biterdi
Jezabel kan içinde yatardı
Limandan bir gemi giderdi
Sen kalkıp ona giderdin
Benzin mum gibi giderdin
Sabaha kadar kalırdın
Hayırsızın biriydi fikrimce
Güldü mü cenazeye benzerdi
Hele seni kollarına aldı mı
Felaketim olurdu, ağlardım


Üçünü Şahsın Şiiri



gece gölgesine sokulsam
gökyüzünde bulutlar büyüseler
yağmuru dinlesem anlatsam
şimşekler kırılıp dökülseler
bizi sokoklarda bıraksalar
leylekler üşüyüp gitseler
dönüp arkalarına bakmadan


Maria Missakian



Yansıyan yaslı gülüşmelerdir karasevdalı suda
Bülbüller kırılır umutsuzluktan yalnızlık korusunda
Eylem dağılmış gönül tenha çalgılar kış uykusunda
Ölümün tartışılmazlığı nihayet anlaşılsa da
Başlar ay doğarken saltanatı sultan-ı yegahın


Sultan-ı Yegah




Sayfa: [ 1 ]