|
||
| “şimdi hangi kıyılarda gemiler demir alıyor güney rüzgarlarına açıp yelkenlerini belki bir İtalyan kızı tüfeğine dayanmış senin gibi barışı tasarlıyor dağlarda mahzun esirler harb şarkıları kadar mahzun gizlice talim ediyor hürriyet adımlarını”(s.114) Harb Kaldırımında Aşk “zaman zaman birkaç sarhoş toplanır ayran suyunun başında Ümmühan’ı oynatır oynar ama içi kan ağlar neylesin deli gönül Veli’sinden vazgeçmez”(s.29) Ümmühan “eğil de sevgilim gözlerime bak düşünürüm de bazen neler çektik nasıl acı kahredici bir rüzgar aldı bizi kimler gitti gelmedi kimler boğdu gençliğini dört duvar içinde avuçlarında kan gözbebeklerinde ümit ağrımaz mı kalbim söyle ağrımaz mı” (s.117) Kalp ağrısı “şimdi yine gözlerimde bursa şehri var bursa şehrinde sen varsın ellerini kalbinin üstüne koyar camlardan bakarsın ovada çırılçıplak melül mahzun kavaklar biletçisi dumanlı bir otobüs geçti muradiyeden işte gece işçisi merinos fabrikasının bir yağmur bulutu asfalta dökülmüş”(s.106) Bursa'dan Yaylım Ateş “onlar ırgat kamyonları boyalı kınalı kamyonlar tozunan toprağınan kamyonlar huu kamyonlar gözleri görmez olmadı rüzgar delendi durmadı ah yollar kördüğüm geçtiğim yollar kördüğüm uğrunca yele savrulduğum gurbetlere düştüğüm” (s.128) İskeletler Dansın’da Irgatlar “emperyal otelinde üç gece kaldık fazlasına paramız yetmiyordu gözlerin gözlerimden gitmiyordu dördüncü gece sokakta kaldık karanlık bir türlü gitmiyordu sirkeci garı’nda sabahladık bilen bilmeyen bizi ayıpladı halbuki kimlere kimlere başvurmadık hiçbiri yüzümüze bakmıyordu hiç kimse elimizden tutmuyordu ben hiç böylesini görmemiştim vurdun kanıma girdin kabulümsün” (s.56) Emperyal Oteli “sisler bulvarı’nda öleceğim sol kasığımdan vuracaklar bulvar durağında düşeceğim gözlüklerim kırılacaklar sen rüyasını göreceksin çığlık çığlığa uyanacaksın sabah kapını çalacaklar elinden tutup getirecekler beni görünce taş kesileceksin ağlamayacaksın! ağlamayacaksın!” (s.59) Sisler Bulvarı “dikenin kalbime battığı bir sonbahar günüdür sen elini bulutların içinde gezdirirsin bulutlar senin gözlerinin üstünde yürürler içini kurtlar kemirir bence malumdur buğulanmış camların ardında masmavi yüzün”(s.65) Bence Malumdur “ bir sen değilsin ki zeliha da var zeliha’nın çığlık çığlığa doğurmuşluğu bir baş soğan gibi kırılmışlığı ümmühan da var bir sen değilsin ki ardemis’in kan kırmızı sarhoşluğu sonra melahat’ın kahrolmuşluğu bir sen değilsin ki başkaları da var nehir uğultularıyla içimi dolduran başımı döndüren yüzümü güldüren memleketimin bereketli kadınları” (s.65) Kadınlar Havası “yine akşam oldu attila ilhan üstelik yalnızsın sonbaharın yabancısı belki paris’te maria missakian avuçlarında bir çarmıh acısı gizlice bir sefalet gecesi çocuğunu boğarmış gibi boğup paris’i sana kaçmayı tasarlar her akşam”(s.78) Maria Missakian “o akşamın eteklerinde iki mahzun çocuktuk izinli jandarmalar nişan atıyorlardı atlıkarıncalar gıcır gıcır gülüyorlardı yorgunluğumuza rağmen adeta mesuttuk canavar yoksulluğumuzu sanki unutmuştuk başımızı sokacak evimizin olmadığını iki yakamızın uç uca gelmediğini halimizi soran olmadığını sanki unutmuştuk içimizden ebabil kuşları geçiyorlardı” (s.42) “o akşam fabrika durağında ki bayram yerinde elbirliğiyle bir donanma yaşadık ıslıklı denizlerin ihtirasını yaşadık gözbebeğimizde ki kan siyaha dönmüştü bayramın sonu gelmişti ki oysa ışıklar sönmüştü ben yıkılıp gitmiştim erken kalkacaktım sen bir rüzgara girmiştin erken kalkacaktın ikimiz ekmeğimizin peşine düşmüştük öyle uzun sevişmeye vaktimiz yoktu” (s.43) Fabrika Durağı .... |
||
|
||
''elimi tutuyorlar ayağımı yetişemiyorum ardından hevesim olsa param olmuyor param olsa hevesim yaptıklarını affettim seninle gelemeyeceğim attilâ ilhan beni koyup koyup gitme ne olursun '' Ağustos Çıkmazı Akşamlar bir roman gibi biterdi Jezabel kan içinde yatardı Limandan bir gemi giderdi Sen kalkıp ona giderdin Benzin mum gibi giderdin Sabaha kadar kalırdın Hayırsızın biriydi fikrimce Güldü mü cenazeye benzerdi Hele seni kollarına aldı mı Felaketim olurdu, ağlardım Üçünü Şahsın Şiiri gece gölgesine sokulsam gökyüzünde bulutlar büyüseler yağmuru dinlesem anlatsam şimşekler kırılıp dökülseler bizi sokoklarda bıraksalar leylekler üşüyüp gitseler dönüp arkalarına bakmadan Maria Missakian Yansıyan yaslı gülüşmelerdir karasevdalı suda Bülbüller kırılır umutsuzluktan yalnızlık korusunda Eylem dağılmış gönül tenha çalgılar kış uykusunda Ölümün tartışılmazlığı nihayet anlaşılsa da Başlar ay doğarken saltanatı sultan-ı yegahın Sultan-ı Yegah |
||