SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => anarşist TEORİLER

Konu: Diyalektiğin Saçmalamalojisi

Sayfa: [ 1 ]

Antagonist 15.10.2006 17:17:10
Diyalektiğin Saçmalamalojisi

Diyalektik Mantık için öncelikle insanı doğanın karşısına dikmemiz "şart"tır. İkinci şartımız insansal varlığı kesinkes "insan" olarak ele almamaktır. Yani "insansal varlık" zorunlu ve özsel olarak efendi (burjuva) ya da köle (proleter)'dir. Aksi halde karşıtlıkların bu biçimde anlayışı olmasa diyalektik diye bir şey de olmaz ayıp olurdu. Yani özetlersek; doğa insana dışsal ve verili koşullarda insana özseldir. Kesinlikle bir tekillik yahut karşıtlıklar yerine farklılıklar anlayışı yoktur. Olumlama değilde olumsuzlamadır bakış açımız. İçkin bir doğa anlayışı ve verili koşulların özsel olmayan kavranabilitesi söz konusu değildir.

Kölenin efendi karşısındaki konumuyla bağlantılı olarak köle, doğa karşısındaki eylemiyle yani çalışmasıyla (emeğiyle) kendinin bilincine, köleliğinin bilincine varır. Yani bu durum elde ettiğinin (ürünün) kendi elinden alınmasının farkına varılmasıdır. Kendinin bilincine insansal varlığı dışında doğaya mücadelesi-hükmetmesi (öz anlayış budur) yoluyla varabilir. Ve bu şekilde özgürleşmesinin kapalı olan yegane yolunu 'açmış' olur. Ancak efendi köleye bu çalışma durumunu zorladığından ötürü 'sahte' bir özgürleşme algısına kapılır. Ve böylelikle köle çalışarak üretim-tüketim mekanizmasının çarkıyla hem kendini hem de dünyasını (dünyayı) dönüştürür.

Şimdi -verili koşullar mantığından hareketle- emeğin bir bilinç ve özgürleşme aracı olduğunu görmüş bulunuyoruz. Bu yüzden emek "insansal etkinliğimiz" olmuş oluyor. (Verili mantık) Emek insansal etkinliğimiz olarak kabul edildiğine göre -yani zorunlu ve özsel varlıksallığın bilinci- bunun karşıtı olan sermayenin başka bir deyişle özel mülkiyetin, efendinin ortadan kaldırılması gerekiyor. Yani zorunlu ve özsel olan bilinç mantığının -efendi ve köle olarak- doğrudan kabul edilişinin tezahürü. Zorunlu olan çalışmanın ve zorunluluğa iten sermayenin ortadan kaldırılışı değil; emeğin yüceltilmesiyle sermayenin ortadan kaldırılışına yönelme olarak vuku bulan bu mantık, bu ikiliğin, karşıtlığın ortadan kaldırılması yerine birinin diğerine üstün kılınması yoluyla, verili olan ama kendini ortaya çıkaran çelişkinin olumlanması (bütünen kavranması) yerine olumsuzlayarak diyalektik mantığın aşamacı ilerlemesi için bu antagonizm* devam
ettirilir.

İlk olarak kendinin bilincine varmayı görmüş olduk, bu özgürleşme aşamasındaki -ilk- "tez"dir; yani 1. olumsuzlama. (yadsıma) Bu kavrayışla beraber "anti-tez" yani 2. olumsuzlama -olumsuzlamanın olumsuzlaması- (yadsımanın yadsınması) devreye girecektir; köleliğin
bilinci, kölelerin ilişkiselliğiyle toplumsallığını imler. Yani "sınıf bilinci" kölelerin çokluğunun birliğinin kavranmasıdır. (Şu aşamada emek-sermaye çelişkisi üzerinden düşünüldüğünden -zorunlu, özsel kavrayış- köle köledir denerek kendi aralarındaki fenomenlere girmiyoruz tıpkı efendiler arasına girmediğimiz gibi; diyalektiğe göre esas olan bu alt yapıdır en nihayetinde.) Bu kavrayış özgürleşme için birlikte hareket etmeye evrilir yani örgütlenmeye. Ve bunun sonucunda da "sınıf bilinci" belirlenim olan senteze geçiş yapmış olur: devrime. (Sentez: olumsuzlamalarıda içeren son aşama -içererek aşma-)

Burada üzerinde duracağımız doğaya içkin olan insansal varoluşun sınıf bilinciyle yer değiştirilerek, (özselliğin tezahürü) insansal etkinliğin de varoluş bilincinden ayrı bir biçimde ele alınarak; yani bilinç ve sınıf bilinci ayrımının paralelinde hem etkinliği ayrı ve doğaya hükmetme eylemi olarak algılayıp hem de bunun bilincinin bu sayede (çalışma, emek sayesinde) kazanılır olduğunun anlayışı sonucu elde edilen bu bilinç-eylem ikiliği ortaya örgütlenme ve devrim "yapma" ikiliğini meydana getiriyor. Oysa ortada bir ikilik söz konusu değildir. Karşıtlar birlik oluşturmazlar. Eylem-bilinç varoluşun içkinliğidir. Tekildir. Diyalektiğin eylem-düşünce-eylem aşamacılığı ikiliğin temsilidir. Yani örgütlenme (parti, sendika vb.) eylemin temsiliyetini içerir. Eylem temsil edilemez, eylem olandır, oluşun içkinliğinin anlaşılmasıdır. Eylem, düşünceye içkindir yahut tersi. Bu nedenle ilk olumsuzlama başarısızdır. Ki sonraki aşamalarda bu yanlışın devamıdır. "Devrim yapılmaz, olunur!" bunu imler. Sınıfın temsiliyetiyle paralel "günlük görev" ve "tarihi görev" de yoktur. Ya şimdidir ya hiçtir; yani olanın imlenmesidir: devrim. (Otonomi bu açıdan incelenmelidir böyle olmadığı ölçüde kabul edilemezdir.) Devrim, tekil bir oluştur.

Tarihsel-diyalektik materyalizm'de bu aşamacı, erekselci , ilerlemeci (kendinde bilimsel) , belirlenimci metot onun özüdür. Ki; tez : Proletarya Diktatörlüğü , anti-tez : Sosyalizm , sentez : Komünizm de bu metodun bir başka örneklendirmesidir. "Reel Sosyalizm" 'in de
(kısaca özetlersek) Bürokratik Kapitalizm'e evrilişi-evirdilişi de bu yanlış mantığın sonucudur: her şeyden önce. Yine "devrim"in , "ileri kapitalist ülkeler"de başlaması mantığı ve geri ülkelerde de başlar ve "sürekli devrim" ile genelleşir mantığıda maalesef bu yanlışın
tezahürleridir. Örneklendirmeler çoğaltılabilir. Tarihte örgütler açısından genelde sorunsal tarihi görevleri olarak "dönüştürücü" araçların yani merkezi-hiyerarşik-otoriter örgütlenmeler ve diktatörlük gibi zaten yanlış olan durumların tartışmasında yalpalanıp durmuştur. Halada durmaktadırlar. Sorun başka yerde , buradadır.

* "Antagonizm: Çözülmez zıtlık: İkiliği içerir. Bir arada olan, yani dışsal olmayan, varlığın bütünü içinde varolan. Ancak bir arada oluşu çözümsüz bir karşıtlık üzerinde kurulmalarını gerektirir. Varoluşları birbirlerine bağlıdır. Birbirleriyle birbirlerine karşı varolurlar. Antagonist olanın çözümü ikiliğin tümden ortadan kaldırılmasıdır."

Antagonist Hareket
Sinan Praksis
praksis@gmail.com

15.10.2006 18:42:16
en büyük diyalektik yorumcusu politzerdir
kitaplarını okuyanları felsefeden uzaklaştırmak
konusunda bir numaradır bu konu herkesi en
derinden etkileyen bir vakadır bu konunun bir
de böyle tartışılması gerçekten açıcı olacaktır

deniz 15.10.2006 20:12:50
hakkaten öyle Smiley  ..

karga dostum -sağolsun- bana poltizer i hediye etmişti.

felsefeyi siayasete alet etmek politzer in uğraşısı olmuş.
hesapta felsefe hocası..


Sayfa: [ 1 ]