SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => İç Politika

Konu: Askerlerde kafa karışıklığı var

Sayfa: [ 1 ]

KARGA 09.10.2006 20:07:20
Askerlerde kafa karışıklığı var
 

Küreselleşmeye karşı olup AB'den yana olmayı mümkün görüyorlar. Genelkurmay'ın dört cilt Atatürkçülük kitabı var. Onda her işin çaresi var. Ekonomiye bile ayrıntılı çareler var Askerlerin temel sorunu, mevcut konumunu iyi kötü korumak. Ama şu var... Türkiye eninde sonunda AB'ye girecekse, Genelkurmay da devlette herhangi bir genel müdürlük olmayı kabul edecek Askerler, en fazla sivillerin yabancılarla haşır neşir olduğunu düşünüyorlar, ama bilgilerimiz bize Silahlı Kuvvetler'in Amerika'yla daha fazla içlidışlı olduğunu düşündürüyor.

Haberi okumak için; http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=200985

02.05.2007 19:08:27
Sanırım bu konudaki fikirlerini güncellemen gerekiyor...
Sence, Askerlerde hala kafa karışıklığı var mı?

KARGA 02.05.2007 19:56:34
Hayır yoktur. Yukarıdaki sözler benim değil fakat Radikal muhabirinin röportaj yaptığı şahısa ait. Haberi tümden kopyalamak yerine spot'u koyup haberin devamı için link vermeyi tercih etmiştim, sanırım benim sözlerimmiş gibi algılandı.

torq 03.05.2007 00:35:09
Askeri anlamak  M.Ali Kışlalı  02/05/2007

Yabancılar, Avrupa Birliği ülkeleri ve ABD, Türk Silahlı Kuvvetleri'ni, Türk subayını tanımıyor ve anlamıyor. Bu durum yadsınamaz. Ama Türkiye'yi yönetmeye talip olmuş kişiler bu konuda doğru bilgilendirmeye dayalı, doğru değerlendirme yapmazlarsa, onlara hoşgörü gösterilebilir mi? Burada demokrasi-Cumhuriyet değerleri ve öncelikleri irdelemesi yapmak niyetinde değilim. Sadece ortaya çıkan TSK ile ilgili durumun doğru algılanması için, yıllardır yaptığım gözlem neticelerini ifade etmek istiyorum. Bunlar iyi algılanmazsa TSK'nın tutumu yadırganabilir. Bu tutumun yinelenmesini önlemek için geçerli sanılan önlemler ters neticeler yaratabilir.

Önce TSK'nın yetişme koşulları hatırlanmalı. Bu koşullar içinde eğitimlerini tamamlayıp yaşamlarını geçiren, kendilerini Atatürk'ün kurduğu devlete adanmış hisseden, insanların psikolojileri doğru saptanmalı.Sonra TSK'yı Türk Cumhuriyeti'ni, anayasal rejimiyle birlikte, içe ve dışa karşı koruma ile görevlendiren yasalar okunmalı. Ancak bu elle tutulur iki hareket noktası anlaşıldıktan sonra TSK'nın zaman zaman sergilemek durumunda kaldığı görüşlerin, Türk demokrasisi içinde kabul edilip edilemeyeceği değerlendirilmeli.

Günün olayları içinde, bu konuda söyleyecek çok şey var. Ama o alanlara girmek istemiyorum. Sadece hangi pratik ve kaçınılmaz yaklaşımlar ve kararlarla gerçekleştirilecek değişim olmadan TSK'nın bugünkü tavrının asla değişemeyeceğini söylemek istiyorum.TSK'nın rejimle ilgili, kimi demokratların yadırgadığı tutumunun sağlıklı zeminde değişmesi için önce ülkeyi kendi görüşlerine göre yönetme isteğinde bulunanların ilgili yasaları mutlaka değiştirmesi gerekecektir.

Bu yasa değişikliklerinin sağlıklı şekilde uygulanabilmesi için de, Atatürkçü düşünce sistemi dışında, kimi demokratların AB'den ithal yeni zihniyeti özümsemiş bir TSK yetiştirmesi gerekecektir. Bunun için de birkaç neslin yetişip görevi şimdiki kadrolardan devralması şarttır. Bu radikal değişiklikler yapılmadıkça TSK'nın, ülkedeki hangi sosyal ve politik olaylar karşısında, hangi tepkileri göstereceğini öğrenmek ve bunlar hoşa gitmiyorsa gereken önlemleri almak yöneticilerin görevi olmaktadır.

Bu konulara maalesef bugüne kadar iktidara sahip olan hiçbir siyasetçi gerçekçi bir yaklaşım sergileyememiştir. Bunun için de TSK'nın arzulanmayan, yönetimi uyarma ya da müdahale etme girişimleri sürmüştür. Bu konudaki hataları en fazla sergileyen, durumu değerlendirip sağlıklı önlemler alamayan Demirel, yarım asra varan siyasi yaşamında doğru yolu ancak Çankaya'ya Cumhurbaşkanı olarak çıktığında bulabilmiştir. TSK'nın yabancı ülke askerleri gibi davranmasını, siyasi iktidarlara kayıtsız koşulsuz uyması için komuta kademelerinin seçilmesiyle sorunun çözümleneceği hep sanılmıştır. Oysa komuta kademesine gelinceye kadar her rütbede TSK'nın temel kurallarında başarılı olmuş kişilerin oraya geldiklerinde farklı davranamayacakları, yetiştirilme inançlarından uzaklaşabileceklerinin asla düşünülmemesi gerekmektedir.

En azından 27 Mayıs'tan itibaren göreve gelen Genelkurmay Başkanları, üslup farklılıklarıyla, TSK ideallerini uygulamaya çalışmışlardır. Bu hedefler Anayasa'da yazılıdır. Değiştirilmelerinin önerilmesi bile yasaktır.Nitekim geçen hafta yayımlanan Genelkurmay bildirisinde belirtildiği gibi; TSK o konularda taraftır. Onları savunmak için yetiştirilmiştir. Onları savunmak için vardır. Bunu sadece şimdi söylemiyor. Kimi çevrelerce 'demokrat' vasfıyla vurgulanarak kamuoyuna yanıltıcı biçimde takdim edilmek istenmiş olan, daha önceki Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök de bunu defalarca, altını çizerek ifade etmiştir. "Bu, bu konularda tarafım... TSK taraftır" demiştir. Daha önceki komutanların da aynı inancı ifade ettikleri bilinmektedir. Siyasetçiler bu durumu anlamalı, TSK'nın bu yaklaşımından dolayı onu daha fazla köşeye sıkıştırıcı söylemlerden kaçınmalıdır.

http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=220092


Sayfa: [ 1 ]