|
||
| Doğanın varolma savaşında gücün ve onun doğal sonucu olan iktidarın sorgulanması sırasında karşımıza çıkan sorun, gücün sınırının nasıl belirleneceği olur. Hayvanların toplumsal yaşamlarını belirleyen güçlü olanın kazanması ilkesi, çoğu zaman o hayvanların kendi gereksinimleri ile sınırlıdır ve üretim etkinlikleri bu şekilde belirlenir. Her topluluk içinde bulunan erkekler mücadele ederek en güçlü olanı belirler ve onun spermleriyle birleşen dişiler en sağlıklı kuşakların oluşmasına katkıda bulunurlar. Düşünmeyi öğrenerek içgüdülerinden uzaklaşmaya çalışan insan, üreme konusunda bir değişiklik yapmaya çalışsa da, çok yavaş ve uzun bir evrim süreci gerektiren davranışları kontrol altına alma kavramında fazla bir ilerleme sağlayamamıştır. Oysa insanlar güçlerini sınırlamayı öğrendiklerini, hayvandan farklı bir duruma geldiklerini sanarak içlerinde kapalı kalan vahşi hayvanı unutmuş görünmektedirler. İnsan toplulukları da tıpkı hayvanlar gibi kendi içlerindeki en güçlüyü bulmak, onunla öteki dişileri birleştirme eğilimiyle hareket ederler. Ancak burada güçlünün belirlenmesi için kavga yerine başka araçlar devreye girmiş, erkekler kendilerine ayrılan mücadele alanında belirlenen değerleri ele geçirerek güçlerini kanıtlama yoluna gitmek zorunda kalmışlardır. Erkeklerin ne kadar güçlü olduklarını anlamak için bu konuda belirleyici en önemli kavram olan paraya bakmak gerekecektir. Rekabet alanı büyük topraklardan kentlere, araçlar pençelerden banka hesaplarına dönüşmüştür. Kendi iktidar alanlarını belirleyen hayvanlar idrarlarını çalılara sürerken, kentlerde yaşayan erkekler fabrikalar ve evler alarak egemenlik alanlarını genişletme yolunu seçmiştir. Böylece en fazla gücü olanın en çok parası ve buna bağlı toplumsal değerleri ele geçirmesi söz konusu olmuş, toplumda yaşayan dişiler en güçlünün ev, araba, banka hesabı ile belirlendiğini anlamışlardır. Bu sistem aynı şekilde yöneticilere de taşınmış, böylece gücün iktidar olması yolu açılmştır. Ülkeyi yönetme erki, toplumda yaşayan insanların para ile ilgili sınırları aşmış olmasından kaynaklanır. Rekabetin toplumu yönetme aşaması, siyasal erkin ele geçirilmesi ve kuralların belirlenmesi ile mümkün olduğundan, her güçlü erkek, kendi gücünü daha fazla arttırmak amacıyla, egemenlik alanını mal mülk ekseninden çıkararak iktidar olmayı yaşama geçirmeye çalışır. Böylece egemenlik düşüncesi ile büyüyen her şeye sahip olma düşüncesi, insanın kendisini tanrı olarak görmesini sağlayacak yolun da açılmasını sağlamış, insanlar tarafından tapınılacak liderler yaratma dönemi başlamıştır. Genel olarak yaşamak için çalışmak zorunda olan insanların düşünmeye fazla zaman ayıramaması, düşünme konusunda zamanı olanlara iktidar yolunu açmış ve insanlar güçlü, kendisi yerine düşünecek, karar verecek kimlikler yaratmışlardır. Böylece hem iktidarı ele geçirme yöntemi belirlenmiş hem de iktidarın sınırlarını oluşturma aşamasına gelinmiştir. Doğada gereksinimlerle sınırlanmış olan güç, insana gelindiğinde sınırsız bir açlığa dönüştüğünden, durdurulamayan sınırötesi çatışmalar ortaya çıkmıştır. Bir yerdeki kişilerin başka yerlerdeki güç kaynaklarını ele geçirmeye çalışması, insanların ölümünü hızlandırarak insan sayısını azaltmıştır. Gücün ele geçirilmesinde kullanılan araçlar insan gelişiminde farklılıklar gösterse de , genel olarak kullanılabilen her araçla insanlar yönetilmeye ve yönlendirilmeye çalışılmış, düşünmek konusunda tembel olan insanlar, güce yakın olma ve tapınma ilkesi gereğince sorgulamadan kul olmayı seçmişlerdir. İnsanın zayfılık ve korkuları ile doğan inançlar ve düşünen insanlarca üretilen ideolojiler, düşünmeden hareket eden, gerçeklerden kaçan insanların kurtarıcı beklentileriyle uyum sağlayınca iktidar olma düşüncesi sınırlanamaz bir biçime bürünmüştür. Geçmişten gelen ve bugün de yaşanılan sıkıntıların nedeni, gücün kontrol edilmesindeki zorluklar ve bu dengenin sağlanması için harcanan emeğe rağmen bir arpa boyu yolun alınamamış olması sonucunu doğurmaktadır. Kimbilir belki bir gün böyle bir adalet sağlanır! |
||
|
||
| Güzel bir temenni ile bitirmişsin Taner Abi, ama çok zor... İnsanın daha çok evrilmesi gerektiğini söylemişsin ama insanın hayatta kalma için gücü elde etme dürtüsü seninde söylediğin gibi sadece binlerce yıldır sadece şekil değiştirmiştir, öz aynıdır... Güç sahibinin adil olması da mümkün değildir, ben buna inanmıyorum. Buna itirazı olan ya güç için çabalamayacak -daha adil olacağını düşünüyorsa eğer- ya da bunu kabullenecek. Güç insanın dengesini bozar, bunun kaçışı yok... | ||
|
||
| güce karşı hiç bir savunma geliştirme imkanı yoktur. tek umudumuz gücün sahibinin aptallıkları olabilir. |
||