SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Diğer Dinler

Konu: Bogomiller

Sayfa: [ 1 ]

torq 05.10.2006 23:35:58
   Balkanlarda Farklı bir Dinsel Yaklaşım
     
    X. Yüz yıldan başlayarak Bizans’ta bulunan din adamları, Bulgaristan’da Bogomiller” adı verilen yeni bir dinsel akımın gelişmekte olduğunu farkettiler. Akımın kurucusu Bogomil (Tanrı’nın sevdiği) adında bir köy papazıydı. Yaklaşık 930 yıllarında papaz Bogomil yoksulluk, alçakgönüllülük, dua ve tövbe ile geçen bir yaşamı vaaz etmeye koyulmuştu.

    Bogomil’e göre dünya kötüydü, çünkü İsa’nın kardeşi ve Tanrı’nın diğer oğlu olan “Satanael” (Şeytan) tarafından yaratılmıştı; Şeytan, Eski Ahit’teki kıyıcı Tanrı “Yehova”dan başkası değildi. Büyük olasılıkla Bogomil, VI. ile X. yüzyıllar arasında Anadolu’da yaygın olan Paflikyanlar’ın ve Messalianlar’ın düalist inançlarından etkilenmişti. Bogomil akımının inanışlarına göre Ortodoks kilisesinin törenleri, kutsal eşyalar ve ikonalar, aslında Şeytan tarafından yaratıldıkları için anlamsız ve yararsızdılar; Haçtan da nefret etmek gerekliydi, zira İsa haçın üzerinde işkence çekmiş ve öldürülmüştü; Geçerli olan tek dua, gece ve gündüz dörder kez yinelenmesi gereken “Bizim Babamız” duasıydı.

    Bogomillerin kozmolojik ilkeleri arasında Baba ile iki oğlu önde geliyordu. Baba süperkozmik yörelerde, İsa göklerde, Satanael adlı büyük oğul dünyada egemendiler. Satanael adı, “Tanrı’ya karşı gelen” anlamına geliyordu. Çoğu Düalist topluluklar her iki oğlu da, küçüğünü sevgiden büyüğünü ise korkudan, yüceltiyorlardı.

    Paflikyanların Şeytanı Tanrı’nın büyük oğlu olarak gördüklerine dair bir kanıt yoktur. Bu nedenle sözkonusu öğretinin kökeni doğrudan Bogomillere dayandırılır. Doğal olarak Bogomiller, hiç kuşkusuz Şeytan’ın kötülük ortakları olarak toprak ağalarını ve soyluları görüyorlar; yeryüzünün tüm mallarını ve zenginliklerini reddediyorlardı. “Eğer iyi bir Tanrı varsa, kötülükler nereden geliyor?” İşte Bogomillerin yanıt bulmaya çabaladıkları soru buydu.

       Bogomiller ne et yiyorlar, ne de şarap içiyorlardı; evliliğe de karşıydılar. Topluluklarında hiyerarşik bir düzen yoktu. Birbirlerine günah çıkartıyorlar, birbirlerini affediyorlardı. Zenginleri eleştiriyorlar, soyluları aşağılıyorlar ve sıradan insanları, edilgin bir direniş göstererek, efendilerine başkaldırmaya davet ediyorlardı. Bogomil akımının başarısı, Kilisenin zenginlik ve ihtişamı ile papazların değersizliklerinin yarattığı düşkırıklığından kaynaklanan toplu bir adanmışlıkla açıklanabilir. Ancak asıl etken, giderek yoksullaşan ve toprak köleliğine bile razı olan Bulgar köylülerinin, toprak sahiplerine ve Bizans işbirlikçilerine duydukları nefretti.

    Ortodoks inançlarına bu denli karşı çıkan bir öğretinin, ister istemez bölgenin sosyal yaşamının tüm ögeleri üzerinde önemli yankıları olmuştu. Özellikle Kilise ile Devlet çıkarlarının böylesine içiçe olduğu bir dönemde Ortodoks inancının reddi, kaçınılmaz olarak yasalara bir başkaldırı ve toplumsal düzenin tümüne yöneltilmiş bir meydan okumaydı. Bogomiller halkı sivil itaatsizliğe çağırıyorlardı: efendilerine itaat etmemeyi, zenginleri hor görmeyi, Çar’dan nefret etmeyi, Çar’a hizmet edenleri alçak olarak değerlendirmeyi, soyluları gülünç duruma düşürmeyi, her ırgata ağası için çalışmayı reddetmeyi öğütlüyorlardı. Bu sosyal anarşizme karşı Kilise, siyasi yetkenin kutsallığını ileri sürerek karşı çıkmaya çabalıyor, Çar ve soyluların Tanrı tarafından görevlendirildiklerini ileri sürüyordu.

    Ancak bu toplumsal anarşizmin rolü abartılarak, Bogomilller Ortaçağ’ın komünistleri gibi değerlendirilmemelidir. Bogomilizmin eşitlik ilkesi, yoksulluk ve ahlaki saflık arayışlarından türemiştir. Feodaliteye karşı savaşımları adeta İyilik ve Kötülük arasındaki kozmik savaşın toplumsal düzeye oturtulması gibidir. Yalnızca bu anlamıyla bile Bogomilizm, feodalitenin gelişimine karşı koymuştur ama, esas olarak hiçbir zaman bir politik akım biçimine dönüşmemiştir. Bogomiller herşeyin üstünde dinsel vaizler olarak kalmışlar, sivil işlevlere ilgi duymamışlardır.

    Gönüllü yoksullukla birlikte, çalışmanın Bogomiller tarafından hor görülmesi, gezgin keşiş tipini ortaya çıkarmıştır. Bu nitelik, Paflikyanlardan çok Messalianlara özgüdür. Bogomillerin edilgin tutumları, onları Paflikyanlardan ayıran en önemli özellikleridir. Bogomillere verilen diğer bir ad olan ve Türkçe “torba” sözcüğünden türemiş olan “Torbeshi”, gezgin Bogomil keşişlerinin omuzlarına astıkları ve içine aldıkları sadakaları koydukları torbadan kaynaklanmaktadır. Günümüzde Torbeshi adı, Makedonya’nın Müslüman Bulgarları olan Pomak’lara verilen bir addır.

    Bizans İmparatoru II. Basil’in 1018 yılında Bulgaristanı fethinden sonra, birçok Bulgar soylusu zorla İstanbul’a yerleştirilmişti. Bu soylular ve hatta bazı Bizanslı papazlar tarafından kabul edilen Bogomilizm kendi teolojisini geliştirme çabasını sürdürdü. Ne var ki, bu teolojik çabalar sonunda Bogomil akımı ikiye bölündü. Şeytan’ın yetkesini kabul ederek, onu ezeli ve mutlak bir tanrı olarak görenler “Dragovitsa Kilisesi” adıyla örgütlendiler (Dragovitsa, Trakya ile Makedonya sınırı üzerinde bulunan bir köyün adıydı). Şeytanı İsa’nın kötü kardeşi olarak gören eski Bogomiller ise “Bulgarlar” adını aldılar. Dragovitsa kolunun mutlak bir düalizmi, Bulgarların ise ılımlı bir düalizmi savunmalarına karşın, iki grup birbirine hoşgörü ile bakmaktaydı. Bu dönemde Bogomilizm hızlı bir atılım gösterdi; üyelerinin sayısı artarken, Anadolu ve Balkanlar’da yeni topluluklar oluştu.

    X. Yüz yıl sonlarına doğru Bogomil toplulukları içinde hiyerarşik bir yapı gelişmeye başladı: rahipler ve inananlar birbirinden ayrıldı. Dua ve oruc, kesinlikle uyulması zorunlu uygulamalar haline geldiler; giderek törenlerin sayısı ve ayrıntısı arttı. Bir köylü hareketi olarak başlayan akım, XII. yüz yıl sonlarında, ayrıntılı törenleri ve Hıristiyanlıktan giderek uzaklaşan düalist eğilimleri olan bir manastır tarikatı biçimine dönüştü.

    XII. Yüz yılın başlarında, Bogomilleri baskı altına almak amacıyla Kilise örgütlenmeye koyuldu. Bunun üzerine Bogomiller Balkanların kuzeyine çekildiler. Buradan yola çıkan Bogomil misyonerleri Dalmaçya, İtalya ve Fransa’ya kadar yayıldılar. Bazı dönemlerde Bogomilizm, devlet düzeyinde de başarılar kazandı. Örneğin; XIII. Yüz yılın ilk yarısında Ban Kulin (1180-1214) yönetimi sırasında Bulgaristan ve Bosna’da resmi din olarak kabul gördü.

    Bogomilizmin tüm tarihi boyunca sürdürdüğü bir başka belirgin özelliği ise, değişkenlik ve koşullara uyum sağlama yeteneğidir. Bu bağdaştırmacı nitelik, onlara çağrı etkinliklerini sürdürebilme ya da baskıları atlatabilme fırsatını tanımaktaydı. Bogomiller, diğer dinlerle ya da din dışı akımlarla bağdaşmaktan çekinmezlerdi. Bu eğilim zamanla daha belirgin biçime dönüştü ve XIII. Yüz yıldan başlayarak Bogomilizm daha sık olarak Paganizm, büyü ve batıl inançlar ile içiçe geçti. Bu durum, herhangi bir sapkınlığı Bogomilizm olarak damgalayan Ortodoks eğilimini haklı duruma getirdi.

    XIV. Yüz yılda Bogomilizm giderek etkisini yitirdi ve Osmanlıların Bulgaristanı (1393) ve Bosna’yı fethetmelerinden sonra (1463) Bogomillerin büyük çoğunluğu İslam dinine geçti.
 
          XI. Yüz yılın başlarından itibaren İtalya, Fransa ve Güney Almanya’da Bogomil misyonerlerinin etkinlik gösterdikleri biliniyor. Örneğin, bu misyonerlerin Orleans’ta birçok soyluyu ve hatta rahipleri bile kendi inançlarına çekmeyi başardıkları tarih belgelerinde yer alıyor. Ne var ki, Fransa kralı Robert bu sapkınları ortaya çıkarmakta ve yargılamakta gecikmedi. Batı’nın ilk düalist sapkınları 28 Aralık 1022 tarihinde ateşte can verdiler. Yine de akım yayılmasını sürdürdü. Bu kez İtalya’da yerleşmiş olan Bogomil temelli Kathar (Yunanca Katharos –saf, temiz- anlamına gelen bu isim 1163 yılından itibaren kullanılmaya başlandı) inancı Provence ve Languedoc yörelerine, hatta Pireneler’e kadar misyonerler göndermeye başladı. Provence bölgesindeki topluluklar dört piskoposluk altında örgütlendiler ve 1167 yılında Toulouse’da bir konsil toplandı. Bu konsile Istanbul Bogomil piskoposunun katıldığı ve bu fırsattan yararlanarak Güney Fransa’da birçok kişiyi kendi kökten düalizmine yönelttiği biliniyor. İşte böylelikle Bogomil öğretisi zaman içinde benzer düalist ögeleri içeren Kathar öğretisine dönüştü.

http://www.hermetics.org/Bogomiller.html
                     

denge 06.10.2006 00:16:01
Ahh anarşist ruhlar, her yerde her zaman varlar... Böyle akımlar yada inanışlar son noktaya vardıkları zaman niçin başlangıçtan bu kadar uzaklaşıyorlar acaba?

Bu arada "evliliğe karşı olmaları" ilginç. Bizlerden daha medenilermiş galiba.


torq 06.10.2006 00:35:51


ortaçağ'da, bulgaristan dolaylarında ortaya çıkmış bir heterodoks inanç akımı. tıpkı islam heterodoksları gibi, bogomiller de sivil itaatsizliği savunur, yaşadıkları topraklarda hiyerarşik düzeni reddederler ve çoğunlukla gezgin keşiş/derviş hayatı sürerlerdi. bogomil keşişleri, italya ve fransa'ya kadar ulaşarak, öğretilerini yaymış ve buralarda kathar inanışının doğmasına önayak olmuşlardır. her daim anadolu heterodokslarıyla yakın ilişki içinde olan, hatta vakti zamanında şeyh bedrettin'e de yardım eden bogomiller, 14. yüzyıldaki osmanlı fethinden sonra çoğunlukla bektaşiliğe yönelmişlerdir.

katolik inançlara aykırı bir yol izler.
dünyanın kötü melekler tarafından yaratıldığını savunurlar. onlara göre satanel, isa gibi tanrı'nın oğludur ama isa satanel' i cehenneme kapamıştır. bu yüzden isa tanrı' dan af dilemelidir. ayrıca ekmek-vücut ve şarap-kan olaylarına inanmazlar.

katolik teslis inancında yer bulan meryem gibi kişilere de çeşitli hakaretlerde bulunmuşlardır. gördükleri yerlerde haçı imha etme gibi sloganvari bazı hareketleri de vardır. katolik kilisesinin incil'i yeniden kullanıma açılamayacak derecede tahrif ettigini söylerler.
http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=bogomil

deniz 06.10.2006 11:25:18
Alıntı
Bogomil’e göre dünya kötüydü, çünkü İsa’nın kardeşi ve Tanrı’nın diğer oğlu olan “Satanael” (Şeytan) tarafından yaratılmıştı; Şeytan, Eski Ahit’teki kıyıcı Tanrı “Yehova”dan başkası değildi. Büyük olasılıkla Bogomil, VI. ile X. yüzyıllar arasında Anadolu’da yaygın olan Paflikyanlar’ın ve Messalianlar’ın düalist inançlarından etkilenmişti. Bogomil akımının inanışlarına göre Ortodoks kilisesinin törenleri, kutsal eşyalar ve ikonalar, aslında Şeytan tarafından yaratıldıkları için anlamsız ve yararsızdılar;...

dünyanın adaletsiz, dinlerin de şeytan icadı şeyler içerdiğini keşfetmek yeni bir şey değilmiş demek ki..

bunları okuduğumda kuran'ın içeriğinde yer aldığı söylenen 'şeytan ayetleri' ni hatırladım..

torq 06.10.2006 17:19:32
Aslında bogomiller, hıristiyanların kendi inançlarını  ve dinsel dogmalarını dayatmalarından kaçmaya çalışmış bir topluluk. Onlar da müslümanlar gibi sünni ve şii ayırımındaki sıkıntıları aynen yaşamış, kendi inançlarını korumak için yeraltına inip kapalı bir toplum haline gelmiş ve ibadetlerini gizli yapmaya başlamışlardır. Yine alevi bektaşi yöntemlerini benimseyerek ezoterik (batıni) yöntemlerle kendilerinden sonra gelecek kuşakları yetiştirmeye çalışmışlar, sıkıntıları nedeniyle düşman oldukları hıristiyanların tüm simgelerini reddetmişlerdir. Osmanlılar islamı götürdüklerinde yüzyıllar boyunca çektikleri sıkıntılar nedeniyle müslümanlığı seçmişler, bu durumu kabullenmekte zorlanan sırplar, Yugoslavya'nın dağılmasından sonra tüm Bosna'ları etnik temizlik yaparak yok etmeye çalışmışlardır.

asya 06.10.2006 19:34:34
Müslümanların atası Bogomiller
 ...Stolaç'a varmadan yolun kıyısına gelişi güzel serpilmiş taşların önünde duruyoruz. Bu taşlar başka taşlar. Bu taşlar Bogomillerin mezar taşları. Öylesine kocaman, yoğun ve kaba. Bu yörede Osmanlı zamanında doruğuna erişen taş işçiliğinden nasibini almamış mezarların arasında dolaşıyorum. Kimi insan suretinde, kimi haç. Bazılarıysa yalnızca kümbet biçiminde bir bloktan ibaret. Çoğunun üzerinde kabartma insan figürleri var. Eteklerinin altından görünen cılız bacaklarına oranla çok büyük ellerini ve parmaklarının beşini de güneşe doğru uzatan erkek ya da çocuk figürleri. Bogomil inancı kökenleri Zerdüşt dinine dek uzanan, Hıristiyanlık tarihi boyunca Katolik Kilisesi tarafından sapkınlıkla suçlanmış bir inanç. İzlerine yalnızca Bosna Hersek'te değil, Bulgaristan'dan Kuzey İtalya'ya, hatta Atlantik kıyılarına dek gelip Toulouse bölgesine yerleşen Katarların törelerinde de rastlamak mümkün. Ama burada, Xll. yüzyılın başlarından itibaren inançlarını gizliden gizliye sürdüren Bogomiller Osmanlının bölgede egemenlik kurmasıyla birlikte Müslüman olmuşlar. Onlar Sırpların Ortodoksluk, Hırvatların Katoliklik adına kırıp geçirdikleri Müslümanların ataları. Belki bu yüzden içe dönük, gizemli bir yaşamın izdüşümü yansımış sanatlarına.
(Alıntı: Nedim Gürsel arşivi)

Bir yerlerde Aleviliğin Bogomillerden etkilenmiş olduğunu okumuştum. 13.-14. yy.da Balkanlardaki Türkmenlerin Bogomillerden etkilenerek Aleviliği seçmiş olabileceği savı vardı. Ancak bu konuda savların ötesinde bilgiye ulaşamadım.

deniz 06.10.2006 19:43:34
teşekkürler çok ilginç bir konuya ışık tuttunuz.

geleneksel ortadoğu dinlerinin dışında farklı bir din misyonunun tarih boyunca paralel olarak yaşatıldığını görmüş olduk.


Sayfa: [ 1 ]