SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Felsefe Sohbetleri

Konu: Vicdan ve minnet duyguları

Sayfa: [ 1 ]

denge 04.10.2006 22:13:10

Vicdan ve minnet duyguları

Denge: konumuz vicdan ve minnet duygusu. ilk defa böyle kavramlar üzerinde tartışıyoruz. biraz acemiliklerimiz olacak herhalde. şimdi önce bu kavramları biraz açmak lazım, sonra da aralarında ilişki kurmaya çalışalım. ben önce minnet duygusu hakkında biraz konuşmak istiyorum.  günümüz dünyasında ilişkilerimizde benlik duygusunu çok kutsayan bir tavır var. Ve başarıyı sadece maddi ifadeler içinde anlamlandıran bir ticari ahlak anlayışı...kibre karşı tevazuyu, yalnızlağa karşı yarenliği, som akla karşı gönülü, nankörlüğe karşıminneti tercih etmek istiyoruz. bunlariyi hasletler tabi... minnet duygusu da aynen bunlar gibi tercih ettiğimiz ya da etmemiz gerektiğini düşündüğümüz bir kavram ama biraz kavram üzerine yoğunlaşınca farklı boyutları ortaya çıkıyor. hep iyi olmak yıllardır bize öğretilendir. ama bu durumun şöyle birsakıncası da vardır; kişinin benliğini zedeler ve hata yaptırır. şimdi minnetle şöyle bi bağlantı kurcam. başkalarını mutlu etmek adına kendi hayatını feda edenler karşısındakinde minnet duygusu uyandırır. bunu bilerek ya da bilmeyerek yapar ama şu varki minnet duygusu içinde öfkeyi de barındıran bir duygu aynı zamanda ya da bana öyle oluyor. ve ölçüsü olmayan bişey yani bi ticarette para verirsin ve minnet duymazsın ama ilişkilerde böyle olmuyor.  mistik bir havası var çünkü paha biçilemiyor. ben karşımızdaki kişiye minnet duygusunu uyandırmayı tehlikeli buluyorum. ve esaretin en rezili olarak değerlendiriyorum. asıl erdem şudur ki; iyilik yap ama minnet duygusu beslemesi gerektiğini hissettirme.

şimdi bence vicdan minnet duygusunu olduğu gibi daha birçok duyguyu da dengeleyen bir terazi. ve tüm güzel kavramları oluşturan bir olguaslında;  etik/ahlak gibi kavramlar bugün vicdan sayesinde oluşturulmuştur. vicdan da çok boyutlu aslında,tıpkı minnet gibi. bir yanda insanların mutsuz olmalarını sağlar vicdan; egolarını bastırmalarına sebep olur çünkü. hatta bu mutsuzluktan zevk almayı öğretir. bir yandan da tam tersi mutlu hissetirir. aslında tanım yapacak olursak
adaletin bekçisi demek lazım. kendi mahkemelerini vicdanlarında kuran insanlar sıkıntı yaşamazlar içlerinde.çünkü bence kapanmayan tek yaradır. kendi kendimizi sorgulayabilmek sorgulayacak üstünlüğe ulaşmak ancak vicdan ile olur. ama akıl bazen sussa da vicdan susmaz. yani aklın kabulu duyguların teslimiyetini gerektirmiyor her zaman.ben şöle toplıyım. hem kişisel huzurun  hem de kişisel husursuzlupun kaynağıdır vicdan ve vicdan sahipleri  minnet duygusunı dengeler. ben bir terazi gibi algılıyorum içimde.

prensesistar:
vicdan temız kalplerden dogan bır sey dıye dusunuyorm. ve sozume bır tavsıye ıle baslamak ıstıyorum. kalplerımızı kırletmeyelım ancak ve ancak temız kalpler ıse yarıyor cunku. bundan sunu cıkarmayalım vıcdan ıı bır olgumu?bu degıskendır herseyın oldugu gıbı  oncelıkle objectıf yaklasmak ıstıyorum. vıcdan elımızı kolumuzu baglıyor bır durumda  bır seye nıyetlenıyorsun  ne bılım bı yalan soyleyeceksın yok  bırını kekleyeceksın  dur dıyoo sana yapma etme bu yonuyle bence bır tur ozgurluk sınırlandırması  anarsıst bır vıcdanın olduguna ınanmıyorum  ama hayat  liberal olarak tatlı degil. bu nedenle sadece bırakınız yapsınlar bırakınız etsınler mantıgından zıyade adam neyı nasıl ıstıyorsa gorunmez ellersız sadece kendınce vıcdanınca yapsın dıyorum. buda bır celıskı olmus oluyor.  anarsızt vıcdan yok lıberal vıcdan cok ozgur sımdı bende dusundum dusundum ve bununla ılgılı bıoseyler karaladım.eger kalbıumız temız olursa yaptıgımız herseey vıcdana gerek duymaksızn ıı oluyor. bu nedenle vıcdan sınırlaması ortadan kalkıyor ve sen kendınce anartsı sevıyede ozgur olup temız ısler yapabılıyrosuzn. sımdı sızce lıberal bır ortamda sınırlı bır vıcdanla sınırsız bır gucun yanı kalbınızın cızgılerınde yurumekmı vıcdanlı ısler yoksa anarsıst bır ortamda aklınıza ılk gelenle mantık cercevesınde sınırsız olarak kalbınızın yonunu cızmek mı?ben bır anarsıst olmalıyım.

torq: şimdi bilimsel yöntem açısından bakıldığından kavramların akla ve mantığa uygun bir tanımı yapılamıyorsa, o kavramların tartışılması çok zor olarak kabul edilir. vicdan ve minnet gibi kavramlar da tartılamayan, ölçülemeyen, öznel kavramlar olarak toplumsal yaşamın içinde varolan, insanlar tarafından insanlaşma süreci içinde geliştirilmiştir diyebiliriz bu açıdan bakıldığında toplusallaşma sürecinde bir arada yaşama ve adalet duygusunun gelişimiyle bireylerde bazı farklı davranış biçimlerinin oluştuğunu düşünüyorum. Toplumun kurallarına uyan ya da uymayanların kendi aralarında kurdukları empati, bir arada yaşayanların kendi içinde bir eleme mekanizması oluşturmuştur.Böylece, sadece yasalarla sınırlı olmayan ancak kendisini geliştirmeye çalışan kişilerin, örneğin hırsızlık yapmamayı ya da kırmızı ışıkta geçmemeyi kural haline getirmeleri gibi öznel bir durum oluşmuştur.Bu durum aynı zamanda kişinin duygusal açıdan tatmin olması, eğitmesi, kendisini geliştirmesiyle doğrudan bağlantılıdır. Ancak sıkıntı, vicdanı olanla olmayan arasında bir ayırım yapmak gerektiğinde, vicdan sahibi olmayanların para ve güce ulaşmakta zorlanmamalarına karşın, vicdanının sesini dinleyenlerin bu dünya
nimetlerinden uzak kalmalarıyla başlamaktadır. Kendisini geliştirip bireysel bilincini arttıran kişiler, toplumda refah içinde yaşayanların insanları sömüren, kullanan, yok etmeye çalışan kişilerden oluştuğunu gördüklerinde içlerinde bir sıkıntı ve öfke duyarlar. Bu duyguyla dolu olsalar da yine vicdanları onlara bu durumu kabullenmelerini, erdemlere ulaşmanın zor ve yorucu bir yoldan geçtiğini, kendilerinin doğru yolda olduklarını anlatır. sonuçta vicdan kişinin öznel ve gelişmesiyle orantılı bir empati duygusudur diyebiliriz  minnet ise vicdanın kardeşi olarak geliştirdiğimiz, toplumsal yaşamın karşılıklılık kuralına göre belirlenmiş bir kavramdır
birisinden bir şey isterken ya da verirken, o kişinin bu eylemden sonra bir duygu değişikliği içine girmesini bekleriz. Bu değişiklik bizde iyi bir şey yaptığımız izlenimini uyandırırken, karşı yanda alıcı olmanın ezikliğini uyandırır.
Bu eziklik kişide başka birine yardım etme zorunluluğu gibi bir duygu yaratır. Böylece toplumda birer domino taşı gibi iyiliğin karşılıksız bırakılmaması düşüncesi oluşturularak yardımlaşmanın önü açılmış olur.

deniz:
taner abini dediği gibi vicdan biraz soyut bir kavram. vicdanın soyut bir kavram olarak sağlıklı bir tartışmaya çok iyi bir zemin oluşturamayacağından bahsediyordum. bu arada da prensessitarın anarşis vicdan vurgu da bence çok yerindeydi. denge de vicdanı kendi mahkememiz oalrak tanımladı. bunları birleştirince  ben şöyle bir sonuca varıyorum. vicdan aslında içimizden gelen bir durum değil. bize öğretilen bir şey. bu öğretinin kaynağı içinde bulunduğumuz yasalar, ahlak, örf vs. dir. aslında bunlarla uyum içinde olmak içsel bir dürtü değil.sosyal ve psikolojik bir zarurettir. bu nedenle adı konulmamış bir baskı altındayız. ve biz buna farkında olmadan vicdan diyoruz. işte bu hlaiyle vicdanı yeniden sorguladığımızda biraz olay netleşecek  burdan anarşist vidana girmek istiyorum. bu anlattıklarım çerçevesinde vicdan ile anarşizm bağdaşmamalı. çünkü mevcut baskı düzenleri reddetmekonumundaki anarşizm yasalar, ahlak, örf,.. vs. ile ortaya çıkan böyle bir yönlendirici etkiye boyun eğmemelidir. o halde anarşist vicdan diye kaynağını başka yerlerden alan bir eğitime ihtiyaç var. bu arada bir parantez açayım. yine prenses belki farkında olmadan yine güzel bir şey söyledi. vicdanın bozulması olayı aslında bozulan vicdan değil. vicdanı şekillendiren yasaların yarattığı referansların değişimidir. mesela aç bir insana karşı vicdani bir rahatsızlık duyarız. ona yardım etmemeye vicdanımız izin vermez. ancak öyle bir pozisyona geliriz ki bu durum bizi rahatsız etmeyebilir. hatta belki vicdani bu tür rahatsızlıklardan kurutlmk için kendimize çıkış noktaları bile bulabiliriz. tekrar anarşist vic dana geri dönersem. insanın vicdan denen bir içsel muhakemi yaratması zaruridir. ancak bu mahkemenin kanunları etkisi altında olduğumuz yasalar, ahlak vs. olmamalı.evrensel gereklilikler vedeğerler üzerine etki altında olmadan yaratılmış bir mahkme olmalı. hatta belki de geleneksel vicdanı redderek muhalif bir vicdan olmaı işte buna anarşist veya özsel vidan denilebilir.

nihilart: vicdan biraz daha tanıdık çok yazıldı. asıl önemli olan minnet, çünkü iktidar içeriyor, bir iktidarı tanımak zorunda kalıyorsun yüzyüze görüştüğümüzde basit ama önemli bir örneğim vardı  4 kişi yemeğe çıktık üçümüzde para yoksa  biri ısmarlayacaksa parası olan en basit haliyle onun seçtiği mekanda onun seçtiği menü  ve onun belirlediği açıda oturma zorunluluğu falan... gerekiyor ewet sözsüz şeyler bunlar belki içgüdüsel ama var tüm bunların gönüllü olması gerek diye düşünüyorum.bir destek bir dayanışma bir işi halletmek için çok basit bir yardım... yardım edene minnet oluşturuyor. bu o insanı objektif olarak eleştirmemizi, yorumlamamaızı vs. engelliyor pratikte daha büyük yardımlarda giderek köleliğe bile dönüşüyor düşünelim üzerinde minnet pis bir duygu  özellikle de minnet eden için...bi de bu konu daha çok yerleşirse gündelik hayatımıza gönüllü işler daha da yaygınlaşır beklentiler giderek azalır, başa kakmalar da azalır, zorunluluklar da. tabi vicdan bende en kaba tabiri ile çıplaklık tek başımıza hiçbirşeysiz kaldığımız ama en merkezde olan yer yani tüm ideolojilerin, dinlerin, ahlakın, gelenek ve göreneklerin... yasaların vb diğer tüm yazılı sözlü kuralların dışında bir (sıfır) çıplaklıken acımasız ama en derinden yüzleşme halleri...bağlantı vicdan da artık bu kadar kirli ve kendini bilmez dünyada gönüllü olarak söyleşilmesi gereken bir alan, giderek daha çok söyleştiğimiz ve daha da sahip çıktığımız saflaşarak yayılan bir durum- durum dedim kelime bulamadım ve minnet duygusunu törpüleyebilecek güçte olan tek durum. biricik durum her iki taraf için de hem minnet eden hem de edilen için dolayısıyla eşit ilişkiler kurabilmenin yolları ve yöntemleri böyle gelişecek diye düşünmekteyim... daha da önemlisi vicdan ve minnet konusunda daha sıkı bir (içeriye doğru) çalışırsa insan ne kahramanlara ne önderlere ne de idollere gerek kalacak doğrudan eylem denilen şeyi başarmış olacağız

Ruler: deniz senin o tanımın biraz garip geldi de? degerlerden bagımsız ahlak nasıl olur?

deniz:  vicdanı yaratan unsurların sosyal, kültürel, yasal, ahlaki, vs. ile beslendiğini söylmiştim. bunların sıfırlanması ve yerine özsel bir vicdanın konması eyleminden bahsettim. buna da anarşist vicdan dedim

Ruler: sıfırlamak? özsel vicdan? ya vicdan bagımsız olurmu toplumun kurallarından.

nihilart:
peki deniz demesek olmaz mı yani anarşist vicdan ya da başka bir şey vicdan

deniz: yok vicdan olmaz. vicdan şu haliyle kirletilmiş bir kavram

Ruler:
vicdani ekonomik kültürel sosyal ilişkiler besler

nihilart: ruler bi an bunları unut, ekonomi, sosyal, kültürel  ilkele dön hele bir...hiçbir şeyin kurallarla çizilmediği bir an...

Ruler: ormanda yaşasakta vicdan olmaz, zınk diyemi çıktı vicdan denen şey ilkelken maymundan farkımız yoktu.

deniz: ormanda da insan bir topluluk olarak yaşar ruler. topluluğun olduğu yerde onun kuralları olur. insan da farkında olmadan bu kurallara uyumlu yaşamaya zorlanır.

Ruler: tabiki ve buna vicdan der işte bu eğitilmiş hale vicdan deniyor yani toplumla uyumlu yaşamaya güdüsü geliştirmiş insanlar vicdanlı oluyor. bunun şu ankinden yani medeniyetimiz vicdanından ahlakından temiz yanı ne o zaman. hyr yani temel taşlar aynı ve aynı olmak zorunda. bunun üstüne bireyin koyabilecegi çok birşey yok.

deniz:
tüm medeniyetler benzer konulara değinir ruler. ancak bir noktadan sonra ayrışmalar başlar. işte bu ayrışma noktalarında vicdanlar da krilenmeye başlar. ideolojiler içlerini doldurur vicdanın. işte bu kirletimemiş vicdana özsel vicdan diyebilriiz. bunu yaratma eylemine de anarşist bir yaklaşım denilebilir.

05.10.2006 19:15:22
Çok olumlu bir başlangıçtı bu konuya başladığımız için acayip sevindim, tüm teknik arızalar ve geç kalmışlığıma rağmen! teşekkür ederim katılan arkadaşlara...

son tango 05.10.2006 19:18:25
bence de güzel bir konuymuş..özet olarak..*ikini kes,eşeğe minnet etme..derim

kelime 22.04.2008 19:46:26
vicdan toplumun yargısıdır. bireye özel değildir.

Xantippi 07.05.2008 10:38:09
vicdan toplumun yargısıdır. bireye özel değildir.
o zaman toplumun yargisi yoksa,vicdan da yoktur diyebilir miyiz?ya da toplum yargilamiyorsa,vicdan susar mi?vicdanin sesi ,toplumun yargisi ile dogru orantili mi?

07.05.2008 11:25:03
karaktersizler için ya da birşeylerini kaybedecek olma korkusu bunu yaptırabilir. Toplum bu şekikde susarak benliğini kaybetmektedir. Partilerde koltuk bulup oturduklarında ,düzene ,bu toplum düzenine çomak sokmaya korkarlar belki "ya koltuk giderse". Vicdanını dinleyip iyi ve güzel şeyler yapmaya çalışsa belkide o zaman düzen karşısına çıkıp engele kalkar.

      insan vicdanı ve aklı ile güçlü olmak zorundadaır. sağlam toplumları oluşturabilmek için.


Sayfa: [ 1 ]