SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => İslamiyet

Konu: Vahabilik-Vehabilik

Sayfa: [ 1 ]

torq 01.10.2006 20:34:02
Dağıstan- Çeçenistan’da Vahabilik, CIA desteği ve Suudi Arabistan’ın Petro- Dolarları ile yayılmıştır. Bu, 1700’lü yıllarda Necef/ Suudi Arabistan doğumlu pirüten (safçı) fanatik tarikata Vahabi adı kurucusuna izafeten karşıtları tarafından takılmıştır ve aslında onlar kendilerini birlikçi/ tekçi anlamına gelen Muwahhidun olarak adlandırmaktadırlar. Bu “birlikçilik” veya “tekçilik”, felsefi anlamda İslam dinini tüm diğer Paganist (çok tanrılı) dinlerin etkilerinden, düalist ideolojilerden ve ayrıca tüm modern etkilerden arındırmak, saflaştırmak anlamına gelmektedir. Şüphesiz özünde bu olanaksız olduğu kadar alabildiğine de gerici bir tepkidir.
(Kendisini birlikçi veya tekçi anlamına Muwahhidun olarak adlandıran pirüten (safcı) Vahabi doktrininin kurucusunun ve O’nu izleyen teologlarının İslam’ı diğer tüm dış etkilerden arındırma, özellikle düalist ideolojilerden (düşünce sistemlerinden) arındırma çabası, olanaksız ve saçmadır. Saçmadır, çünkü, değişik kültürler, dinler, düşünce akımları geçmişin birikimlerine dayanamadan, birbirlerinden alış veriş yapmadan gelişemezler- başka bir ifadeyle, yeryüzünde saf olan ne bir kültür, ne bir düşünce sistemi ve ne de bir soy vardır ve olamaz da. Bu açıdan saflaştırmanın, arındırmanın sonu yoktur veya sonu her şeyi sıfırlamak anlamına gelir.
 Muhammed de başlangıçta, Eski Ahit’e (Tevrat’a), çok tanrılı Mezopotamya mitolojilerine, Semitik mitolojilere dayanarak dinini geliştirmiştir ve üçüncü Halife Osman döneminde yeniden derlenip kaleme alınan Kuran’a ne kadar katkı yapıldığı da belli değildir. Sonradan Ali’den de koparak Harici adını alacak olanlar aynı nedenle Osman’ı öldürmüşlerdir. Vahabiler’in “saflaştırma” saçmalıklarının tam tersine, Abdullah’ın (Allah’ın hizmetkarının, O’nu tanıyanın) oğlu Muhammed, tüm aşiretinin, babasını ve kendisinin de inanmakta olduğu yüz kadar Semitik “yaratıcı” ve “demon” (yıkıcı, şeytan) arasından Allah’ı ödünç alıp tek “yaratıcı” haline getirmiştir. Aynen eski büyük Mezopotamya tanrılarının sahip oldukları gibi tüm gücü (iyiliği ve kötülüğü) tek başına O’na (Allah’a) mal ederek monoteist bir din şekillendirmiştir. Yani saflaştırma yoluyla değil, iyice karıştırma yöntemiyle Allah’ı tek “yaratıcı” güç haline getirmiştir. Sonuçta, tüm gücü (iyiliği ve kötülüğü) elinde toplayan bir “yaratıcıya” sahip doktrin olarak doğan İslam, yayıldıkça, süreç içinde düalist (iyiliği ve kötülüğü farklı merkezlere bağlayan, “yaratıcı”yı sadece iyiliklerin efendisi olarak tarif eden) Hint- Avrupai ve Hint- İrani mitolojilerden, Şamanizm’den, Hıristiyanlıktan ve Platonizm’den birçok şey alarak zenginleşmiştir.
Özellikle Şia ve değişik ölçülerde tüm Sufi tarikatlar bu özetlenen ikinci kategoriden derin biçimde etkilenmişlerdir. Bunlar, Sünni inançların tersine, düalist bir dünya görüşüne sahiptirler. Aynı etkiler, daha sınırlı ölçülerde, “Büyük Fitne” olarak anılan Şam (Damaskus) merkezli Emevi yönetimine karşı başkaldırı yıllarının entelektüel tartışma ortamında ve Abbasi yönetiminin son derece halkçı ve demokratik başlangıç yıllarında gelişen ilk üç büyük Sünni okula, Hanefiliğe, Malikiliğe ve Şafiliğe de sızmışlardır. Tüm bu etkileri arındırma iddiasında olan Muhammed ibn- Abdulvahab (1703/ 4- 1787) tarafından şekillendirilen Vahabi reaksiyonu ise, köken olarak, Ahmed ibn- Hambeli (780- 855) tarafından şekillendirilen ve Sünnilik içindeki dört büyük okuldan sonuncusu ve reaksiyoneri olan Hambeliliğe dayanmaktadır. Hambeli doktrini, Hariciliği resmi devlet ideolojisi haline getiren Abbasi Halifesi al- Memun’un rasyonalizmine ve aydınlanmacılığına karşı derin ve dar görüşlü bir taşra Arap tepkisi olarak doğmuştur.
Vahabi inancının babası Abdulvahab’ı asıl esinlendiren kişi ise, Moğol istilası yıllarında Şam/ Damaskus’ta Hambeli okulunu çok daha tutucu bir tepki olarak yeniden üreten İbn Taymiyya (1263- 1328) olmuştur. Kısacası, düalist dünya görüşüne, tüm gelişmelere, aydınlanmaya, akılcılığa ve kültürel zenginliğe karşı gerici saldırgan bir tepki olarak doğan Vahabi inancı, özünde, sözde karşı olduğu Paganizm’e ama, sadece Semitik Paganizm’e ve dar Bedevi kültürüne dayanmaktadır. Özellikle Şia inancını ve tüm Sufi inançları düşman olarak gören Vahabi yanlıları, Arap yarımadasını kana boğmuşlar, tüm anıtları, mezar taşlarını da tahrip ederek tarihleri boyunca büyük bir yıkıma neden olmuşlardır. İlk üç büyük Sünni okulu dahi düşmanca karşılarına alan bu gerici Vahabi tepkisinin önderleri yarı bağımsız Mısır Valisi/ Ayan Mehmet Ali Paşa tarafından yakalanmış ve Reformcu Osmanlı Sultanı II. Mahmut tarafından cezalandırılmıştır.
YUSUF KÜPELİ
http://www.sinbad.nu/kafkas.htm



Sayfa: [ 1 ]