SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => X - Files

Konu: Piramitlerin gizemi

Sayfa: 1 2 3 [ 4 ]

mathquake 15.06.2008 16:19:37
Öncelikle Son Tango, bu iş senin düşündüğün gibi basit değil. Yani işin içinde yalan da var ama, daha çok bilgisizlik. Çünkü elde belge ve bulgu olmayınca ortaya böyle bir garip durum çıkıyor ve bu tür yorumlar doğal olarak yükseliyor.

Şimdi bu piramit hakkında History (Tarih) kanalında 23 Haziran 2008 tarihinde, saat 21:00'de özel bir gösterimle girecek "Kayıp Piramit (The Lost Pyramid)" adlı programının tanıtım bilgilerinden anlaşılacağı üzere, bu piramite "4. Giza Piramiti" gözüyle bakılıyor. Peki 5. Giza Piramiti var mı diye düşünürseniz, o da var: Nasıl ki Abu Rawash'taki bu piramite 4. Giza Piramiti gözüyle bakılıyorsa, Zawyet El-Aryan'daki piramit de "5. Giza Piramiti" olarak düşünülebilinir. Fakat eldeki bulgulara göre (ki özellikle ünlü oryantalist Zecheria Sitchin'e göre. Çünkü o bu iş için yalnızca 25 yılı aşkın bir süreyi araştırmakla geçirmişti. Ve ona bu konuda yanlış bir şey söylendiği zaman herhalde nasıl bir karşılık vereceği açıkça anlaşılmaktadır. Hatırlarsanız; Apollo sefereleri hakkında belgesel bir film çeken bir araştırmacı Edwin Aldrin'e Apollo 11'in Ay'a indiğine dair İncil'e el basarak yemin etmesini istemişti de, Aldrin bu araştırmacıyı bir güzel pataklamıştı. Ben şahsen Zekeriya amcamın (Zecheria Sitchin) böyle bir şey yapabileceğini sanmam ama, çok iyi olduğu bu konuda onu yanlışlamaya çalışmak herhalde onun kızdırmak gibi bir şey olur), bunlara 4. ve 5. Giza Piramiti demek mümkün değil; daha doğrusu, yanlış olur.

İşte, oradan buradan yanlış bilgi aktarmaktansa sizi çok şaşırtacak bulgular:

Mısır'da bir firavunun eşine ait olduğu sanılan 4500 yıllık piramidin temeli bulundu.

4500 yıllık temel, Kahire'nin 20 kilometre güneybatısındaki Ebu Ravaş bölgesinde bulundu. Mısır Eski Yapıtlar Yüksek Konseyi, piramidin, Mısır'ın başkenti Kahire'nin 20 kilometre güneybatısındaki Ebu Ravaş (Ebu Rawash) bölgesinde bulunduğunu bildirdi. Konsey Başkanı Zahi Hawass, piramitin, IV. Firavun hanedanından, 4500 yıl önce üvey kardeşini öldürerek tahta geçen ve 8 yıl tahtta kalan Djedefre'nin eşlerinden birine ait olduğunun sanıldığını belirtti. Hawass, arkeologların piramidin temelinde Keops'u simgeleyen hiyeroglifler bulduğunu da kaydetti.

Mısır'da İsviçreli arkeologlar kazı çalışmaları sırasında bir piramit daha buldu.

4 bin 500 yıllık olduğu belirtilen piramit, 4. hanedandan Firavun Redjedef'e ait. Yeni piramit, başkent Kahire yakınlarındaki başka bir piramit üzerinde yapılan kazılar sırasında tesadüfen keşfedildi. FİRAVUN Keops'un yaptırdığı dev Giza piramidinin yakınında bulunan yeni piramidin, Keops'un gelinine ya da kızına ait olduğu tahmin ediliyor. İÖ. 2680 - 2560 yılları arasında inşa edilen yeni piramitte, mumyalanan ölülerin organların saklandığı mermer bir kavanoz ve kireçtaşından lahit bulundu.

Sözkonusu burada geçen Djedefre'nin piramitine ait özellikler şöyledir:

DJEDEFRE PİRAMİDİ

Orijinal Adı : Djedefre’nin yıldızlara ait büyük yükseltisi.
Orijinal Yükseklik: 67 m / 223 feet
Taban Uzunluğu : 106 m / 353 feet

Keops’un oğullarından biri olan Djedefre’nin piramidi, Giza’nin kuzeybatısında 8 km uzaklıkta bir kaya yükseltisi üzerinde durmaktadır. Her ne kadar 8 yıldan çok daha az bir hükümdarlık sürmesine de, piramidin inşaatını tamamlamıştır. Piramit vaktinde inşa edilmemiştir. Gizli araç gereçlerle bitirilmiştir. Bugün, Djedefre Piramidi’nin sol tarafında sadece bir taş yığını vardır. O granit yüzlü bir piramit yapmayı ve bunu da başarmayı niyet etmiştir. Bunu da başarmıştır.

Kaynak: Bu ve diğer piramitler hakkında kısa bilgilerin bulunduğu "MISIR MEDENİYETİ" kaynağına bakınız.

Do_Vê 15.06.2008 17:49:38
kayıp bir devir olduğunu söylüyorlar, ben duydum, belki başkasıda duymuştur

mathquake 15.06.2008 19:17:19
Arkadaşlar, http://members.lycos.co.uk/gizapyramids adlı siteme girip başlıktaki çalışmaya bir bakınız. Tek kelimeyle müthiş bir çalışma. Ama tabii ki buradaki müthişliğin daha çok bu işten anlayanlar için geçerli olduğu ve diğerlerinin de hisselerine göre pay aldıkları görülmektedir. Bu nedenle diğer arkadaşlarımızın da yetişmek için, hiç olmazsa yeni bir şeyler adına, ne yazık ki bizim (araştırmacılar) gibi çok çalışması ve araştırma yapması gerekir.

Sizi temin ederim ki; araştırın ve internetin altını üstüne getirin, arkadaşlar. Çünkü bu tür konularda Türkçe kaynak yok denecek kadar az. Hem bu sayede bizler de sizin sayesinizde bir şeyler öğreniriz.

mathquake 18.06.2008 00:53:45
Arkadaşlar, burada daha önceden söz ettiğim "KAYIP PİRAMİT" bugünkü VATAN gazetesinin 2. sayfasına haber olarak konulmuş konmuş.

İşte o haber!


Arkeologlar Keops, Kefren ve Mikerinos’un kuzey batısında yeni bir piramit buldu.


Uzmanlar “Tarih kitaplarının değişmesine yol açacak bir keşif olabilir” görüşünde

Yaklaşık 4 bin yıl önce inşa edilen ve bugün bile gizemi çözülemeyen piramitlere bir yenisi daha ekleniyor. History Channel tarafından bir araya getirilen dünyaca ünlü arkeologlar, varlığı bilinen ancak uzun yıllardan beri bir türlü ortaya çıkarılamayan yeni bir piramit bulduklarını açıkladı. M.Ö. 2500 yıllarında Mısır’da hakimiyet kuran firavun Djedefre tarafından yaptırıldığı sanılan piramit, dünyaca ünlü Keops, Kefren ve Mikerinos piramitlerinin kuzey batısında bulundu. Bu 3 piramitin yer aldığı Giza Vadisi’nin dışında olması bilim adamlarını şaşkınlığa uğrattı. Yeni piramidin çok uzun yıllar önce kum fırtınaları nedeniyle toprak altında kaldığı belirlendi.

Keops’tan 8 metre yüksek


Uzmanlara göre Djedefre Piramiti piramitlerin en büyüğü olarak bilinen Keops’tan 8 metre daha yüksek. Newsweek’e konuşan Mısır Antik Tarih Konseyi Başkanı Zahi Havas, “Yıllarımı piramitler üzerinde yapılan araştırmalarla geçirdim. Ve gördüklerim beni çok şaşırttı. Dünyadaki tüm tarih kitaplarının değişmesine yol açacak bir keşif yapılmış olabilir” dedi. Mısırologlar bu keşfe şimdilik kuşkuyla bakıyor. Ancak önümüzdeki hafta buluşla ilgili bir belgesel yayınlayacak olan History Channel keşiften emin.

Arkeologlar, eski Mısır’ın en büyük firavunlarından biri olan Firavun Djedefre’nin gömülü olduğu sanılan mezar odasına da ulaştıklarını söyledi.

Kaynak: Vatan Gazetesi, YAŞAM, Dış Haberler Servisi, En büyük piramit bulundu!, 17.06.2008 Salı-05:00.

son tango 18.06.2008 03:53:59
math,farklı bi ilgi alanın var..çok güzel ..de,takma kafanı bu kadar da bence..yada devam yaw,aldırma bana Smiley

mathquake 18.06.2008 20:00:59
Önemli değil, son Tango. Matematikçi olduğumdan eski metotları ve tabii ki "Giza Piramitleri'ndeki Mirasımız"ı araştırıyorum. Dikkat ederseniz, mirasımız dedim çünkü her ne kadar kaynaklarda anılan firavunlara atfedilseler de Giza Piramitleri'nin artık ne oldukları gün gibi ortadadır.

Bu arada, internette sörf yaparken bu konuyla ilgilenen birkaç Türkçe yayın yapan site gördüm ve KAYIP PİRAMİT ile ilgili burada yayımladığım mesajların bir özetini oralarda da yayımladım. Örneğin, Sirius Uzay Bilimleri Araştırma Merkezi Başkanı Hakan Akdoğan'a bağlı Sirius sitesindeki "Konu: Piramit Gerçeği - 1 : Giza" forumuna bir mesaj bırakmıştım. Yine konuyla ilgilenen "Gökbilim (Astronomi) - İşte Orion, işte Sirius!!!" formuna da bir mesaj bırakmıştım.

İster inanının ister inanmayın, hatta inanıp inanmakla da kalmayıp bir zahmet bu sitelere girin; ilki Sirius ile, ikincisi Orion ile görünürde son derece ciddi bir şekilde ilgilendiklerini ama esasta sözde ilgilendiklerini söyleyen sitelere buradaki "En Büyük Piramit Bulundu!, Bugün 00:53" mesajına benzer bir mesaj yayımladım. Fakat aynı gün, yani bugün, nedeni belirtilmeksizin bu mesajların forum yöneticileri tarafından kaldığını gördüm. Peki neden? Bence iyice zıvanadan çıkmış bu ülkede asıl böyle şey yapanlara kızmak gerekir. Değil mi Son Tango? Yani ortada bir emek var ama, bazıları bunlardan rahatsız oldukları için size hiç haber vermeden mesajınızı kaldırabiliyor. Peki kardeşim, o zaman neden bu tür konular için forum açıyorsunuz? Hadi diyelim ki açtınız; bu sefer dışarıdan size katkı yapan kişilerin mesajlarını neden siliyorsunuz?

İşte asıl rahatsızlık bu! Çünkü yabancı forumlara baktığım zaman hemen herkes istediğini söyleyebilirken, biz daha biraraya bile gelemiyoruz. Gelsek bile, bu sefer de forum yöneticileri, sanki babasının yeriymiş gibi istediğini gibi hareket edebiliyor. Ben nerde olursam olayım böyle bir şeye ne şahit oldum ne de böyle bir harekette bulundum. O halde bu tür faşistleri derhal deşifre etmemiz gerekiyor ve ben de size burada bunlardan 2 tane örnek verdim.
Arkadaşlar, piramitler hakkında son bir keşif yapılmış. Buna göre, Zahi Hawass'ın son keşfine göre, Sakkara'da yeniden keşfedilen "Kayıp Piramit"in altında antik bir kent keşfedilmiş. Hawass, bu piramitin 5. Hanedanlık'taki firavun Mankauhor'a ait olduğunu düşünüyor. Çünkü burada Mankauhor'un mezarı bulundu ve piramit'te ölünün kalıntıları ortaya çıktı.

Daha önce ilk kez 1842 yılında Alman arkeolog Karl Richard Lepsius bu kalıntılara ulaşmıştı. Diğer arkeologlar şimdiye dek onun yazdıklarıyla, çöl kumlarının  altında kalanların varlığını doğruladı.Yerin altında kalan antik kente girilememişti. Antik kentin yerinden oynatılarak başka bir yere taşınması planlandı.

Şimdi bu keşiflere göre şu sonuçlar ya da bulgular çıkmaktadır karşımıza:

1) İlk keşifteki Radedef'in piramitinin Giza'da değil de Abu Rawash'ta inşaa edilmesine ilişkin bir araştırma yaptığınızda, bu piramitin konum nedeniyle orada inşaa edilmiş olduğunu görürsünüz. Çünkü bu konuda Google Earth Pro programıyla bilimsel bir araştırma yaptığım zaman (Mathquake, Keşif Tarihi: 13.06.2008, 20:00), Radedef'in Piramiti ile Büyük Piramit'in GüneyDoğu-KuzeyBatı köşegenlerinin mükemmel bir şekilde hizalanmış olduklarını gördüm. Demek ki bu 2 piramitin merkezleri bir karenin GüneyDoğu-KuzeyBatı köşegeninin uç noktaları olarak seçilmişler. İnanmayan dener ve görür. Bu bir.

İkinci olarak, Orion kuşağındaki Alnitak yıldızına karşılık gelen Büyük Piramit'in konumu gözönüne alındığında, Radedef'in Piramiti konum olarak değil ama uzaklık olarak Sirius'a karşılık gelir.

İşte bu şok keşif karşısında Sirius Uzay Bilimleri Araştırma Merkezi Başkanı Hakan Akdoğan'ın kayıtsız kalamayacağını düşündüğüm için, bu keşfi ilk kez Sirius UFOrum'da açıklamak zorunda kaldım!

2) Son keşfe göre; acaba bu Kayıp Şehir, "Erich von Daniken: Sfenks'in Gözleri, 2. Bölüm: Kaybolan Labirent, S.91-145"te anlatılan kayıp şehir olabilir mi? En geniş anlatımı Herodot (Tarih) tarafından verilen kayıp şehri yine Alman arkeolog Karl Richard Lepsius (1810-1884) 1843'te keşfettiğini iddia etmişti (ki burada sözkonusu olan Firavun 3. Amenemhet'in (M.Ö. 1844-1797) mezar piramiti ve etrafındaki kalıntılar idi. Lepsius, bu yapıların bugünün El Fayyum vahasının yakınında olduklarını saptamıştı), ama Lepsius'un bulguları ile (kronolojik sıraya göre) M.Ö. 450 civarında Grek tarihçisi Herodot, Grek coğrafyacısı Strabon (M.Ö. 63 civarı-26), Romalı tarihçi Kayüs Plinus Sekundus (M.Ö. 61-113) ve aynı bölgeye M.Ö. 1 yüzyılda gelen Sicilyalı Diodor'un bulguları birbirleriyle uyuşmuyordu?

son tango 19.06.2008 18:55:53
senin mesajın yanlışlıkla kalırılmıştır be math..başka bi sebeb göremiyorum..

mathquake 01.08.2008 08:10:57
Büyük Piramit’teki Kral ve Kraliçe Odaları’na ait Güney ve Kuzey Şaftları’nın “Giza Piramitleri’nin Oturum Planı”nda da kullanılmış olduğu ortaya çıktı!

Bu haberin detayını http://members.lycos.co.uk/gizapyramids sitesinden öğrenebilirsiniz.

mathquake 02.08.2008 08:15:29
"Arşimet Palimpsesti’ndeki “Çember Ölçüsü Hakkında (On The Measurement Of The Circle)” Risalesindeki Yeni Okumalar, Mathquake-2008" çalışması için http://members.lycos.co.uk/gizapyramids sitemize bakabilirsiniz.

son tango 03.08.2008 04:00:56
devam math,az kaldı,taş deliniyor valla..

mathquake 06.08.2008 10:56:25
“Giza Piramitleri’nin Oturum Planı”nın Büyük Piramit’teki Kral ve Kraliçe Odaları’na ait Güney ve Kuzey Şaftları’nda da kullanılmış olduğu ortaya çıktı!

Peki bu keşif sonrasında ne olduğunu mu merak ediyorsunuz. Önce kronolojik gelişmelere göre Gantenbrink Kapısı'nda yaşanan olaylara bir bakalım, sonra bu keşfin anlamı kendiliğinden ortaya çıkacak zaten!

Kimilerinin "Hava Bacası", kimilerinin "Su Kanalı", kimilerinin "Yıldız Şaftı" dediği ama bir türlü ne işe yaradıkları bilinmeyen Büyük Piramit'teki Kral ve Kraliçe Odaları'ndaki Güney ve Kuzey Şaftları için ilk ciddi gelişme 1993'te "KEOPS'TAKİ GANTENBRINK KAPISI"nda yaşanmıştı. Bu kapı tamamlanmamış Kraliçe Odası'nın Güney Şaftı'nın sonunda bulunur bulunmaz hemen tahminlere geçildi. Çünkü bu keşifle ortaya çıkan bir tarafı kapalı bir hava kanalından havanın geldiği nasıl düşünebilirdi? Hem de piramitteki şaftların (kanalların) bir "Hava Kanalı" olduğu saygın ve ciddi uzmanlar tarafından onaylanmış ve resmileştirilmiş iken. Bu nedenle şimdi artık başka birşey düşünmek gerekiyordu ve bilimle tahmin yapanlar bir kez daha cezasını çekiyordu.Peki bu taş kapı neydi?

Tahminler başlasın lütfen!

Bu kapı için bir de video bant gösterilmişti ve bant sona ererermez salonda çok müthiş bir tartışma başladı. Salondakiler 2'ye bölündü; bazıları hala önceki görüşü savunarak bir taş parçasının çok uzun zaman düşünüldükten sonra varılan bilimsel bir sonucu, yani hava kanalı olduğunu değiştiremiyeceğini söylüyorlardı ama bakır tutacakları veya kireçtaşı bloğunun yada kapının orada neden olduğuna bir açıklık getiremiyorlardı. Diğerleri ise basit arayışlar içindeydiler; bu bir hava kanalı gibi yapılmıştı ama aslında hiçbir anlamı yoktu yani sadece bir semboldü ya da bir "Yanlış Kapı" idi. Mısırlılar bunu özellikle mezarlarda çok sık yapmışlardı, ruhun bu şekilde ölümden sonra içeriye ve dışarıya geçişini kolaylaşacağına inanıyorlar, böylece firavunun ruhunun doğru yolu bulacağını düşünüyorlardı. Tartışmaların içersinde Gantenbrink'in de paylaştığı bir üçüncü ihtimal daha vardı; kireçtaşı bir engel değildi, bir kapı veya bir "portcullis" yani bir yere girmeyi engelleyen demir parmaklıklı türü bir şeydi ve ötesinde gizli bir bölme, oda veya bir yer vardı. Tartışmalar odanın dışına taşarak yayıldı; Büyük Piramit'in içindeki gizli bir yerin olduğu haberi hemen her yerdeki ilgili kuruluş ve uzmanlarda heyecan yaratmıştı. En önde gelen piramit uzmanlarından birisi olan Eski British Müzesi Yöneticisi Sör Prof. I.E.S. Edwards,televizyonda bir konuşma yaparak, kapı'nın ardında, Orion Takımyıldızı'na bakan Firavun'un bir heykelinin bulunduğunu iddia etti. İddiasına temel gösterdiği varsayım ise, kapının ötesinde bir boşluğun olamayacağıydı ve diğer olasılık ise kireçtaşının kameradan göründüğü kadarıyla sıradan bir taş olarak görünmediğiydi. Gantenbrink'in küçük robotu kapıya veya kireçtaşına minik bir laser ışını yollamıştı; ışın aşağı yukarı hareket ettirildiğinde, aşağıda yani kapının ya da taşın altındaki 1 CM'den daha az bir aralığa giriyor ve kayboluyordu. Bu da taş bloğun kanala sıkı sıkı oturmadığını gösteriyordu; bir köşesinde küçük bir kırık vardı ve orada üçgen şeklindeki bir açıklık oluşturmuştu.

Bütün bunlar ister istemez birçok kişiyi "Gizli Oda" olasılığına itiyordu ama oluşumun piramitin özgün yapısından farklı olması nedeniyle de, bir ritüel veya özgün bir olay için yapılmıştı, belki de Firavun Khufu'nun cenaze töreninde inşa edilmişti. Bilinen en kesin şey, bu kanalların -Kral odasından çıkan 2 kanal daha vardı- yıldızları işaret ettiğinde hemen herkesin aynı fikirde olmasıydı. 1964'te bir Egyptologist ve Astronom Dr.Alexander Badawi ve yardımcısı Virginia Trimble, Kral Odasından çıkan 2 kanalın Orion kuşağı'nı işaret ettiğini belirlemişlerdi. 1986'da ise "The Orion Mystery" adlı kitabın yazarlarından Robert Bauval, kraliçe odasından çıkan kanalın ise, Sirius yıldızını gösterdiğini öne sürmüştü; işte bu kanal Gantenbrink'in kanalıydı.Bu 2 galaktik objenin ortaya atılması bir rastlantı değildi; Eski Mısır dininde Orion Ölüm Tanrısı Osiris ile, Sirius yıldızı ise Osiris'in kızkardeşi ve karısı olan İsis ile bütünleşiyordu. Eğer kapının ardında bir heykel varsa, Orion'dan çok Sirius'a yönelmiş olduğu düşünülebilirdi, o koordinatta bir yıldızın gökteki en yüksek noktası o açıydı ve kanal oraya yönlendirilmişti. Kraliçe Odası'ndaki kuzey kanalın küçük Ayı Takımyıldızı'ndaki Kochab yıldızına yönelik olduğu da bir diğer varsayımdır. Buna bir "Açılış" deniyordu. Bauval'ın iddiasına göre Kraliçe odası Eski Mısır'da Yeniden doğuş ritüeli olarak bilinen "Ağı Açma" törenine uygun olarak yapılmıştı. Bu törende dik olarak tutulan bir mumyanın ağzı özel bir alaşımdan yapılmış küçük bir demir aygıtın şekli özellikle Küçük Ayı Takımyıldızı'na benzetilmişti ve Çakal Tanrı Upuaut'la bütünleştirilmişti. Bu son sözcük yol açıcı anlamındadır ve Gantenbrink robotuna aynı adı vermişti. Bunun neden böyle yapıldığı bilinmemektedir ama Prof. Edwards'a göre "Hava Kanalları" "Yıldız Kanalları" olarak düzeltilmelidir.

Sonrasını biliyorsunuz ya da size verdiğim kaynaktan sonraki gelişmeleri öğrenebilirsiniz: Bir sürü karşılıklı suçlama ve Gantenbrink ile ekibinin piramitten uzaklaştırılması hadisesi.

Peki ama, "Hava Kanalı"ndan "Yıldız Kanalı"na dönüştürülen bu şaftlar,


resimdeki yıldızlarla eşleştirilmiş şekilde inşaa edildiyseler, o zaman Giza Piramitleri’nin oturum planında neden böyle bir şeye gerek görüldü? Çünkü bu plan doğrudan piramitlerin Orion Kuşağı’ndaki yıldızlara göre dizilimini öngörüyordu. Yani bu planla piramitlerin oturumu için bir kez belirleme yapıldığına göre, aynı belirleme içinde ikinci belirleme nasıl yapılmış olabilir?

mathquake 14.08.2008 10:28:16
Arşimet Palimpsesti’ndeki “Çember Ölçüsü Hakkında (On The Measurement Of The Circle)” Risalesindeki Yeni Okumalar, Mathquake-2008

M.Ö. 332’de Mısır’ı ele geçiren Büyük İskender’in İskenderiye Kütüphanesi’ni gaspetmesinden sonra Siraküza’da (şimdiki Sicilya adası), Sitchin’in Eski Mısır için kullandığı “Birdenbire Uygarlık” tabirindeki gibi, dikkat çeken Arşimet’in orijinal çalışmaları deşifre oluyor!

Mathquake, 14.8.2008, 10:17. M.Ö. 3. yüzyılda yaşayan Arşimet’in orijinal yazıları kayboldu, fakat M.S. 950-975 yılları arasında Konstantinapolis’li (şimdiki İstanbul) bir katip, Arşimet’in başlıca incelemelerini parşömene kopyalaya-ak kitap şeklinde topladı ve 14 Nisan 1229'da da Ioannes John Myronas adlı bir keşiş, ihtiyaç nedeniyle değil de, ona göre, “Arşimet’in Sırları”nı koruyabilmek için parşömeni yonttu, sayfaları ikiye böldü ve üzerine üzerine bir ikinci metin geçirerek dua kitabına çevirdi. Sözkonusu bu son tarih, kopyalamanın bitiş tarihini gösterir ve bu kopyalama işlemi 2 aydan daha kısa bir sürede gerçekleşmiştir. Bu dua kitabı o tarihten beri hafifçe yandı, küflenmeye bırakıldı ve hatta dua kitabına çevrilirken mürekkepteki tanen asidinin parşömende kalıcı izler bırakması nedeniyle yazılar silindi, ama 29 Ekim 1998/Perşembe, 14:35 EDT’de “Arşimet Palimpsesti”ni 2.200.000 $’a satın alan ismi bilinmeyen koleksiyoncu eski yazıların okunması için Walter Sanat Müzesi’ni seçti ve yetkiler aradan 10 yıl geçtikten sonra “Arşimet Palimpsesti”ndeki sayfaların tamamını dijital resimlere çevirme işlemini ancak tamamlayabildi.

İşte bu sayfalar dijital resimlere çevrildikten sonra Arşimet Palimpsesti’nden, daha doğrusu Arşimet’in çıkından şu çalışmalar çıktı:

5.2.1. Equilibrium of Planes (Düzlemsel Şekillerin Dengesi).
5.2.2. On Floating Bodies (Yüzen Cisimler Hakkında. Orijinal Grek diline ait metnin bilinen tek kopyası).
5.2.3. The Method of Mechanical Theorems (Mekaniksel Teoremlerin Metodu. Bu çalışma için bilinen tek kaynak bu).
5.2.4. Spiral Lines (Spiraller).
5.2.5. Sphere and Cylinder (Küre ve Silindir. Eutokios’un yorumuyla verilen kopya bir çalışmadır)
5.2.6. The Measurement of the Circle (Çember Ölçüsü): Yine Eutokios’un (M.Ö. 500 civarı) yorumuna göre mevcut en eski kopya çalışmalardan biridir. Fakat palimpsestteki tüm sayfaların dökümüne göre bu kitaba ilişkin, Vatikan Kütüphanesi’ndeki “Arşimet, Çalışmaları, Latince, Moerbeke’li William tarafından çevrildi, 1270 civarı” kitabında da geçen, mevcut olduğu söylenilen çalışmalardan şunların olduğu görüldü:

1. Kitap I: YOK!
1.1. Önerme 1 ve İspatı: YOK!
1.2. Önerme 2 ve İspatı: YOK!
2. Kitap II: VAR!
2.1. Önerme 3 ve İspatı: VAR! Aşağıdaki tabloda geçen 4 sayfalık bu çalışma her ne kadar Latince’ye çevrilmiş olanıyla aynıymış gibi gözükse de, Eski Yunanca nedeniyle yer yer metinsel farklılıklar göze çarpıyor ve bu sayfalar, dua kitabında son sayfalarda bulunduğundan (ki sayfalar küflü ve yazıların çoğu silik olduğundan) büyük bir bölümü okunamaz haldedir. Eğer yaklaşık 100 yıl önce bu metinlerin şimdikinden pek farklı olmadıkları gözönüne alınırsa, Heiberg, 1910-1915 yılları arasında palimpsestte ne okumuştu acaba? Peki, buna bağlı olarak gelişen Heath’in Heiberg’in yorumunu İngilizce’ye çevirmesini nasıl karşılarsınız?

Bu sorular dikkatinizi mi çekti, o zaman detaylı bilgi almak için şu kaynağa bakınız: © 2008, Mathquake

mathquake 25.08.2008 02:38:27
Arşimet'in çalışmalarının toplandığı söylenen palimpsestteki “Çemberin Ölçümü Hakkında (On The Measurement Of The Circle)” çalışmasına ait sayfalarda şu sonuçlar çıkmıştır (Parantez dışındaki kodlama "Metne Göre" içindeki de "Dua Kitabı’na Göre" yapılmıştır):

1)Arch68r (0000-171v): Önerme 2'nin ispatının son 6 satırı, Önerme 3'ün ifadesi ve ispatının I. Bölümü.

2)Arch68v (0000-171r): Önerme 3'ün ispatının I. Bölümü'nün devamı.

3) Arch69r (177r-172v): Önerme 3'ün ispatının II. Bölümü.

Bu sonuçlara göre Önerme 1'in ifadesi ve ispatı ile Önerme 2'nin ifadesi ve ispatının ilk 4 satırının palimpsestte mevcut olmadığı anlaşılıyor. Belki uzmanlar palimpsestteki tüm sayfaların yeniden bir dökümünü yaparsa, ki bu çok zayıf bir ihtimal, mevcut olmayan bu metinler ortaya çıkabilir. Fakat bundan daha korkunç olan durum ise, metinlerin son sayfalarda olması, özellikle sayfaların küflü olması, nedeniyle okunamayacak kadar kötü oluşudur.

Böylece bu sayfalara ilişkin ilk mesajımdaki bilgileri de güncellemiş oluyorum; çünkü orada Arch68r (0000-171v) sayfası siyah-beyaz olup okunamayacak derece kötü bir metin barındırdığından, sayfaya bakmadan, metin hesabına göre Önerme 1 ve 2'nin olmadığını tahmin etmiştim. Fakat bu sayfa bu kadar kötü olmasına rağmen birilerini sevindirmemek için bakmak zorunda kaldım ve sayfanın başında yalnızca Önerme 2'nin ispatının son 6 satırını görebildim.

YALAN DÜNYAYA HOŞ GELDİNİZ!

Şimdi birileri ahmakça sevinirken bakalım bu çalışma için neler olmuş:

1) Heiberg, 1910-1915 yılları arasında palimpsestteki metinleri yorumlayıp (dikkat edin; burada okumadan bahsedilmiyor.Yani Heiberg'in yaptığı şey, okumayla birlikte okuyamadığı yerlerde (metin ya da şekillerde) yorum yapmaktır) tüm dünyaya yayıldığında kimse bu metinlerin nasıl okunduğunu sormadı bile. Oysa yukardaki çalışmaya ait mevcut metinlere şimdi bakıldığında Heiberg'in yorumu üzerinde çok ciddi bir tartışmanın yaşanacağı anlaşılıyor.

2) Önerme 3 için Heiberg'in yorumundaki ile palimpsestteki şekiller kesinlikle birbirinden farklı görünüyor. Bu durumda Heiberg'in okumadan çok yorum yaptığı sonucu çıkar.

Not: Şimdilik bu kadarını vermeyi yeterli görüyorum ve ileride sitemden çektiğim çalışmayla birlikte esas açılıma geçerek gerekli yanıtları vereceğim. Bu, sadece zaman meselesi.

mathquake 02.09.2008 19:38:26
Şimdi Louvre Müzesi'nde bulunan Radedef'in büstü piramitin doğusundaki tekne çukurunun içinde keşfedilmiştir. Başlığındaki parça Büyük Sfenks'inkiyle aynı formdadır.

Radedef (Radjedef) Djedefre olarak da bilinen 4. Hanedanlık'ın kurucusu Snerfu'nun oğlu Khufu'nun ilk oğlu ve Khafre'nin kardeşiydi. Radedef'in hayatı hakkında fazla birşey bilinmiyor. Bazı kaynaklara göre, M.Ö. 2528-2520 yılları arasında 8 yıl hüküm sürdü. Bu sırada Giza Platosu'nun kuzeybatısında yer alan 8 KM'lik uzaklıktaki ve platodan 80 M yükseklikteki Ebu Ruvaş (Abu Rawash) denilen tepeye kendi adına bir piramit inşaa ettirmek istedi ama, beklenmedik ölümü piramitteki işlerin yarım kalmasına neden oldu ve yerine geçen kardeşi Khafre (Hefra) da babasının çözümünü tercih edince piramit tamamlanamadan kaderine terk edildi.

Şimdi History Channel tarafından bir araya getirilen arkeologlar, varlığı bilinen ancak uzun yıllardan beri bir türlü ortaya çıkarılamayan, ki piramit çok uzun yıllar önce kum fırtınaları nedeniyle toprak altında kalmıştı, bu Kayıp Piramit'i bulduklarını ve bununla ilgili 23 Haziran 2008'de History Channel'da sunulmak üzere bir belgesel hazırladıklarını açıkladı.


History Channel'ın uzmanlarına göre Radedef'in Piramiti, piramitlerin en büyüğü olarak bilinen Büyük Piramit'ten 8 M daha yüksek. Newsweek’e konuşan Mısır Antik Tarih Konseyi Başkanı Zahi Hawass, "Yıllarımı piramitler üzerinde yapılan araştırmalarla geçirdim ve gördüklerim beni çok şaşırttı. Dünyadaki tüm tarih kitaplarının değişmesine yol açacak bir keşif yapılmış olabilir" dedi. Mısırbilimcileri bu keşfe şimdilik kuşkuyla bakıyor. Ancak  buluşla ilgili bir belgesel yayınlayacak olan History Channel keşiften emin. Çünkü belgeselin yapımcıları; "Eğer yeni bulgular elde etmeseydik ve söyleyecek yeni bir şeyler bulmasaydık böyle bir işe soyunmazdık" diyor. Ayrıca yapılan açıklamaya göre; arkeologlar, eski Mısır’ın en büyük firavunlarından biri olan Firavun Radedef'in gömülü olduğu sanılan mezar odasına da ulaştıklarını söyledi.

Sorun şu ki, Radedef'in Piramiti'nin varlığı uzun yıllardır arkeologlar tarafından biliniyor. Yüzyıl evvel keşfedilen piramit yağmacılar tarafından talan edilmiş. Yapının kalan parçalarının ortaya çıkarılmamasının ana nedeni ise, piramitin bulunduğu alanın askeri yasak bölgenin sınırları içinde yer almasından kaynaklanıyor. Ayrıca, Radedef'in piramitini babasınınkinin yanı yerine çok uzakta bir tepeye inşaa ettirmesi, History Channel'daki uzmanların önünde çözümlenmemiş bir problem olarak duruyor.

Şimdi de piramit hakkındaki bu güncel bilgilerden sonra sırrına, daha doğrusu Radedef'in piramitini babasınınkinin yanı yerine çok uzaktaki Ebu Ruvaş adı verilen tepeye neden inşaa ettirdiğine ilişkin asıl nedene bakalım.

Hatırlarsanız, bu konuda size ilginç bir bulguya ulaştığımı söylemiştim. Fakat bu bulgunun doğru olup olmadığına ilişkin detaylı bir çalışmaya girince, bu bulgunun doğru olmadığı ortaya çıktı. Bu konuda Google Earth ile yaptığım detaylı çalışmalarda (açı ve uzaklık hesaplarında) Büyük Piramit ile Radedef'in Piramiti'nin merkezlerinden geçen doğrunun Doğu-Batı ekseniyle 45 değil 44 derecelik bir açı yapmış olduğu sonucu çıktı; ve eğer Radedef'in Piramiti 45 derecelik açı üzerine yerleştirilmiş olsaydı, piramitin Ebu Ruvaş tepesinin doğusunda aşağıda bir yere kurulması gerekirdi. Bu da mümkün olamayacağına göre, demek ki Radedef piramitini Büyük Piramit'e göre 45 derecelik açıdan farklı bir açıda, Google Earth'e göre bu açı 44 derecenin biraz üzerinde, konumlandırmak istemiş ve bu niyet Google Earth'ten gayet açık bir şekilde görülüyor.

İkinci olarak, Giza Piramitleri'nin Oturum Grubu Planı'ndaki detaylara daha sonra bakmak üzere, doğrudan Radedef'in Piramiti'nin Giza Piramitleri'ne göre konumlandırılmasına geçersek şu sonucun çıktığı görülüyor (G1: Büyük Piramit ya da Khufu'nun Piramiti, G2: Khafre'nin Piramiti, G3: Menkaure'nin Piramiti): G1 ile G2 merkezlerini birleştiren doğruya bir dik doğru çiz ve G1 ile G3 merkezlerinden geçen doğrunun Kuzey-Güney eksenine göre simetriğini bul. İşte bu 2 doğrunun kesim noktası, size Radedef'in Piramiti'nin merkezine çok yakın ama kesinlikle piramitin içinde kalan bir noktayı verecektir. Sözkonusu bu noktanın yani piramitin merkezinin belirlenmesi için Radedef'in mimarı o günkü Analitik Geometri ile gerekli hesapları yaptı ve buna çok yakın bir nokta buldu. Bu noktaya R dersek, Goggle Earth ile (Radedef'in Piramit'inin R merkezinin Büyük Piramiti'n G1 merkezine uzaklığı yani Mimar'ın belirlediği uzaklık) |RG1|~8200 M olarak bulunurken, Giza Piramitleri'nin Oturum Grubu Planı'na göre bu sonuç, |RG1|~8247.467 M olarak elde edilmektedir. Buna göre aradaki farkın bir kenarı 206 M olan kare tabanlı Radedef'in Piramiti'nin içinde kaldığı görülüyor, dolayısıyla Radedef'in mimarının üstün bir başarı gösterdiği anlaşılıyor.

Üçüncü olarak, matematiksel olarak bu söylediklerimi Orion Kuşağı'nda uygularsam,

Radedef'in Piramiti'ndeki Orion Vizyonu

Alnitak ile Alnilam'ın hizalandığı sarı renkli doğru ve ona dik olan kırmızı renkli bir doğru ve de bu son doğruyla kesişen mavi renkli doğrunun geçtiğini görürüz. Buradaki kırmızı renkli dik doğru Alnitak'ın Güney'deki Geçiş Meridyeni'ne teğet olan doğru olup, ünlü "Orion Gizemi" araştırmacılarından Adrian Gilbert ve Robert Bauval'ın bulgusuna göre, M.Ö. 2500 civarında,


Gilbert ve Bauval'a göre Büyük Piramit'teki şaftların yıldızlarla hizalanması.

Alnitak 45 derece yükseklikte idi!

Sonuçta bütün bu bulguları tek bir resim içinde toplarsak, Radedef'in Piramiti'nden Orion Kuşağı'ndaki yıldızlar ve onların yeryüzündeki kopyası olan Giza Piramitleri şu şekilde görülecektir:

Radedef'in Büyük Yıldız Yükseltisi (Radjedef's Starry Sky)
Radedef'in Orion Projeksiyonu

Bildiğiniz gibi, insanların görüş alanı, toplam 180°dir. Ancak, binokular görüş denilen iki gözün görüş alanlarının çakışmasıyla ortaya çıkan alan 120° olur ve Radedef'in Piramiti'nden Güney'deki Orion ile birlikte Giza Piramitleri de görüş alanımıza girer. Buna göre isteyen kafasını hafif sola yani Doğu'ya çevirirse Orion Kuşağı'nın aynısının tıpkısını Giza Piramitleri'nde görecektir ya da 4500 yıl önceki gibi her ikisini birlikte izlemek en iyisi olacaktır.

Not: Şimdi yukarıda yaptığım çalışma, "Yıldızlar ve Giza Piramitleri (Stars and the Giza pyramids), chris tedder, 2002, updated 18.03.2002" çalışmasının hatalarından arındırılmış en son şeklidir.


Sayfa: 1 2 3 [ 4 ]