|
||
| "önce kelime vardı. kelimeden önce de yalnızlık vardı. ve kelimeden sonra da var olmaya devam etti yalnızlık... kelimenin bittiği yerde başladı: kelime söylenmeden önce başladı. kelimeler yalnızlığı unutturdu ve yalnızlık, kelimeyle birlikte yaşadı insanın içinde. kelimeler yalnızlığı anlattı ve yalnızlığın içinde eriyip kayboldu. yalnız kelimeler acıyı dindirdi ve kelimeler insanın aklına geldikçe yalnızlık büyüdü, dayanılmaz oldu." |
||
|
||
| turgut özben'le selim ışık'ın hikayesi ve kitabın en sevdiğim cümlesi: "selim ışık, anlatmadan anlaşılmaya aşık." |
||
|
||
| "Tutunamayan (disconnectus erectus): Beceriksiz ve korkak bir hayvandır. İnsan boyunda olanları bile vardır. İlk bakışta, dış görünüşüyle, insana benzer. Yalnız, pençeleri ve özellikle tırnakları çok zayıftır. Dik arazide, yokuş yukarı hiç tutunamaz. Yokuş aşağı, kayarak iner. (Bu arada sık sık düşer). Tüyleri yok denecek kadar azdır. Gözleri çok büyük olmakla birlikte, görme duygusu zayıftır. Bu nedenle tehlikeyi uzaktan göremez." Oğuz Atay |
||
|
||
| :rolleyes: "küçük kelimeleri kendine yakıştıramadı; oysa küçük kelimelerle suçlandı hep ve kendini küçük kelimelerle savundu." |
||
|
||
| saygı ile eğilirim | ||
|
||
| Beceriksiz ve korkak bir hayvandir.Insan boyunda olanlari bile vardir.Yalniz penceleri ve ozellikle tirnaklari cok zayiftir. Dik arazide, yokus yukari hic tutunamaz. Yokus asagi, kayarak iner.(Bu arada sik sik duser.)Tuyleri yok denecek kadar azdir.Gozleri cok buyuk olmakla birlikte, gorme duygusu zayiftir.Bu nedenle tehlikeyi uzaktan goremez. Erkekleri, yalniz biralildigi zaman acikli sesler cikarirlar. Disilerini de ayni sesle cagirirlar. Genellikle baska hayvanlarin yuvalarinda(onlar dayabildikleri surece) barinirlar.Ya da terkedilmis yuvalarda yasarlar. Belirli bir aile duzenleri yoktur.Dogumdan sonra ana, baba ve yavrulari ayri yerlere giderler.Toplu olarak yasamayi da bilmezler ve dis tehlikelere karsi birlestikleri gorulmemistir. Belirli beslenme duzenleri de yoktur.Baska hayvanlarla birlikte yasarken onlarin getirdikleri yiyeceklerle gecinirler.Kandi baslarina kaldiklari zaman genellikle yemek yemegi unuturlar. Butun huylari taklit esasina dayandigi icin, baska hayvanlarin yemek yedigini gormezlerse, aciktiklarini anlamazlar.(Bu sirada cok zayif dustukleri icin avlanmalari tavsiye edilmez.) Icguduleri tam gelismemistir. Kendilerini korumayi bilmezler.Fakat - gene taklitcilikleri nedeniyle- baska hayvanlarin dovusmesine ozenerek kavgaya girdikleri olur.Simdiye kadar hicbir tutunamayanin bir kavgada baska bir hayvani yendigi gorulmemistir.Bunula birlikte hafizalari da zayif oldugu icin, sik sik kavga ettikleri, bazi tabiat bilginlerince gozlenmistir.(Ayni bilginler, kavgaci tutunamayanlarin sayisinin gittikce azaldigini soylemektedirler.) Din kitaplari, bu hayvanlari yemegi yasaklamissa da , gizli olarak avlanmakta ve etlerikacak olarak satilmaktadir. Tutunamayanlari avlamak cok kolaydir. Anlayisli bakislarla suzerseniz, hemen yaklasirlar size. Ondan sonra tutup oldurmek isten bile degildir.Insanlara zarali bazi mikroplar tasidiklari tespit edildiginden, Belediye Saglik Mudurlugu de tutunamayan kesimini yasak etmistir. Yemekten sonra insanlarda gorulen durgunluk, hafif sikinti, sebebi bilinmeyen vicdan azabi ve hic yoktan kendini suclama gibi duygulara sebep olduklari, hekimlerce ileri surulmektedir.Fakat ayni hekimler, tutunamayanlarin bu mikroplari, kasaplik hayvalara da bulastirdiklarini ve bu sikintidan kurtulmanin ancak et yemekten vazgecmekle saglanabilecegini soylemektedirler. Hayvan terbiyecileri de tutunamayanlarla uzun sure ugrasmis ve bunlari sirklerde calistirmak istemislerdir.Fakat bu hayvanlarin, beceriksizlikleri nedeniyle hicbir huner ogrenemediklerini gorunce vazgecmislerdir. Ayrica birkac sirkte halkin karsisina cikartilan tutunamayanlar, onlari guldurmek yerine mahzun etmislerdir.(Halk giselere saldirarak parasini geri istemistir.) Filden sonra, din duygusu en kuvvetli olan hayvan olarak bilinir.Oldukten sonra cennete gidecegi bazi yazarlarca ileri surulmektedir.Fakat toplu, ya da tek gittikleri her yerde hadise cikardiklari icin, bunun pek mumkun olmayacagi sanilmaktadir. Baslari daima one egik gezindikleri icin, cesitli engellere takilirlar ve her taraflari yara bere icinde kalir. Onlari bu durumda goren bazi yufka yurekli insanlar, tutunamayanlari ev hayvani olarak beslemeyi de denemislerdir.Fakat insanlar arasinda barinmalari -ev duzenine uymamalari nedeniyle- cok zor olmaktadir. Beklenmedik zamanlarda sahiplerine saldirmakta ve evden kovulunca da bir turlu gitmeyi bilmemektedirler. Evin kapisinda gunlerce , acikli sesleriyle bagirarak ev sahibini canindan bezdirmektedirler. (Bir keresinde, ev sahibi dayanamayip kacmissa da , tutunamayan, sahibini kovalayarak, gittigi yerde de ona rahat vermemistir.) Sehirlere yakin yerlerde yasadiklari icin, onlari sehrin icinde , citle cevrili ve yalniz tutunamayanlara mahsus bir parkta oturarak, sayilarinin azalmasini onlemeyi dusunmenin zamani artik gelmistir." |
||
|
||
| Nokta yok, virgül yok; sadece tutunamayanlar var... :sevgi: | ||
|
||
| "Fakat o gelecektir. Birinci gelişinde ona kötü muamele yapanlar utanacaklardır. O, üstünde şimdiye kadar görülmemiş bir üniformayla beyaz atına biraz çarpık olarak binmiş bir vaziyette sokağın başında görünecektir. İşte o zaman kıyamet kopacaktır." Sustu. Geveze müşteri sordu: "Hangi kıyamet?" Turgut, son derece ciddi karşılık verdi: "Büyük kıyamet" Yavaş yavaş merdivenlerden indi. |
||
|
||
| "Ben ölmek istemiyorum. Yaşamak ve herkesinburnundangetirmek istiyorum. Bu nedenle,Sevgili Bilge, mutlak bir yalnızlığı mahkum edildim. (İnsanların kendilerini korumak için sonsuz düzenleri var. Durup dururken insanlara saldırdım ve onların korunma içgüdülerini geliştirdim.) Hiç kimseyi görmüyorum. Albay da artık benden çekiniyor. Ona bağırıyorum. (Bütün bunları yazarken hissediyorum ki, bu satırları okuyunca bana biraz acıyacaksın. Fakat bunlar yazı, Sevgili Bilge; kötülüğüm, kelimelerin arasında kayboluyor.)..." |
||
|
||
| ...cikarlarini dusunmeyenler unutulacaktir. her olayda bir kenara cekilenler gercekten de bir kenarda kalacaklardir. yaptiklari islerin gizli kalmasini isteyenler , bunda basariya ulasacaklardir. Kimse, onlarin varligiyla tedirgin olmayacaktir. bir gun oldukleri zaman, arkalarinda kucuk bir iz, bir ani, bir gozyasi, bir eser birakmadan yok olacaklardir. Gazetedki olum ilani bile, yedinci sayfada bir kenarda kalacak, kimsenin gozune carpmayacaktir. hayattan cikari olmayanlarin, olumden de cikari olmayacaktir. olum bile onlarin adlarini duyurmaya yetmeyecektir. Herkesin mezarinda guller ve menekseler buyurken, onlarin mezarlarini otlar buruyecektir. mezarlari bir kenarda kalmasa bile, buyuk ve muhtesem anitlarin arasina sikisip kaybolacaktir. cennetteki muhallebicide de garson onlarla ilgilenmeyecektir. agiz tadiyla bir keskul yiyemeden masadan kalkacaklardir. hayattan cikari olmayanlarin hayati , cikmaza suruklenecektir. kendini begenmisligin cezasini daha bu dunyadan cekmeye baslayacaklardir. sikintilarini kimseyle paylasmasini bilmedikleri icin, yalniz baslarina istirap cekeceklerdir. duygu alisverisinden nasipler olmayacaktir. duygusuz, hareketsiz, tatsiz bir hayat yasadiklari sanilacaktir. cektikleri acilarla, yuzlerinin burusmasina, saclarinin beyazlasmasina izin verilmeyecektir. guldukleri zaman sevincli, agladiklari zaman kederli olduklari sanilacaktir. hayattan cikarlari olmadigi da asla kabul edilmeyecektir. boyle bir yanlisliga dusulmeyecektir. aslinda, hayattan cikarlari oldugu ispat edilecektir, cikarlarini korumak icin canlari ciktigi halde, bunu beceremedikleri icin, cikarlariyokmusdabirseybeklemiyormuscasinagillerd en gorundukleri yuzlerine vurulacaktir. Onlar da bu saldirilara bir karsilik bulamayacaklardir. kendilerini yokladiklari zaman, butun ileri surulenlerin gercek oldugunu, hayatlarini bos yere harcadiklarini, ne yazik ki artik cok gec kaldiklarini onlar da acik ve secik olarak goreceklerdir. iste o anda dahi, delice bir harekette bulunmalarina, anlamsiz bir hayati anlamli bir sekilde bitirmelerine goz yumulmayacaktir. kendilerini olduremeyeceklerdir. onlara anlatilacaktir ki, boyle bir davranis butun yasamlariyla celiski icindedir, gercekle ilgisi yoktur: kendilerini oldururlerse, onlar hakkinda varilan isabetli yargilari curutmek icin gene bos bir caba gostermis olurlar. bu hicbir seyi degistirmez. onlar, bu rezillige de katlanarak surunmeye devam edeceklerdir. hayatlariyla yanlis olanlarin olumleriyle dogru olmalarina imkan var midir? hayattan cikari olmamak, hem tanrinin hem de insanlarin gozlerinde affedilmez bir suctur; gelisip yayilmamasi icin gerekli her turlu tedbir alinacaktir. butun tarih, butun iktisat, butun sosyoloji, butun psikoloji, kisaca butun lojiler, hayatin cikarciliga dayandigini gostermek icin yirtinacaklardir, yirtinmalidirlar. "Ben cikarima bakarim" diyeceksiniz, bunun icin "babami bile tanimam" diyeceksiniz. kimseyi tanimayacaksiniz; hele hayattan cikari olmayanlari hic! |
||
|
||
| "Bir mektup yazmak istiyordum, ama adres bilmiyordum. Yani hiçbir adres bilmiyordum. Bana inanmazlardı, bunun için utanıyordum. Bana herhangi bir adres söyler misiniz? diyemezdim. Oysa herhangi bir adres yeterliydi benim için. Bir zorluk daha vardı o zamanlar. Şimdi de var -yani bir süre geçtiği halde- kendi adresimi de bu mektupta yazmak sorunu beni düşündürüyor. Bu hikayemi, ekspres ya da posta treni artık -belki de sadece belirli bir süre için- geçmediği halde, bir yolunu bularak okuyucularıma -artık müşterim kalmadı- iletebilsem bile, nerede bulunduğumu nasıl anlatacağım? Bu sorun da beni düşündürüyor. Ama gene de ona yazmak, hep onun için yazmak, ona durmadan anlatmak, nerde olduğumu bildirmek istiyorum." |
||
|
||
| herkez bir şiir yazsın sonra o şiiri yaksın ve küllerini mor bir fanusta saklasın tutunabilenlerede helal olsun |
||
|
||
| tutunamayanlar da ölümü haketmesin... tren garlarında öykülerini bekleyerek geçsin kendini bulamayanların ömrü Atay'ın anlattığı gibi... | ||
|
||
| tren garlarından intahirstana giden her yolcunun biletinde şu yazar tutunamayıp bize müracat edenlere first class yolculuk hedyemizdir |
||
|
||
| disconectus erectus | ||