|
||
| KRİTİSİZM Deney ve akıl bilginin oluşumunu sağlar. Deneyle başlayan bilgi edinme süreci zihnimizdeki 12 kategoriye aklımız yardımıyla yerleştirilerek bilgi oluşur.) Kritisizm insan zihninin güçlerine ve insanın neyi bilip bilemeyeceğine ilişkin bir araştırmadan meydana gelen felsefi yaklaşımdır. Bu yaklaşımın en önemli temsilcisi Alman filozofu İmmanuel Kant’tır. İmmanuel Kant (1724-1804):Kant felsefede rasyonalizm ve empirizm akımlarının bir sentezini yapmıştır.O’na göre bilgide,duyuların dış dünyayla ilgili deneylerin sağladığı içeriğe aklın sağladığı biçime ve forma gereksinim duyarız. Zihnin bilgideki temel ayırıcı faaliyetini deneyimden gelen ham ve işlenmemiş malzemeyi bir sentezden geçirmek ve bu malzemeyi birleştirip ona bir birlik kazandırmak olarak tanımlar. Kant’a göre bilgi deneyle başlar ama deneyle sona ermez,sadece deneyden oluşmaz.Deney bilginin ham maddesini sağlar.Ancak böyle olması,bilginin deneyden çıktığı anlamına gelmez.Çünkü bilgi için deneyle elde edilen hammaddenin bir biçime bir düzene sokulması gerekir.Bu biçimlendirme işi zihinde bulunan bir takım zihin formları(kalıpları) sayesinde olur,bu formlar ise deneyen gelmez apriori (ön bilgi) dir. O insan zihninde üç ayrı parça bulunduğunu söyler.Bunlar: a-DuyarlıkDış dünyadan duyular aracılığıyla gelen izlenimleri alır b-İmgelem- izlenimleri birbirlerine bağlar c-Anlayış-duyarlıktan gelen duyusal malzemeyi,aklın a priori (deneyden kazanılmamış ve deneyden bağımsız olan) kavram ve kategorileri içine yerleştirir. Böylece insan bilgi sürecinde aktif olarak duyular yoluyla gelen izlenimleri sınıflar,kalıplara yerleştirir ve yorumlar. Kant’a göre insan bilgisi sınırlıdır.İnsan zihni,nesneleri ve olayları gerçekte oldukları şekliyle bilemez.Nesneler zihnin imkanlarına,yapısına ve formlarına göre bilinebilir.Dolayısıyla bu durumda nesneleri gerçekte oldukları şekliyle(numen) değil de bize göründükleri şekliyle (fenomen)bilebiliriz. Bilgide aklın katkısı kadar,dış dünyadan gelen duyusal öğe de önem taşır.Bu duyusal öğe olmadığında akıl algılamadığı (Tanrı,ruh gibi) konularda çelişkiye ve yanlışa düşebilir. |
||
|
||
| Kant ve Eleştiricilik (Kritisizm) Kant’ın, aklın kendi sorularını bile tam anlamıyla yanıtlamada yetkin olmadığı tespitini yaptıktan sonra deneyci okulun akıl ve duyular konusundaki nihai görüşleriyle paralel bir noktaya geldiği gözükmektedir. Ancak, Kant, görgücülüğün temel çıkmazı olarak kabul edilen, bütün bilgilerin deneyden geldiği ve bütün değerini onunla bulduğu, bunun ötesinde bir bilgiden söz edilemeyeceği, şeklinde ifade edebileceğimiz klasik söyleme hiçbir zaman iltifat etmemiştir. Kant’a göre, ampirizmin, bütün bilgilerin deneyle başladığı, iddiası önemli bir değer taşır ama burası bir ara duraktır; zira o, “Tüm bilgilerimizin deneyim ile başladığı konusunda hiçbir kuşku olamaz, ama tüm bilgimizin deneyim ile başlamasına karşın, bundan tümünün de deneyimden doğduğu sonucu çıkmaz” sözleriyle katı deneycilikle arasına bir mesafe koymuştur. Kant yola çıkarken asıl hedef olarak, deneyimle elde edilemeyen, ancak insan aklının soru sormaktan kendisini hiçbir zaman alamadığı ve rahatsız olduğu, bilimlerin kraliçesi olarak nitelendirilen metafizik’in imkân ya da imkânsızlığını tespit etmeyi seçmiştir. Burada sorulan sorular Tanrı, özgürlük ve ruhun ölümsüzlüğü ile özetlenebilecek, deneyimin ötesinde yer alan konulara getirilecek açıklamalarla sınırlıdır. Deneycilerden üstün olarak, Kant’ın belki de en önemli özelliği, aklı düştüğü çıkmazdan yine akıl sayesinde kurtarmaya çalışmaktır. “O ampristlerin ideler ve prensipler hakkındaki yanlış anlayışını geride bırakıyor, şüpheye yer vermeden bütün a priori bilginin ancak zamanla elde edilmesi gerektiğini gösteriyordu.” Deneycilik ve akılcılık güçlü temsilciler tarafından savunulmasına rağmen içerisinde çabaladığı bir çok açmazdan kurtulamamışken, Kant’ın her iki sistemi uzlaştırmaya girişmesi, hem büyük bir cesaret hem de deha gerektiren bir iş olacaktı kuşkusuz. Sorunun güçlüğünü bilen filozofun önünde üç yol vardı, ya ampirizme, ya rasyonalizme girecek ya da bu iki yoldan başka bir yol tutacaktı. Kant’ın ilk iki seçenekten birisini seçmesi mevcut durumun devamı anlamına geleceği için, ne dogmatizme ne de ampirizme gereğinden fazla prim vermeyerek, kendine özgü bir felsefe ortaya koydu ki, bu, felsefe tarihine “kritisizm” olarak geçen, Kant’ın özel felsefesinin adından başka bir şey değildi. Bu değerlendirmeler Kant’ın bir yerde eklektik bir rol üstlendiğini, bir nevi dogmatizm ve septisizmin sentezini yapan bir filozof olarak kabul edilmesi gerektiğini vurgulamaktadır. |
||
|
||
| Eleştiri bizim hayatla aramızdaki koruyucu kalkandır,her şeyin girip her şeye dönüşmesine yani her şeyden biraz olan bir hiçe dönüşmememize yani kişi olmamızın kollayıcısıdır bir nevi. Eleştirinin bilimi/ilimi ilmi ve bilimsel olmayan düşünceyi sınıflandırabilme becerisini insana sağlar ve bilginin kendisi gibi ondan ne çıkaracağın da önemlidir.Bilmeyi ancak bu oluşturabilir.Aksi takdirde bilgi zihinde yüktür.Ve eleştiri bu bilmenin hem önsağlayıcılığında hem de evrene dönüp onu dönüştürmesinde gereklidir. |
||
|
||
| ewet ama insanlar deney sonuçlarına bile inanmazlar, çünkü hep işlerine gelene inanırlar bunu açıklayamamıştır kritisizm |
||