|
||
| Kuş Gurbette saygıyla izliyorum Geleneğini eski zamanların: Bir kuşu hürlüğe salıyorum Parlak şöleninde ilkbaharın. Artık avuntusuz değilim, Ve küsmüyorum yazgıma, Madem ki özgür kılabildim Tek bir varlığı da olsa. Seviyordum Sizi Seviyordum sizi:ve bu aşk belki İçimde sönmedi bütünüyle; Fakat üzmesin sizi artık bu sevgi; İstemem üzülmenizi hiçbir şeyle. Sessizce,umutsuzca seviyordum sizi, Kah ürkeklik,kah kıskançlıkla üzgün; Bu öyle içten,öyle candan bir sevgiydi ki, Dilerim bir başkasınca da böyle sevilin. |
||
|
||
| BULUT Dinmiş tufanın son bulutu! Bir sen gezinirsin açık mavi gökte. Senindir, kimsesiz, neşesiz gölge. Sevinç dolu günü, bir tek sen üzersin. Az önce çepeçevrede sarmıştın gökyüzünü, Şimşek de seni sarıverdi dehşetle. Sen ise saçtın gizemli gürlemeni, Ve açgözlü toprağa yağmur içirdin. Yeter, defol! İşin bitti artık. Toprak tazelendi, tufan da kaçtı buralardan. Ve işte rüzgar da yaprakçıkları okşarken, Kovuyor seni şu huzurlu göklerden. |
||
|
||
| Tüm arzularımı yaşadım ben Hayallerime de soğudum artık Sadece acılarım kaldı içimde Meyveleri kalbimdeki boşluğun. Hayın kaderin fırtınaları altında Soldu güller açan taç yaprağım da Yaşıyorum hüzünlü ve yalnız Ve gelir mi sonum diye bekliyorum. İşte böyle, sonbahar soğuklarına yenik Fırtınanın kış ıslığı duyuluyor gibi Çıplak dalda tek başına Titremekte geç kalmış bir yaprak! |
||
|
||
| Sen ve Siz Boş siz, serin sen Yerini aldı biri, birinin, bir anda Ve tüm mesut düşleri, birden Sevme hissi uyandırdı ruhta Düşüneyazıyorum O'nu çok önceden de; Gözlerimi O'ndan ayıramıyorum; Ve diyorum O'na: Ne şirinsiniz siz öyle! Ve düşünüyorum kendimce: Seni ne çok seviyorum! A. S. Puşkin (1799-1837) |
||
|
||
| Aleksandr Sergeeviç Puşkin (1799-1837) Rus tarihinin en ünlü şairi, yazarı, yeni Rus edebiyatı ve edebiyat dilinin kurucusu. 6 Haziran 1799'da Moskova'da doğdu. Çocukluk yılları Moskova'da ve babasının çiftliği olan Moskova civarındaki Zaharovo köyünde geçti. Mükemmel ev eğitimi gören Puşkin 1811'de Çar Köyü Lisesi'nde okudu ve orada ilk defa şair olduğunun farkına vardı. 1817'de liseyi bitirdikten sonra Dışişleri Bakanlığı'nda bir göreve atandı. Bu yıllarda kaleme aldığı ilk toplumcu şiirler ("Özgürlük", "Çaadaev'e", "Arakçeev İçin") basılmadığı halde, kopyaları elden ele dolaşmaya başladı. 1820'de isyankâr şiirleri dolayısıyla önce Kafkasya'ya, sonra Moldova'ya sürüldü. Sürgündeki üç yıl içinde Kafkasya Esiri, Bahçesaray Fıskiyesi poemalarını, Mahpus, Kara Şal gibi şiirlerini, Yevgeniy Onegin şiir-romanının ilk bölümlerini yazdı. Eylül 1826'da Çar I. Nikolay, Puşkin'i Moskova'ya çağırdı ve onun sansürcüsü olacağını ilan etti. Bu durum polis takibine yol açtı, Çar'ın okumadığı hiçbir yapıtını yayınlayamadı, Boris Godunov adlı tragedyasının sahnelenmesi yasaklandı. 18 Şubat 1831'de sosyete güzeli Natalya Gonçarova'yla evlendi. Arşivdeki çalışmaları sayesinde Pugaçov Tarihi, Yüzbaşının Kızı düzyazıları ile Bakır Atlı poemasını yazdı. 1836 yılı kışında şairi kıskananların alçakça iftiraları yüzünden düelloya mecbur kaldı, Petersburg'daki düelloda ağır yaralandı ve iki gün sonra, 29 Ocak 1837'de öldü. Halkın yürüyüşünden korkan Çar, şairin naaşının Petersburg'dan gizlice çıkarılması emrini verdi ve cenazesi aile çiftliğinin bulunduğu köyün yakınlarındaki bir manastırda toprağa verildi. Puşkin'in üstadı Jukovskiy, onun ölümünden sonra, "Rus şiirinin güneşi battı" demişti.... |
||
|
||
| TATYANA'NIN ONEGİN'E MEKTUBU Size yazıyorum –daha ne denir? Hem daha ne söyleyebilirim ki? Şu an, biliyorum, elinizdedir Hor görüp cezalandırmanız beni. Bu benim mutsuz kaderimdir, Bir damla acıyı koruyarak siz, Elbette beni terketmezsiniz. Susmayı tercih ettim ben önce; İnanın: şu rezil yaşamımdan Haberiniz olmazdı hiçbir zaman, Bir ümide kapılmış olsam bile Nadiren, haftada bir sözgelimi Bizim köyde görebilseydim sizi, Yalnız sizi duyarak, işiterek, Size bir sözcük söyleyerek ve Düşünmek, aynı şeyi düşünmek işte Sizinle yeniden görüşünceye dek. Ama derler ki, ürkeğin tekisiniz; Sıkılırsınız ıssız ve köylük yerden, Bizlerse... pek gösterişli değiliz Gerçi hoşnutuz o yalın halinizden. Hem niye ziyaret ettiniz bizi? Terkedilmiş köyün ıssızlığında Ben hiçbir zaman tanımazdım sizi, Tanışmış olmazdım orda acıyla. Acemi gönlümün heyecanını da Zamanla dize getirip (kim bilir?), Belki kalbime göre bir dost bulurdum; Onun için sadık bir eş olurdum Ve erdemli bir anne, ne denir. Başkası!.. Hayır, düyada kimim var, Hiç kimseye kalbimi vermezdim ben! O yüksek bir kurulda alınan karar, O göğün dileği: sana aitim ben! Bütün hayatımın güvencesiydi Sana bağlı kalışı bir buluşmanın; Biliyorum, Tanrı gönderdi seni, Mezara kadar beni koruyansın... Bana rüyalarımda gelmiştin sen, Görünmesen de yakındın canıma, Bakışların baygınlık verirdi bana, Bir ses duyulurdu gönlümde senden Çoktan beri hayır, rüya değildi bu! Sen ancak girdin, tanıdım o an, Kendimi kaybettim, bendim yanan, Düşünerek fısıldadım: ta kendisi! Doğru değil mi? Duymuştum seni: Benimle sessizce konuşmuştun, Fakire elimi uzattığımda Veya duayla rahatlattığımda Hüznünü bu heyecanlı ruhumun? Ve sen o sırada gözüme değdin, Bu şirin görüntü sen değil miydin, Saydam bir karanlıkta sönüp yanan, Ve usulca başucuma yaslanan? Sen değil miydin sevgiyle, hazla Ümidin sözünü bana fısıldayan? Kimsin sen, koruyucu bir melek mi, Veya yoldan çıkaran sinsinin biri? Kuşkularımı çöz, ortadan kaldır. Belki de hepsi boşa gidecek Acemi bir gönlün aldanışıdır: Ve bambaşka bir şeye hükmedilecek... Ama ne olursa olsun! Ben yazgımı Bak senin ellerine veriyorum Karşında dökerek gözyaşlarımı Beni savun diye yalvarıyorum, düşün bir: Ben burda ne çok yalnızım, Kimse beni anlamak istemiyor, Aklın gücünü yitirmiş demiyor, Ve benim sessizce can vermem lâzım. Seni bekliyorum: Bir tek bakışla Şu kalbin ümidine canlılık ver Veya bu ağır rüyayı kesiver, Heyhat, o hak ettiğim sızlanışla! Kesiyorum! Tekrar, dehşet vericidir... Utanç ve korkuyla donakalıyorum. Ama onurunuz benim güvencimdir, Ve ona yiğitçe teslim oluyorum... puşkin |
||
|
||
| Şaire Ey şair! kulak asma, sevgisine sen halkın O canım meth ü sena, anlık gürültü geçer; Kuru kalabalığın gülüşünü duyarsın, Ve aptalın hükmünü; fakat metin ol, boşver. Sen çarsın; yalnız yaşa, yolunda yalnız yürü, Yürü, hür vicdanının seni çektiği yere, Olgunlaştır, sevgili meyveyi, tefekkürü; Hizmetine karşılık bir mükafat bekleme. Her şey sendedir, sende; büyük mahkeme sensin; Eserine, elden çok, kıymet biçebilensin, Söyle ey titiz şair, sen ondan memnun musun? Memnunsan, kalabalık varsın küfretsin sana, Tükürsün, ateşini yakan, ulu mihraba Şamdanını, çocukça öfkeyle sarsadursun.... A. S. Puşkin |
||