SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Şiir

Konu: Aleksandr S. Puşkin

Sayfa: [ 1 ]

09.09.2004 12:56:06
Kuş
       

        Gurbette saygıyla izliyorum
        Geleneğini eski zamanların:
        Bir kuşu hürlüğe salıyorum
        Parlak şöleninde ilkbaharın.

        Artık avuntusuz değilim,
        Ve küsmüyorum yazgıma,
        Madem ki özgür kılabildim
        Tek bir varlığı da olsa.


Seviyordum Sizi



          Seviyordum sizi:ve bu aşk belki
          İçimde sönmedi bütünüyle;
          Fakat üzmesin sizi artık bu sevgi;
          İstemem üzülmenizi hiçbir şeyle.
          Sessizce,umutsuzca seviyordum sizi,
          Kah ürkeklik,kah kıskançlıkla üzgün;
          Bu öyle içten,öyle candan bir sevgiydi ki,
          Dilerim bir başkasınca da böyle sevilin.






 

09.09.2004 13:05:19
BULUT

Dinmiş tufanın son bulutu!
Bir sen gezinirsin açık mavi gökte.
Senindir, kimsesiz, neşesiz gölge.
Sevinç dolu günü, bir tek sen üzersin.

Az önce çepeçevrede sarmıştın gökyüzünü,
Şimşek de seni sarıverdi dehşetle.
Sen ise saçtın gizemli gürlemeni,
Ve açgözlü toprağa yağmur içirdin.

Yeter, defol! İşin bitti artık.
Toprak tazelendi, tufan da kaçtı buralardan.
Ve işte rüzgar da yaprakçıkları okşarken,
Kovuyor seni şu huzurlu göklerden.



 

 

09.09.2004 13:05:40
Tüm arzularımı yaşadım ben
Hayallerime de soğudum artık
Sadece acılarım kaldı içimde
Meyveleri kalbimdeki boşluğun.

Hayın kaderin fırtınaları altında
Soldu güller açan taç yaprağım da
Yaşıyorum hüzünlü ve yalnız
Ve gelir mi sonum diye bekliyorum.

İşte böyle, sonbahar soğuklarına yenik
Fırtınanın kış ıslığı duyuluyor gibi
Çıplak dalda tek başına
Titremekte geç kalmış bir yaprak!

30.09.2004 07:26:56
Sen ve Siz

Boş siz, serin sen
Yerini aldı biri, birinin, bir anda
Ve tüm mesut düşleri, birden
Sevme hissi uyandırdı ruhta
Düşüneyazıyorum O'nu çok önceden de;
Gözlerimi O'ndan ayıramıyorum;
Ve diyorum O'na: Ne şirinsiniz siz öyle!
Ve düşünüyorum kendimce: Seni ne çok seviyorum!

A. S. Puşkin (1799-1837)
 

02.10.2004 14:33:34
Aleksandr  Sergeeviç Puşkin (1799-1837)

 

Rus tarihinin en ünlü şairi, yazarı, yeni Rus edebiyatı ve edebiyat dilinin kurucusu. 6 Haziran 1799'da Moskova'da doğdu. Çocukluk yılları Moskova'da ve babasının çiftliği olan Moskova civarındaki Zaharovo köyünde geçti. Mükemmel ev eğitimi gören Puşkin 1811'de Çar Köyü Lisesi'nde okudu ve orada ilk defa şair olduğunun farkına vardı. 1817'de liseyi bitirdikten sonra Dışişleri Bakanlığı'nda bir göreve atandı. Bu yıllarda kaleme aldığı ilk toplumcu şiirler ("Özgürlük", "Çaadaev'e", "Arakçeev İçin") basılmadığı halde, kopyaları elden ele dolaşmaya başladı. 1820'de isyankâr şiirleri dolayısıyla önce Kafkasya'ya, sonra Moldova'ya sürüldü. Sürgündeki üç yıl içinde Kafkasya Esiri, Bahçesaray Fıskiyesi poemalarını, Mahpus, Kara Şal gibi şiirlerini, Yevgeniy Onegin şiir-romanının ilk bölümlerini yazdı. Eylül 1826'da Çar I. Nikolay, Puşkin'i Moskova'ya çağırdı ve onun sansürcüsü olacağını ilan etti. Bu durum polis takibine yol açtı, Çar'ın okumadığı hiçbir yapıtını yayınlayamadı, Boris Godunov adlı tragedyasının sahnelenmesi yasaklandı. 18 Şubat 1831'de sosyete güzeli Natalya Gonçarova'yla evlendi. Arşivdeki çalışmaları sayesinde Pugaçov Tarihi, Yüzbaşının Kızı düzyazıları ile Bakır Atlı poemasını yazdı. 1836 yılı kışında şairi kıskananların alçakça iftiraları yüzünden düelloya mecbur kaldı, Petersburg'daki düelloda ağır yaralandı ve iki gün sonra, 29 Ocak 1837'de öldü. Halkın yürüyüşünden korkan Çar, şairin naaşının Petersburg'dan gizlice çıkarılması emrini verdi ve cenazesi aile çiftliğinin bulunduğu köyün yakınlarındaki bir manastırda toprağa verildi. Puşkin'in üstadı Jukovskiy, onun ölümünden sonra, "Rus şiirinin güneşi battı" demişti....  
 
     



 
 

02.10.2004 14:37:56
TATYANA'NIN ONEGİN'E MEKTUBU
Size yazıyorum –daha ne denir?
Hem daha ne söyleyebilirim ki?
Şu an, biliyorum, elinizdedir
Hor görüp cezalandırmanız beni.
Bu benim mutsuz kaderimdir,
Bir damla acıyı koruyarak siz,
Elbette beni terketmezsiniz.
Susmayı tercih ettim ben önce;
İnanın: şu rezil yaşamımdan
Haberiniz olmazdı hiçbir zaman,
Bir ümide kapılmış olsam bile
Nadiren, haftada bir sözgelimi
Bizim köyde görebilseydim sizi,
Yalnız sizi duyarak, işiterek,
Size bir sözcük söyleyerek ve
Düşünmek, aynı şeyi düşünmek işte
Sizinle yeniden görüşünceye dek.
Ama derler ki, ürkeğin tekisiniz;
Sıkılırsınız ıssız ve köylük yerden,
Bizlerse... pek gösterişli değiliz
Gerçi hoşnutuz o yalın halinizden.

Hem niye ziyaret ettiniz bizi?
Terkedilmiş köyün ıssızlığında
Ben hiçbir zaman tanımazdım sizi,
Tanışmış olmazdım orda acıyla.
Acemi gönlümün heyecanını da

Zamanla dize getirip (kim bilir?),
Belki kalbime göre bir dost bulurdum;
Onun için sadık bir eş olurdum
Ve erdemli bir anne, ne denir.

Başkası!.. Hayır, düyada kimim var,
Hiç kimseye kalbimi vermezdim ben!
O yüksek bir kurulda alınan karar,
O göğün dileği: sana aitim ben!
Bütün hayatımın güvencesiydi
Sana bağlı kalışı bir buluşmanın;
Biliyorum, Tanrı gönderdi seni,
Mezara kadar beni koruyansın...
Bana rüyalarımda gelmiştin sen,

Görünmesen de yakındın canıma,
Bakışların baygınlık verirdi bana,
Bir ses duyulurdu gönlümde senden
Çoktan beri hayır, rüya değildi bu!
Sen ancak girdin, tanıdım o an,
Kendimi kaybettim, bendim yanan,
Düşünerek fısıldadım: ta kendisi!
Doğru değil mi? Duymuştum seni:
Benimle sessizce konuşmuştun,
Fakire elimi uzattığımda
Veya duayla rahatlattığımda
Hüznünü bu heyecanlı ruhumun?
Ve sen o sırada gözüme değdin,
Bu şirin görüntü sen değil miydin,
Saydam bir karanlıkta sönüp yanan,
Ve usulca başucuma yaslanan?
Sen değil miydin sevgiyle, hazla
Ümidin sözünü bana fısıldayan?
Kimsin sen, koruyucu bir melek mi,
Veya yoldan çıkaran sinsinin biri?
Kuşkularımı çöz, ortadan kaldır.
Belki de hepsi boşa gidecek
Acemi bir gönlün aldanışıdır:
Ve bambaşka bir şeye hükmedilecek...
Ama ne olursa olsun! Ben yazgımı
Bak senin ellerine veriyorum
Karşında dökerek gözyaşlarımı
Beni savun diye yalvarıyorum,
düşün bir: Ben burda ne çok yalnızım,
Kimse beni anlamak istemiyor,
Aklın gücünü yitirmiş demiyor,
Ve benim sessizce can vermem lâzım.
Seni bekliyorum: Bir tek bakışla
Şu kalbin ümidine canlılık ver
Veya bu ağır rüyayı kesiver,
Heyhat, o hak ettiğim sızlanışla!

Kesiyorum! Tekrar, dehşet vericidir...
Utanç ve korkuyla donakalıyorum.
Ama onurunuz benim güvencimdir,
Ve ona yiğitçe teslim oluyorum...

puşkin

 

02.10.2004 14:42:23
Şaire

Ey şair! kulak asma, sevgisine sen halkın
O canım meth ü sena, anlık gürültü geçer;
Kuru kalabalığın gülüşünü duyarsın,
Ve aptalın hükmünü; fakat metin ol, boşver.

Sen çarsın; yalnız yaşa, yolunda yalnız yürü,
Yürü, hür vicdanının seni çektiği yere,
Olgunlaştır, sevgili meyveyi, tefekkürü;
Hizmetine karşılık bir mükafat bekleme.

Her şey sendedir, sende; büyük mahkeme sensin;
Eserine, elden çok, kıymet biçebilensin,
Söyle ey titiz şair, sen ondan memnun musun?

Memnunsan, kalabalık varsın küfretsin sana,
Tükürsün, ateşini yakan, ulu mihraba
Şamdanını, çocukça öfkeyle sarsadursun....


                                  A. S. Puşkin


Sayfa: [ 1 ]