SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Kavramlar

Konu: Yalnızlık

Sayfa: 1 2 3 4 [ 5 ] 6 7 8 9 10

10.12.2004 16:52:33
YALNIZLIK

Akreple yelkovan arasında süren yarış artık ilgilendirmiyor beni.
Çoktandır duvarlarımda takvim de eskitmedim... Zaman, en çok sahip olduğum;
ancak, bir o kadar da sahiplenmekten nefret ettiğim tek sermayem.
Dünyam, herkesin dünyası kadar geniş de değil. Ben bu küçük odayı bilirim,
bu küçük oda da beni. Bir de, benimle birlikte bu garip mahkumiyeti
paylaşan muhabbet kuşum...

Siz hiç kuşlarla konuştunuz mu? Ben, ürkütmekten korkarak, pencereme
konan küçük serçelerle konuşurum. Uzak yerlere, içimdeki hasreti
gönderirim onlarla. Aslında, bilirim uzak yerlere gidecek dermanları
olmadığını... Ama ya giderse, diye de içimdeki hasreti onlara anlatmadan edemem.

Artık serçeler de konmaz oldu pencereme. Şimdileri muhabbet kuşumla
dertleşir oldum. Vakitsiz kaybedince eşini, aynı kaderi paylaşır olduk.
Öyle mahzun boyun büküşü, öyle içli seslenişi var ki bilirim beni
anladığını. Bir saksı begonyam vardı. Yeşil yaprakları arasında pembe çiçekler
açardı. Kuşlara anlatamadıklarımı ona anlatırdım. Bazen, pembe pembe
gülümsediği, bazen de, sarı sarı hüzünlendiği olurdu. O da vefasız çıktı.
Belki de dayanamadı anlattıklarıma. Bir sabah küçük saksısında kurumuş
buldum. Gerçekten vefasızlık begonyada mıydı, yoksa begonyayı kurutan
kaderimde mi?

Sabahın ilk ışıklarından gecenin koyu karanlığına kadar karşı evlerin
ruhsuz duvarlarını seyrederim. Bir de benim kadar yalnızlık çeken komşu
bahçedeki elma ağacını... Bütün dünya aynı noktada donar kalır.
Rüzgarlar da esmese, sadece silik bir tablodur seyrettiğim. Renklerin
değişmesi için mevsimlerin merhametine sığınmış olmak ne acı. Ve küçük bir
pencereden küçük bir dünyayı yaşamak... Kimi zaman uzak bir yerdeki
kalabalıkların anlaşılmaz uğultuları dolar odamın yalnızlığına. Duvarlarımda
eskiden yankılanan küçük kahkahalar ve sevda dolu şarkılar, yerlerini
anlamını bilmediğim uğultulara bırakır . Koridorlardan çekilen ayak
sesleri parkeler üzerindeki sıcaklığı bile yanında alıp <***>ürmüştür
çoktan. Eşyaların üzerlerine sinen mutlu dokunuşlar duvarlar arasında büyüyen
çatlaklarda kaybolmuştur.

Siz hiç kuşlarla konuştunuz mu? Geceler ağır bir yük gibi omuzlarınıza
çöktüğünde, yalnızlığın girdabında boğulmamak için bir kuşun kanadına
yazdınız mı en içli sevda şiirlerini? Kendi göz yaşlarnızı bir kupaya
doldurup yalnızlığın can çekiştiren acılarına inat, bir hayalin şerefine
kadeh kaldırdınız mı? Yıldızların bile göz kırpmaktan çekindiği, ayaz
bir gecede, avuçlarınızda geçmiş yıllardan kalma dost bir sıcaklıkta
ısındınız mı? Siz hiç yüreğinizde sevda taşıdınız mı?

Yağmurlar ıslatır camlarını penceremin. Bir eski şarkıda can bulur
umutlarım. Geçmişin tatlı hatıraları ıslanır geceler boyu. Ben yağmuru hep
pencerenin gerisinden seyrederim. İçimde kaldırımların ıslaklığında
yansıyan ay ışıltıları gülümser. Bir sokak lambasının altında sarhoş
narasını d inlemek isterim. Bir sokak kedisiyle dost olmak, bir garibin
akşam yemeğinden bir lokma tatmak isterim. Yurtları ellerinden zorla
alınmış mülteci çocukların muşamba çadırlarında ay ışığı olmak isterim.
Boşlukta kalan ellerimin, manasız savaş meydanlarında atılan mermileri
yakalamasını isterim. Yakalasın da, çocuklar tatmasın yalnızlığı. Siz hiç
içinizde umut taşıdınız mı?

Ben çoktan yitirdim zamanı. Geçmiş günlerde kaybettiklerime
ağlamıyorum, gelecek günlere de ulaşacak hayallerim yok.
Zamansız bir hayatın en
ortalık yerindeyim. Gözlerimde şekillere mana verecek ışık, dizlerimde
beni taşıyacak güç kalmadı. Bir pencere boyundaki dünyamda bir muhabbet
kuşum var, bir de içimde hiç eksilmeyen sevdam.

Siz, yalnızlık vampir gibi ruhunuzdaki güzellikleri emmeye başladığında
içinizdeki sevdaya sığındınız mı? Siz hiç kuşlarla konuştunuz mu?
Mahzun boyun büküşlerinde, yarınlara uzanan bir umut arayıp sessiz
çığlıklarında yalnızlığınızı boğmaya çalıştınız mı?

Geceler a ğır bir yorgan gibi sarar etrafınızı. Sesler çekilir,
şekiller silinir. Duvarlara sinmiş eski kahkahalar çınlar sofalarda. Defalarca
seyretmek zorunda bırakıldığınız siyah beyaz bir filmi yeniden seyreder
gibi geçmişinizi yeniden yaşamaya başlarsınız. Göz yaşlarınız bilmem
kaçıncı kez ıslatır yastığınızı. Sıkıca sarıldığınız yorganınız, bir
ısırgan otu merhametsizliğinde yakar bedeninizi. Hıçkırıklarınız,
yalnızlığınızın koyu karanlığında boğulur. Bir dostun sıcacık elini arayan
elleriniz, çaresizlikle dökülür yanlarınıza. Sadece dualarınız kalır
dudağınızda.

İçinizde, hep gelecek yarınlara ertelediğiniz umudunuz körelmeye
başladığında; varlığınızın, kendinize bile yük olmaya başladığını
düşünürsünüz. En zorlu fırtınalarda sığınacak bir limanınızın olmasını istersiniz.
O zaman içinizde hiç eksilmeyen sevdanız sahiplenir sizi. Siz hiç
sevdanızı kuşlara anlattınız mı?

Gün doğumu saatlerde yeni umutlara açarsınız gözlerinizi. Ya bir
postacının hiç alışık olmadığınız vuruşlarıdır beklediğiniz, ya da; eski bir
dostun, sokaktan geçerken şöyle ayak üstü uğrama ihtimali. Saatin
zamanı her aşındırdığında, umudunuz umutsuzca ertelenmeye başlar. Kendi
gönlünüzce sıralamaya başladığınız ihtimallerin arkasına sığınmaya
çalışırsınız. Unutulmuş olma ihtimali hiç geçmese de aklınızdan, içinizdeki
garip ürperti bedeninizi sarsar. Sararmaya yüz tutmuş mektupların solgun
satırlarında mutluluk ararsınız. İkram etme hevesiyle hep elinizin
altında bulundurduğunuz sigaranın dumanında huzur ararsınız. O en umutsuz
anınızda kafesinde ötmeye başlayan muhabbet kuşu, umudun hiç bitmemesi
gerektiğini fısıldar. Onun tatlı şakımalarında yeniden umut
yüklenirsiniz. Bütün beklentileriniz, bilinmeyen bir zamana ertelenir.

Siz hiç ertelenmiş umutlarda mutluluk aradınız mı?
Siz hiç kuşlarla konuştunuz mu?

Alındığı yer bilinmeyen bir alıntıdır.....

10.12.2004 17:35:39
yalnızlık. benim o konuşkan kuşum..  

deniz 13.12.2004 18:35:57
yalnızlık, sadece kendin için olmaktır.

17.12.2004 22:17:20
DEHANIN OKULU YALNIZLIKTIR   :specool:  

17.12.2004 22:53:58
çook fena çoook..
 yalnız olmak..kalabalıklar içinde..

deniz 02.08.2005 14:03:46
yalnızlık, bakire sevgilim ..

02.08.2005 14:46:26
bakire sever misiniz? Smiley

deniz 02.08.2005 14:48:23
maksadına bağlı   ;D

02.08.2005 15:23:33
"Benim Hüzünlü Orospularım"
Marquez bu son kitabında 90 yaşına basmış bir yalnızlığı ve genelevlerin bu hatırlı müşterisinin giderayak kendine ısmarladığı bir bakireyle ilişkisini anlatıyor.. gerçi pek istediği gibi gitmiyor işler ama galiba yalnızlığının bekaretini bozmayı başarıyor.. sevgiyi filan keşfediyor yaw anlayın işte.. doksanında fena bir performans sayılmaz yani buck2
 

02.08.2005 17:43:26
bakire sever misiniz? Smiley

olm,böle bi soru olabilirmi?

lem,bu çocuk kafayı yemiş,kim sevmez bakire?

sevmek az kalır olm,taparım be,taparım

03.08.2005 13:09:12
sertap ın bi şarkısı geldi şimdi aklıma...yalnızlığım...

16.10.2005 12:22:44

beni asla yanlız bırakmayan tek dostum


paradoks 16.10.2005 22:25:11
yalnızlık zorunlu olmadığı sürece insanın dış dünyaya ihtiyaç duymamasından kaynaklanan yeterlilik durumudur.

ahmet77 17.10.2005 05:26:28
şuan kendimi böyle(yalnız) hissediyorum ve çok mutsuzum

17.10.2005 09:23:55
yalnızım?
sen miydin o yoksa yalnızlığımmıydı?
Ah!
yarışmadı
gerilmedi
açık seçik sizle oynamadı
gerilmedi...
Sanılmasın yine basmış onu bulantılar
Yanılmasın öyle dalga geçen yabancılar
Ah!
Eğleniyor kendi başına
Ah!
Neşesi yeter
Ah!
Umurunda mı sandın bu dünya
Ah!
Neşesi yeter...

Sen miydin o yoksa yanlızlığımmıydı?
-İkiside değildi...


Sayfa: 1 2 3 4 [ 5 ] 6 7 8 9 10