|
||
Tükenmenin en acımasız nedenidir kin; Ve nefret beşiği... Nefret mi ediyorsun kendinden? Aptallığın sessizliğinde bir ses duyarsan korkma o zaman: Gelen sensin!... |
||
|
||
| " Biz insanlar yaratılıştan anlamı olmayan bir dünyaya fırlatılma talihsizliğini yaşamış olan anlam arayan yaratıklar gibi görünüyoruz.En büyük görevlerimizden biri yaşamı destekleyecek kadar sağlam bir anlam icat etmek ve bu anlamı ortaya koymadaki kişisel katkımızı inkar etme şeklindeki hileli manevrayı gerçekleştirmektir." | ||
|
||
| "-Suskunluk nereye kadar? -Seni dinliyorum. -Birşey anlatmıyorum ki! -Sessizliğini dinliyorum zaten. -Ya kelimelerim? -Peki onlar nereye kadar!..." Bir öykümden alıntı... |
||
|
||
| eğer birileri hayal edebiliyorsa başka birileri de bunları gerçeğe dönüştürebilir (Jules Verne'den esinlenerek) |
||
|
||
| Kaçmaya çalışırken kendinden; Karanlığına açtığın kuyular dipsiz, pencereler sahte, kelimeler yalandır... |
||
|
||
| Kaçırılmış günlerin tümü; Kaçamak bakışlarında gizli... Saklamaya çalıştığın yaşayamadıklarındı.. Saklayabildiğin tek şey bakışlarınken; gözlerini açtığında onlarda gitti... |
||
|
||
| "Sıradan bir dik üçgende bile insanı heyecanlandıracak çok şey var ....Uzayın herhangi bir yerinde canlılar varsa onlar da dik üçgenin bu sırrını biliyordur...Pisagor,çinlilerden daha sonra kendisini ünlü eden dik üçgen teoremini öğrendi...Müridleriyle beraber İtalya'ya göçtü...Sayıların her şeyi açıklayacağını düşünüyorlardı...Günümüzden çok önce bile basit bir matematik sırrı bir tarikatın elinde güç olabilirdi..Nihayet bir gün çok tanrılı bir dinin mensupları tarikatı bastı ve öldürdü.."Bu cümlelerin geçtiği bir belgesel seyrediyorum galiba.Asıl yapmaya çalıştığım şeyse bir arkadaşımın bir yazdığına dair bir şeyler yazmaya çalışmak.O kadar fazla iyi bir insan ki.Benden 10-15 yaş büyük ama sanki tersi geçerli.Ne sanıyor dünyayı,kuşlar ve böcekler mi.İncitmeseler bari,zor bir alanı deniyor.O sıra aklıma Come and See (en bi sevdiğim film)geliyor.Her halk ezme ve ezilmeden yeterince pay almıştır,dava düşmüş olamaz mı gibi bir fikir uyanıyor ben de.Şimdi masa üstümdeki kediye bakıyorum.Beyaz ,başını eğmiş koca kedinin yanında benim kedime benzer bir kedinin fotoğrafı var.Çok yakışıklı bir kedi.Tam şu anı yakalayacağım diyorum,cümle bitmeden yeni bir an oluşuyor."An" bana kendini yazdırmadığı için kızıyorum.Midnight adında içi haşin burkulmuş dolayısıyla duyarlılığında hastalıklı bir öfke ve kayıtsız bir sitem olan bir grubu dinliyorum.Beyaz kedi çok üzgün bakıyor.Ne bildiklerini söylemiyorlar ki ,ne bu ketumluk.Biliyorum ama gene de bir şekilde.Yalnış başlamış bir sabahın kamburlaşmış sırtında çoğalan güne dair..belki.Of yapacak çok iş de var.Sigara ve kahve desteğiyle iki gün bir hacker'ın ayakta durabilmesi onun en önemli güçlerinden biri diyor bu işin erbabı bir arkadaşım,şaka yollu tehdit ediyor.Uyumadan ben çok daha fazlasını durabiliyorum ne olacak ki,diyorum buna karşılık mesajda.Bugüne dek tek bir soru sormadım ona uzmanlığına dair,saçlarını bile kendi kesmeyi tercih eden birinden daha fazlasını beklemek saçma hem.Kendi yaramı kendim açarım,kendi yaramı kendim kanatırım,gerekirse yarayı da öleyazarken dikerim gibi bir şey belki.Aslında birisi bana bir şey öğretirken anlamamak gibi bir sorunum da var.Ağzının örneğin anlatmak için açılıp kapanması çok komik geliyor bana.Niye bunu yapıyor ki.İşte yazıyor,kitap burada ,okumam yok mu.Var.Neden kendini yoruyor ki.Olandan başka anlatacağı mı var,bana kastı var da sıkıntıdan öldürmek mi istiyor.Öğretmek için kullanacağı o uzun sürede kitabı bitirir insan.Hem görmüyor mu,hafada uçuşan eline koluna bakmak beni daha çok eğlendiriyor çünkü son cümlesini çoktan gördüm belki de ben.Ve ya blöf yapıyorsam ne olacak ki.Hem" elini kolunu sallarken aynı anda etrafında dönmeyi başarabilir mi ritmini bozmadan ama" aklıma takılıyorsa ne yapabilirim ki. İddia ediyorum ki hepsi an'da olup bitti.Sadece uzun süren bir an ama gene de katkısız, buraların değilse bile uzayda herhangi bir yerde an'ın uzunluğu benim şu anki anıma eşittir desem gene "ne olacak ki". Aslına şu an'a yazıyordum,ama o(metin)Satırlar'da diretti. |
||
|
||
| Düşünceler cam parçaları gibi, Kesiyor beynimin heryanını! Can yakıyor... Salınmaya başlıyorum zamanın içinde, Mekanın en kuytu yerlerinde... Amaçsızlığın, sonu bilinmezliğin zirvesine taşıyor beni düşüncelerim... Kaçıyorum zamanın karanlık tünellerine; Karanlık sıcaktır! |
||
|
||
| Öyle bilge bir zaman ki bu; Kelimeleri kabul etmiyor... Öyle kırılgan ki; Konuşmaya başlasan kelimeler düşüyor ağzından, dağılıyor yere... Öyle inatçı ki suskunluğun ötesine geçirmiyor seni... |
||
|
||
| Kuzeyden de kuzeyde, Siyahın ötesinde, Işığım dans ediyor Diğer rüzgarda... |
||
|
||
| Ateşle konuşuyorum: Ateş bana -burası çok soğuk. -Isınmak için kendimi yakıyorum. -Havaya savuruyorum kendimi. -Yokoluşuma sürükleniyorum....dedi. -Bende dedim...... |
||
|
||
Bir yılan süzüldü gökyüzünden avuçlarıma; Bana tek getirdiği zehrimiydi? Bir parça zehir beni avuturmu sanıyorsun, Tedirginliğini, sinsi bakışlarını istiyorum. Bırak zehrin geldiğin yerde kalsın; Sürüngenliğin, sürünmüşlüğün lazım hayatıma... |
||
|
||
| Döngü:Saydamlığının çekirdeğinde sırf özensizlikten anahtar deliği unutulmuş ve de kayıp ve de kayıp ve de kayıp bir kapı var. | ||
|
||
| sayiyorum beritan neden agliyor, korkusuzulugu unutmus. o kadar fazlasinida hak etmemisti unutkanlik tuhaftir. |
||
|
||
| Hava soğuk bugün. İçe işleyen, işledikçe durağanlığa yollar çizen bir soğuk. Ve sessizlik ekleniyor günün her anına. Sessizlik en güzel notalarla besliyor soğuğu... Ağaçlarda tek bir kıpırtı bile yok, yücelik taslıyorlar herzamanki yerlerinde. İnsanın salmışlığıyla boğucu olabilecek gün; umarsızlığıyla dingin oluveriyor.. Bugün herşey bir adım uzakta kendinden... Herşey içindeki devinimi gizlemeye adamış bugün kendini.... |
||