|
||
| Nietzsche gibi günümüzde de hala tartışılan bir filozoftan, yüzyıllarca yıl geriye gidiyoruz. Bir çağdaş felsefe yapıtında dahi Platon’un ismine sık sık rastlanır. Tıpkı Aristoteles gibi... Bu iki filozof felsefenin ya da hayatın her alanında düşünerek dizgesel felsefenin başlatıcıları olmuşlardır. Her ikisi de Yalnız Batı Ortaçağ Felsefesi değil, İslam Felsefesi’ni de etkilemişlerdir. Platonizm erken ortaçağdaki etkisini daha sonra Aristoteles ‘e bırakmıştır. Platon İslam dünyasında “Eflatun” adıyla bilinir. Bu sayfalara ;alıntı, soru/yanıt ve yorumlarınızla sizlerin de katkısını bekliyoruz. Başlangıçta hayatına kısaca değinelim isterseniz: Platon M.Ö. 427 yılında Atina’nın seçkin ailelerinden birinin oğlu olarak dünyaya geldi. Atina Yunan dünyasının en güçlü kentiydi. Ancak Peloponnesos Savaşı sonucunda üstünlüğünü Sparta’ya kaybetti. Tarih kitaplarından biliriz, Sparta katı yönetimin , Atina ise demokrasinin simgesiydi. Tabi kölelerin bir sınıf olduğu, kadınların ikincil sayıldığı bir demokrasi. Konumuz bu değil, ancak Platon’un yaşama dünyasında önemli bu bir olguydu Atina ‘nın Sparta karşısında çökmesi. Daha yirmi yaşına gelmişken , Platon Sokrates’in derslerini izlemeye başladı. Bu sıralarda Atina’da “otuzlar” rejimi vardı. Bu otuzlar arasında, Platon’un dayısı,Harmides ve annesinin yeğeni olan Kritias vardı. Bu kişilere şunun için değindim. Hem Platon’un ne kadar etkin bir aileden geldiğini göstermek, hem de diyaloglarından ikisinin bu adları taşıması. M.Ö 403 de demokrasi yeniden kurulunca , Sokrates oligarşi yönetimine olan sempatisinden dolayı yeni rejimle sorunlar yaşamaya başladı. Bildiğiniz gibi baldıran zehiri içmek zorunda bırakıldığı yargılama süreci sonunda öldü. Platon hocasının savunmasını “Sokrates’in Savunması “ adlı yapıtta günümüze ulaştırdı. Sokrates’in ölümü Platon’u politikadan uzak yaşamaya itti. 389 yılında o zaman “Büyük Yunanistan” denen Güney İtalya’ya gitti. Daha sonra Sicilya, Atina’ya dönüş ve Akademi’yi kurması... Hayatının son 20 yılı boyunca ders verdi. 347 de 80 yaşında öldü. Platon, Epiktetos ve Plotinos ile birlikte, eserleri bize hemen hemen tümüyle ulaşmış olan üç Yunan filozofundan biridir. Ancak Platon adı altında günümüze kadar gelmiş olan metinlerin hepsi (kırk iki diyalog, on üç mektup ve bir tanımlar derlemesi) ona ait değildir.(Umarım hayalkırıklığına uğramadınız) Uzmanlar yirmi altı otantik diyalog ile Platon'a ait oluşu şüpheli (kuşkusuz Platoncu okula yakın olanlar tarafından yazılmış) diyaloglar ve bazıları ölümünden çok sonra yazılmış apokrif (düzmece) diyaloglar arasında bir ayırım yapmışlardır. Otantik diyalogların yazılış sırasına gelince, kesinlikle bilinen tek şey Platon'un Yasalar (Nomoi) başlıklı bir diyaloga son şeklini verirken öldüğüdür. XIX. yy'ın sonundan beri, bu son diyalogun üslubu üzerine yapılan oldukça titiz bir inceleme sonucunda, Platon'un eserlerinin kronolojik bir sıralaması yapılabilmiştir. Böylece ilk diyalogların açıkça Sokrates'in düşüncesinin etkisi altında oldukları tespit edilebilmiştir. Buna karşılık, daha sonra (yazarın olgunluk veya ihtiyarlık döneminde) yazıldıkları anlaşılan diyaloglarda sadece Platon'a özgü bir felsefenin bulunduğu görülmüştür. Böylece Platon'un düşünce dünyasında bir gençlik dönemi (399-390), bir geçiş dönemi (390-385) ve bir olgunluk dönemi (385-370) ayırt edebilriz. Gençlik dönemi diyaloglarını hocası Sokrates'in ölümünden hemen sonra ve onun derslerini örnek alarak yazmıştır (özellikle Protagoras ve Sokrates'in Savanması ). Geçiş döneminde, hâlâ Sokrates'in etkisine rastlanmakla beraber, Platon'un kendi öz düşüncesinin temalanna da rastlanır (Gorgias ve Menon) . Olgunluk dönemi ise büyük diyaloglannı kapsar (Faidon, Şölen, Devlet, Faidros) . Nihayet, hayatının son yıllarına tekabül eden dönem (370-348) en zor diyaloglarını (Parmenides, Teaitetos, Sofıst, DevletAdamı, Timaios Filebos ve Yasalar) içerir. Platon diyaloglarının hepsi birer felsefi «dram» biçimindedir ve belirli bir sorunun incelenmesi üzerinde odaklaşır. Söz konusu sorun ya bir çözüme bağlanır veya çözümü olmadığı sonucuna ulaşılır ki Platon buna «aporia» der. Platon'un her diyaloğu özel bir konuya tahsis edilmiştir (Eutifron adli diyaloğunda dindarlık, Gorgias'ta retorik, Şölen'de aşk, Devlet'te adalet, Filebos'ta haz konusu), fakat bunların yanı sıra birçok başka konulardan da bahsedilmiştir. Sokrates genellikle tartışmaların yöneticisi rolündedir, sorular sorar, cevapları eleştirir ve Platon'un «diyalektik» adını verdiği diyalog sanatında ustalığını gösterir. Son diyaloglarda Sokrates ikinci planda kalır ve yerini ya Elealı Yabancı (Sofist ve Devlet Adamı'nda) ya da Atinalı ( Yasalar/green]'da) alır. Ancak felsefi diyalog Platon'da, XVIII. yy yazarlarında olduğu gibi, basit bir açıklama aracı veya oyunu değildir. Hakikati araştırma kaygısının rehberliğinde, dolambaçli bir yol izler; bazen konu dışına çıkılarak hızı kesilir ve zaman zaman Sokrates 'e özgü ironi yüzünden belirsizleşir. Kaynak: Axıs 2000 Milliyet/Hachette Platon’un diyaloglarını tematik olarak bir tabloda gösteren kaynağı(ingilizce) burada sunuyoruz. http://www.plato-dialogues.org/tetralog.htm Platon’un yapıtlarının çok büyük kısmı dilimize çevrilmiştir. İDEALAR KURAMI Felsefe tarihinde aklımızda kalan anlatılardan biri de, “Mağara Benzetmesi” dir. Bugün Platon ’un düşüncesinin ana temasını oluşturan “İdealar” dünyasına girmeye çalışacağız. “İdeal İnsan” deyince, ulaşılması güç bir mükemmellik , tamlık akla gelir. Günlük konuşma dilinde sık sık kullanırız. “İdealizm” kavramı da , “Maddeciliğin” karşıtı anlamında felsefenin kutuplarından birini oluşturuyor. Dünya görüşümüze göre , olumsuz ve olumlu anlamlandırılan bir kavram :İdealizm. Şimdi Platon’a dönelim yeniden. Felsefe ilk maddeyi aramakla başlamıştı. Varlığı oluşturan ilk madde sorusuna bir çok yanıt verildi. (Bu konuda Sitenin “Felsefe Dersleri” 2 de bir özet bulabilirsiniz.) Empedokles ve Demokritos , doğadaki her şey “akar” demekle beraber , hiçbir zaman değişmeyen bir şeyler de (4 ana madde ve atomlar) olması gerektiğini söylüyordu. Platon ise, doğadaki her şeyin “değişken” olduğunu ileri sürdü. “Duyular dünyası” na ait olan her şey, zamanın yok edeceği maddelerden oluşmuştur. Ama her şey , aynı zamanda “mutlak” ve “değişmez” bir biçimden doğmuştur. Platon “duyular dünyası”nın arkasında bir başka gerçeklik olması gerektiğine inanıyordu. Bu gerçekliği “idealar dünyası” olarak tanımladı.. Anlayacağınız “İdeal İnsan” yaşadığımız dünyada değil “İdealar Dünyası”nda. Mağara benzetmesini, idealar kuramını daha iyi açıklamak için tasarlamıştı. Şöyle diyordu: -İnsanlar bir mağarada zincirlenmişlerdir. Yalnızca mağara duvarına vuran gölgeleri görür ve bunları gerçek zanneder. -Aralarında biri zincirlerinden kurtulmayı başarır. Mağaranın dışına çıkıp gerçek dünyayı görür. -Geri döndüğünde , ışıktan gözleri kamaştığı için , eskisinden daha aptal gözükmektedir. -Sanırım tahmin ettiniz, bizler dünyada bir mağarada gibiyiz. Şeylerin gerçeğini değil ancak gölgelerini görebiliyoruz. Bu yaklaşım gerçekliğin asıl özünün; değişmez olan, zaman dışı olan idealarda ya da ideaların nesnel alanında araştırılması gerektiğini dile getiriyordu. Bilgi duyuların algısı ile mi edinilir? Yanıtı “hayır” dı. Bilgi “idealar” dünyasından derlenirdi. Ama “idealar “ duyu”larla kavranamazdı. İdeaları akıl yoluyla , akıl gözüyle görüp bilgilerini edinebilirdik. Bunu için de mağaradan kurtulmak gerekiyordu. Gördüğünüz gibi gerçeklik bilgisini aramak her zaman insanın sorunu olmuş. Hala da sorun olmaya devam ediyor... Bir alıntı: Platon başlangıçta İdea terimini, bir nesnenin sınıf adını ya da türünün belirtmek için kullandı ama daha sonra anlamlandırmayı nesnenin kalıcı özünü, enson gerçekliğini, varlıkbilimsel (ontolojik)varlığını ilksel varoluşunu kendisine evrendeki her tikel nesnenin karşılık düştüğü bir ilkörneği ya da arketipi simgelemek üzere değiştirdi.(Felsefe Tarihi-Sahakian) |
||
|
||
| çok kötü bir makale. kim yazmışsa konuları bağlamadan ortada bırakıp başka bir konuya geçmiş. hiç bişey anlamadım. |
||
|
||
| Ben kisaca öztleyim...fasist bir filozoftur o kadar. | ||
|
||
| Sokrates,Platon,Aristoteles...Ayıramadığım üçlünün hem öğrenci hem öğretmen olanı... İslam felsefesine yakın düşünceleri dolayısıyla da ükemizde sevilen bir filozof... çok ilgimi çekmese de benim de sevdiğim bir düşünürdür. Sokrates'e olan bağlılığı ve sadakati ise imrendirici. |
||
|
||
| Platon Ve İdeaları,İnsanlık İçin Ütopyamıdır Acep ? | ||
|
||
| benim için (bence) değildir. insanlık için nedir ne değildir bilemem . |
||
|
||
| sokratesten sonra elımden tutan ılk ogretıcı ve onu kaybettıkten sonra bana onu en ıı anlatan gozlemcı sanırım devlet sıstemını ve anarsızmı ogrendıgım ılk yazıcı bununla bırlıkte sanırım tansıtıgım ıkıncı delı... |
||
|
||
| sanata gerçekçi yaklaşımları da cabası | ||
|
||
| platon'ik aşk'ın tanımı nedir.. gerçek tanımı ?? | ||
|
||
| bir platonik avuk acaba çokmu abuk | ||
|
||
| sokratesin öğrencisi olduğu kadar..kendi doğa blimleriylede yeni bir çağ başlatmıştı...ilk yunun mitleri onun sayesinde temei atıldı diyebilirm...4 temelgüç onun sayesinde bulundu.. | ||
|
||
platon'ik aşk'ın tanımı nedir.. gerçek tanımı ?? XV. Yy’ın Floransalı hümanistlerinden Ficino platonik aşk kavramını ortaya koydu. Nesneleri sadece ideal bazlarinda algılamayı, ilişip dokunmadan yaklaşmayı anlatır. Günümüzde kullanılan anlamı ise cinselliği olmayan, cinsellikten bütünü ile arınmış bir tutku, nesnesini yetkin bir varlık olarak gören ideal aşktır. Gerçi şimdi anlamı iyice kayıp "karşılıksız aşk" anlmında kullanılıyor. |
||