SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Milliyetçi/Faşist Kimlikler

Konu: alparslan türkeş

Sayfa: [ 1 ] 2

deniz 19.09.2006 09:10:52

Alparslan Türkeş



Aslen Kayserili bir ailenin mensubu olan Alparslan Türkeş 25 Kasım 1917‘de Lefkoşe’de doğdu. Babası Ahmet Hamdi Efendi, annesi Fatımatül Zehra Hanım’dır. İlk ve orta eğitimini Lefkoşe’de tamamladı.

İngiliz işgali altında olan Kıbrıs’tan ailece Türkiye’ye göç etti ve İstanbul’a yerleştiler. Türkeş 1933 yılında Kuleli Askeri Lisesi’ne girdi, 1939'da Harp Okulu’a geçti ve buradan mezun olarak orduya katıldı.

1940'da Isparta'da Muzaffer Hanım’la evlendi. Ayzit, Umay, Selcen, Sevenbige (Çağrı) ve Yıldırım Tuğrul adlı çocukları bu eşinden dünyaya geldi.

Muzaffer Hanım 1974 yılında vefat etti. Türkeş, 1976'da Sevâl Hanım'la ikinci evliliğini yaptı. Bu evlilikten de Ayyüce ve Ahmet Kutalmış adlı iki çocuğu oldu.

3 Mayıs1944'te Ankara'da gerçekleşen Milliyetçilerin yürüyüşünden sonda tutuklananlar arasında Genç Üsteğmen Alparslan Türkeş de vardı.

 20 Ekim 1944'te "vatan hainliği" suçlamasıyla sorgulandı. Bu suçlamayı şiddetle reddeden Türkeş, 9 ay 10 gün hapis cezası aldı ama mahkeme süresince bir yıl hücre hapsi yattığı için tahliye edildi. Cezası daha sonra Askeri Yargıtay tarafından bozuldu ve 2 numaralı mahkemede beraat etti.
1948 yılında Genel Kurmay tarafından açılan imtihanları kazandı öğrenim için ABD'ye gitti. .Amerika’da piyade okulu ve Amerikan Harp Akademi’sinde tahsil gördü. 1955‘de kurmay binbaşı olarak, Washington’da bulunan daimi gurup nezninde Türk Genelkurmayı’nın Temsil Heyeti üyeliğine tayin edildi. Bu görevi isnasında University of America‘da ulmuslararası ekonomi tahsili gördü.

1959'da yurda dönen Türkeş, 27 Mayıs 1960 yılına kadar Avrupa’da muhtelif NATO toplantılarında yer aldı ve askeri mevzularda Türk Genel Kurmay Başkanlığı’nın temsilciliğini yaptı.

27 Mayıs 1960 Askeri Darbesi'nin önde gelen simalarından olan Alparslan Türkeş, müdahaleden sonra Milli Birlik Komitesi üyesi olarak, Başbakanlık Müsteşarlığı yaptı. 13 Kasım 1960'da 13 arkadaşı ile Milli Birlik Komitesi’nden çıkarıldı ve Mürted Hava Üssünde hapsedildi. 19 Kasım 1960‘ta Türkiye’den, hükümet müşaviri olarak Hindistan Yeni Delhi’ye gönderildi.

23 Şubat 1963‘ta yurda dönen Alparslan Türkeş, dava arkadaşlarıyla birlikte kadro oluşturup partileşmek amacıyla "Huzur ve Yükseliş Derneği" adlı bir dernek kurdu. 21 Mayıs 1963’te Talat Aydemir'in darbe teşebbüsüne karıştığı iddiasıyla tutuklandı ve Mamak Askeri Cezaevinde dört ay hapis yatar. 5 Eylül 1963‘te beraat ederek tahliye olduktan sonra, 31 Mart 1964‘te Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi (CKMP)’ne üye oldu. 1 Ağustos 1965‘de CKMP’nin kongresinde parti üyeleri tarafından genel başkanlığa seçildi. Şubat 1969'da CKMP’nin Adana’daki kongresinde Alparslan Türkeş’in teklifiyle partinin ismi Milliyetçi Hareket Partisi olarak değiştirildi.

Türkeş bu parti ile girdiği seçimler sonucu, 65-69, 69-73, 73-77 ve 1977‘den 12 Eylül 1980‘e kadar dört dönem, Ankara ve Adana’dan milletvekilliği yaptı. 1975‘den sonra kurulan 1. ve 2. Milliyetçi Cephe hükümetlerinde başbakan yardımcılığı yaptı.

12 Eylül 1980 darbezinden sonra tevkif edilenler arasıda yer aldı ve 29 Nisan 1981'de, MHP ve Ülkücü Kuruluşlar davası adı ile sıkıyönetim mahkemelerinin karşısına çıkarıldı. dört buçuk yıl hapis yatarak, 9 Nisan 1985‘de cezaevinden tahliye oldu.

6 Eylül 1987‘de siyasi yasaklar kalkınca, 20 Eylül’de Alparslan Türkeş MÇP’ye kaydoldu.1987'de yapılan olağanüstü kongre ile Milliyetçi Çalışma Partisi Genel Başkanı oldu. 24 Eylül 1991'de MÇP, IDP, RP ile yapılan üçlü ittifakla seçime girdi ve Yozgat’dan milletvekili seçildi. 15 Kasım'da 18 arkadaşı ile ittifaktan ayrılarak bağımsız kaldı.

 25 Aralık 1991‘de Demokratik Hareket Partisini kurdu. Kurucular Kurulu kararı ile parti kapatılarak, Milliyetçi Çalışma Partisi’ne toplu geçiş yapıldı.

29 Aralık 1991 tarihinde yapılan 3. Olağan Genel Kongresi’nde MÇP’nin Genel Başkanlığı’na seçildi, 12 Eylül 1980'de kapanan siyasi partilerin isim ve amblemlerinin kullanma yasağının kalkması ile, 27 Aralık 1992'de kapatılan MHP’nin isim ve amblemini kullanma yetkisi Alparslan Türkeş’e devredildi. 24 Ocak 1993 tarihinde yapılan kongrede, MÇP yerini MHP’ye bıraktı. Milliyetçi Hareket Partisi, 24 Aralık 1995‘te yapılan genel seçimlerde ‘luk ülke barajına takılarak meclise giremedi. Alparslan Türkeş 4 Nisan 1997 tarihinde vefat etti. Cenazesi, Ankara Beşevler’e defnedildi.

deniz 19.09.2006 09:15:12
milliyetçi/muhafazakar olmasına rağmen 1960 askeri darebesinde sağcı bir partiye karşı darbecilerin arasında olmasını anlamış değilim.

yaptıklarından pişman oldu mu acaba ??

hayrullah67 19.09.2006 10:55:24
 İHANETLER VE CESARAETLER BULAŞICIDIR

deniz 19.09.2006 10:59:13
bir de son zamanlarında israille tuhaf bir yakınlığı vardı  Huh

Sapiens 19.09.2006 21:33:26
Doğduğunda verilen isim alpaslan değil bu konu bvence mühim ayrıca anne tarafında merhumun sevmediği hatta hiç sevmediği bir ırkın mensupları var

denge 19.09.2006 21:47:12
Ermeni olduğunu söylüyorlar Sapiens, doğru mu sence???

19.09.2006 22:43:50
Niyeyse politik liderlerin hemen hemen hepsi okumaya abd ye gitmiş zamanında..

Sapiens 19.09.2006 23:04:10
Ülkemizde ermeni ve rum kökenli olup sonradan kendi isteğiyle veya başka nednelerle  müslümanlığı seçmiş olan insanların sayısı hespalansa ülke nufusunun ahtırı sayılır miktarı bu kategoriye girer
ben 1000 yıl geriye gitmekten bahsetmiyorum 150-200 yıl geriye gitmek kafi

ECW 22.08.2007 16:52:54
Antepte sırf kendi fikirlerini yansıtmıyor diye boğazını dikkenli tellerle kesen bir adamdır

adıbelli 04.04.2008 15:36:36
Bu gün 4.4.2008

Başbuğ'un aramızdan ayrılışının 11. yıldönümü.

Allah (C.C.) mekanını cennet eylesin.

kopil118 04.04.2008 15:43:41
ne gariptir ki, onun ölümü ile Başkan Abdullah Öcalanın doğuşu aynı yıl. İLginç, ilginç olduğu kadar düşündürücü.
Başkan da rahmetliyi hiç sevmezdi.

adıbelli 04.04.2008 16:20:55
Apo edit ne zamandır başkan olmuş. Apo dan değil başkan cacık bile olmaz.

Bunun neresi ilginç onu da anlamadım. Rahmetli Başbuğu o edit ile aynı cümlede kullanmak bile zuldür.






''Lütfen yorumlarınızda hakaret sözcükleri kullanmayınız'' akrepv.

kopil118 04.04.2008 17:12:16
dangalak diye asab bozucu şeyller yazma, insan gibi konuşacaksan konuş, hoş sizler insanlığın i sini bilir misiniz o belli değil, ama benim düşüncelerime ve sevgime bu kadar hakaretvari sözler ile zorlayacaksan cevabını da her zaman alacaksın. sözlerinden fikrinin ne kadar da kıt ve sığ olduğu ve ondan kurtalamayacağında aşikar. ama bununla beni yıldıracağını  mı düşünüyorsun sen!
 benim için bir insan hangi sıfatı alır ne seni ne de dünyadaki hiçbir varlığı ilgilendirmez ama benim sıfat taktığıma bana yönelterek bunun niçin seviyor ya da sevmiyorsun diye sorgulamaya girersen cevabını da her zaman alırsın ve cevabı da olur. ayrıca sana mı sorucağım kimin fikrine sahip olacağımı.
    son söylediklerine karşılık verme gereğini bile duymuyorum ya, o da ayrı bir konu. adam gibi, hakaretlerden uzak konuşacaksan sonsuza kadar varım ama nerde sende o kadarı...

adıbelli 04.04.2008 17:33:28
Bu nasıl bir önyargı anlamıyorum. İnsanın içinde biraz insanlık duygusu, vatan, millet hassasiyeti filan olur. Hem ben sana dangalak demedim, Apo'ya dedim, sen niye o edit savunuyorsun anlamıyorum. İnsan hiç Apo'yu savunur mu, insan olan...

Ayrıca istediğini sev, istediğin fikre sahip ol, ilgilenmiyorum.

Benle her şeyi konuşabilirsin, rahat ol. Durup dururken strese sokma kendini.

kopil118 04.04.2008 18:09:01
önyarıların kime ait olduğunu ve önyargılarla kimin hareket ettiği çok açık. sana ne benim kimi savunup savunmayacağımdan. Pislik diyerek benim sevdiğim ve saygı duyacağım ve bir dogmatist gibi bile saygı duyacağım birisine hakaret ediyorsun, elbette benim kutsalıma dokunana cevap veririm, sinirlenmem de en doğal hakkım ayrıca ben en azından sevemediğim birisine hakaret etiyorum, umarım bu benim iyi bir davranışım ve karakterim.
    Yine diyorum asıl önyargılı olan sensin. Hem bana onu sevme, niye seviyorsun diyorsun hem de kimi seversen sev bana ne diyorsun, ne söylediğini biliyormusun bilmiyorum.
    strese sokma gibi bir şey yok. biz tartışmaya alışığız, en azından hakaret etmiyorum düşüncelerimi açıklarken. hakaret eden kişiler kanımca stresli kişiiklerdir.
bir de insan olan severmi onu diyorsun, demek ki sen faşizan duyguları o kadar içinde yeşertmişsin ki milyonlarca insanın onun için bu ülkede savaşım verdiğini onbinlercesinin dağlarda olduğunu düşünmmeyecek ve onları insan yerine koyamayacak kadar da faşizanlığı içinde yaşatıyorsun. Hem bana insan ol diyorsun hem de nasıl ve ne şekilde olursa olsun insanı sevmiyorsun, sevmek ayrı bir şey doğru olabilir ama insana hayvan muamelesi yapıyorsun. Bu gün onun doğduğu Amara'ya onbinler akın ediyor. Bakarsan onunda insan olduğunu ve seveni olduğunu- hem de tahmin edemeyeceğin kadar- anlartsın. hoş sana anlatmaya çalıştığım insanı sana kesmek için verseler bir an için bile olsa düşünmezsin ya neyse.


Sayfa: [ 1 ] 2