|
||
| Sahında bir ırmak, tez inme bir handikapla gözlemini doğruluyor. "Dengi paslanmış bir görüş atığı yoktur. Paslı göz bulmak için aynı gör'de ilişik kalmıyor musun?" Bir insan (in sanı eylemini doğrulayan) ırmağın başına geçip oturuyor. "Günü kurtarmaya çalışmak vadeli bir tahkim gerektiriyor. Yapacağımı sanıya teslim ettiğimde kendimi, eylemimin mesut olmasından kendimi sorumlu tutan, bu eylem içindeki eylemin bahsini duyuran şey olmalı!" Çeki ile düzenlenebilir, dengelenebilir bir ilgi (ilişki) ırmak ve insan'ı doyumlamış. Üstte bir, arada bir, asta sonsuz bir tek ilgiler eli oluşturmayı başarmış! "Tartıda bir ahkam ile ahkamımı mı, ben'i mi değerlendireceksin?" İnsan ırmağın kenarında, zorunlu olarak başlangıcı bu neviden yaptığından, başında, uzun süren dinginliğe has bir yüz örtüsüyle durunca, bu çehre ifrazahatıdır, ilgiler eli, ilişiklik, assta sonsuz kez etraflarında duvarlanınca yapabileceği ilk şeyi sanısına teslim eder! "Burada dingince duran ırmağım, akabildiğimi göremedim?" "Nihilin bir doygunluğu olduğu söylendi. Yüksek itikatlar değerlendirmeyi, kurulu olandan çıkartmayı hedeflediler. Bir doygunluk esnasında cirit hulasaları bulunursa, duyurulur ki, çekimde tek, görü'de tek, ilişkte tek!" Kan atlı bir insan eylemi kendine kulp bulur, kapıyı açar, ışık görür. Vardır ışık! Ben, bir öteki gözlemin şaheseridir. Tekildir. Astta sonsuz ilişkler, öteki gözlemin astında yoktur. Irmak bir insanma eyleminin buradaki tek girizgahıdır! Adım atılıp, akış görülebilir. Tez inme bir handikap gözlemini doğruluyor. |
||
|
||
| "Ötelenmiş bir ilgiden bahsettiğimi düşündüğümde, kendimi bu ilginin kılıcısı kıldığımı da bilmiştim. Göz lem'imi nekahatte birinden usulca çaldım, tedirgin erekler yanıbaşıma uzadı. Bunu O'da biliyordu. O bir açı, ilgisiz! Kendimi gözlemlemek için öteki olmayı başarınca öteki ben olmuştu, zira bu netice hiç istemim doğrultusunda değildi. Öteki kastımı göz lem'imle ararken, aslında gözlerimin bir çıtadan ancak bakabileceğini anladım. Ben bir insanım! Teker teker leklenmiş bir hafıza dolu! Bir halka!" "Gözlem katı bir tahakküme dayandı. Irmak aktığında bendim akan!" |
||
|
||
| "Düşün!" Düşünsel kıvranma! Yuvarlanan taşların ırmağın akan ruhunu söndüreceğini düşünmemişti. Zira boynunu ileri uzatmayı ve görkemli etraflı dönmelerini gözlerinden silkelemişti. "Beni düşünebiliyorsun!" Düşünsel bereket! "Ben nekahetteki kişiyim! Diri bir anlak ile sarhoşluğumu kabul et!" "Öteki kılıcım! Tek kılç kullandığın aşikardı, çetin bir adımın vardı, kendini harap etmen de ne?" "Kılç ağzı, kan ağzıdır. Kılç kılıcın amacının arasıdır. Düşünsel tatmin! Irmak akıyor ve ben insanı eyleminde duran, kalkık tek adım sayaçlarımı, göğe kalkık anlağımı kesmek için hızlıca koşturuyorum. Eğer bedensel bir ima hata yapacak engin anı bulursa anlağım ve sayıma aç adımlarımın resti buluşacak!.." Sizi İbrahim'le tanıştırayım. (İbram derim ben, o ayrı mevzu!) İbram aklanan değildir. İnanan, inayet getirendir!(?) Önceliğindesi vardır, tek bir tane olması onu sıraya koymasına mani olmadığından çarçabuk dizimler, dilimler! "Cevizli bir bahçe hayal ediyorum!..." Nakısasını hasbihal etmediği, tasavvuruna yaymayı innasına katmadığı içindir, muvaffak olmayan bir tercih yapması! İbram cevizli bir bahçe hayal edince, cevizli bahçenin ona sarılmasının zor bir şey olmadığını bilmektedir ki; lakin, cevizli bir bahçenin onu düşündüğünde asla cevizli bir bahçe olarak düşünemeyeceği hayali onu küstürür, yaşamın buzunu eritir. Soğuk bir tablet gibi dolaşır durur. Her düşüncenin tepesinde ötekinin olmayacak gözlem vardır. İbrahim sıhhi bir adam olduğundan düşünselliğine çark ve keskin dişler bulmak istemiştir. Bugün geniş bir mandalı dudaklarına tutturmuş, geniş ağzını ak dişlerinin arasındaki sözlerle uyuşturmuş... Bakınıp durduğumda bana: "Mukavvemet gösteriyorum," diyormuş. Yanına yaklaştığımda "çek irdele" travmasının içindeymiş! "Ben ötekinin yüzüdür, oysa beriki hiç olmamıştır." "Kimdir beriki diyorum İbram!" Kimdir, ötekini anla-dırdığın kişi!" "Ben ordaymışım ya zira!" Düşünsel yalanımı İbram kuruttu! Ben de mukavvemet gösterdim! "Ben nekahetteki kişiyim! Diri bir anlak ile sarhoşluğumu kabul et İbram!" |
||
|
||
| Tekrar önümdeki yola dönüyorum, işitmiş biri evrelere inanır, evvelce bütün kötüler, ısırmak için döndüğünde, iyiler içinden tek ses dahi yükselmez! Isır, ısır! Çıkarımımdan, uykunu boğazında ancak kalın bir yılan işitir. İşitmiş evrelere bu yüzden inanırsın! Sen! Ben olan! Diri bir anlak, bilinçli bir ikindi! Kemirgen bir gülüş! Yoldaşlar aramıyor muydun yoksa? İyice uzağa tükür kendini! |
||
|
||
| Ayrışma gözlemi değil! Peki ne? Gözleriyle bir yanıt aradı, evrelerin parlak kabuklarında ve gördü ki, pekmez gibi ağdalı ölü kabukların üzerinde, demir atmış bir yılan plastik boyalar içinde, tembel tembel kımıldıyor ileri geri. İbram battaniyeyi korkuyla kafasına çekti... Denge dansının üzerinde zaman küresi aşağı inmiş. Öteki gözlem zührevi dozu kaygılı bakışlarla izliyor. Battaniye altında ben'in köprüsü iri iri dikilmiş; sıska ve içiçe geçmiş İbram'ın bol giysileri görünüyor. |
||