SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Siyasi Portreler

Konu: Abdullah Öcalan

Sayfa: 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 [ 13 ] 14 15 16 17 18 19 20

12.05.2007 13:32:09
bunca sayfadır tartışılmış (yazıların-yorumların hepsini okumadım,okuduğum kadarıyla,) abdullah öcalan tartışılırken sisteme değinilmemekle beraber jakoben edalarla çözüm aramak bu sorunumsuların oluşturduğu sorunu pek bir doğru üzerine oturtacak gibi görünmüyor.

abdullah öcalan'ın sahneye çıkışından itibaren günümüze kadar hızlı-kısa bir bilgi vereyim.
abdullah öcalan istanbuldan ankara üniversitesi'ne geldikten sonra karşımıza çıkmaktadır.-ki ankara üniversitesine mahir çayan'a hayran olduğu için geldiği de söylenir-. kızıldere katliamının ve thkp-c şehitlerinin haberleri akaraya ulaştıktan sonra doğu perinçek önderliğinde "şafak bildirisi" dağıtılır,SBf koridorlarında boykot çağrıları - mücadele çağrıları yüksek sesle duyrulur.bu olayların içinde abdullah öcalan'da vardır.bir kaç olaydan sonra gözaltına alınır arkadaşlarıyla.. ama ne gariptir ki gelen bir telefonla hemen gözaltından çıkarılır. yanlış hatırlamıyorsam askere gitmemek için 7 yada 8 yıl sbf'de kalır.

abdullah öcalan'ın sonraları anti-komünist der'in içinde yer aldığı duyumları alınmaya başlanır.grup içi dışlamalar, ciddi sorunlarla karşılaşır.sonra arkadaşlarıyla kurdistan işçi partisi'ni marxist bir tüzükle kurar..90'lı yılların getirdikleri ve götürdüklerini anlatmaya gerek yok.sonraları bayrak değişir partinin , tüzükle oynanır..parti içi mafyalaşma gruplaşma başlar...ekonomik paketler amerika destekli olur ve "kürt milliyetçilerinin partisi" olur pkk. (bir çok kürt aydınını öldürmüştür.)

apo'nun Mİt elemanı olduğu , cia 'in desteklediği gibi bir çok spekilüasyonlar çıkmıştır.ancak mit ajanı vs olmasa bile artık "devletin yasal politikası" haline gelmiştir PKK ve serok apo. bir düşünün türk milliyetçisi partiler ve silahlı kuvvetler pkk dan iyi para kazanmıştır.örneğin güneydoğuya neredeyse silah - uçak - cephane yığını yapılmıştır.sık sık israilin , fransa'nın yaptığı ihaleleri genellikel t.c. devleti almıştır.silah tüccarları ve kapitalist zihniyetler bu işin kaymağını çk güzel yemişler ki hala yemektedirler.

......vs ... vs...
günümüzde gittikçe değişmekte ve gittikçe birileri sahiplenmeye çalışmaktadır pkk'yı ve apo'yu.

ayrıca apo' çok başarılı bir önderdir.kafasıda zehir gibi çalışmaktadır bana göre. Abdullah Öcalan'ın svaunmasını okuyan varsa büyük ihtimal bilecektir.hatta şaşkınlıktan gözleriniz bile büyüyecektir.şöyleki;
yer yer ekolojistlikten , yeşilizmden hatta kara kızıl örgütlenmeden yani anarşi'den bahsetmektedir.ve stratejik önemli noktaları iyi saptamıştır. kendi ağzından çıkan laf aynen şöyledir ; "diyarbekirden vaz geçerim ama mersin'den vaz geçmem."

şu günlerde mersin limanında ciddi oalylar yaşanmaktadır , mersin liman ı özelliştirildi.işçiler kovuldu , yeni işçiler geldi...ilerleyen günlerde uyuşturucu operasyonlarını narkotik şubeler mersin'de yoğunlaştıracaklar adım gibi eminim. (ve daha nice önemli konular..)

(genişletilmişi gelecek (: )

torq 04.06.2007 22:49:47

Türkiye anayasal kriz yaşıyor

Savunmasında da Cumhuriyetin Osmanlı'nın mirası üzerine kurulduğunu, o dönem için yenilikçi sayılabileceğini belirttiğini söyleyen Öcalan, 'O dönemde belli ölçüde M. Kemal'in yaptığı şeyler de anlaşılabilir. Ama bugünün Türkiyesi ile o günün Türkiyesi aynı değildir. Türkiye bugün anayasal bir kriz yaşıyor, bu çok açık'' dedi. Öcalan, aslında bu son dönemde yapılan mitinglerle de ortaya çıkan kesimin ulus-devletin aşılmasında ciddi şekilde ekonomik ve siyasi menfaatlerini kaybedecek olan güçler olduğunu kaydederek, mitingleri bunların organize ettiğini belirtti. Öcalan, savunmasında belirttiği hususların bu tıkanıklığı aşmaya yardım edebilecek olgular olduğunu dile getirdi.

500 yıllık ittifak çöker

Türkiye'nin Güney'e operasyon yapacağına fazla ihtimal vermiyorum. Böyle bir şey gelişirse, sadece Güneydoğu değil, bütün Türkiye'yi kaybetme tehlikesi doğar. Türkiye'nin iyiliği için çalıştığını söyleyen ulusalcılar, Kürt-Türk ittifakının yerini yavaş yavaş Kürt-Şii ittifakının aldığının farkında değiller. 500 yıllık ittifak çatırdıyor. M. Kemal de Kurtuluş Savaşı sırasında, Kürtlerden almış olduğu güçle hareket etmiştir.

Eğer Kürdistan'ın her tarafına asker yığarlarsa, operasyon düzenlerlerse çatışmalar doğal olarak yaşanır. 500 bin kişilik bir güç ile dağa taşa bomba yağdırarak sonuç alınamayacağı gibi bu, ekonomiye de büyük bir yüktür. Zaten ülkenin yarısını sattılar. Böyle devam ederlerse, diğer yarısını da bu savaş yüzünden satmak zorunda kalacaklar. Operasyonların durdurulması gerekir.

Seçim çalışmaları sürüyor. Bu seçim döneminde hem Kürtler, hem de demokrasi güçleri ve sol partiler kendi içlerinde birlikteliklerini sağlarlarsa bu seçimden güçlü çıkabilirler. Önemli olan temsil kabiliyeti, nitelik ve yapabilecek kişilerin seçilmesidir. Sol partilerin etkili olduğu yerlerde ortak adaylar belirlenebilir. İyi çalışılırsa, diğer sol partilerin adaylarıyla birlikte sayı 40-50 olabilir. Bu şekilde Meclis'te 2 grup oluşturulabilir.

Türkiye Güney'e girerse kaybeder


Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, Güney Kürdistan'a operasyon yaparsa, Türkiye'nin stratejik olarak zora gireceğini söyledi. Operasyon sonucunda 'Bütün Türkiye'yi kaybetme tehlikesi doğar' diyen Öcalan, 500 yıllık Türk-Kürt ittifakın çatırdadığını kaydetti. Öcalan çarşamba günü avukatlarıyla yaptığı haftalık görüşmede, İşkenceyi Önleme Komitesi'nin (CPT) ziyareti, sınırötesi operasyon, seçimler ve savunmalarıyla ilgili görüşlerini dile getirdi. CPT'nin kendisini ziyaret ederek iki gün kaldığını söyleyen Öcalan, 'CPT heyeti geldi, iki gün kaldılar. Uzun süreli ve detaylı bir şekilde görüştük. Üst düzey oldukları belliydi, yetkin insanlara benziyorlardı. Konuya ilişkin açıklama yaparlar sanırım. Saç örneklerini aldılar. Hem hukuki hem de sağlığa ilişkin problemleri görüştük' dedi.

Savunmaya İnfaz Hakimliği'nden engel


'İnfaz Hakimliği savunmamın verilmemesine ilişkin karar vermiş' diye Öcalan, savunmasında teorik düzeyi yüksek çözümlemeler yaptığını ve bu savunmasını önemli olduğunun altını çizdi. Bu görüşlerini kısmen dile getirdiğini hatırlatan Öcalan, şöyle devam etti: 'Ama savunmada çok daha kapsamlı ve sistematiktir. Daha çok ulus-devletin bugün gelinen noktada yarattığı sıkıntıları açmaya çalıştım. Radikal'de bir yazı okudum, İsmet Berkan yazıyordu; aslında benim bu savunmamda belirttiğim görüşlerin aynısını dile getiriyordu. Katırcıoğlu'nun da aynı eksende yazıları var. Ulus-devlet ve Cumhuriyetin aynı kavramlar olmadığı konusundadır. MİT Müsteşarı da yaptığı o açıklamada bu noktaya dikkat çekiyordu; ulus-devlet anlayışının sorgulanması gerektiğini söylüyordu. O da tehlikeleri görüyordu. Yine devlet içerisinden başka isimler de, Evren gibi, Ağar gibi, gelinen noktadaki tıkanıklığı kısmen gördüler.' Öcalan, AKP'nin bu konuda biraz daha değişime açık gibi göründüğünü belirterek, CHP'nin sürekli çözümsüzlüğü dayattığını ifade etti ve şu değerlendirmelerde bulundu: 'Askerden de bir kesim, çözümsüzlüğü dayatan ulus-devlet anlayışında ısrar ediyor. AKP ile Demokrat Parti arasında Türkiye'nin liberal demokrat partisi olma yarışı var, ikisi de o role oynuyor. Şimdiki ulusalcılar bağımsızlıktan söz ediyorlar. Herkesi düşman gören politikalar güdülmesinden yanalar. Bu politikalar Türkiye'yi dünyadan tecrit edecek politikalardır. Bir zamanlar Tuncer Kılınç gibi bazı isimler Türkiye, İran, Rusya ittifakından söz etmişti. AB'ye kesinlikle karşıydılar. Fakat bu mümkün değil. M. Kemal bile en fazla altı ay bağımsız kalabilmiştir. Öyle 'yedi düvele karşı savaştık', 'bütün dünya bize düşman' söylemleri faşist devlet söylemleridir. M. Kemal bile Sovyetler ile ilişkilerini kestikten sonra altı ay kadar bir süre bağımsız kalabilmiş, hiçbir ülkeyle ilişki kurmamış, fakat altı ayın sonunda İngiltere ile ilişki geliştirmiştir. İngiltere'den habersiz politika geliştirmemiştir. Bilindiği gibi, ulus-devlet anlayışı, II. Dünya savaşı öncesinde Nazi Almanyası gibi faşist devlet modellerini ortaya çıkarmıştır. Bu, II. Dünya Savaşı'ndan sonra AB modeli ile aşılmaya çalışıldı. Fakat Türkiye bunu bir türlü aşamadı. Bugün Türkiye'deki ulus-devlet anlayışı faşist ulus-devlet anlayışıdır.''


Demokratik modernite anlayışı


Öcalan savunmasındaki görüşlerini şöyle aktardı: 'Savunmada PKK'nin ortaya çıkış koşullarını açtım: Gelinen aşamada PKK'nin ciddi bir değişim-dönüşüm geçirdiğini, strateji değiştirdiğini ve samimi olduğunu belirttim. Artık ulus-devletin çözüm olmadığını biliyoruz, PKK de bunu stratejik olarak kabul etmiştir. Bizim çözüm önerimiz, üniter yapı içerisinde bir çözüm öngörmektedir. Bizim önerdiğimiz demokratik ulus modeli, ulusu bir arada tutmanın tek yoludur. Savunmamda demokratik ulus ve demokratik modernite kavramları üzerinde durdum. Bunlar yaşanan sorunlara çözüm olabilecek kavramlardır. Demokratik modernite kavramı üzerine daha önce de bazı açıklamalar yapmıştım. Özgür İnsan Savunması'nda bahsettiğim demokratik uygarlık bununla eş anlamlıdır. Modernitenin getirdiği sorunlar ancak demokratik modernite anlayışıyla aşılabilir. Benim buradaki çözümlemelerimi devlet dikkatle incelemekte ve buna göre politika belirlemektedir. Ama bizimkiler, ne legal alanda ne de diğerleri o düzeyde anlamıyorlar. Savunmamda kapitalist sistemin bir nevi toplumsal kanser olduğu belirlemesinde bulunmuştum. Bu konuda birçok siyasetçi, felsefeci derin tahlillerde bulunmuşlar. Wallerstein'ın bu konuda çeşitli düşünceleri var. Fukuyama da önceleri ulus-devletin aşılmasından yana iken, sonraları tekrar ulus-devlete döndü. Son tahlilde bu hastalığa kapsamlı bir çözüm bulamamışlardır. Ben derin siyasi tahlillerim ve yoğunluklu çalışmam sonucunda, kapitalizmin yarattığı bugünkü durumun toplumsal bir kanser olduğunu tespit ettim. Savunmalarla ilgili kitabım İngilizceye çevrilmiş, bir kitabın İngilizceye çevrilmesi öyle basit bir şey değildir. İncelemişler, mantıklı ve tutarlı olduğunu gördükten sonra çevirmişlerdir.''

Ulus-devlet Paris doğumludur

Öcalan, gelinen noktada kapitalizmin kar hırsına dikkat çekerek, değerlendirmelerini şöyle sürdürdü: 'Bugün geldiğimiz noktada kapitalizmin sınırsız k�r hırsıyla yürüttüğü endüstrileşme politikaları, doğayı gün be gün yok etmektedir. Birey tamamen yalnızlaşmış durumdadır. Bunalımlı, umudunu yitirmiş insan tipi ortaya çıkmış durumdadır. Bunlar hep kapitalizmin sonuçlarıdır, bir kanser gibi bütün toplumlara yayılmıştır. Ulus-devlet Paris doğumludur, Fransa'dan bütün dünyaya yayılmıştır. Fakat ulus-devletlerin yarattığı bitmez tükenmez savaşlar, özellikle Avrupa'da milyonlarca insanın ölümüne sebep oldu. I. ve II. Dünya Savaşları ulus-devlet anlayışının ortaya çıkardığı savaşlardır. Avrupa, II. Dünya Savaşı'ndan sonra ulus-devletin çözüm olamayacağını gördü ve Avrupa Birliği (AB) projesiyle ulus-devleti aşmaya çalıştı. Fakat Türkiye'deki ulusalcılar h�l� Fransız tipi ulus-devlette ısrar ediyorlar. Lenin de, Sovyetler Birliği'ni kurarken bu ulus-devlet anlayışını aşamamıştır. Sovyetlerin ABD karşısında yenilgisi ve çöküşü bununla bağlantılıdır. Bugün sosyalist olduğu söylenen Çin, kapitalizmi adeta ayakta tutan güçtür. Latin Amerika ülkeleri de ulus-devlet anlayışını aşamadıkları sürece başarılı olamayacaklar.''

İspanya'nın 70'li yıllarına benziyor

Öcalan, Türkiye'nin bugün yaşadığı anayasal kriz ve tıkanıklıkların İspanya'nın 1970'li yıllarda yaşadığı sorunlara çok benzediğine işaret ederek, şöyle devam etti: 'Yine Yunanistan'ın cunta sonrası dönemiyle de benzeşiyor. İspanya'da demokratik bir anayasa yapıldı. Katalanlar ve diğer gruplara özgürlükler tanındı, daha sonra AB ile tam bir entegrasyon sağladılar. Türkiye'nin içinde bulunduğu krizlerden kurtulabilmesi için sivil bir anayasanın yapılması şarttır. Ben savunmamda bunları daha geniş açıkladım. Benim yaptığım çözümlemeler bazı kesimleri rahatsız etmiş olabilir. Bundan dolayı vermek istemiyor olabilirler. Hiçbir şekilde alınamazsa, bu durum AİHM'e taşınır.'

torq 04.06.2007 22:52:13
İkinci bir savunma yazmayı planlıyorum

İmralı'ya gelen Avrupa Konseyi yetkilileri ile de görüştüğünü belirten Öcalan, 'Onlara AİHM'deki davalarım için savunma yazacağımı söylediğimde, yazabileceğimi, böyle bir hakkımın olduğunu söylediler. AİHM'e sunulmak üzere ikinci bir savunma yazmayı planlıyorum. Bu gelen CPT üyeleri, İnsan Hakları sözleşmesiyle bağlılar'' dedi. 'Ulus-devletin çözüm olmadığını, demokratik ulusçuluğun esas alınması gerektiğini ısrarla vurguluyorum'' ifadesini kullanan Öcalan, şöyle konuştu: 'Hatta bu konuda Beşikçi'nin bana ilişkin eleştirileri var. Kendisine selamlarımı söylüyorum. Beni anlamalarını rica ediyorum. Aslında Ziya Gökalp'in Türkler için geliştirdiği 'Türkçülük' ile İsmail Hoca'nın Kürtler için yapmak istediği aynı şeydir. Her ikisi de klasik Emile Durkheim sosyolojisidir. Demir Küçükaydın'ın bir dergide bu konuya ilişkin bir yazısı vardı. O da bu yazıda bana hak veriyor ve İ. Beşikçi'nin Öcalan'ı anlamadığını söylüyordu. Klasik sömürge tahlilleri, sınıf tahlilleri, emperyalizm tahlilleri ile 19. yy'ın, 20 yy'ın belirli bir döneminin sorunlarına çözüm bulunabilirdi. Ama 21. yy'da bu tahlillerle sonuç alınamıyor. Bugün onlarca din, dil, etnisitenin yaşadığı Ortadoğu coğrafyasında ulus-devlet yaşanan sorunlara cevap olamıyor, tersine sorunları derinleştiriyor. Ortadoğu'daki ulus-devlet sayısı çoğalsa dahi sorunlara çözüm olmayacaktır. Aynı şekilde ulus-devlet sayısının azaltılması da çözüm getirmez. Bugün Irak'ta üç devlet de kurulsa sorun çözülmüş olmayacaktır. Kerkük kentini ele aldığımızda onlarca dil, kültür, dinin bir arada yaşadığı bir kenttir.

Ortadoğu'ya uygun sistem

Ulus-devlete hakim olan etnisite diğerlerini yok etmeye çalışacak, diğerleri de kendilerini savunacaklardır ve ortaya yeni Kudüsler çıkacaktır. Tüm bunların önüne geçmek için KCK sistemini önermiştim. Bu sistem devleti hedefleyen bir sistem değildir. Her ülke kendi sorununu kendi sınırları içerisinde çözebilir. Gevşek yapılı bir örgütlenmedir. AB'nin Ortadoğu'ya uyarlanmasıdır. Bütün kimliklerin, dinsel, dilsel, etnik kimliklerden oluşan grupların kendilerini demokratik bir şekilde ifade ettiği, üstte de bütün bu grupların temsil edildiği bir üst çatıdır. Bu sistem klasik vatandaşlık anlayışını eleştirir ve aşar. Birey yerine grupları baz alır. Kapitalizm bu söylediklerimize benzer şeyleri işine geldiği ölçüde uyguluyor. Örneğin Sabancı Grubu bizim öngördüğümüz sistemdeki gruplara benzer bir şekilde hareket ediyor. AB ülkelerinden İngiltere, AB'nin geleceği konusunda konfederal bir yapı, Almanya federal bir yapı, Fransa ise bir çeşit ulus-devletlerin birlikteliği şeklinde bir model öngörüyor. Kürtler, dört parçada mevcut sınırlara dokunulmadan, bulundukları ülkedeki halklarla birlikte, özgünlükleri tanınmak koşuluyla, birlik oluşturabilirler. Bu sistem Ortadoğu'nun içinde bulunduğu krizi aşmaya yönelik yegane sistemdir. Aksi takdirde Ortadoğu'da Lübnan, İsrail-Filistin çatışmaları, Irak, Kürt-Türk-Fars çatışmaları yaygınlaşarak devam edecektir.'

Kürtlerin olası ittifakları

Öcalan, Kürtlerin olası ittifakları konusunda şu görüşleri dile getirdi: 'Birincisi, Irak'taki Kürtlerin Araplarla ittifak geliştirme ihtimalidir. Suriye ve diğer ülkelerdeki bütün Arap dünyasıyla. Bu olmazsa, ikinci ihtimal olarak, Kürt-Şii ittifakı söz konusu olabilir. İran'ın tarihi geçmişi ve ilişkiler çok derindir. Uluslararası alandaki diplomasileri ve siyasete yön verme ustalıkları da bilinir. İran'ın, Irak'ta da, Özbekistan, Türkmenistan, Azerbeycan üzerinde de etkisi vardır. İran devlet olarak da federatif yapıya yatkındır. Kürtlerle ittifak yapma potansiyeli çok yüksektir. Bir tek eksik kalan ABD'nin dahil edilmesidir. ABD ile İran arasında ilişkiler başlarsa ki bunun da işaretleri var, Türkiye işte o zaman zor durumda kalacaktır.''

Türkiye stratejik olarak zora girer

Türkiye'nin Güney'e bir operasyon yapacağına çok fazla ihtimal vermediğini dile getiren Öcalan, 'Eğer böyle bir şey gelişirse, söylediğim ittifaklar söz konusu olur, süreç hızlanır ve Türkiye stratejik olarak zora girer'' dedi ve şu uyarılarda bulundu: 'İşte asıl bu durumda sadece Güneydoğu değil, bütün Türkiye'yi kaybetme tehlikesi doğar. Bugün bu ittifak tamamlanmak üzeredir, İran'ın bölgedeki gücü artıyor. Nükleer silahlanma konusunu da hallederlerse, bölgenin en önemli gücü haline gelecekler. Böyle bir İran'la Kürtlerin ittifakı söz konusu olabilir. Kürtler, Şerefhan'ın Şerefnamesi'nde de geçiyor, 1500'lü yıllarda, Yavuz döneminde, İran ile Osmanlı arasındaki ikilemde Osmanlı'dan yana tercihini koymuşlardır. O dönemde Yavuz, İdris-i Bitlisi ile buluşuyor, ona beyaz bir kağıt veriyor, kendisinden neler istediğini yazmasını istiyor. Yavuz, Kürtlerle ittifak kurmadan İranlılara üstünlük sağlayamayacağının farkındaydı. Kürtlere o dönem bir çeşit krallık statüsü tanınmıştı. Bunun yanında Kürtlerin mirleri, beylikleri özerk hareket edebiliyorlardı. Kürtlerin özgünlükleri tanınıyordu. Yavuz, Kürtlerle ittifak yaptıktan sonra Ortadoğu'ya yöneliyor. İşte bugün Türkiye'nin iyiliği için çalıştığını söyleyen ulusalcılar, o günden bugüne devam eden Kürt-Türk ittifakının yerini yavaş yavaş Kürt-Şii ittifakının aldığının farkında değiller. 500 yıllık ittifak çatırdıyor. M. Kemal'in de Kurtuluş Savaşı sırasında işe ilk önce Erzurum'dan başlaması boşuna değildi. Kürtlerden almış olduğu güçle hareket etmiştir. Bu söylediklerim önemlidir, bu benim demokratik ulus çağrımdır. Bir aydın olarak sorumluluğum gereği görüşlerimi belirtiyorum.

Operasyonların durdurulması gerekir

Çatışmaların son bulması için operasyonların durdurulması gerekir. Eğer Kürdistan'ın her tarafına asker yığarlarsa, şu anda 500 bine yakın bir güç var, operasyon düzenlerlerse çatışmalar doğal olarak yaşanır. Bu operasyonlar ile seçim öncesi AKP zayıflatılmaya çalışılıyor olabilir. Ama bunlara rağmen AKP birinci parti olarak çıkabilir. DP'nin barajı geçme ihtimali var. MHP'nin durumuna ilişkin ise tam bir belirsizlik var. CHP yükselttiği milliyetçilikle oylarını yükselteceğini düşünüyor. Ama durum böyle değil. Bu kesim kalıplaşmış bir kesimdir. 500 bin kişilik bir güçle dağa, taşa bomba yağdırarak sonuç alınamayacağı gibi, bu ekonomiye de büyük bir yüktür. Zaten ülkenin yarısını sattılar. Böyle giderse, diğer yarısını da bu savaş yüzünden satmak zorunda kalacaklar. Ekonomi iyi gibi görünüyor ama AKP bu ekonomiyi dış sermayenin çarklarıyla işletiyor. Bir kriz anında yabancı sermaye çekilirse, ekonomi çöker'' diye konuştu. Öcalan avukatlarından şu taleplerle sözlerini noktaladı: 'Hayvanların Zihni', 'Enerji ve Elektrik' Evrensel Yayınları'ndan 'Akdeniz Tanrıları' isimli mitolojik kitabı getirebilirsiniz. Ayrıca Wallerstein'ın daha önce iki ciltlik kitabını aldım. Üçüncü cildi henüz çevrilmedi mi? Çevrildiyse getirebilirsiniz, çevrilmediyse iki cildi çeviren, işini yarım bırakmayıp üçüncüyü de çevirsin. Wallerstein'ın çıkan son kitabı varsa, o da olabilir. Cezaevinden mektuplar gelmiyor artık. CPT heyeti ile bu konuda da görüştüm. Bunun hukuka aykırı olduğunu söylediler. Daha önce mektup gönderenlere selamlarımı iletmiştim. Herkese selamlarımı iletiyorum. Ben bu sorunların, bu kötü sürecin aşılacağı konusunda umutluyum.'

Kürtler seçimden güçlü çıkabilir

Seçimlere ilişkin ise Öcalan, şu görüşleri aktardı: 'Seçim çalışmaları sürüyor. Kota sorun değil, sayı da önemli değil. Beş olur, on olur önemli değil. Önemli olan temsil kabiliyeti, nitelik ve yapabilecek kişilerin seçilmesidir. Halkın tanımadığı adayların gösterilmesi doğru değildir. Sıkıntı yaratabilir. Kendileri için demokratik ulus grubu adını kullanabilirler. Sol partilerin başkanlarına da yer verebilirler. Bazı aydınlar üzerinde de ittifak yapılabilir. Çok iyi hesap yapılmalı. Bir mühendis gibi çalışma olmalı. Tek bir oy bile ziyan olmamalı. Sol partilerin etkili olduğu yerlerde ortak adaylar belirlenebilir. Öyle yerlerde güç birliği yapılabilir. İyi çalışılırsa diğer sol partilerin adaylarıyla birlikte sayı 40-50 olabilir. Bu şekilde mecliste 2 grup oluşturulabilir ve bu önemli işlev görür. Bu seçim döneminde hem Kürtler, hem de demokrasi güçleri ve sol partiler kendi içlerinde birlikteliklerini sağlarlarsa, bu seçimden güçlü çıkabilirler.'

Açlık grevi için teşekkür

Avrupa'da kendisi için açlık grevi yapanları selamlayan Öcalan, şu mesajı verdi: 'Onlara bir kez daha teşekkür ediyorum: Amaç heyetin gelmesiydi, bu amaca ulaşıldı. Açlık grevi yapanlar da bırakabilirler. Fakat demokratik çerçevede çalışmalar sürdürülebilir. Cezaevindeki yoldaşlarıma selamlarımı iletiyorum. Şu anda sağlık durumum da hayati tehlike arz edebilecek bir durumda değil. Şu anda farklı olarak ses çıkarmada güçlük çekiyorum, kulağımda bazen çınlama oluyor ama bunlar önemli değil, biz toplumsal sorumlulukları olan kişileriz.'

Diyarbakır'a Kültür Sarayı

Son olarak Diyarbakır halkı için bir kültür sarayı önerdiğini hatırlatan Öcalan, bu konuda şu önerilerde bulundu: 'Öyle kısa vadede değil, beş-on yıl da sürebilir. Kimisi maddi olarak, kimisi sanatıyla, kimisi fiziki gücüyle yardım eder. Dicle'nin yakınında olabilir demiştim, ama o kadar da önemli değil. Dicle'nin öbür tarafında düzlüğün olduğu yer de olabilir. Ama çok geniş bir arazi olması lazım. Adeta bir köy gibi olmalı. İçinde her türlü kültürel ve sanatsal etkinliğin yapılabileceği yapılar olmalı, okullar olmalı vs. Yapısı oranın kültürel dokusuna, özgün mimarisine uygun olmalı. Tarihsel ve mitolojik sanatı da yansıtmalı. Ben bunu Diyarbakır için söyledim ama başka yerler de bunu alabilir; örneğin daha küçük ölçekte Silvan'da olabilir. Kültür sanat projeleri günümüzün vazgeçilmezleridir. Daha önce Urfa Kültür Sanat Projesi'ni de söylemiştim. AKP buna benzer bir şey yapmaya çalışıyor. Urfa'daki İbrahimi dinlerin merkezi olarak, Museviliğin, Hıristiyanlığın, İslamiyetin kültürünü yansıtacak bir tarzda olmalı.'

http://ozgurgundem.net/haber.asp?haberid=17861

04.06.2007 23:07:28
lan abdullah öcalan
biliyorum hepsi yalan
giden zaten gitti
tahsilata gebe kalan yine vatan

keçi 04.06.2007 23:08:46
kürt halk katili önce kendi poposunu kurtarsın diyorum.

 daha bugün tunceli' de verilen şehitlerin kanı kurumadan, bu teraneleri karşımıza getirenleri ve site yönetimini protesto ediyorum. duyarlı arkadaşları yeni bir forumda buluşmaya, demokrasi  adı altında yapılan bölücü ve gerici propagandaya alet olmamaya davet ediyorum. bakalım bebek katilinin sözlerine olduğu kadar, bu satırlara da tahammülleri var mı demokrasi şampiyonlarının.

torq 04.06.2007 23:59:37
sayın keçi, Bu forum her görüşten ve düşünceden insanın düşüncelerini açıkça söylemesi ilkesi üzerine kurulmuştur ve senin düşüncene ters diye bir kişinin görüşünü yayınlamaktan vazgeçemeyiz. Zahmet edip milliyetçilik başlığı altında yazılan yazıları oku biraz, bakalım orada kimlerin hangi görüşleri ifade edilmiş? Acaba orada yazılanları silen var mıymış?

Eğer bu konuda gerçekleri bulmak istersen aşağıdaki soruları yanıtlamaya çalış, bakalım nasıl sonuçlara varacaksın?

1) PKK ile savaş neden çıktı, bu savaşı kimler destekleri, savaş sırasında güneydoğuda kimler rant elde etti?
2) Bu savaşta kimler ne kadar silah aldı, kimler sattı, bu silah ihalelerine kim katıldı,  kimler ne kadar komisyon aldı?
3) MHP iktidar ortağıyken yakalanan Apo için neden apar topar idam cezası kaldırıldı ve ülkücü milletvekilleri bu yasanın çıkarılmasına neden izin verdiler? Neden protesto edip istifa etmediler?
4) Silahlı Kuvvetler, PKK nın kamplarını çevirip kıstırdıkları halde, yok etmek yerine neden geri çekildi?
5) Bir kişinin adının önüne "bebek katili" "bölücübaşı" sıfatlarının konulmasını zorunlu hale getirenler ve bu kişinin adı geçtiğinde başka türlü söylenmemesini sağlamak için medyaya uyarı gönderenler kimlerdir?
6) Abdullah Öcalan tek kişilik hücrede ağırlaştırılmış müebbet hapse mahküm olmasına karşın nasıl oluyor da böyle demeçler vermesine izin veriliyor?
 
 

keçi 05.06.2007 00:39:20
ben gerçekleri yaşıyorum torq, aramıyorum. şehit cenazelerinden, ve bunların olası  sonuçlarından rahatsızım. benim rahatsız olduğum o bir kişinin görüşleri, hep senin aracılığınla günyüzüne çıkıyor. eğer özel bi çaban olmadığını söylüyorsan, ya başkalarını aptal sanıyorsun, ya da kendini kandırıyorsun.

sorulara gelince şampiyon, tümünün cevabı aynı ; pkk terör örgütüdür, yok edilecektir.

dilinin altındaki herneyse, bizi aydınlatabilirsın, ama katillerin katiline aracılık etme, buna karnımız tok. eğer merak edersem ben arar bulurum, nerede olduğunu biliyorum.

torq 05.06.2007 01:07:24
sayın keçi sizden beklediğimiz, yazılara entelektüel birikiminiz ve dünyayı anlayabilme bilgisine erişmiş kişiliğinizle bir karşı görüş geliştirerek analiz yapmanızdır. Zaten sizin engin deneyimleriniz ve konulara hakimiyetiniz tüm sıfır okur ve yazarlarınca bilinmektedir.

Merak edip araştıracağınızı sandığım soruları bir dakikada yanıtlamanız, gerçekten soruların yanıtlarının nerede olduğunu bildiğinizi göstermektedir. Bu sonuca ulaşmanız ve bilgi birikiminizin büyüklüğü ile size olan saygımın daha fazla arttığını bilmenizi isterim. Zaten birlikte konuşup bir ortak noktada buluşmamız bizim gibi uygar insanların varması gereken doğal bir sonuç olacaktır. 

Sizin demokratik kişiliğinizin bir sonucu olan protesto etme düşüncenizi açıkça ve yüreklice dile getirmenizi de ayrı bir gelişmişlik simgesi olarak kabul ediyorum. Ancak, Hitler ya da  Alparslan Türkeş'in düşüncelerini, ülkücü arkadaşlarımızın vatan ve millet sevgileri üzerine söylediklerini bu foruma aktardığımda kimse bunları kasıtlı yaptığımı söylemiyordu. Eminim ki sizin bu düşüncelerinizi "kastı aşan" bir söylem olarak kabul edebiliriz.

Düzeyli ve düzeyli olduğu kadar bilgece yazıldığı anlaşılan, okudukça insana aşkınlık hissi veren yazılarınızın devamını diliyoruz.


son tango 05.06.2007 01:32:57
bu başlık avrupa da bile kabul edilen bi terör örgütünün aklanması için mi açılmış?

sina 05.06.2007 01:55:31
avrupada bıle! kıstaslarımız bu olmamamalı artı neden bu kadar hıddetlendık bu baslık altında bende okudum ve bı adamın beyanları dıye baktım bunlar normal seyler..uyar veya uymaz o bıreyın okuyup ozumsemesı ıle ılgılı bı durum artı bu yazınında kımsenın fıkrını degıstırecegını sanmıyorum  olsa olsa ocalan hakkında daha fazla bılgı edındırır..sagol torq yıne farklı bı yazıydı.

kiya 05.06.2007 01:59:45
"linç neden yapılır" başlığına davet ediyorum, ilgilileri!..

son tango 05.06.2007 02:06:20
davet edin,alet olun..özgürlük şampiyonları demiş keçi..doru demiş..

o kazık,hepimizin kıçına girecek,lakin vakit geçmiş olacak,sayın özgürlükçüler!

sina 05.06.2007 02:10:39
yıne sertlestı tabırlerımız nedır bu frensızlık...yerı geldıgınde hepımız savunmuyormuyuz ozgurluk kavramı altındakı kendı dusuncelerımızı lutfen bıraz tahammul varsa aykırılıklar dıle getırmenınde yontemı var...

son tango 05.06.2007 02:13:31
neyine tahammül edeceğim be!!! bi göt eşkiyanın savunmasına mı?

kiya 05.06.2007 02:22:03
davet edin,alet olun..özgürlük şampiyonları demiş keçi..doru demiş..

o kazık,hepimizin kıçına girecek,lakin vakit geçmiş olacak,sayın özgürlükçüler!


olabilir, cehennemde bir daha konuşuruz bu mevzuları. ama "insan düşüncesini" yargılayamazsınız. "eyleme dönüşmeyen, açıkça şiddet çağrısı yapmayan, düşmanlık körüklemeyen" her söz, "söz ile" yanıtlanmayı hak eder.

bu nedenle "kişisel hassasiyetlerin getirdiği çıkarımlarla kişileri töhmet altında bırakan" her söz, özünde bir şiddet çağrısı da yapmaktadır. bu ise, "özgürlükçü" olalım, olmayalım, sıfırforum'un ruhuna tecavüz eden bir yaklaşım olacaktır.

nitekim, doğrudan torq'u suçlamak yerine, yazının içeriğine itiraz edebilecekken ve bu durumun önünde hiçbir engel bulunmazken ve sıfırforum'un kendisi torq'tan ibaret değilken, buna rağmen birinin çıkıp sıfırforum'u terketme çağrısı yapması en hafifinden başlarsak "aymazlık" olarak nitelenebilir.

saygılar...
bakalım bebek katilinin sözlerine olduğu kadar, bu satırlara da tahammülleri var mı demokrasi şampiyonlarının.

her söze tahammülü var bu demokrasi şampiyonlarının, yeter ki, "azıcık akıl" bahşedebilsin!


Sayfa: 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 [ 13 ] 14 15 16 17 18 19 20