SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Siyasi Portreler

Konu: Abdullah Öcalan

Sayfa: 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 [ 11 ] 12 13 14 15 16 17 18 19 20

04.07.2006 14:58:20
hımm yoo ben davranmam el gibi olurmu yaw tobe tobe

BUDHA 04.07.2006 15:09:15
hımm yoo ben davranmam el gibi olurmu yaw tobe tobe

Bana yanıt olarak gelen yukarıdaki cümleleri ibretle okuyun.Kendince alay ediyor arkadaş ne ilkel bir tepki bu.

İki kişi tartışırken tartışanlardan biri,karşı tarafı daha çok kızdırmak için hiç içinden gelmediği halde hani zorla pişmiş kelle gibi sırıtır ya! tıpkı bu da ona benziyor.

Sıkıysa düşüncemi düşüncenle çürüt böyle basitliklere kaçma!

Seni böyle basit görmek hoş değil.

Midem bulanır basitlikten.



04.07.2006 15:35:12

 

1- bıdaha oncekı yazdığın mesajları değiştirme !!!!!
2-soruyorum....... dedığım  cumlene gore cevapladım !!!!!
3-ilkel tepki nee bılımsel bı açıklamasını yapsana ole bı tepkımı varmışş !!!!!

gerilla 23.11.2006 16:50:38
Soruyorum; sizin kardeşiniz size haksızlık yapsa kardeşinize el muamelesi yapıp ona yabancı bir insana davrandığınız gibi mi muamale edersiniz?

evet.. yapacağı şey neyi gerektiriyorsa onu yapardım.. kardeşim olması bi şeyi değiştirmez..

torq 11.12.2006 23:12:03
Şerefli bir ölüm yaşamanın en güzel ifadesidir."

"Ruhunu satmama, bütün renkleri, bütün sesleri bir sanatkar inceligiyle hissetme, anlam verme benim için önemlidir..."

“ Sehitlerimizin her biri bir parça vatan, her biri bir kahraman...onlar, özgür Kürdistan’in vatanin çiçekleridir...Onlar, yeni özgür toplumda bir gül gibi dipdiri yasayacak, kipkizil bir gül gibi toplumun her bir kösesini süsleyecek ve özgürlük atesinin sürekli aydinlatan alevleri olacaklar...”

“Büyük hedef sahibi olmak için büyük ruhunuz olmali. Ruhunuz büyük duyacak. Özgürlügü duyacak, topragi duyacak...”

“Uygarliksal ilerlemeyi her zaman hayranlikla karsilayamiyorum. Bunun içinde birçok kirin, insanliga karsit gelismelerin oldugunu görüyorum. Ve bu tuzaga düsmemek için ilkel kalmayi, en azindan birçok yanimla ilkel olmayi tercih ediyorum. Ilkellikten vazgeçmenin büyük bir tehlike olacagini düsünüyorum. Bütünüyle güncel olmak, bana göre önemli oranda insan olmaktan vazgeçmektir...”

“Dagda yasamanin kurallari oldugu gibi, güllerle, gül bahçesinde dogru yasamanin da kurallari vardir. Güller en kizgin savasin verildigi yerde güzel biterler. Savasin olmadigi yerde harabeler, harabenin oldugu yerde güller bitmez. Gül savasi ister, savas gül ister. Her büyük savasçinin oldugu yerde gül bahçeleri biter. ”

“Tarihte binlerce adsiz Sehidi ve niçin son nefesini verdiklerini söyleyemeyecek durumda olanlarin son sözlerini söylemek istedim. Dilsiz birakilan, nerden, nasil vuruldugu, çaresizlige mahkum kilindigi bile belli oymayan bir halkin, tarihin en eski ama ihanete en çok ugramis halkinin gerçegini, çigiliklarini yansitmak istedim. ”

‘‘Tarih günümüzde gizli ve biz tarihin baslangicinda gizliyiz"

‘‘Sosyalizmde israr insan olmakta isrardir"

‘‘Tarihi anlamak, günümüzü anlamaktir"

‘‘Sehitlerimiz bütün caglarin özünü günümüze getiren tasiyicilardir"

‘‘Devrimci eylem, tarihi düzelten eylemdir"

‘‘Tarih bir yasam bilincidir, suurudur"

‘‘Bana göre tarih, hala yasanmasi gereken bir yastadir"

‘‘Gerçek cesaret, baris kisiligini gelistirmektir, gücü olanlar bunu yapabilir"

‘‘Her sey baris ve demokratik bir gelecek için"

‘‘Tarih ve gelenek neyse, günümüz ve gelecek odur"

‘‘Gelecegi kazanmak, olumsuz tarihi mirastan çikarmakla mümkündür"

"Kendinizi satmayin, kendinizi çok ozgur kilin çok guzel kilin, sizden ilham alinsin."

"Bir degil binler sizi sevsin."

"Aslinda egitim bir terbiyedir bu halki buyuk terbiyesizler haline kim getirmis."

"Bana kendini yakin hisetmek demek, nekadar basarirsaniz o kadar yeriniz var demektir, ne kadar emek sahibiyseniz o kadar anlaminiz, ne kadar estetikseniz o kadar hayranligim olur demektir."

Abdullah Öcalan
http://www.rojaciwan.com

botan56 04.01.2007 13:12:57
bu adam o küçük hücresinde çlüm orucu yapamayacak kadar bile cesaretsiz ve korkak

işte bu noktada çok yanılıyorsun arkadaşım.
önderlik eğer bunun çözüm olacağını bilseydi inanırmısın o bu konuda iradelerin en büyüğğünü ve en erdemlisini gösterirdi..
o diyor ki ben deniz gezmiş gibi kahraman olmak istemiyorum. halkımı bu şawaş kaosundan kurtarmaktır niyeti...yoksa saddam hüseyin gibi kükreyip halkı bir birinede düşürebilir..

botan56 04.01.2007 13:39:14
o ordan nah kurtarır  savaş   kaosunu
senin gibi gereksizce düşünen insanlar var olduğu sürece haklısın...

torq 22.01.2007 23:13:50
Cemil Süphan/Rizgarî Online

Abdullah'Öcalan'ın, çarşamba günü “Avukatlarıyla” yaptığı görüşme birçok ajans tarafından yayınlandı. İlgili haberi Yorumsuz ve özet olarak aktarıyorum. ..Türkiye Barışını Arıyor isimli konferansı değerlendiren Öcalan, 'Radyodan kısmen izleyebildim. Birçok kesimden geniş katılım olmuş sanırım. Bu konferansı olumlu buluyorum. Bu aydınlar ve akademisyenler toplumun vicdanıdırlar. Her kesimden aydınların katılması önemlidir' dedi. Konferansa katılanlar içinde devletin önemli noktalarında yer almış isimlerin bulunmasının önemli olduğunu ifade eden Öcalan, 'Mesela Mümtazer Türköne bir Türk Milliyetçisi, yurtseveridir. Yine Cevat Öneş eski MİT Müsteşar yardımcısıdır. Sanırım daha önceki söyledikleriyle son günlerde açıklamalar yapan MİT Müsteşarının söyledikleri birbirleriyle örtüşüyor. Müsteşar devletin gözü kulağı pozisyonundaki bir kurumun başındadır. Muhtemelen tehlikeyi görüyor ve uyarıyor. Konferansta tartışılanları kısmen dinleyebildim. Bu konferansın olumlu gelişmelere yol açmasını umuyorum.

İran, Suriye ve Irak'taki Şiilerin içinde yer alacağı Kürd-Şii ittifakının oluşturulmaya çalışıldığını ifade eden Öcalan, buna karşılık içinde Türkiye, Suudi Arabistan ve bazı Arap devletlerinin de bulunacağı Sünni bloğun geliştirildiğini kaydetti. Öcalan, ABD'nin bununla Ortadoğu'da Sünnileri ve Şiileri çatıştıracağını, ayrı iki kampta konumlandırılan Türkler ve Kürdlerin de karşı karşıya getirileceği uyarısında bulundu. Bu kutuplaşmaların bölgesel savaşa neden olacağını belirten Öcalan, 'Bize göre Türkiye bu kutuplaşmada yer almamalıdır. Türkiye, Kürtlerle ittifak geliştirmelidir. 'Meclis önümüzdeki hafta Irak'a ilişkin bir oturum yapacak galiba. Oyuna getiriliyorlar, bunu göremiyorlar mı? Başbakan böyle sert konuşursa Talabani, Barzani de sert konuşur. Bu da çatışma ve savaşı getirir, ABD bunu istiyor. Yıllardır hazırlanan oyun bu.
1920'lerdeki Misak-ı Milli anlayışını Misak-ı Demokrasi şeklinde bugün hayata geçirmemiz lazım. O günkü coşkuyu, birlikteliği bugün de demokrasi çerçevesinde sağlayabiliriz. O çok korkulan Misak-ı Milli sınırları Misak-ı Demokrasi ile korunur.'

Şu anda Ortadoğu'da ABD eliyle bir Şii-Sünni kutuplaşması yaratılıyor, karşılıklı iki blok yaratılıyor. Talabani bugünlerde Suriye'ye gitmiş, Esad'la görüşüyor. Talabani'nin Şiilerle, daha doğrusu İran'la ilişkilerinin çok güçlü olduğunu söylemiştim, daha önce gidip İran Cumhurbaşkanı ile görüşmüştü. Yani bir Kürt-Şii ittifakının koşulları mevcut, alt yapısı hazırlanıyor. Bu Şii kuşakta; İran, Iraktaki Şiiler ve Suriye yer alacak. İran ve Suriye, ABD'ye karşı birlikte hareket edecekler. Sünni blokta ise, Suudiler ve diğer Arap ülkelerinin bir kısmı yer alacak. AKP iktidarda ve Nakşilerin çoğunlukta olduğu bir partidir. Türkiye de bu Sünni bloğa çekilmeye çalışılıyor. Yer alır mı bilemiyorum. Her iki blokta yer almanın yararları da, zararları da olabilir. Ama sonuçta bu bloklaşmanın yaratacağı bölgesel savaş, halklar için felaket olacaktır. Bize göre Türkiye bu kutuplaşmada yer almamalıdır. Türkiye kendi çözümünü üretebilmelidir. Kendi sosyal yapısına uygun çözüm tarzını geliştirebilmelidir. Türkiye, Kürtlerle ittifak geliştirmelidir. Kürtlere karşıtlık temelindeki politikalarını bir yana bırakmalıdır. ABD'nin, dolayısıyla İsrail'in asıl yapmak istediği Şii ve Sünni blokları çatıştırmaktır. Bunu nasıl göremiyorlar, her şey ortadadır.

ABD emperyalizminin Ortadoğu'ya dönük planları yeni değildir, son üç beş yıllık hikaye değildir. Elli altmış yıldır bugünün altyapısı hazırlanıyor. Bunları artık görmek lazım. 1950'li yıllara kadar Alman etkisindeki Türk milliyetçiliği, 52 yılında Türkeş ve benzerlerinin ABD'ye gitmesi ile ABD usulü faşizmin etkisi altına girmiştir. Ve bu faşizm bugüne kadar Türkiye'yi yemiş bitirmiştir adeta. Türkiye kendi içinde kamplaşmıştır. Son zamanlarda Kemal Yamak gibi bazı askerler anılarını yazıyorlar. Ordu içerisinde de yaşanan, ABD'nin etkisi olan bu kutuplaşmaları anlatıyor. Osmanlının son dönemlerinde Hürriyet ve İtilaf partisi ile İttihat ve Terakki arasındaki çekişme, nasıl ki Osmanlıyı çöküşe götürdüyse; bu 50'li yıllardan sonra geliştirilen milliyetçi sağ-milliyetçi sol çekişmesi, Türkiye'yi Osmanlı'ya benzer bir sona götürüyor. Türkiye'de bu yapay Türk milliyetçiliği geliştirilirken, bir yandan da Baba Barzani döneminden itibaren yine ABD ve İngiltere eliyle Kürt Milliyetçiliği geliştiriliyor. Yani bugünkü Kürt-Türk çatışmasının hazırlığı çok eskiden başlatılmıştır. .

Gözleri iktidardan başka bir şey görmüyor. Deniz Baykal ve MHP benzeri Kızıl Elmacıların tavrı Türkiye'yi felakete götürecek. Meclis önümüzdeki hafta Irak'a ilişkin bir oturum yapacak galiba. Oyuna getiriliyorlar, bunu göremiyorlar mı? Başbakan böyle sert konuşursa Talabani, Barzani de sert konuşur. Bu da çatışma ve savaşı getirir, ABD bunu istiyor. Yılardır hazırlanan oyun bu. Göz göre göre oyuna gelmesinler. Deniz Baykal Londra'nın adamıdır. Tony Blair ile ilişkileri var, Sosyalist Enternasyonal'e de üyedirler. Oradan da ilişkileri var. Biliyorsunuz 90'ların başında da Doğan Güreş Londra'ya gidip geldikten sonra, onların işareti ile kirli savaşı başlatmıştı. O gün, siz PKK'ye her şekilde saldırın, bu şekilde yok edebilirsiniz, biz görmemezlikten geleceğiz, demişlerdi. Bugün de bu şekilde yine birileri işte 'PKK zayıf durumdadır, biraz daha uğraşırsanız son bir darbe ile bitirirsiniz' diyor. Ama PKK bu şekilde bitmez defalarca söyledim. ABD Güneyli Kürtleri en modern silahlarla silahlandırıyor, işte gazetelerde yazıyor, otuzbin peşmergeyi silahlandırmışlar, Bağdat'a gönderileceklermiş.

Filistinde ki Hamas- El-Fetih kamplaşması, öte yanda Şii-Sünni kamplaşması ve Türk-Kürt kamplaşması. Bu oyunların açığa çıkarılması gerekir. Bazı şeyleri zamanı geldiğinde açıklayabilirim. Türkiye'ye teslim edilmeden önce benimle görüşenler oldu. ABD'liler de İsrailliler de birlikte hareket etmek için davet ettiler. ABD 92'den beri çeşitli kanallarla bizimle görüşüyordu. Hatta Graham Fuller Roma'da görüşemediği için ah vah etmişti, 'keşke gitmeseydi görüşseydik' demiş. Benim gözden çıkarılmamın teslim edilmemin sebebi de onların tekliflerini kabul etmememdi. Onların Ortadoğu'ya dönük politikalarına hizmet etmeyeceğimiz artık anlaşılmıştı. Daha sonra burada Genel Kurmay'ın yetkilisi ile konuşurken de ona kendilerinin sandığından çok şey bildiğimi söylemiştim. Bana bu oyunu boşa çıkarabiliriz diyen subaya siz taktik de yapıyor olabilirsiniz ama ben de taktik yapabilirim demiştim. Ama ben taktik yapmadım. Az önce bahsettiğim oyunları eskiden beri bildiğim için, amacın bir Türk-Kürt çatışması çıkarmak olduğunu bildiğim için olgun davrandım. Önceki barışçıl söylemlerimi devam ettirdim. Fakat devlet bizim bütün çabalarımıza rağmen olumlu ve olgun davranmadı.

Lice-Kulp bölgesinde operasyonlar yapılıyormuş. Bu sert kış koşullarına rağmen operasyonları yapıyorlar. Ölen askerlere, gerillalara yazık değil mi, bu kayıplara çok üzülüyorum dedi.

O çok korkulan Misak-ı Milli sınırları Misak-ı Demokrasi ile korunur. O zamanki Kürt-Türk birlikteliğini şimdi yine demokrasi ile sağlamamız gerekir. Kürtler Cumhuriyetin kuruluşunda Türklere tam destek vermişlerdir, Koçgiri ayaklanmasını örnek verebiliriz. Ülke yabancı, İngiliz işgali altında olduğu için Koçgiri isyanı sona erdirilmiştir. Kürtler anlayışla hareket etmişlerdir, Kürtler anlayışla hareket etmeseler işleri zorlaştırabilirlerdi. Türkiye'nin karşı karşıya olduğu tehlikeler görülüyor sanırım. Sorunun çözümünde herkese sorumluluk düşüyor. Aslında koşullar uygundur, çokta zor değildir. Olumlu şeyler gelişirse ve bizim de çalışma olanaklarımız artırılırsa, bende PKK üzerideki gücümü kalıcı bir barış için kullanmaya çalışacağım. Bu söylediklerim hayata geçirilirse, iki üç ay içerisinde çok şey yapılabilir. Aydınlar sorumluluğunu yerine getirirse gerilla tek bir fişek atmaz.

Türkmenler de, Asuriler de korunacaktır, onlar orada azınlık konumundadır. Tarafların sorunu uzlaşma içinde çözmesi gerekir. Galiba Ankara da Kerkük'e ilişkin bir toplantı yapılmış fakat Kürtler çağrılmamış. Bu şekilde bir sonuca ulaşamazlar, bütün taraflar, Kürtler, Araplar, Türkmenler, Asuriler oturup konuşmalıdır. Türkiye ile barışçıl bir şekilde müzakere etmelidirler. Bu öneriler doğrultusunda yeni bir konferans yapmalılar

http://turkish.rizgari.com/modules.php?name=News&file=article&sid=6637

keje 22.01.2007 23:31:46
Tabi en iyi çözüm demokratik yollardan olacaktır.Fakat ülkemiz ve sorumlular bunu yapabilirler mi ve de ülke buna hazır mıdır? Ya da bunun yapılamamasının önündeki engeller nedir?İlk sorum bu.İkinci sorum da baştakiler böyle bir çözümü uygun gördüler diyelim Kürtler buna ne cevap verecekler,yanaşacaklar mı ya da fazla şımaracaklar mı?Üçüncü sorum da bu konuşan gerçekten Apo mu yoksa birileri onu böyle konuşturuyor olabilir mi?

torq 22.01.2007 23:58:21
Sondan başlayalım istersen, bunu söyleyenin Apo dışında biri olma olasılığı yok denecek kadar az, çünkü O hala bir halkın temsilcisi olarak görünen ve konuşmaları tanrısal boyutta ses getiren biri. Kitaplarında da aynı üslupla yazıyor ve kendisini her şeyin üstünde gören bir bakış açısına sahip.

Sorunun çözümüne gelince, bu yanıtlanması kolay bir soru değil. Bu tip sorunlarda birden çok oyun ve oyuncu olur. Her oyuncunun neyi oynayacağı, nasıl oynayacağı ve ne zaman oynayacağını önceden bilmek neredeyse olanaksızdır. Her oyuncu her an biriyle birlikte hareket edebilir ya da anlık bir manevrayla kendi yandaşını bırakıp karşı yana geçebilir.

Türk dış politikası M. Kemal'den beri "Türk Irkı ve Onun Devamı"na ilişkin bir yön izlemekteydi. Bu yönden bakıldığında Kıbrıs, Türki Cumhuriyetler ve Türkmenler'in ön planda tutulduğu, bunların dışındakilerin yoksayıldığı politikalar yaklaşık 80 yıldır uygulanmaya çalışılsa da etnik ayaklanmaların önüne geçmek olanak dışıydı.
Gelinen noktada bu politikanın tıkandığı, anti-kürt bir yaklaşımın Türkiye açısından yarardan çok zarar getireceği açıklığa kavuştu. Apo da bu durumu anlatmaya, Türkiye'nin kürtleri yanına alarak çıkarlarını koruyabileceğini göstermeye çalışıyor. Ancak bizim devlet anlayışımızın bir günde değişmesi söz konusu olamaz ve kısa zamanda bu değişikliği beklemek saflık olur.

Bundan 30 yıl önce kürtlerin varlığı konusunda resmi görüş, "kürt diye bir şey yoktur, dağda yürüyen adamların ayak sesleridir" şeklindeyken, 30.000 kişinin ölümü ve 200 milyar dolarlık dış borçtan sonra "türk kürt kardeştir" şeklinde düzeltilebildi. Bu durumda senin soruna da "yaklaşık 20 yıl sonra demokratik ve akılcı bir çözüm olabilir" şeklinde yanıt verebiliriz.

keje 23.01.2007 00:17:59
Hımm..Haklısın.En kısa zamanda çözüm bulsunlar artık;artık bitsin bu  katliamlar..Bizimse ne yapacaklarını oturup izlemekten başka elimizden birşey gelmio..Sanırım tamamen savaş olacak en kısa yol bu olacak ve bunu tercih edecekler gibi gözüküyor.Türk milleti olarak geçmişten gelen bir savaşçı ruha sahibiz ya hani.. Sad

torq 07.02.2007 01:19:13
Sait Çürükkaya 04.02.2007

Öcalan 31.01.200 tarihli Görüşme Notlarında "Alman emperyalizminin tarzı çok çirkindir. Zamanında bizi kullanamayacaklarını anladıkları için gözden çıkardılar. (O'na göre O ya kullanır yada kullandırılır)… Ama öte yandan bir sürü kirli ilişkiye bulaşmış, cinayet işlemiş ve bizden kaçan hainlere kol kanat geriyorlar, para veriyorlar, imkan tanıyorlar. Mesela Çürükkayalar’ı Almanya himaye ediyor. Birçok kadın yoldaşımız şehit oldu. Süleyman yüzünden otuz kişilik bir birlik imha olmuştu. Yine ben ısrarla yanlış olduğunu belirtmeme rağmen kadın yoldaşlarımızın intihar bombacısı olmalarına sebep olmuştur. Engelleyemedim. Liceli bir bayan arkadaştı. Adı galiba Beseydi. Kendine bomba bağlayıp eylem yapmasına neden olmuştu. Bunlar bugün de Almanya’nın desteğiyle Almanya’nın verdiği, tanıdığı imkanlarla bize çirkince saldırıyorlar. Aleyhime bir sürü kitap çıkarttırıyorlar. Bunların faaliyetleri iyi araştırılmalı, üzerinde durulmalıdır. "(http://www.kurdistan-post.com/News-file-article-sid-15061.html) demektedir.

Bir liderin açıklamasından daha fazla bir itirafçının ifadesine benzeyen bu söylemlerin tamamen yanlış olduğunu, cevab hakkı olan bir birey olarak belirtmeliyim.

Ben Almanya ya geldikten sonra hemen hemen her Kürd gibi iltica başvurusunda bulundum. Politik geçmişim göz önüne alınarak, ilticam kabul edildi. Daha sonra 2004 tarihinde, Türk devletinin hakkımda gönderdiği dosyalar nedeni ile Türkiye' ye iade edilmek üzere 43 gün Almanya'da bir cezaevinde tutuklu kaldım. TC devletinin gönderdiği belgelerinin buradaki mahkemelerin incelemesi ve bu belgelerin yalan yanlış ve çarpık olduğunun tespit edilmesi sonucu serbest bırakıldım ve TC'ye iade istemi reddedildi. Bu dava ile birlikte Alman Devleti iltica hakkımı elimden almak istemekte ve Alman devleti ile davalı durumdayım, mahkemem ise devam etmektedir. Şu anda Almanya'da yüksek okula devam ediyorum ve her öğrenciye verilen yüksek öğrenim kredisi dışında herhangi bır yardım aldığımda yok. İşin ilginç tarafı, nasıl oluyorda bu Almanlar kendi adlarına çalışan insanları tutuklayıp, ilticalarını geri almaya calışıyorlar?

Yine herkesin bildigi gibi, PKK de kadın intihar bombacıların eylem yapması emrini verende, Öcalanın kendisidir. Dêrsîmde intihar eylemi gerçekleşitiren (Zîlan)Zeynep Kınacı için Öcalan, Zeynep Kınacı'yı Tanrıça olarak nitelendirip: "Zilan, bir manifestodur. Zilan, özgürlüğe çağrıdır. Zilan, dönemin zafer eylemidir…“ demekteydi. (http://www.ozgurpolitika.com/2003/05/02/hab42.html)

Şimdi Öcalan basit bir melankoli mantığı ile bu söylediklerini unutup beni suçlamaktadir. Daha da ileri gidip Bodrum'da elinde bomba patlayan Besê adlı bir kadın PKK'linin eylem yapmasından da beni sorumlu tutmaktadır.

Kürdistan'da savaşın yoğun olduğu 1996-97 yıllarında, dönemin Adelet ve İçişleri Bakanı Mehmet Ağar'ın Bodrum da bir kumarhanede sürekli olarak kumar oynadığı ve binlerce faali meçhul cinayetin sorumlusu ve Kürdistan'daki Kirli Savaş'ın yürütcüsü olarak PKK nin hedefi halindeydi. Bu nedenle örgüt buna yönelik bir eylem girişiminde bulunmuştur. Bu Kadın Militana gerekli malzeme ve planlama bu bölgeye yakın bir komşu ülkedenyapılmışıtır. Nihayet, PKK'de bomba yapımcısı olarak bilinen Seydo Hazar adlı bir kişi 28 Eylül 1997 tarihli Ingiliz Observer Gazetesi'e, bu kadın militana patlayıcı madde gönderdiğini ve bomba düzeneğini bilinçli yanlış ayarladığını söylemiştir. Bu kişinin itiraflari o dönem bir çok gazetede yayınlanmış konu ile ilgili Milliyet gazetesininde de bir makale yayınlanmıştır.
(http://www.milliyet.com.tr/1997/09/30/t/haber/pkk.html)
Benim hiç bir şekilde Seydo Hazar’ı ne görmüşlüğüm ne de tanışıklığım vardır. Bu olayda haberi olan Abdullah Öcalan ve Seydo Hazar'dır. Bu kişinin görevlendirilmesinde ve eylemin sabote edilmesinde de, olsa olsa ikisi sorumludur. Başka sorumlular olup olmadığını ancak ikisi bilebilirler.

İşin ilginç yanı ise aynı Memet Ağar'ı 'Liberal demokrat' göstermeye çalışan şimdi Öcalan'ın kendisidir.Türkiyede şu anda çokca tartışılan 'derin devlet'in en güçlü temsilcisi olan Ağar karşı acaba Öcalan kendini affetirmeye mi çalışıyor?

Yoksa o gün de bugün de masum insanların hayatı üzerinde oynanan bir oyun muydu?

Bunlarla da yetinmeyen, hayatında bir tek gün gerillacılık yapmayan Öcalan kendi yandaşlarına ve Kürd halkına karşı gerillacılık yapmış kişileri suçlu duruma itmek içinde 30 kişilik gerilla birliği benim yüzümden imha olmuş yalanını ortaya atmıştır.. Benim Gerilla olduğum dönemde, fiili sorumluk olduğum yerde hiç bir zaman 30 kişilik bir gerilla birliği imha olmamıştır. Gerillayı bilen veya askerlik sanatından zerre kadar anlayan herkes bilir ki; En nihayetinde herkes birlikte olduğu birliğinden sorumlu olabilir. Bu nedenle de her birliğin bir sorumlusu olur ve o birliğin günlük haraket ve mevzilenmesinden ve kayıplarından da o sorumlu olur. Yok eğer, genel sorumluluk deniliyorsa, bu savaş boyunca imha olan 10 binlerce gerilla Öcalan yüzünden imha olmuştur demek yanlış olmayacaktır.

Ünlü bir Rus ata sözü vardir "Evi camdan olan başkasının evine taş atmaz “ Malesef Öcalan'ın evi hem camdan, hem de herkese taş atmaktan da geri durmamaktadır.

Öcalanın İmralı'ya gelmeden önce ve geldikten sonraki Mustafa Kemal ve Türk devleti hakındaki değerlendirmelerini kamuoyu biliyor. Şamda iken Baas'dan daha Baasçı İtalya'da iken hiristiyanlardan daha hiristiyancı, Türkiye’de Kemalislerden daha Kemalist'dir. Bunun, elbette normal bir izahı yoktur. Bu bir bilinçaltında güçşüzlüğü yaşayan a- sosyal bir paronoya ve narsist bir bozukluğun politik yaşama yansımasıdır. O'nun için, yaranabilecegi her güçlüye boyun eğip amansız savunma, yandaşlarına ve kendince güçsüz gördüklerine ise acımasız davranarak, bilinçaltında olan o güçsüzlüğünü dengeleyip kendi narsizmini tatmin etmeye çalışmaktadır. O'nun için tarih bir yalandır ve kendisi de kendi yalanları ile tarihi yazabileceğine sonuna kadar inanmıştır. Diğer taraftan ise O'nun için gerçekler sadece çarpıtılmak için var ve bu çarpıtılmış gerçekler de kendi yandaşlarına ikna için vardır. Bu kişiliklerin en erken keşfettiği şey ise, kitlelerin çoğu zaman çıplak gerçekler yerine süslü yalanları tercih etmelerini farketmeleridir. Gerçek Aydınlar'ın ise bu toplumlarda en önemli görevleri; Yalanlar yerine gerçekleri ortaya çıkarmaya uğraşı olmuştur.

Kendilere Avukat diyen ve aydın olabilecek İmralı Avukatları ise her seferinde bu oyuna alet olup, adeletin değil adeletsizliğin, oynanan oyunların göz göre göre ortağı olmaktadırlar.

"Bunların faaliyetleri iyi araştırılmalı, üzerinde durulmalıdır" cümlesi ile bir saldırının emri verilmiştir. Böyle bir saldırının sorumlusu Türk derin devleti, İmralı ve Kurye avukatlardır. Bu kirli güruhun işbirliği sonucu planlanan, çok yönlü ve Kürdistan'ın bağımsızlığına ve bağımsız Kürd şahsiyetlerine yönelik saldırının bir küçük parçasıdır.

Bu nedenle olacaklardan başta Türk devleti, bunun yanında Öcalan ve ailesi ile Avukatlar grubu sorumludur. Türk devleti Kürdlere zaten düşmandı. Bu nedenle Öcalan’ı ve Avukatları Kürdlüğe zarar verme uğraşlarına durun diyorum.

http://turkish.rizgari.com/modules.php?name=News&file=article&sid=6822


botan56 10.02.2007 21:58:28
aponun birkaç yazısını okumuştum. -belki de farklı bir dünyanın yazıları olması sebebiyle- bana yaratıcı bir zeka ürünü gibi gelmişti.

vatandaşı çok tanımam. dediğim gibi üç beş yazının bende ürettiği izlenim bu. haklı olabilirsin.

ama o mevkide değil de farklı bir platformda karşılaşsaydım seveceğim biri olurdu gibi geliyor. hislerim çok yanıltmaz beni Smiley
abdullah öcalanın ne yazarsa onun savunucusudur eğer sen onun  yazılarını beğenmişsen ona karşı olan ön yargını anlayabilmiş değilim

deniz 10.02.2007 22:42:03
evet apo nitelikli, akıllı, üretken ve düşünen biri. ama o yeteneklerini şiddet kullanarak gösterme yolunu tercih etti ve kaybetti.

ona karşı önyargılı değilim. farklı platfromlarda olmamızın anlamı yukarıdaki daha önce yazdığım alıntıdan anlaşılabilir.

botan56 12.02.2007 17:44:50
evet apo nitelikli, akıllı, üretken ve düşünen biri. ama o yeteneklerini şiddet kullanarak gösterme yolunu tercih etti ve kaybetti.

ona karşı önyargılı değilim. farklı platfromlarda olmamızın anlamı yukarıdaki daha önce yazdığım alıntıdan anlaşılabilir.
peki şiddet dışında sistem elinde her hangi bir koz bıraktımı deniz..
1972 yılında partnının pkk temellerini atınca siyasi olarak bu ülkada varlık göstermek iiçin yola çıkmamışmıydı...
ama ger görelim ki 1980 zihniyeti onda olan ewrensel bilgileri ve zekasını zorla silaha aktarma biçiminde zorlanmıştır...


Sayfa: 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 [ 11 ] 12 13 14 15 16 17 18 19 20