SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Müzik İnsanları

Konu: barış manço

Sayfa: [ 1 ] 2

kiya 10.09.2006 01:37:35
Barış Manço, 2 Ocak 1943 tarihinde, Rikkat ve Hakkı Manço çiftinin dördüncü çocukları olarak Moda'da dünyaya geldi. Annesi Rikkat Hanım, Türk Sanat Müziği sanatçısıydı. Aileden gelen yeteneğiyle özellikle ortaokul öğrenimini aldığı yaşlarda müzikle ilgilenmeye başladı. Lise yılları Galatasaray Lisesi'nde başladı.

Müzik hayatına Galatasaray Lisesi'nde adım atan Barış Manço'nun arkadaşlarıyla birlikte kurduğu ilk grubun adı "Kafadarlar", ikincisi ise "Harmoniler"di. Daha sonra Şişli Terakki Lisesi'ne geçiş yaptı.

Lise yılları bittiğinde Belçika Kraliyet Güzel Sanatlar Akademisi'nde 1963- 1971 yılları arasında resim, grafik ve iç mimari eğitimi aldı. Belçika'da "Lemistgrees" adında, Amerikalı, Belçikalı, İtalyan, Kuzey Afrikalı, İngiliz müzisyenlerden oluşan bir grupta yer aldı. "Lemistgrees"le çalışmalarının sürdüğü iki yıl içerisinde Paris Olympia'da konser verdi. 1966 yılında Paris'te iki 45'lik plak çıkardı.

1970 yılında Türkiye'ye döndüğünde Fuat Güner ve Mazhar Alanson ile birlikte "Kaygısızlar" adlı grubu kurdu. Aranjman şarkılara tepki göstererek Anadolu'dan beslenen pop folk tarzında müzik yapmaya başladı. Onuncu plağı "Dağlar Dağlar" ile büyük bir çıkış yaptı, albüm beş ayda 700 bin adet satışa ulaştı. "Dağlar Dağlar" çalışması, sanatçıya Altın Plak Ödülü'nü de kazandırdı. 1971 yılında Moğollar ile çalıştı. Aynı yıl Kurtalan Ekspres'i kurdu. İlk klibini 1973'te, "Hey Koca Topçu"ya çekti. 1975'te ilk albümü "2023"ü yaptı. 1978'de Lale Manço ile evlendi, Doğukan ve Batıkan adında iki erkek çocuğu oldu.

1980 yılında Altın Orfe'de "Nick The Chopper" ve "Ben Bir Şarkıyım" adlı Bulgar şarkısı ile de altın madalyalar aldı. Yurtdışında birçok TV programına konuk olarak katıldı, birçok ülkede konserler verdi. 1983 yılında Eurovision Şarkı Yarışması'na "Kazma" adlı şarkısıyla katıldı, ancak elendi.

1988 yılının Ekim ayında TRT 1'de çocuk ve aileye yönelik bir eğitim kültür ve eğlence programı olarak başlayan "7'den 77'ye" , 1998 Haziran ayında 370. kez ekrana gelerek Türk televizyonculuğunda ulaşılması zor bir rekora imza attı. "Ekvatordan Kutuplar'a" isimli programında ekibiyle birlikte beş kıtada 100'den fazla değişik yöreye giderek 600.000 km.'ye yakın yol kat etti.

Bestelediği 200'ün üzerindeki şarkısı, kendisine 12 altın ve 1 platin albüm/ kaset ödülü kazandırırken, bu şarkıların bir bölümü daha sonra Yunanca, Bulgarca, Arapça, Farsça, Kürtçe, Japonca, İbranice, Fransızca, İngilizce ve lemenkçe olarak yorumlandı. Müzik ve televizyon hayatında sayısız ödüller alan Barış Manço'nun 1991 yılında devlet sanatçısı unvanı, yine aynı yıl Hacettepe Üniversitesi Onursal Doktora unvanı, Uluslararası Teknoloji Ödülü, Japonya Uluslararası Kültür ve Barış Ödülü, Belçika Krallığı Leopold II Şövalyesi Nişanı, Fransız Kültür Bakanlığı Edebiyat ve Sanat Şövalyesi Nişanı, Türkmenistan Cumhurbaşkanlığı tarafından verilen Türkmen Vatandaşlığı ödülleri vardır.

Barış Manço, 1 Şubat 1999 tarihinde Moda'da vefat etti.



2000 yılına girerken cumhuriyet gazetesi, türk hafif müziğinde yapılmış en iyi albüm soruşturması yapmış idi. musiki dünyasının önde gelen on ismine on albümlük liste yaptırmış idi. memleketimiz açısından ilginç bir çalışma idi. arşiv tutmayan, liste yapmayan memleketimde pop müziğin geçmişine dair yapılan bu soruşturmada on kişiden yedisi barış manço'nun "yeni bir gün" isimli albümünü pop tarihimizin en iyi albümü olarak seçmiş idi. bu kişilerin hepsi de bu albümden sonra barış manço'nun da kendi çizgisine bir daha yaklaşamadığını söylüyorlar idi.

ben de epey araştırıp bu albümün lp versiyonunu edinmiş idim. gerçekten mükemmel idi. barış manço'dan beklemez idim bunu, kör olmadım. gesi bağları, ham meyvayı kopardılar dalından gibi geleneksel ezgilerin yorumları dışında, sarı çizmeli mehmet ağa gibi türkü formunun çağdaş yorumları da var idi. ancak asıl etkileyici olan çoban yıldızı, 2024 - ikinci yolculuk, yeni bir gün ve bir kelebeğin yaşam öyküsü gibi saykodelik rock'un etkilerinde gezinen muhteşem şarkıların yanına yaklaşan olmamış idi bir daha türk musikisinde.

cem karaca ve erkin koray ile birlikte anadolu pop'un zirvesinde bulunmuş idi. dönemin politik atmosferinde cem karaca sol'da, erkin koray bağlantısızlar hareketinde bulunurken; barış manço sağ bir söylemi tercih etmiş idi.

sonra nebil özgentürk'ün "bir yudum insan" belgeselinin barış manço bölümünü izlemiş idim. belgeselin sonunda hem cem karaca, hem de erkin koray önceden hazırlanmış gibi aynı şeyleri söylediler: "büyük bir müzisyendi. çok iyi işler yaptı. ancak bir yerden sonra 'aaa de bakiyim', 'arkadaşım eşşek' gibi saçma sapan işlere yöneldi nedense."

nedenini kendisi bilir elbet. müziği ve gezi programları dışında, kostümleri ve ilginç saç stili ve elbet gösterişli yüzükleriyle de belleklerimizde kaldı.

ölümünü büyük bir acıyla karşılayıp, moda'yı mum cennetine çeviren türk toplumu, herşeyi olduğu gibi "barış abi"lerini de üç gün sonra unuttu.

unutmamak da her zaman olduğu gibi, biz "türkpermez"lere düştü.

                    YAZ DOSTUM

SU ÜSTÜNE YAZI YAZSAM KALIR MI?

                    YAZ DOSTUM

BARIŞ SÖYLER, KENDİ BİR DERS ALIR MI?

                   YAZ DOSTUM

BİR DÜNYA Kİ, HAKLI HAKSIZ KARIŞMIŞ

                  YAZ DOSTUM

BOŞA KOYSAN DOLMAZ, DOLUSU ALIR MI?

yaz tahtaya bir daha........ tut defteri kitabı........... sarı çizmeli mehmet ağa............. bir gün öder hesabı............


deniz 10.09.2006 01:44:33
evet. eski parçaları çok güzeldi. sonradan pop kültürüne yönelik işler yaptıysa da aralarında yine de iyi parçalar vardı.






son tango 10.09.2006 01:50:13
aynalı kemer in resmine bakarken yılmaz asöcal adını gördüm,yapımcı olarak..herhalde yavuz asöcal ın kardeşi..yavuz dan hatırladığım tek şey ''kim novak bakışı paşam,ki
m novak bakışı'' Smiley zeki müren e öle bağırırdı,tv çekimlerinde..

torq 10.09.2006 01:51:06
Barış Manço müzisyenlikle yetinip tribünlere oynamaktan vazgeçemediği için son dönemlerde sıkıntı yaşadı. TRT'de program yaparken, dağdan kesilmiş bir tomruğu stüdyoya getirerek  kesitindeki yazıları gösterip ' burada Allah yazıyor, demek ki Allah vardır " şeklinde saçma bir konuyu tartışmaya açması, bunun için de çeşitli üniversitelerden bilim adamlarını kendi programına çağırıp onları ikna etmeye çalışmasını hiç unutmuyorum. Benim gözümde sıfır noktasında indiği an o andır.

ixchel 02.10.2006 13:36:40
dünyada (evet neden türkiye'yle yetineyim) müzikalite diye bişey varsa onu meydana getirenlerden biridir barış manço. müziğin sadece kulağa değil göze hitap etmesi gerektiğini dış görünüşüyle "budur" dedirterek gösterip, ilgi çekmeyi başardı. melodik ve dönemin trend sound'u anadolu rock (ve türevleri) temalı şarkılarıyla millet ona bayıldı. bence esas güzide eserlerini 90'ların başında verdi. hatta progressive rock tarihinin burdaki en süfer örneği olan dönence, müziğinde nerelere geldiğinin göstergesidir. son yıllarda çaptan biraz da olsa düştüğü gerçeğini kabule yanaşmasam da, çok sevdim ben onu! ışıklar içinde yatsın...

...σzαη... 02.10.2006 13:51:57
milliyetci miydi kendileri...varmi bilen....?

brokendreams 02.10.2006 13:53:27
oldum olası sevemedım su adamı yaa

02.10.2006 13:55:14
sağ görüşlüydü diye biliyorum, cem karacayla siyasi konularda zıttılar duydugum kadarıyla..

ixchel 10.10.2006 17:43:48
barış manço ve cem karaca'nın süfer düetleri "uzun ince bir yoldayım"ın dinlenmesi ve birbirine saygı duyan iki müzisyenin sadece ideolojileri farklı diye abuk sabuk tartışmalara girmemeleri bile nakkadar sanatçı olduklarının göstergesidir heralde. gerçi kayıt trt kaydı ama yine de güzel Smiley http://www.kaydetmp3.net/archive/index.php/thread-3778.html adresinden ulaşılabilir.

kiya 10.10.2006 21:31:18
hatta progressive rock tarihinin burdaki en süfer örneği olan dönence, müziğinde nerelere geldiğinin göstergesidir. son yıllarda çaptan biraz da olsa düştüğü gerçeğini kabule yanaşmasam da, çok sevdim ben onu!

ah evet, dönence'yi anmayı unutmuşuz. gerçekten muhteşem bir performanstır dönence, batı kaynaklı türk müziğinin zirvelerindendir. hem melodi ve hem de sözler, barış manço'nun müziğinin gerçek kimliğini anlamak isteyen için son derece etkilidir. bir veda şarkısı olan "ömrümün sonbaharında" ise yeterince içten ve dürüstür.

yine de belli dönemlerinde işin kolayına kaçtığı ve abesle iştigal eylediği gerçeği bana göre inkar götürmez.

saol ixchel, hatırlatman sayesinde yeniden dinliyorum dönence'yi...


gün çoktan döndü buralarda
ve ben simsiyah bir gecenin koynunda
yapayanlız bekliyorum
duyuyorum,görüyorum bir gün
gelecek dönence biliyorum

simsiyah gecenin koynundayım
yapayalnız
uzaklarda bir yerlerde
güneşler doğuyor
kupkuru bir ağacın dalıyım
yapayalnız
uzaklarda bir yerlerde
bir şeyler kök salıyor
çatlamış dudağımda ne bir ses ne bir nefes
uzaklarda bir yerlerde
bir şeyler söyleniyor

denge 10.10.2006 22:52:09
bu akşam yine garip bir hüzün çöktü üstüme
hücrem soğuk bir tek sen varsın düşlerimde
demir kapı yine kapandı ağır ağır üzerime
kelepçeler yine vuruldu kilit kilit yüreğime

derin derin soluyorum seni gecelerce
duvarlara kazıdım ismine her köşeye
dudakların şeker gibiydi baldan öte baldan ziyade
pembe pembe yanakların gülden öte gülden ziyade

sabret gönül sabret sakın isyan etme
bir gün elbet bitecek bu çile isyan etme
dört kitaptan başlayalım istersen gel söze
orda öyle bir isim var ki kuldan öte kuldan ziyade
onu düşün ona sığın o senden öte benden ziyade

bir sabah elbet güneş de doğacak penceremde
ama bil ki ateşin hala yanacak yüreğimde
gözyaşlarım akıp gidecek selden öte selden ziyade
bir canım var vereceğim baldan öte baldan ziyade

sabret gönül sabret sakın isyan etme
birgün elbet bitecek bu çile isyan etme
dört kitaptan başlayalım istersen gel söze
orda öyle bir isim var ki kuldan öte kuldan ziyade
onu düşün ona sığın o senden öte benden ziyade

bir sen var ki benim içimde benden öte benden ziyade
bir sen var ki senin içinde senden öte senden ziyade
bir sen var ki benim içimde benden öte benden ziyade
bir sen var ki senin içinde senden öte senden ziyade

kiya 17.10.2006 02:19:07
Siyasete 20 gün dayanabildi

Yener SÜSOY



Barış Manço için Belçika'nın ayrıcalıklı bir yeri vardı. 1963'de yüksek öğrenim için Belçika Kraliyet Güzel Sanatlar Akademisi'nde okurken ağabeyi Savaş'la birlikte bir evin küçük bir odasında pansiyoner olarak kalıyorlardı. Bir süre sonra bu evin istimlake uğraması Manço'lar için bir şans oldu. Çünkü Belçika yasalarına göre istimlake uğrayan evdeki kiracılara da "mağduriyet" parası veriliyordu. Manço'lar da yüklüce bir mağduriyet parası aldılar. Ne raslantıdır, daha sonra taşındıkları ev de istimlak muamelesine tabi tutuldu. İki evden kiracı olarak aldıkları "mağduriyet" paralarını birleştirerek kent dışında bir ev sahibi oldular. Artık tatillerde kendi evlerinde kalacaklar, otel parası vermeyeceklerdi.

Barış'ın en büyük hobisi antikalardı. Antika fotoğraf makinaları, antika eşyalar, antika otomobillerdi. Antika artık onun yaşam tarzı olmuştu. Sevgili eşi Lale'yle birlikte özellikle 19. yüzyıl mobilyalarının tutkunuydular. Barış, konakların sonuna da yetişmişti. Ziverbey'de yüksek tavanları olan bir konakta oturdular. Arkasından Moda'daki "Manço Konak" artık antikalar içinde yüzer olmuştu. Ölümünden sonra buranın bir müze haline getirilmesini söylüyordu Barış, söz aralarında. 300'ü aşkın fotoğraf makinasının 100'ü çalışır haldeydi. Yarış kazanmış Jaguar, 1965 model ünlü Rolls Royce koleksiyonun önemli parçalarından birkaçıydı.

Tablo koleksiyonu içinden Louis Gi Trioesen imzalı olanı çok seviyordu. Alsace Lerone'li bir müflis konttan aldığı bu tablonun değeri, içinde yer aldığı köşk kadardı belki de. 17 ve 19. yüzyıllardan kalma Japon ve Çin porselenleri içinde en sevdiği parça "Kanxh" idi. 19. Yüzyıl "İmari" Japon porselenlerini ise anlata anlata bitiremezdi. Koleksiyonu arasında yer alan, Çekoslovak porseleninden bronz heykele kadar ne varsa hepsi onun birer evladı gibiydiler.

POLİTİKAYI SEVEMEDİ

"Arkadaşım Eşek"le torunların, "Süper Babaanne"yle yaşlıların sevgisini kazanan Barış Manço bir ara siyaset sahnesinde göründü. Tansu Çiller ile Bedrettin Dalan onu DYP'den Kadıköy Belediye Başkanı adaylığı için ikna ettiler. Siyasetin acımasız çarkları onu da dişlileri arası alıp öğütmeye başlamıştı ki, 25'e fırlayan tansiyonuyla hastanelik oldu. Politika Barış'a bol gelmişti. Barış'ın siyaset macerası yalnız 20 gün sürmüştü ve çok pişmandı. Kadıköy, uzun saçlı ilk "Şehremini"nden mahrum kalmıştı ne yazık ki...

Aslında Barış'ın hedefi çok ötelerdeydi. Galatasaray Lisesi'nde öğrenciyken büyükelçi olmayı düşleyen sanatçı, şimdi Cumhurbaşkanı olmaktan söz ediyordu. Hatta bunu Cumhurbaşkanı Süleymen Demirel'e bile açıkça söylemişti. Bodrum'da geçen yaz Manço Tatil Köyü'nün açılışında da yine anlatmıştı Demirel'e. Ve elbette bizlere de; "Ben hiçbir zaman partili filan olmadım. Politikadan anlamam, öğrenmek istediğim de yok. Ben politika dünyasına yeni bir boyut, yeni bir tat, yeni bir çizgi, farklı bir gusto ve renk getirmek istiyorum. Arkamda bunca milyonluk kitle var. Hem de 7'den 77'ye kadar... Hele halk seçsin, Cumhurbaşkanlığını benden başka kimse kazanamaz."

2000'i göremedi

Kader ne yazık ki Barış'ın kimi hayallerini yarıda bıraktırdı. Yeni yaptırdığı okulunun çalışmalarını daha yakından izlemek, geliştirmek istiyordu. 2000 yılını görmeyi çok ama çok arzuluyordu. Bodrum'da kendi adını taşıyan tatil koyünün çalışmasını da göremedi. Ve belki de şaka ile karışık kendince en önemlisi Cumhurbaşkanı olamadan aramızdan ayrıldı.

Sevgili Barış'a hep takılırdım; "Artık bıkmadın mı şu uzun saçlardan birader, kes de rahat edelim" diye. O da bakınız nasıl cevap vermişti, kendi geleceğini katarak:

"Saçlarıma daha da aklar düşecek ve bir gün gelip Allah bu saçları geri alacak. Önemli olan bu geri alış sırasında hakkını vermiş olmam. Gelecekle ilgili hayallerim bunun hakkını vermek için yapacağım mücadeleyle süslü. Beni benim değil, benden sonra insanların anlatması önemli. Yani gelecek kuşaklar için bir 'Yad-ı Cemil' olmak istiyorum. Tek niyet ve gayretim işte bundan ibaret."

Sevgili kardeşim Barış, müsterih ol, arzu ettiğin gibi anılıyorsun.

"Sayanora Barışsan."

Nane limondan şarkı

Barış Manço Belçika'da okurken "Healt food" denilen şifalı otlara da merak sardı. 70'li yılların sonuna doğru hastalanan ünlü sanatçı o günleri şöyle anlatmıştı:

"Bir tür karaciğer kanserine yakalanmıştım. Beni çok uğraştırdı. Bunu tedavi etmek için sürekli şifalı otlar kulladım. Tarih boyunca bu otlar şifa dağıtmış, ben de çok yararını gördüm."

Ve sonra da bitkilerle ilgili bir de şarkı yaptı, dillerden düşmeyen: "Nane Limon Kabuğu".

Nane Limon Kabuğu

Eski adamlar doğruyu söylemiş

Bir çiçekle bahar olmaz

Kişi kendin bilip sağa sola sormalı

Can pazarı bu, oyun olmaz

Zürafanın düşkünü

Beyaz giyer kış günü

Sonunda şifayı bulup da şaşırınca

Bana gel, beni dinle, iyi yaz

Defteri kalemi al, iyi yaz

Nane limon kabuğu bir güzel kaynasın

İçine hatmi çiçeği, biraz çörek otu katasın

Hatta biraz tarçın, bir tutam zencefil

Bin derde deva geliyor, biraz sabret güzelim

Hapşu, çok yaşa, sen de gör, rahat, iyi yaşa

Sen tedbirini al, önünü kış tut

Bırak yine de yaz gelsin

Çoğu zaman da hesap çarşıya uymaz

Sonra dizini döversin

Barış iğneyi kendine batırır

Çuvaldızı başkasına

Bol keseden aklı ona buna dağıtır

Darısı kendi başına.

Yaşamından notlar

l Ocak 1943'te Zeynep Kamil Hastanesinde dünyaya geldi.

Ağabeyi Savaş ve kızkardeşi İnci'yle ilkokulu Kadıköy Gazi Mustafa Kemal İlkokulu'nda okudu.

Belçika'da ağabeyiyle birlikte yüksek öğrenimini yaparken gece bekçiliğinden seyyar satıcılığa, garsonluğa kadar her işte çalıştı. Akademiyi 1969'da birincilikle bitirdi.

Vatani görevini 1972'de yedek subay olarak Edremit'te yaptı.

18 Temmuz 1978'de Lale Çağlar ile evlendi.

19 Mayıs 1981'de Doğukan Hazar Manço, 24 Temmuz 1984'de Batıkan Zorbey Manço dünyaya geldiler.

İlk video klibini 2 Aralık 1973'de yaptı. Askerden tezkere aldığının ikinci günü "Genç Osman" adlı şarkısı için yapılan çalışmaydı bu.

42 yıl önce kurduğu "Kafadarlar" adlı grubuyla ilk kazandığı para 50 lira oldu. Aynı orkestrada saksafon çalan Prof. Dr. Asaf Savaş Akad'a ödediği para 10 liraydı.

Daewoo otomobillerinin reklamlarını yaparak Türkiye'deki şirkete ortak oldu. Otomobillerin yapımını görmek ve sahipleriyle tanışmak için Güney Kore'de kaldı ve konserlere çıktı.

1963 yılında Yeni Sabah gazetesinde "Sami Sibemol" takma adıyla haftalık müzik yazıları yazdı.

17.10.2006 11:45:38
talihsiz bir sonla dünyaya veda etmiş güzel insan...

17.05.2007 09:44:24
ya  barış mançonun dağlar dağlar şarkısının öyküsünü buluverirmisin? Smiley

kiya 29.07.2007 01:07:30
valla bana bile derdoldu bu kul ahmet'in ceketi, sanki taa o zamandan "ılımlı islam" çağrısı var sanki bu şarkıda Smiley


tanıdınız mı süleyman'ı? süleyman ayrı, klip ayrı şahane Smiley


ve işte ayrı bir barış manço şahanesi: çayeli'nden öteye (rezil dede) Smiley



Sayfa: [ 1 ] 2