|
||
Alıntı oysa hayat felsefesi sevgi üzerine kurulu insanlara bir bakın.birkez bile linç ve katliam vakası göremezsiniz.onlar ancak katledilip öldürülüyorlar.ama herşeye rağmen değişmiyorlar. öldükten sonra nasil degissinler ki... yok öyle yagma.... kana kan..... |
||
|
||
| Linç, genellikle toplum vicdanının örselendiği durumlarda gerçekleştirilen bir eylemdir. Öfkelerine egemen olamayan kişiler, yalnızken yapamayacakları bir "doğrudan cezalandırma eylemini" duygudaşlarıyla birlikte gerçekleştirirken aynı zamanda birbirlerini körüklemiş olurlar. Linç, genelde eğitimsiz, bilinçsiz ve ilkel yapıdaki insanlarca yapılır. | ||
|
||
| bazen eğitimin, bilincin, gelişmişliğin(?) önüne geçen durumlar olabiliyor.. istisnaları da göz önünde bulundurmak lazım. ama kesinlikle doğru bir davranış biçimi olmadığına inanıyorum. | ||
|
||
linç bence hem adice hem adilce cok suçlu birine linç girişiminde bulunmak aptalca degil ama hiç bi suçu olmadan yada ufak bir suçtan dolayı linç edilirse adilik derim :D:D ZATEN BU ARA Bİ KİŞİYE 5KİŞİ DALMAK MODA OLDU
|
||
|
||
| Sorgun'da fuhuş gerginliği Yozgat'ın Sorgun ilçesinde galeyana gelen halk, kadın sattığı ileri sürülen kişilerin ev ve arabalarını yaktı. Olaylarda 6 kişi yaralanırken, biri 3 katlı olmak üzere 4 ev ve 1 otomobil ateşe verildi. Edinilen bilgiye göre, Sorgun ilçesinde Şanlıurfa'dan gelen bir kişinin ilçede kadın sattığının iddia edilmesi üzerine galeyana gelen halk sokaklara döküldü. Mahalle aralarında kadın satıldığı iddia edilen evleri tespit eden halk, biri 3 katlı olmak üzere 4 evi ve 1 otomobili ateşe verirken, pompalı tüfekle açılan ateş sonucunda vücudunun çeşitli yerlerine saçma isabet eden 4 kişi, bıçakla ise 2 kişi yaralandı. Olayların engellenmesi için Sorgun ilçesine Yozgat merkez ve çevre ilçelerden polis takviye edilirken, jandarmadan da yardım istendi. Olay sonrası Yozgat Valisi Amir Çiçek ve İl Emniyet Müdürü Cumhur Kuluy Sorgun ilçesine geldi. Olaylar sonrası bir açıklama yapan Yozgat Valisi Amir Çiçek, ilçede fuhuş yaptırdığı iddia edilen bir kişinin, vatandaşa küfür etmesi sonucu bir infial olduğunu belirterek, "Halk bu kişiyi linç etmek istemiştir. Emniyet güçlerimiz olaya anında hakim olmuştur. Aralarında bulunan provokatörlerin de etkisiyle bu olayı protesto etmeye kalkıştılar. Yine vatandaşımızın sağ duyusu ile halkımız sakinleşmiştir" dedi. 5 ev ve bir otomobilin ateşe verildiğini belirten Vali Çiçek,"Olaylar sırasında 7 kişi hafif şekilde yaralanmıştır. Olayla ilgili soruşturma sürmektedir" dedi. Öte yandan çevre ilçelerden destek kuvvet olarak gelen emniyet ekiplerinin devriye gezerek, cadde ve sokaklarda tedbir aldığı bildirildi. http://haber.mynet.com/detail_news/?type=Actuel&id=X1179730987578&date=21Mayis2007 Allah'ın adıyla yakmak... Galeyan Cumhuriyeti! Ece Temelkuran Şimdi Yozgat'a ne olacak? Hiçbir şey olmayacak mı? Unutmalı mıyız? Akıl almaz normalleşme/normalleştirme mekanizmasını yine işletilip yine mi hiçbir şey olmamış gibi yapacağız? Yozgat'ın Sorgun ilçesinde yüzlerce kişi, fuhuş yapılıyor iddiasıyla beş evi ve bir arabayı yaktı. Yaklaşık elli kişi gözaltına alındığı için, vandal bir kalabalık kaymakamlığın önünde gece toplandı. Gözaltına alınan "yoldaşlarının" salıverilmesini istediler. İBDA-C işaretleriyle kurt işaretleri yapan eller birbirine karışıyordu. Bağırıyorlardı:"Ya Allah bismillah Allahu ekber!" Polisten molisten korkusu olmayan, devletten falan da çekinmeyen, "medeni cesareti" son derece fazla, son derece cesaretlendirilmiş" bir güruhtular. Beş evi yakıp küçücük ilçede ellerinde ateşlerle cadı avına çıkacak kadar cesurdular. "Sünni ve sapına kadar Türk" oldukları için sarsılmaz bir iktidarları, bu yüzden de sonsuz yakma, yok etme, yıkma, üstüne üstlük de kaymakamlık basma hakları vardı. Peki ne oldu şimdi? Bu insanlar ve Sorgun ilçesindeki bu güruh hakkında ne yapılabiliyor? "Kendileri gözaltında, fikirleri iktidarda" olduğu için mi bu kadar şefkatini gösteriyor emniyet kuvvetleri? Öyle değilse eğer, ben de bir kez olsun o "jenerik sorusu"nu sormak isterim: Nerede bu devlet? Nerede bu insanlar? Nerede bu devlet? Düşünün, şimdi 300 Alevi kalkıp Sünnilerin gittiği bir gazinoyu yaksaydı, diyelim ki Tunceli'de... Düşünün, 200 Kürt, Diyarbakır'a bağlı bir ilçede kaymakamlığın önüne gelip "Biji Apo" diye bağırıp gözaltına alınan arkadaşlarının bırakılmasını isteselerdi... Düşünün, DİSK'e bağlı 400 işçi valiliğin önüne gidip 1 Mayıs mitinginde dövülen arkadaşlarının hesabını sorsaydı... Düşünün, Ankara'da 100 öğrenci Emniyet'in önüne gidip slogan bile atmadan sadece dursalardı... Onlar, insan yakmaya çalışan bu "güruh" kadar şefkate mazhar olurlar mıydı? Ya da hepsini geçin kendinizi düşünün: Gidip herhangi bir karakolun önünde tek başınıza herhangi bir şey için hesap sormaya kalkışsanız size bu kadar iyi davranılır mıydı? Yozgat'ta olanlar bir hukuk devletinde vicdan sahibi olan insanların kaldıramayacağı cinsten şeyler. Orta Anadolu'da yıllardır gördüğümüz, kabullenilen ve muktedir çevrelerce övülen siyasi ve toplumsal atmosferin sonucu bu. İBDA-C işaretleriyle kurt işaretlerinin birbirine karıştığı, böylece "yiğidin harman olduğu" bir başka memleket orası. Ve sonuç, kadın yakmak için ava çıkan katiller! Galeyan diye açıklanmaz Hafife alındıkça ağırlaşan sorunlar bunlar. Gündem histerisi içinde boğulduğumuzda görmediğimiz, görmeyince de gözümüzün daha yakınında biten ve nihayetinde bir gün sizin veya benim evimin de yakılmasına neden olabilecek sorunlar... Ne fahişeliği onayladığımız için, ne parayla seks yapmak zorunda bırakılan yoksul kadınların düştükleri bu durumu savunduğumuz için... İnsan olduğumuz için ve insan gibi yaşamak istediğimiz için bu soruları unutmamamız ve unutturmamız gerekiyor. Allah'ın adıyla çok insan yakıldı, çok bina yıkıldı bu memlekette. Maraş, Çorum, Sivas derken şimdi Yozgat'ta Allah'ın adıyla yangınlar çıkarmaya giden güruhlar var. Her zamanki gibi "galeyana gelen halk" deniyor haberlerde. Burası bir "Galeyan Cumhuriyeti" mi? Sözünü ettiğim bütün katliamlar "galeyan" ile açıklandı şimdiye dek. Ve şimdi, eğer bir daha ellerinde ateşle insan avına çıkanların olmaması isteniyorsa, bu kez "galeyan" denen muammanın cezalandırılması gerekiyor. Osmanlı'dan kalma bu kavramla bir hukuk devleti tesis edilemeyeceğini hem Sorgunlulara hem de bütün Türkiye'ye göstermek gerekiyor. Yoksa, siz de ben de biliyorum ki bir gün onlar bize günümüzü gösterecekler... http://www.savaskarsitlari.org/arsiv.asp?ArsivTipID=1&ArsivAnaID=39365&ArsivSayfaNo=1 |
||
|
||
| Afiş asmak isteyen sol görüşlü gençler linç edilmek istendi Adapazarı'nın en işlek caddesi olan Çark Caddesi'nde saat 21.00 sıralarında duvarlara 30 Mart 1972'de Tokat'ın Niksar İlçesi'ne bağlı Kızıldere Köyü'nde yanındaki 9 arkadaşı ile birlikte öldürülen Mahir Çayan'ın posterini duvarlara asan Sakarya Üniversitesi Sosyoloji bölümü öğrencisi Tuğçe Kocagil ile Sakarya Üniversitesi Metal Öğretmenliği bölümünde erkek öğrencisi E.K., halkın tepkisiyle karşılaştı. Bir anda sayısı artan çoğunun elinde Türk bayrakları olduğu görülen öfkeli kalabalık, gençlere saldırdı. Kalabalıktan kaçmaya çalışan iki üniversiteli genç, Çark Caddesi'ndeki Tünel Pasajı'na girerek saklanmaya çalıştı. Ancak arkalarından gelen öfkeli kalabalığın linç etmek istediği gençleri, olay yerine gelen polis kurtardı. Sayıları kısa sürede 2 bin dolayına ulaşan öfkeli kalabalığı güçlükle pasajın dışına çıkartan polis, gençleri de tuvalete gizledi. Pasaj önünde toplanan halk, İstiklal Marşı'nı söyledikten sonra “Bunları bize verin'', “Apo'nun P.....'', “Bayrağa uzanan eller kırılsın'' ve “Şehitler ölmez'' diye slogan attı. Pasaj önünde gerilimin arttığı sırada olay yerine gelen Sakarya Emniyet Müdürü Mustafa Aydın, vatandaşları sakinleştirmeye çalıştı. Ancak öfkeli kalabalık terör örgütü PKK aleyhine sloganlar atarak iki öğrencinin kendilerine verilmesini istedi. Emniyet yetkililerinin halkı dağıtma konusundaki girişimleri sonuc vermeyince olay yerine panzer eşliğinde takviye birlik sevkedildi. PANZERLE GÖTÜRÜLDÜLER Yaklaşık 1 saati aşkın süre pasajdaki tuvalette mahsur kalan gençlerden Sakarya Üniversitesi Sosyoloji bölümü öğrencisi Tuğçe Kocagil, kendisine telefonla ulaşan DHA muhabirine, “Mahir Çayan'ın posterlerini asıyorduk. Birden üzerimize saldırdılar. Neden saldırdıklarını anlayamadık'' dedi. İki genç, olay yerine takviye gelen birliklerin çevre güvenliğini sağlamasından sonra polis kordonu eşliğinde panzere bindirildi. PANZER SU SIKARAK YOLU AÇTI Mahir Çayan'ın posteri asmaya çalışan gençlerin götürülmek istendiğini gören kalabalık grup, bu kez panzere saldırdı. Polis engelini aşan öfkeli kalabalık, panzerden sıkılan su nedeniyle geri çekilmek zorunda kaldı. Bu fırsattan yararlanan panzer içindeki gençlerle birlikte hızla bölgeden uzaklaşarak, Emniyet Müdürlüğü'ne gitti. DTP TEMSİLCİLİĞİNİ ATEŞE VERDİLER Galeyane gelen halk bu kez ‘Ya Allah bismillah, Allah'ını seven katılsın’ sloganları ile topluca yürüyerek Kavaklar Caddesi üzerindeki Kaya Apartmanı 3'üncü katta bulunan Demokratik Toplum Partisi (DTP) Sakarya Temsilciliği'ni bastı. Temsilcilikteki eşyaları ve evrakları camdan caddeye savuran halk, büroyu da ateşe verip uzaklaştı. Kent sokaklarında toplu halde yürüyen grubun önünü kezen Emniyet Müdürü Mustafa Aydın, yaptığı konuşma ile halkı sakinleşterdi. Aydın, “Elinde Türk Bayrağı taşıyan insan akıllı insandır. Hem elinde Türk Bayrağı olacak hem de suç işleyeceksin, böyle bir şey yok. Herkesin sakince dağılmasını istiyorum. Derhal bu bölgeyi boşaltın'' diye konuştu. Aydın'ın bu sözlerinden sonra öfkeli kalabalık saat 23.00 sıralarında dağıldı. Kısa süre sonra sokaklar de kimse kalmadı. Sakarya Valisi Nuri Okutan ise 2 kişinin afiş asmaya çalışırken olayların başladığını söyleyerek, “Tepki gösteren grubun sayısı yaklaşık bin kişiye kadar arttı. Bu grupları panzerlerle birkaç parçaya bölerek dağıttık'' dedi. 5 KİŞİ GÖZALTINA ALINDI Adapazarı’nda, 2 öğrencinin afiş asma girişimi sırasında çıkan olaylarda kalabalığı tahrik ettikleri iddia edilen 5 kişi gözaltına alındı. AA muhabirinin aldığı bilgiye göre, dün gece 2 kişinin afiş asmaya çalıştığı sırada çıkan olaylarda, kalabalığı tahrik ettikleri ve olayları körükledikleri iddiasıyla 5 kişi gözaltına alındı. Bu arada, dün gözaltına alınan iki kişinin Sakarya Üniversitesi Öğrenci Derneği üyesi E.T.K. ve E.K. oldukları belirtildi. Olaylarla ilgili gözaltında bulunan 2 öğrenci ile 5 kişinin Emniyet Müdürlüğü’ndeki sorgularının sürdüğü kaydedildi. POLİSTE İZİNLER KALDIRILDI Adapazarı'nda yaşanan gerginlikten sonra Emniyet müdürlüğü'nde izinler kaldırıldı. Bu günü izinli geçiren polisler ise evlerinden alınarak kentin çeşitli mahallelerinde görevlendirildi. bu arada Kocaeli Emniyet Müdürlüğü'nden de takviye istendiği öğrenildi. BENZER OLAY TRABZON'DA DA YAŞANMIŞTI Adapazarı'nda kent merkezindeki en işlek Çark Cadde'sinde Mahir Çayan'ın posterini asan iki üniversite öğrencisinin öfkeli kalabalık tarafından linç girişiminin bir benzeri de Trabzon'da meydana gelmişti. Trabzon'da 6 Nisan 2005 günü Kemerkaya Mahallesi Kunduracılar ve Kahramanmaraş caddelerinde Tutuklu ve Hükümlü Aileleriyle Dayanışyma Derneği (TAYAD) üyesi aynı zamanda DHKP-C örgütüne yakınlığı ile bilinen Ekmek ve Adalet Dergisi Temsilcisi Zeynep Erduğrul ile beraberindeki Nurgul Acar, Emre Bakır, Çetin Güven ve İhsan Özdil, F Tipi cezaevlerini protesto etmek amacıyla bildiri dağıtırken, halkın tepkisiyle karşılaşmıştı. Bildiri dağıtan gençlerden birinin elindeki sarı-kırmızı renkli montu PKK bayrağı sanan bir kişinin galeyana getirdiği ve kısa sürede sayıları 2 bin dolayına ulaşan öfkeli kalabalık, gençler ilinç etmek istemişti. TAYAD'lılar, Adapazarı'nda olduğu gibi olay yerine gelen polis tarafından zırhlı araçla bölgeden uzaklaştırılmıştı. http://sondakika.milliyet.com.tr/2006/03/30/son/sontur02.asp |
||
|
||
| Halkın galeyana gelmesini isteyenler iyi çalışıyor, tohumlar her fırsatta her bir noktaya atılıyor. Dün Mahir Çayan'ın afişi için linç eylemleri, bugün Ahmet Kaya'nın resmini tişörtünde taşıyanların linç edilmek istenmesiyle ilgili bir haber... Yarın....? Yazık bu ülkeye, yazık bu insanlara! Hala uyumaya devam edelim ve görmeyelim. Göstermek isteyenleri de "hain" ilan edelim... ![]() ********* Bir linç atmosferi eksikti, onun için de baskılı tişört yetiyor Adapazarı'nda Ahmet Kaya tişörtü giyen iki işçi, linç edilmek istendi. Gençlerden biri 'Halkı tahrik etme' gerekçesiyle gözaltına alındı "Yanımıza gelen bir kişi kimlik gösterdi, 'Halkı tahrik ediyorsunuz, önünüzü kapatın' diye bağırdı. Kapattık ama çevremiz sarıldı." Tunceli'de yedi askerin şehit edildiği önceki gün, Adapazarı'nda Diyarbakırlı iki genç linç edilmek istendi. Öfkeyi çığrından çıkaran gençlerin Ahmet Kaya resimli tişört giymesiydi. Diyarbakırlı Mehmet Alaca ve Senayi İzci, Adapazarı'nda duble yol inşaatında çalışıyordu. Önceki gün mesaileri bitti, biraz dolaşmak için kent merkezine geldiler. Üzerlerinde Ahmet Kaya resimli tişörtleri vardı. Çark Caddesi'nde yürürken, yanlarına bir grup genç geldi. İçlerinden, kendisini güvenlik görevlisi olarak tanıtan biri, tişörtlerinin önünü kapatmasını istedi. Tartışma büyüdü, bir anda toplanan yaklaşık 500 kişi, iki genci linç etmek istedi. Gençlerden birini polis kaçırdı, diğeri kbir apartmana saklandı. Polis apartman önünde önlem aldı. Bu sırada kalabalık, 'Yedi şehit verdik. Vali bunları bize ver', 'Şehitler ölmez vatan bölünmez' sloganları atıyordu. Vali Hüseyin Atak kalabalığı uyardı, ancak uzun süre kimse dağılmadı. Kalabalık, polis apartmana saklanan genci Emniyet'e götürdükten sonra dağıldı. Biri serbest diğeri gözaltına alındı Terörle Mücadele Şubesi'nde sorgulanan Alaca ve İzci'nin, poliste kaydına rastlanmadı. Ancak Alaca'nın üzerinden, Öcalan'ın bir gazeteden kesilmiş fotoğrafı çıktı. İzci, savcı Ali Yılmaz'ın talimatıyla gece serbest kalırken Alaca 'halkı tahrik etmek'ten gözaltına alındı. Alaca ifadesinde, "Yanımıza gelen bir kişi kimlik gösterdi. 'Halkı tahrik ediyorsunuz önünüzü kapatın' diye bağırdı. Önümüzü kapatmamıza rağmen bu bağırmanın ardından çevremiz sarıldı. Olaylar bir anda gelişti" dedi. Vali Atak'sa konunun araştırıldığını söyledi. http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=223363&tarih=06/06/2007 |
||
|
||
| linç, insanın içindeki hayvansılık ve sürü olma güdüsüdür bence... | ||
|
||
| linç alçak köpek fasist bir yerde yer we yurt edinememiş kendi war olamamış sırtını itliklere mafyalıklara dayayan sozde watan sewer boceklerin olduğu yerde güç gosterisi ve kendini tatmın diye yapılır... hayatla sewişmesini bilmeyen it sürüleri | ||
|
||
bu ne şiddet bu ne celal deliçocuk
|
||
|
||
| Linç bir grubu ortak bir payda da buluşturan değerlere saldırılması üzerine başlar ki, linç sırasında hiç bir alakası olmayan kişilerin de lince katıldığını düşünüyorum. Bu sebeple derin bir psikolojik analiz gerekir. | ||
|
||
| Sürü psikolojisinin hayvani hali. İnsana ait tüm duyguların uyuştululduğu an... | ||
|
||
| linç sırasında hiç bir alakası olmayan kişilerin de lince katıldığını düşünüyorum(cosinus) buna bastırılmış duygular ...işe yarama hissiyatı... aidiyetlik... bende warım... gibi düşünce sistemlerinin sebep olduğu pratik diyebilirim...we katılıyorum... zira kendine yeten öz güweni olan toplumda biraysel anlamda başarılı olmuş we ezik kültürü ile yaşamayan hiç bir insan bu linç girişimine katılmaz... |
||
|
||
| Linç Adalaet dışı bir harekettir bir kaç sene evvel Ümraniye sapığı diye tutuklanıp haftalarca TV lerde afişe edilen adam sonunda gerçek ümraniye sapığı yakalanınca serbest kaldı ama adam defaatle linç ten kurtarıldı(basının linçinden kurtulamaıd gerçi) polisin zamnınd amüdahlesi olmasa adam işlemdiği bir suç nedneiyle linç edilmiş olacaktı işlemiş olsa dahi linç Adaleti yok saymaktır Linç için Bkz:Ox-bow incident(ısrarla tavsiye ederim) |
||