|
||
türk ne abicim olurmu sarı yeşil kırmızı renkli bir bayrağın altında istediğin gibi at koşturmak varken neyine onların tc ne sahip çıkmak, beraberce yaşamak.olurmu? iki gün durupta 3. gün bir askerin kanını akıtmadan durabilirlermi.bir ananın yüreğini yakmak varken ne diye oturup beklesinler.kurtuluş savaşında kanla kazanılmış toprakları sözde ırak devlet başkanı celal talabaniye peşkeş çekmek hediye etmek varken huzursuz olur bunlar.çizdikleri kürdistan haritası taaaa Chorchil”in zamanında çizilmiş.yani düşmanlıkları 1970 lere dayanmıyor veya bugünlere yada t.c nin yanlış davranışlarına dayanmıyor.
![]() sorulmuş mantıklı bir soru.. bu ülke insanı zaten bunu anlasa iş çözülecek.. türklük benim aklımla şöyle izah edilir.. benim adım... adnan soyadım ...temel abimin bir adı var babamın bir adı var ama soyadı temel kürdü lazı çerkezi vs.. adı var ama bunların soyadı türk.. bizler yani kürt olmayanlar ve kürtler bunu kabul etse sorun kalmayacak.. yalnız yukarda bir şeye sanırım chifo siz değinmişdiniz ırakdan gelen kürtler diye.. işte sorunda bu dışardan gelen kürtler......... öz be öz bu topragın insanı olan kürtler bir gün anlayacaklar ki bize bizden başka dost yok... pkk taraftarı olan tüm kürtleri lanetliyorum hikayeden anlatmasınlar yok devlet terörü falan.. |
||
|
||
| Bir coğrafyada bir subay o topraklarda yaşayan masum insanlara "dışkı" yediriyorsa, oradaki şiddet PKK sorunu değil tüm Dünya Halkları'nın tepki vermesi gereken "insanlık" suçudur. Oradaki savaş; güvenlik güçleri, sözümona örgüt PKK, toprak ağaları rant elde etmeye devam ettiği sürece bitmeyecektir. Ne zaman bir sükut olduysa bir şekilde sudan bahanelerle alevlendi.... Bir çok -herşeyden bihaber- insan öldü maalesef. Ölenler bir komşunun askerdeki oğlu, daha insan gibi yaşamak için- umutla- kaderini değiştirmek üzere eline silah verilmiş bir başka komşu kızı-oğlu.... Bir yerde; dili başka, gelenekleri-görenekleri başka, bayrakları başka vs. bir halk varsa ve bunlar kendilerine ait bir ülkeleri olsun istiyorlarsa ve bunun üstesinden gelebileceklerini sanıyorlarsa kime ne? Karşı durulması gereken bence; orada yaşayan halkın zorla göç ettirilmesi, anadillerini kullanamıyor olmaları, şiddetin her türüne maruz kalmalarıdır... Böylesi uygulamalar nerede olursa olsun farketmez. PKK tabanından bağımsız (Apo ve saz arkadaşları) zaten ilkel, şiddet içeren, her türlü gericilikle ve gizli güç'lerle işbirliği yapan gereksiz bir topluluktur. |
||
|
||
ikidir bu başlığa uzun uzun bişeyler yazıyorum, sonra elim bi tuşa çarpıyor, yada durduk yerde hoooppp yazdıklarım siliniveriyor.. ![]() çok sinir oldum gerçekten ama azimliyim yazacağım.. ....... chifo nun kullandığı üslubu beğenmedik, öfkeli ve saldırgan bulduk.. peki tamam.. zaten deniz gerekçe belirtmek suretiyle editlemiş.. sadece şunu söylemek isterim.. bugün gelinen noktada artık Türk halkının veya Türkiye Cumhuriyeti devletinin yaşanan sürece ilişkin özeleştiri yapması yeterli değildir.. Kürtlerinde, sürekli olarak "öteki"nin üzerine ihale ettiği sorumluluk payının muhasebesini yapması gerekir artık.. "ışık doğudan yükselir ama doğu niye karanlık.." yirme yıla yakın bir zaman önce bir simitçi arabasının üstünden zihnime takılan bu sorunun cevabına dair karşılıklı suçlamaları bir yana koyalım ve herkes durup kendine baksın.. burada chifo kardeşimize şunu söylemek isterim, torq, deniz veya denge.. ben eminim ki eğer Kürt olsalardı bugün en sert en acımasız eleştirileri mensup oldukları aidiyet üstüne yöneltmiş olurlardı.. çünkü temelde aydının varlığı, kendine ve kendinden olana tutulmuş rahatsız edici bir aynaya işaret eder.. evet ben bu ülkede kendilerini aydın olarak tanımlayan insanlardan haz etmediğimi söyledim.. onların söylemlerini eleştirdim.. ve aynaların bazen gerçeği eğip büktükleri vakidir elbet ama şimdi bu adım başı ortalığa saçılmış cam kırıkları beni rahatsız ediyor.. buna gerek yoktu.. son olarak.. dağa çıkan bir PKK militanını anlamak için çabalayan, hırsızı uğursuzu her bir insan hikayesinde içimizi burkan kırılma anlarını bize gösteren, okuyan, düşünen ve çözüm üreten gönlü yüce aydınımızın, o öfkeli ve kırıcı sese "muhatap almaya değmez" diyerekten kulak tıkaması, hakir görmesi.. niye peki.. eline silah alıp dağa çıkan, kurşun sıkan biri kadar bile hükmü yok mudur O'nun hikayesinin, öfkesinin.. elbette buradan o mesajları silmek çok kolaydır.. ama eğer çözümden bahsediyorsanız, ehh bi zahmet bu faşist, küfürbaz, cansıkıcı arkadaşıda hesaba katmanız gerekecek.. çünkü bu bireysel bir şey değil.. sıfır foruma bir şekilde yansımış ve toplumun belli bir kısmını ifade eden bir sesleniş.. sanırım aydınların genel olarak içinde yaşadıkları, meselelerine özveriyle çözüm aradıkları kendi toplumları ile her zaman bir iletişim sorunları olagelmiştir.. farklı bir bakış açısı için dışardan bakmak lazım... evet.. ama onlara gördüklerinizi anlatabilmek için tekrar aralarına dönmek zorundasınızdır:P çok zor birşey de değildir hani bu aslında.. ve maalesef bu küçük ayrıntıyı hesaba katmayan her türden uğraş sonuçsuz kalacaktır.. .......... |
||
|
||
| olaylara net bakalım. lütfen chifo gibi düşünenler ve aksi görüştekiler yanıtlasınlar. ben altlarına kendi yanıtlarımı yazıyorum. 1. bir kısım kürtler (ama tamamı değil hatta küçük bir azınlığı) bağımsız bir devlet kurmak istiyorlar mı ? -evet 2. buna hakları var mı ? -evet 3. peki böyle etnik nitelikli üzerine ayrımcılık doğru mu ? - hayır 4. kürtler türkiye sınırları içinde genel anlamıyla mağdur bir halk mıdır? - hayır 5. sistemli bir poltika ile kültürleri yok edilmeye çalışılıyor mu? - kısmen 6. pkk ve türevleri haklımıdır ? - şiddet kullanımı ile etnik temelli bir devlet kurmak istedikleri için benzer herhangi bir çalışma gibi doğru bulmuyorum. 7. pkk nın çalışmaları tümüyle kötü müdür ? - pkk zaman zaman feodal derebeyleri ile kol kola girmesine rağmen teorik olarak feodaliteye karşı bir örgüttür. (aslını uzmanları daha iyi bilir). ancak ben pkk nın yerinde olsaydım asıl sorunun feodal toplum yapısı olduğu gerçeğinden hareketle düşmanı tc değil kürt halkını sömüren feodal kültür olarak belirlerdim. işte o zaman bu örgüt gerçek bir çözümlemenin içinde olarak gerçek bir çalışmanın içinde olurdu. ama tabi türk askerini hedef belirlemek ve ona saldırtmak daha kolay onlar için. 8. yukardaki stratejinin uygulanabilir olması, pkk için mümkün mü ? - hayır. pkk nın yoğunlaştığı amaçlar farklı. dolayısıyla bu tür konularda samimi davranacağını sanmıyorum. 9. pkk meselesi ile kürt veya diğer etnik sorunların birbirinden ayırt edilmesi gerekmez mi ? - kesinlikle evet. bu ikisi birbirine belki özellikle karıştırılarak halklar arasında düşmanlıklar yaratılıyor. bu da faşistlerin ekmeğine yağ sürüyor. ... sürebilir |
||
|
||
güzel tespitler deniz,%90 ınına katıldığı söyleyebilirim..ancak olaya biraz daha yüksek açılardan türkiyenin üstünden değil,yerküreden bakarsak pkk nın nasıl başka güçlere de yem,kukla,maşa olduğunu da görmek zor değil...örn;pkk inlerinden çıkan sağlık yardım malzemelerinin,incirlikteki amerikan üslerinden geldiği tespit edildiği...gibi
|
||
|
||
| 4. kürtler türkiye sınırları içinde genel anlamıyla mağdur bir halk mıdır? - hayır dogu bolgesınde <nere oldugunu hatırlamıyrm> bı otobuse ateş actılar ve bır cocugu oldurduler sebep te bu otobus terorıst tasıyor du evet sebep buydu oysakı hastaneye yetısmeye calsıyorlardı..... bu sadece gundeme gelenler bu tur bı olayın karsısında ne gıbı bı tepkı verılır bencede kseınlıkle magdur degıllerr......... |
||
|
||
| ben batmanda 5 yıl yasadım otobusle hıc yolculuk yapmadım babamın ozel arabası ılede sadece ucak belkı kucukken benıde bır sılah vuracaktı sımdı sorun su ben orda kısa bır surelıgıne yasadım ya yerlı halk adamlar ksıtlanıyo ya otobus seferlerı yok dusunsene yada tehlıkelı magdurluk ne ılle olum kalım mıı? |
||
|
||
son olarak.. dağa çıkan bir PKK militanını anlamak için çabalayan, hırsızı uğursuzu her bir insan hikayesinde içimizi burkan kırılma anlarını bize gösteren, okuyan, düşünen ve çözüm üreten gönlü yüce aydınımızın, o öfkeli ve kırıcı sese "muhatap almaya değmez" diyerekten kulak tıkaması, hakir görmesi.. niye peki.. eline silah alıp dağa çıkan, kurşun sıkan biri kadar bile hükmü yok mudur O'nun hikayesinin, öfkesinin.. elbette buradan o mesajları silmek çok kolaydır.. ama eğer çözümden bahsediyorsanız, ehh bi zahmet bu faşist, küfürbaz, cansıkıcı arkadaşıda hesaba katmanız gerekecek.. çünkü bu bireysel bir şey değil.. sıfır foruma bir şekilde yansımış ve toplumun belli bir kısmını ifade eden bir sesleniş.. sanırım aydınların genel olarak içinde yaşadıkları, meselelerine özveriyle çözüm aradıkları kendi toplumları ile her zaman bir iletişim sorunları olagelmiştir.. farklı bir bakış açısı için dışardan bakmak lazım... evet.. ama onlara gördüklerinizi anlatabilmek için tekrar aralarına dönmek zorundasınızdır:P çok zor birşey de değildir hani bu aslında.. ve maalesef bu küçük ayrıntıyı hesaba katmayan her türden uğraş sonuçsuz kalacaktır.. Darkmoon yazını büyük bir zevkle okuduğumu, aydınlar ve toplum çelişkisini çok net bir biçimde ortaya koymana karşın bazı konularda seninle aynı düşüncede olmadığımı söylemek isterim. 1) Aydın, kendisine verilen bilgilerle yetinmeyip bilinmeyeni araştıran, gerçeğin peşinde koşan insan olarak senin de belirttiğin gibi ayna olmaya çalışan kişidir. Aynı zamanda ölünceye dek sürecek olan bu süreç de çok sancılı ve zor bir yolculuğun sonunda varılan nokta olarak tanımlanabilir. Kimsenin zahmet edip araştırmadığı, bilmek için çaba göstermediği konuları zaman ayırıp inceleyen kişi, kendisini aşma yolunda da ilerlemeye çalışandır aynı zamanda. Bu sürecin sonunda aydın, dünyaya farklı bir gözle bakıp farklı cümleler kurarak bir başka "şey"e dönüşür. 2) Toplumun eğitimsiz ya da düşünmeyen kesimi ise ki bu büyük bir topluluğu oluşturur, kendisinden uzak ve ne düşündüğünü anlamaya çalışmadığı "şey"i tanımlamayan bir tehdit olarak algılar. Kendisi ve topulumunu ortadan kaldırmaya yönelik bu "düşman"la savaşmak, onu ortadan kaldırmak gerektiği düşüncesi mantık ve aklın devre dışı kaldığı bir duruma dönüşür. 3) Böylece iki ayrı gezegenden gelen kişilerin bir arada konuşmaya çalışması gibi "sağırlar diyalogu" başlar. Karşılıklı konuşma, empati, ne düşündüğünü sorgulama gibi kavramların tek yanlı olarak yapılmaya çalışılması sonucunda anlamaya çalışmayan için sonun başlangıcıdır artık. "Sadece benim söylediğimi dinle", "ben senin söylediklerini anlamaya çalışmıyorum" mantığıyla varılacak bir nokta yoktur. 4) Faşist, küfürbaz ve cansıkıcı arkadaşla olan diyaloğumuz küfürbazlık nedeniyle kopma aşamasına gelince konuşmanın gereksizliği gibi bir durum ortaya çıkmıştır. Çünkü artık konuşulan konunun yerini hakaret ve tek yanlı aşağılama almıştır. Bu forumda milliyetçi çok arkadaşla tartışmalarımız olmuştur, ilgilenenler milliyetçilik başlığına bakabilirler. O insanlar da bu arkadaşımız gibi düşüncelerle beni eleştirmiş olmaların karşın, düzeyli tüm yazılara yanıt verip düşüncelerimi yazdım, yazmaya da devam edeceğim. Ancak düşüncelerin tartışılması için gerekli zeminin bulunmaması halinde tartışmanın da bir yararı olmayacağını senin de kabul etmen gerekir. 5) Hep söylerim, "düşünmek dünyanın en zor işidir" ve kişi kendisini geliştirmeye çalışmadığı sürece karşılıklı konuşma söz konusu olamaz. Eğer "ben küfür ve hakaret etmeden konuşamıyorum, karşımdakini aşağılayarak düşüncelerimi söylemek istiyorum" diyen biri varsa, o kişiye futbol maçlarına gitmesini öneriyorum. Sıfır bu tip adamların konuşması için uygun bir yer değil, çünkü burada bu düzeyi tutturmak için ayrıca bir mücadele veriyoruz. Bu kadar uzun ve zahmetli bir çabanın sonucunda sıfır, kanımca güzel bir noktaya gelmişken, bir küfürbaz adamın düşüncelerine yanıt vermek uğruna kendisini geliştirmek, bilgilenmek için burada bulunan insanları kaybetme riskini göze alabilir miyiz ? Deniz'in yazıları silerken hiç bir şekilde hoşnut olmadığını, ancak burada bulunan öteki insanlara olan saygısı nedeniyle böyle davrandığını, burada "sokaktaki adamın felsefe yapması" gibi ütopik bir düşünceyi geliştirmeye çalıştığını biliyorum. |
||
|
||
| dün eski gazeteleri karıştırırken Umberto Eco nun bir sözüne rasgeldim satırların arasında.. Eco, aydından beklenen "kriz çözme" misyonuna kökten karşı çıkıyor ve "aydın kriz çıkaran kişidir" diyor, birazda muzip bir ifadeyle.. bunları okuyunca aklıma torq geldi tabii.. ![]() umarım bu küçük şakaya alınmazsın.. tanım hoşuma gitti açıkçası, işi kriz çıkarmak olan bir aydın fikri hiç fena sayılmaz.. ![]() ...... düşüncelerin tartışılması için gerekli zeminin bulunmaması halinde tartışmanın da bir yararı olmayacağını senin de kabul etmen gerekir. elbette bu söylediğine aynen katılıyorum.. gönül ister ki herhangi bir meselenin tüm taraflarıyla gerçek bir diyalog geliştirebilelim.. ama bu her zaman mümkün olmayabiliyor doğal olarak.. yinede bunun böyle oluyor olması bizi bazı şeylerden alıkoymamalı diye düşünüyorum.. talep ettiğim çaba, küfürbaz bir üslup karşısında yıpratıcı ve gereksiz bir karşılıklı diyalog arama çabası değildir.. o fasıl bir noktada kesilmiş veya daha en başından imkansız bir hale gelmiş olabilir.. yinede bu bizi anlamak çabasından vazgeçirmemeli.. yok saymaya gerekçe olmamalı.. nasıl ki eline silah almış ve şiddeti bir yöntem olarak benimsemiş kişilerin neden orada durduklarını anlamaya çalışıyor, düşmanlıklarının, kin ve nefretlerinin veya hayalkırıklıklarının, ezilmişliklerinin şifrelerini çözmeye çabalıyorsak, benzer şekilde bir meselenin tüm tarafları içinde aynı mesafeden ve aynı soğukkanlılıkla bakmak gibi bir sorumluluğun bilincinde olmak gerekir sanırım.. şunu da söylemem gerekir.. evet diyalog koptu.. yanlış anlaşılmalar veya düpedüz anlaşılmama, hakaretler vs vs.. hasılı, "anlamak" için yalnızsın.. ama sen zaten biliyor olmalısın bunun böyle olduğunu hatta olması gerektiğini.. ![]() ...... mesajların silinmesi üstüne, deniz in hoşnutsuzluğundan eminim.. umarım bir gün sıfır, toplumun tüm kesimlerinin ne düşündüğünü ve belkide daha önemlisi ne hissettiğini paylaştığı bir iletişim aracı olur.. "sen" diliyle değilde, "ben" diliyle kurulmuş cümlelerin olduğu ütopik bir dünya.. .... |
||
|
||
| aydın diye bir ayrım olmasına karşıyım. zatren olması gereken herkesin aydın olmasıdır. eğer bu gerçekleşmiyorsa neden gerçekleşmşyor diye konuşulmalıdır. birileri aydın iken diğerleri cahil mi ? aydın olmak kötü ise cahil olmak iyi mi ? vs. ... kürt meselesine insanların tarafsız fikir yürütüyor olmaları onları aydın yapmaz. aydın olmak için tarafsız olmak veya mensup olduğun grubun aleyhinde knoşuyor olmak gerekmiyor. bir çok müslüman, sosyalist, anarşist, kemalist, kürt aydın vardır ve mensubu oldukları kimlikleri de savunurlar (veya eleştirirler) yazının konusu düşünen insanlar ve kürt meselesi olmalıydı. tartışmayı aydın-cahil mecrasna taşımak bu konunun amacı olmasa gerek. ... kürt meselesinde herkesin önceliği kendi çıkarlarıdır ve buna göre yorumlar. bağımsız bir kürt devleti isteyen kürtün, ülkesinin sınırlarını korumak isteyen milliyetçinin, kürt devletinden sosyalist bir devrim ümidi olan solcunun, bölgede otorite kuran korucuların ve aşiretlerin, işini yapan askerin, polisin vs. her birinin amaçları ve dolayısıyla yorumları farklı olacaktır. tarafsız düşünme iddiasındaki insanlar da dahil olmak üzere hiç kimsenin aslen tarafsız olması mümkün değildir. ancak şu yapılabilr: insanları ve olayları anlamaya çalışmak. sorunları ve anlaşmazklıkları en adil şekilde çözmeye gayret etmek. işte bunu yapan insanlara belki doğru belkş yanlış "aydın" deniyor. bir tarafta düşünce yoluyla eylem üreten aydın dediğimiz bir kesim diğer tarafta cahil, taraflı, kasıtlı, çıkarcı olup da fizik şiddet kullanan gruplar. aydın dediğimiz düşünemeye ve adil çözüm üretmeye çalışan insanları aşağılamak ucuz bir yol. zor olan doğruya bir adım kala faşizm durağında konaklamamak dirayetini göstermek. |
||
|
||
| kürt sorunu diyenler,önce bu kurduklari cümlenin sacmaligina bir baksinlar......tek basina bu cümle bir sorun yahu.... ben sorunun iki tarafindan insanlar taniyorum....DANISIKLI dövüs........ arada gidense,genc askerimiz,ruhsal sorunlar yasayan bir kürt gencimiz vb. .............. bu savasi cikaran ipnedir,buna savas diyen salaktir........hepsi bir tiyatro.... |
||
|
||
abicim olurmu sarı yeşil kırmızı renkli bir bayrağın altında istediğin gibi at koşturmak varken neyine onların tc ne sahip çıkmak, beraberce yaşamak.olurmu? iki gün durupta 3. gün bir askerin kanını akıtmadan durabilirlermi.bir ananın yüreğini yakmak varken ne diye oturup beklesinler.kurtuluş savaşında kanla kazanılmış toprakları sözde ırak devlet başkanı celal talabaniye peşkeş çekmek hediye etmek varken huzursuz olur bunlar.çizdikleri kürdistan haritası taaaa Chorchil”in zamanında çizilmiş.yani düşmanlıkları 1970 lere dayanmıyor veya bugünlere yada t.c nin yanlış davranışlarına dayanmıyor. [/quote] peki sen tsk nın masum kürt halkını öldürmesine ne diyebiliyorsun? dün diyarbakır da olan olay ne??? ve siz hala kürt sorunu kelimesini bile kabullenmiyorsunuz.... ayrıca biri senin bayrağının rengiyle böyle geyik geçse vuracak olursun... peki niye sarı yeşil kırmızı bayrakla böyle rahat dalga geçebiliyosun....hiç bi bayrağı savunmam ama asıl sorun onları görmezden gelip ezmenizdir... türk bayrağı asil ama de mi??? evet askere gidenlerin özellikle doğuya gidenlerin psikolojisi bozuluyo... öldürdükleri insanların kulaklarını kesip poz verip resim çektiriyo tsk... nasıl bozulmasın askere gidenin psikolojisi?? iki tarafta can veriyo... bu savaş bitmeli... isyanım kürtleri ezip yok etme mantığında olanlarıdır..... [............yaşasın halkların kardeşliği............ |
||
|
||
| İnsan özünde ilkeldir. Pozitif(Bilimsel olarak kanıtlanmış doğrularla) eğitildiğin kadarıyla ve yaşadığın toplumun ahlak kurallarına uyum becerin kadar insansın. Benim toplu çözüm, toplu katliam söylemim bir hüsn-u tahlil değil tecahül-ü arif. Daha kim tarafından yapıldığı belli olmayan bir eylemi peşinen türk silahlı kuvvetlerine yıkmış ve yaşasın apo kahrolsun devlet çığlıkları atan bir topluluğa demokrasi ve halkların kardeşliğinden bahsetmek hayalperestlikten öte bi şey değildir. |
||
|
||
| ahlak,sürü insanın hayvani vasıflarını ehlileştirmek için vardır. | ||
|
||
| Sivil toplum kuruluşları, yazar, hukukçu ve aydınların çağrısıyla düzenlenen "Türkiye Barışını Arıyor" konferansı sona erdi. Böylece biz de Türkiye'nin bazı aydınlarının "sorun çözme yöntemleri"ni ve "Türkiye'nin sadece Türk ve Kürtlerden ibaret bir ülke" olduğunu, tek ve öncelikli sorunumuzun da "Kürt sorunu" olduğunu bir kez daha anlamış olduk. Yine anladık ki, Türk ve Kürt milliyetçileri anlaşırsa ana sorunumuz çözülecek. Anadoludaki kültürel zenginliği romanlarında sürekli sergileyen, neredeyse tüm romanlarında en azından Kürt ve Türklerden sonra üçüncü nüfus yoğunluğuna sahip Çerkesler ve başka halklarımızdan söz eden yazar Yaşar Kemal dahil olmak üzere, hiçbir aydının herhangi bir başka etniğin adını bile ağızlarına almamaları düşündürücüdür. Diğer bir düşündürücü durum da, başka yaklaşımlar olsa da, bu gerçekdışı durumun çok doğalmışçasına basında ve aydınlarca eleştirilmemesi, sadece istenen kadarıyla tartışma olarak yer alması oldu. Neyse ki Radikal gazetesinden Nuray Mert, 16.1.2007 tarihli "Bir Büyük Yazarın Küçük Hesapları" başlıklı yazısında Yaşar Kemal'i eleştirirken bu duruma dikkat çekti. Bir de konferans katılımcılarından Altan Öymen, yine aynı gün aynı gazetede, "İki Çözüm Arama Toplantısı... İkisinde de Taraflardan Biri Yok" başlığı ile, konuyu Irak'a getirse de "diyalog" diyenlerin samimiyetsizlik ya da acemiliklerine eleştiri getirdi. "Asli Unsurlar ve Diğerleri" yazımızda bu genel "yok sayıcı" ve oportünist anlayışın eleştirisini birkaç yıl önce net olarak yapmıştık. (bkz. 'Asli Unsurlar ve Diğerleri', Anzor Keref, Radikal İki, 31.10.2004) Evet tiyatro, oyuncuları genişletilmiş halde devam ediyor. Ortada açık bir "samimiyetsizlik" ve "başka halkları yok sayma" var. Bu gerçeğe karşın katılımcıların ağzından bolca "diyalog" ve "demokrasi" dökülüyor. Sadece iki halkı var sayan, diğerlerini görmezden gelen anlayışla nasıl bir demokrasi ve karşılıklı kandırmalarla nasıl bir diyalogdan söz ediliyorsa?... Halkların sessizliği Sayıları milyonlarla ifade edilen Çerkesler başta olmak üzere, bu topraklar için can vermiş Arnavut, Boşnak, Pomak, Arap, Laz ve diğer Anadolu halklarının aydın kadroları ve büyük organizasyonları da henüz ses çıkartmış durumda değiller. Tabii bu acı sessizliğin arkasından neler geleceğini kestirmek güç olmasa gerek. Bir önder edasıyla konferansa son noktayı koyan bildirisini yollayan Kürt yazar Mehmed Uzun; ayrıca yazar Vedat Türkali, Pir Sultan Abdal Derneği Başkanı Kazım Genç, ÖDP başkanı Hayri Kozanoğlu, Eski Gaziantep Belediye Başkanı Celal Doğan, DTP Genel Başkanı Ahmet Türk ve hele hele dünyaca ünlü yazarımız, tüm dünya, Anadolu ve özellikle romanlarında abartarak iyi özellikleriyle yücelttiği Çerkes halkının gerçek dostu; yazar Yaşar Kemal'in sözlerini okuduğunuzda kendinizi çok etnikli Türkiye Cumhuriyetinde değil, emperyalistlerin oyununu tamamladığı ve sadece Türk ile Kürt'ü uzlaştırdıkları başka bir ülkede sanırsınız. Kız alıp vermeler, Kurtuluş Savaşında birlikte direnmeler, kardeşlik, adalet ve demokrasi söylemlerinin içindeki gizli samimiyetsizlik, oportünizm ve pragmatizm can sıkıcı hale getirilmiş. Kürt ve Türk dışındaki halkları hiçe sayan bu konferans da bize öğretmiştir ki, Cumhuriyetin kurulmasıyla birlikte ortaya konan Türk ırkçılığı, karşıtı Kürt ırkçılığını yarattı ve Kürt milliyetçileri için de "hedefe giden yolda her şey mubahtır". Türkiye'nin sorununun, büyük emperyalistlerin yarattığı ve Kemalist ideolojinin beslediği apaçık bir "ırkçılık" ve "demokrasi" sorunu olduğu ise açıktır. Tüm sorunlarımıza dış dayatmalarla değil, devletin kafa sayılarına bakmaksızın ülkemizdeki halkların varlığını kabulü saygısı ile başlayacak, tüm tarafların katıldığı yapıcı bir "diyalog" ile çözüm aranması dışında başka bir şansımız yoktur. Jakoben Kemalizm ne kadar Türkiye ve Dünya gerçeklerine ters ise, Makyavelist Kürtçülük de aynı derecede ters, yanlış ve tehlikelerle doludur. Türkiye halkları gerçek demokrasiyi hak ediyor ve demokrasi için "kan dökme" ve "kafa sayısının çokluğu" "ön şartları"nı asla kabul etmiyor. Gerçek demokraside "hiçbir halkın ayrıcalığı" ve "halklar hiyerarşisi" yoktur ve kabul edilemez. ANZOR KEREF: Mimar, araştırmacı yazar 21/01/2007 http://www.radikal.com.tr/ek_haber.php?ek=r2&haberno=6649 |
||