|
||
| Genel olarak aydınları sıradan insanlardan ayıran en önemli özellik, sıradan insanların sorunların sonuçları üzerinde tartışarak şikayet etmelerine karşın, aydınların nedenler üzerine kafa yorup çözüm üretmeye çalışmalarıdır. Bu nedenle sokaktaki insanlar PKK teröründen söz edip, şehitlerin ölümsüzlüğünden, intikam yeminlerinden ve hamaset dolu nutuklarla yöneticileri lanetlemeyi seçerler. Oysa bizim, yani düşünmeye çalışan kişilerin PKK gibi sonuçlardan çok, Kürtlerin neden savaşmayı seçtiği ve neden isyan ettiği ile ilgili analizler yapmamız gerektiğini düşünüyorum. Bunun için de biraz geçmişe giderek Kürtlerin durumunu değerlendirelim. Osmanlı dönemine bakıldığından Kürtlerin fazla bir sorun yaşamadıkları ve geniş toprakları kontrol eden merkeziyetçi yönetimin sınırlı bir otonom sistem kurduğu, burada yaşayanların öteki etnik gruplar gibi kendi dillerini konuştuğu, kendi kurallarına göre yaşadığı anlaşılıyor. O dönemde vali olarak atanan kişinin vergi toplama, asker bulundurma dışında bu topluluklardan beklentisi olmadığı anlaşılıyor. Bazı dinsel grupların askere gitme zorunluluğu bulunmadığı da bilinen başka bir gerçek. Doğal olarak Kürtler de en çok önem verdikleri dinlerini de kendi bildikleri şekilde özel yaşamlarında uygulama olanağı buluyorlardı. Cumhuriyetin ilanından önce yabancı askerlerle savaşan Kürtlerin ulusal kurtuluş mücadelesinde M. Kemal'e destek verdikleri, Hamidiye Alaylarının varlığından biliniyor. Ancak savaş sonrasında kurulan ulusal devletin kuralları, değişmesi gereken ancak hala ortaçağ feodal yapısıyla aşiret şeklinde yaşayan gruplara sıkıntı yaratmaya başlamış, devrimlerin getirdiği sert ve katı yaklaşımı kabul etmeyen, üstelik kendi dili ve dininin elinden alındığını düşünenler isyan etmeye başlamışlardır. Kürtlerin etnik başkaldırılarının temelinde de dinsel açıdan kabul edilemeyen laiklik ve modernizmin kuralları gelmektedir. Öte yandan Kürt toplumu savaşçı ve inatçı kişiliği ile öteki etnik gruplardan ayrılmakta, hiç bitmeyen bir mücadeleyi kuşaklardan kuşağa aktarmaktadır. Cumhuriyetin ilanından sonra başlayan isyanlarda kendisine uygun koşulları ve lideri bulamayan Kürt toplumu, 70’li yıllarda yetişen, dönemin sosyalist söylemi ve kültürünü benimseyen Abdullah Öcalan gibi birini lider olarak kabul edince, mücadelenin şekli değişmeye ve Kürt hareketi kolayca bastırılan isyanlara benzememeye başladı. Artık iletişim araçları da değişmiş, yardımlar daha hızlı gelmeye başlamış, yabancı ülkeler Türkiye’ye yaptıramadıklarını Kürt kartını oynama noktasına gelmişlerdi. Baskı unsuru olarak kullanabilmek için örgüte yardım etmeye başladılar, böylece hareket daha büyük eylemler yapmaya başladı. Bu aşamada toplum ve devlet olarak, düşüncelerin özgürce tartışılabileceği bir ortam yaratarak şiddeti seçen kişileri bu davalarının sonuçsuzluğu konusunda uyarmak gerekirken, geçmişten gelen geleneklere göre şiddeti şiddetle durdurmaya çalışmayı tercih ettik. Böylece hareketin büyümesine, daha da güçlenmesine neden olduk. Burada dikkat edilmesi gereken nokta, şiddetin desteklenmesinden yararlanan bir grubun varlığı ve bu yararın bitmemesi için savaşı körükleyenlerin durumudur. Bu aşamada, kurulan partilerin kapatılması, HEP döneminde milletvekili olanların başlarına gelecekleri bilerek Meclisi provake etmeleri, uzlaşma isteyenlerin susturulmaya çalışılması, şiddetten beslenenlerin beklentilerine uygun bir sonuç doğurmuş, sorun çözülmeden bekleme aşamasına gelmiştir. Sorunun çözümü için atılması gereken ilk adım, yıllarca yoksayıldıkları için iletişim kurulamayan insanlarla demokratik ortam oluşturarak, düşüncelerini özgür bir ortamda ifade etmelerini sağlamaktır. Oysa geçmişten gelen şiddet politikası nedeniyle düşmanlığı körükleyen bazı güçler, bir arada yaşamanın gerekli koşullarının oluşmaması için ellerinden geleni yapmakta, toplumun büyük bölümü de buna seyirci kalmaktadır. Aydın olmaya çalışan , okuyan, okuduklarından sonuç çıkaran her insanın bu konuda düşüncelerini korkmadan açıklaması gerektiğini düşünüyorum. |
||
|
||
| Demokratik olma konusunda size katılıyorum,tabiki onlarla iletişim kuralım onları anlamaya çalışalım.Fakat şöyle birşey var o da onların uzlaşmadan yana olmadıkları,hedefleri belli Türkiye'yi bölüp kendi devletlerini kurmak..Haklı oldukları yerler var şöyle ki;konuşurken bile bazen istemeden şu kürt bu kürt ayrımı yapıldığı oluyor,ama yıllarca bu yopraklarda yaşadılar neden birtanesi çıkıp da "Yaptıkları haksız bir savaştır,ben ülkemin bölünmesini istemiyorum "demiyor ya da en azından uzlaşmaya yanaşmıyor?Şimdi devlet ne yapabilir ki onlar memleketin her köşesinde canlı bomba halinde gezerken masumların canına kıyarken?Uzlaşmaya yanaşmaz ille de"Kürdüstan"derlerse şiddete başvurmaktan ya da onları bu memleketten sürmekten başka ne yapılabilir?Makul bir öneriniz var mı? | ||
|
||
| Keje, sorunun kaynağı sonuçlara göre yöntem belirlenmesi, başka bir deyişle "onlar bize bunları yaptılar"dan önce " biz bir şeyi yanlış mı yaptık ?" sorusunun sorulmamasıdır. Yukarıda nerede yanlış yaptığımızı anlatmaya çalıştım. Bu yanlışın düzeltilmesi için iletişim kurmak gerekiyor, yani bir PKK liyi karşımıza alıp insan olduğunu, kendisine ait bir dilinin olduğunu, ona yıllarca böcek gibi davrandığımızı, dışkı yedirdiğimizi, insanlarını hizbullah diye bir taşaron örgüt kurdurarak öldürttüğümüzü, onların kadınlarına, kızlarına tecavüz ettiğimizi, bunlar için kendilerinden özür dilediğimizi söylemek zorundayız. Eğer dersen ki " ne gerek var kardeşim, onlar bizimkileri öldürdü, biz daha çok ezildik, asıl onlar özür dilesinler" o zaman konuşacak fazla bir şey kalmıyor. | ||
|
||
| 1920'li ve 30'lu yıllarda kürt bölgelerinde çıkan çeşitli büyüklüklerdeki isyanların bastırılması için yapılan askeri harcamaların ve meydana gelen can kaybının Kurtuluş Savaşı sırasındaki kayıplardan daha fazla olduğu söyleniyor. Doğu ve Güneydoğu bölgelerinin ıslah edilme çalışmaları halen devam etmekte ve bölgeler türkleştirilmeye çalışılmakta. Ama Kürtler hala bir şekilde etnik kimliklerini yaşatmaya devam ediyorlar, belki de verdikleri bunca kayıp onlara köklerine sarılma ihtiyacını doğuruyor. İş Apocuların 74'de silahlanmalarıyla yıllarca süren bir savaşa dönüyor. Bu sorunun çözülmesi için önce sorunun özgürce tartışılması gerekmekte. ayrıca TC kendisiyle yüzleşmek zorunda ve bu da şimdilik olası değil. Çünkü henüz yakın tarihte vuku bulmuş olaylar, biraz daha zaman geçmesi lazım herhalde... |
||
|
||
| Bizim onlara geçmişte neler yaptığımıza dair neye inanacağımızı şaşırdım artık,herkes farklı birşeyler söylüyor çünkü.Torg'un dediklerinin doğru olduğunu kabul ettiğimizi düşünelim,ama onların bu yaptığı hak aramak değil tamamen vahşet.Tamam herşeye rağmen yani o kadar can verilmesine rağmen bnm de dileğim oturup anlaşılsın ama hükümet ne yapabilir bu konuda ve nasıl tepkiler alır?Ve kürtler anlaşmaya yanaşır mı?Yani verin bize toprakları biz kürdistanı kuracağız derlerse?Belki de zamana ihtiyaç var dengenin dediği gibi ama bu zamn olayların daha da körüklenmesine neden olursa?Ki onlara tamamen terörist gözüyle bakılıyor(hak aramak yerine şiddete başvurdukları için) ve anlaşmaya yanaşılmıyor,olaylar alevlenirse anlaşma imkansız hale gelmez mi? | ||
|
||
Alıntı Belki de zamana ihtiyaç var dengenin dediği gibi ama bu zamn olayların daha da körüklenmesine neden olursa? Bu zamanı devlet belirleyecek, bölgede problem olsun istiyorsa problemi varedecek, bitsin istiyorsa da bitirecek. Gerisi hikaye keje... Bizim konuşmamız boş yani... Ben iki tarafın da ölenleri ve öldürülenleri için çok üzülüyorum ve ulus devlet anlayışını da bir kez daha kınıyorum. |
||
|
||
| bu ağlak ve kompleksli Kürt sorunu muhabbetinden de bıktım.. vay efendim biz onlara şöyle yapmışız, böyle kötü davranmışız.. hiç hizmet götürmemişiz.. aşağılamışız, adam yerine koymamışız.. falan filan.. sanırsın ki batıda herhangi bir yerde söylenen olumsuzluklardan hiç biri yaşanmamıştır, herşey güllük gülistanlıktır.. benim çocukluğumun bir kısmı elektriği olmayan, patikadan bozma bir yolla ilçeye bağlanan, evlere eşeklerle dağın başında ki bir çeşmeden su taşınan bir ege köyünde geçti.. evet köye yolu düşen devlet memurları ilgisiz bir büyüklenme içindeydi belki.. ihtilal zamanlarıydı ve jandarma vurdumduymaz bir keyfilikle hareket ediyordu.. ee ne oldu.. hiç.. bu kadar basit.. hiç.. zavallı köy halkı şöyle adamakıllı bir örgüt kurup dağa çıkmayı akıl edemedi.. salaklar.. bu ağlak ve kompleksli bakış açısının bizi getirdiği yerde, bugün doğuda kimse beş kuruş vergi vermiyor, elektrik su parası ödeyen yok, işin komiği telefon direklerini kışın yakmaktan tellerini hurda bakır niyetine satmaktan bile çekinmiyorlar.. tutturmuşlar bir devlet niye bize şöyle yaptı/yapmadı edebiyatı.. kendi küçük dünyalarında yaşıyorlar, aşiretleriyle şıhlarıyla hayalleriyle karılarıyla çocuklarıyla.. bir tutam kaçak çay, üç topak erzurum şekeri.. bana ne yaa.. aydın filan olmadığıma göre bana ne.. bütün sorun adam gibi kesme işini beceremediğimizden, asimilasyon denen şeyi bir türlü kıvıramadığımızdan.. ermeni sorunu da bu yüzden.. kıbrıs sorunuda.. arapların nefretide bu yüzden, sırplarında, yunanında.. hindistanda ingiliz imajına bir bak, cezayirde fransa.. latin amerika ispanyolca ve portekizce konuşuyor bugün var mı ötesi.. bilmiyoruz bu işleri.. sonrada özür dileyelim.. olur.. yedi yüz yılda en az yetmiş milyonu sistematik olarak kesecektin ki bir anlamı olsun bunun.. geçmiş olsun artık.. hiç bir işe yaramaz.. beni sinirlendirmekten başka.. ağlayın bakalım.. bakıp pürmelalimize.. |
||
|
||
| faşizm doğruya bir durak kaladır. ama çoğunluğun daha ileriye gitme niyeti ve gücü olmaz. |
||
|
||
faşizm doğruya bir durak kaladır. güzel bir söz.. adam gibi faşistlik edemeden doğruyu bulmanın imkansızlığını çok güzel anlatıyor.. sanayi devrimini ıskaladık bari bunun hakkını verebilseydik.. kısmet değilmiş.. napalım.. olmadı işte.. geçmiş olsun artık.. .... not:yanlış anlamış olma ihtimalim saklıdır.. yerini söylemem ama.. saklı.. ![]() |
||
|
||
| Batı dünyasının demokrasi ve insan hakları kurallarını kendileri için oluşturdukları ve kendi içlerinde uyguladıklarını bir an unutan sözüm ona aydınlarımız. Çoğu; agnoist yaşama kültürlerini överken şimdi de devlet-birey arasındaki ilişkierin şeriat ve humanizm doğruları içine sığdırmalarını anlamak mümkün değil. Bize devletin dini olmayacağını ve devletlerarası ilişkilerin "kurtlar sofrasındasından" farksız olmadığını öğretenler onlar değilmiydi? Nitekim paskalya yumurtası inceliğinde boyanan türkiye cumhuriyeti topraklarındaki renklilik A.B. için yeterli olmassa türkiye' de kürt sorunu çok mu kafa ağrıtacak? yoksa A.B. kürtçülerin ekmeğine yağ mı sürecek? Bu konular hakkında öngörü yapmak bile güç olsa gerek çünkü türkiye ve türkiye topraklarında yaşıyan insanlar kararsız bir yapıdalar.Kısacası çiğ bir yumurtayız. Kimilerinin ihtiyacı belki de ufak bir çatlak. Aslında o kadar da kötümser değil durum, yumurtanın dolu tarafına bakmak lazım diyecekler.Öyle ise rafadan bir yumurtayız. Ve aydınlarımızın romantizm den vazgeçeceklerini sanmıyorum.İşleri de bu olsa gerek. Yumurta kapıya dayanıyor. Derin devlet sözünü söyler ve yeni bir perde açılır.Ülkemizin pişmek için süreye ihtiyacı olduğu kanaati ağırlık kazanır. Sanırım hikayenin devamı böyle olacaktı... -------------------- ha bide kanaat notu veriliyordu ne oldu o özelliğe? herneyse darkmoon önceki yazına helalinden +1 |
||
|
||
| güç, felsefe yapmaz. felsefe, güç kullanmaz. aydınlardan ne istiyorsunuz ki ? herkes davar mı olsun? yada gelişigüzel şiddete mi yönelsin? bu arada agnoist ne demek ?? |
||
|
||
aydınlardan ne istiyorsunuz ki ? herkes davar mı olsun? bu memlekette kendini aydın diye niteleyen insanlardan hiç haz etmem.. çünkü kendi farazi aydınlıklarını sağa sola bulaştırmak gibi marazi tutkuları vardır bu tiplerin ve gerektiğinde o davar sürüsü olarak gördükleri küçük baş insancıklar için faşizan yöntemler kullanmaktanda çekinmezler.. ne de olsa onlar aydındır ve davarın çobanlığı haklarıdır.. düşünüp çözüm üreten aydınlar ha.. davarın yanı sıra otlayan büyük baş sürüsü.. o kadar.. |
||
|
||
muygun.. eyvallah
|
||
|
||
| bir toplumdaki aydınların kalitesi toplumun kalitesini gösterir. tersi de doğrudur. ancak herşeye rağmen genelleme yapmak yanlıştır. tüm genellemeler bu da dahil olmak üzere yanlıştır
|
||
|
||
tüm genellemeler bu da dahil olmak üzere yanlıştır ![]() genellemeden vazgeçemeyenler o işinde kolayını bulmuşlardır nitekim.. yeni bir genelleme ile tabii: istisnalar kaideyi bozmaz.. bizde bu vesileyle gerekli tenzihatı yapalım, olası tartışmalara aman vermeyelim..
|
||