|
||
| Yine bir savas ve yine muhalif kesim içinde özellikle de anarsist camiada siddet üzerine bitmek bilmeyen polemik ve tartismalar…”Savas iyi midir? Kötü müdür? Gerekli midir? Degil midir? Savas Anarsizmle nasil bagdasabilir? Hakli-haksiz savas var midir? Sinif savasi savas midir? Sinif savasi hakli midir? Siddet gerekli midir? Degil midir? Insanin dogasinda var midir? Siddeti otorite ve hiyerarsiyle kiyaslayabilir miyiz? Biri bize vurdugunda karsilik vermeli mi vermemeli miyiz?” gibi onlarca soruyu tartisir dururuz. Ben de bu tartismalara katkida bulunmak, katilmak ve anarsizmin muazzam bakis açilari denizine baliklama atlayip fikrimi dillendirmek istiyorum. Anarsizmin neredeyse her bireye göre bir tanimi var. Bu genelde olumsuz bir durummus gibi görünüyor. Aksine bu “söylemler kaosu” anarsizmin otoritesiz ve hiyerarsik olmayan bir felsefe veya bir yasam biçimi oldugunun kesin kanitidir. Ancak otoritenin ve hiyerarsinin bu noktada yani söylemler çesitliliginde baslayip bittigini söylemek de yanlis olur. Önemli olan salt çesitlilik degil, birbiriyle ahenk içinde varolabilen bir çesitliliktir. Anarsist camiada Savas ve Siddet üzerine bir çok farkli ve zit bakis açilarinin kavramlarin karistirilmasi nedeniyle birbirlerini siddet yanlisi ve karsiti olarak dislamasi pek de mantikli gelmiyor. Ilk önce birbirine karistirilan kavramlari net bir sekilde tanimlayalim. Savas, anarsistlere göre genelde Devletlerin ve iktidarlarin kendi güç alanini genisletmek için diger iktidarlar ve devletlerle ordu ve asker yoluyla sistematik ölümlere ve katliamlara yol açan bir durumdur. Amaç iktidari güçlendirmek veya ayakta tutabilmektir. Fakat anarsistler ayni biçimde sisteme karsi mücadelelerini de zaman zaman savas olarak isimlendirmislerdir. Sinif Savasi bunun bir örnegidir. Sinif Savasi bir çok anti-militarist siddet karsitinin hedefi haline gelmis ve zaman zaman anti-militaristlerle Sinif Savasimcilar arasinda gerginlikler yasanir hale gelmistir. Fakat Sinif Savasi yukarida belirtilen durumdan çok daha farkli olmakla birlikte kitlelerin devlete ve iktidarlara karsi ayaklanmasiyla ve devrimle ilgili bir durumdur. Yani savasin genel tanimiyla alakasi yoktur. Siddet karsitlarinin siddete karsi olan kör nefretleri Sinif Savasimci veya diger siddet kullanan anarsistlerin iktidarlarin uyguladigi siddetin aynisini kullandiklarini veya kullanabileceklerini düsünmelerine neden olmustur. Devletin uyguladigi siddetin disindaki kurumsal olmayan bireysel siddetlere de karsi çikmak dogadan izole ve hijyenik toplum özleminin bir parçasidir. Kimsenin birbiriyle kavga etmedigi ve birbirini öldürmedigi bir toplumu beklemek imkansiz ve gereksizdir. Bu tarz siddetleri de otorite ve hiyerarsiyle bagdastirmak ve benzetmek saçmaliktir. Çünkü bu tarz siddetler doganin ta içinde var. O çok sevimli köpeklerden geyiklere tavsanlardan kunduzlara birçok hayvan da bile birbirlerine karsi siddet uygulamak var. Hatta zor kullanmak bile var. Mesela erkek Panda’lar genellikle tecavüz ederek çiftlesmeyi seçerler. Kunduzlar çiftlesirlerken erkek disinin ensesini sikica ve disiye aci vererek isirir. Fakat hayvanlarda insanlarda da olmasi gerektigi gibi kurumsallasmis, yikilamaz, ebedi ve insanin yarattigi iktidarlarin uyguladigi siddetten bahsetmek mümkün degil. Siddet, insan anatomisinin de bir parçasi. Reflekslerimiz bunun en basit örnegidir. Birisi ani bir hareket yaptiginda ona aniden vurabiliriz. Kisaca anlatmaya çalistigim su ki, siddet kavramini tanimlarken devletin bize uyguladigi siddete karsi duydugumuz nefretin bizde siddet tanimini genisletmek gibi bir tepkiye yol açiyor ve soruna yanlis bir yerden bakmaya basliyoruz. Bakis açimiz daraliyor. Birisine hatta bir seye vurmanin kirmanin siddet oldugunu söylemek burjuva duyarliliginin tipik bir göstergesi gibi geliyor. Bu görüs, burjuva (sinifsal çözümlemeler yapmak istemezdim ama…) anlayisi olan izole ve hijyenik bir yasam arayisindan kaynaklanmaktadir. Baris konusuna da hiç deginmek istemiyorum. Çünkü bu kavram safsatadan ibaret. Yine de birkaç sey söylemek isterim. Devletler arasinda yapilacak böyle bir anlasma sadece yapmacik bir gösteridir. Ve bir sonraki savasa hazirlik dönemidir su baris. Fakat özgür bir toplumda mesela kavgali veya arasi bozuk olan otonomlar veya yasam bölgeleri arasinda yapilabilecek bir baris hiç de yapmacik degil çok kardesçe olur. Çünkü anarsist bir toplumda toplumlar simdiki iktidar yapilarini yitirmis olur ve toplumlarin birbirleriyle iliskileri çikardan arinmis olur. bu anlamda ki bir baris çok eglenceli ve mutluluk verici olabilir. Ama simdiki kapitalistlerin ve iktidarlarin barislari hiç de içten degildir. Neticeye baglamak gerekirse, siddet kaçinilmaz, savas ise devletler varoldugu sürece gerçeklesecek olan durumlardir. Hem devletler ve iktidarlar birbirleriyle savasacak, hem de iktidara karsi çikan kitleler bir sekilde özgürlük ve kurtulus için savasacaklardir. Biz de anarsistler olarak ikinci konumda oldugumuza göre iktidarlarla savasacagiz ya da mücadele (herneyse) edecegiz! Fakat araçlarimiz özgürlükçü ve olabildigince siddetten arinmis olacaktir. Mesela ordu gibi na özgürlükçü bir araca sahip çikmak ahmaklik olur. Fakat ortak karar alabilen, koordineli otonomlarin, yasam bölgelerinin ve küçük arkadas gruplarinin olusturdugu geçici yer alti gerilla gruplari öyle bir durumda olusturulabilecek en özgürlükçü araçlardir. Elbette ki bu söylediklerim bir devrim veya ayaklanma ani ve öncesi seyler. Sunu unutmayalim! biz savasin zaten tam ortasindayiz. Ve tarafiz. Siddette karsi öfkeliyiz diye bu sistemi daha fazla ayakta tutamayiz. Siddetsiz bir yasam istiyorsak buna ancak iktidarlari ve en küçük hiyerarsik iliskileri yok ederek ulasabiliriz. Ha! Tabii sisteme karsi mücadele pasifist-aktivist siddetli-siddetsiz istendigi gibi her sekilde yürütülebilir. Ve anti-militaristi anarsisti anti-otoriteri siddet karsiti yanlisi birlikte yapilacak daha çok sey var. Karsimizda her gün çürüyen ve kendini yeniledikçe batan bir aygit var. Karsisinda ancak bizler içine dahil olmadan durabiliriz. KAPITALIZM-IKTIDAR BIR SAVASTIR! BU SAVAS INSANLIGA VE GEZEGENE KARSI AÇILMISTIR! TARAFIZ! KAPITALIZME KARSI SAVASMALIYIZ![/size] |
||
|
||
| paylaşımların takdir edilesi! takıldığım nokta şiddetsiz toplum olmaz öngöründe; savunduğun insanların birbirlerini öldürmelerinin haklılığımı? imkansızlığımı? |
||
|
||
| Birileri senin özgürlüğünü elinden almak için çabalamakta ise sende buna seyirci kalacak kadar pasif isen senin içindeki özgürlük şiddetini dışarıya kusmanda yardımcı olmak. Şiddeti tawsiye etmemektedir, fakat topluluğa yapılan bir faaliyet için sawunma pozisyonuna geçmek için.. | ||
|
||
| Yani kabul edilebilir tek şiddet modu yine 'nefsi müdafaadır'. Bu da aslında bilinçli,planlı şiddete dahil edilemez. ok
|
||
|
||
| Diğer Bir şekliyle nefsi müdahaleye zorlanmak ve baskıcı güç altında ezilip, bozarmak. | ||
|
||
| kapitalizmden korkmuyorum niye şiddet kullanayım ki? eğer kapitalizm yanlış bir düzennse zaten suni olarak ayakta tutuluyodur ve eninde sonunda çökecektir. kimse benim özgürlüğümü benden alamaz. ben izin vermedikçe kimse bana zarar veremez. biri bana ait olanı benden alırsa o şey eninde sonunda bana dönecektir. sistemi yıkıcılık ve şiddet değiştiremez. sistemi nefret yerine sevgiyi, intikam yerine bağışlamayı, sahip olmak yerine olmayı seçtiğimiz ölçüde yıkarız. devrime sahip olunamaz. vermediğin şeyi alamazsın. barışcıl olursan barış içinde yaşarsın. |
||
|
||
| yanlış olan düzenlerin suni olma gerekliliği yoktur. ne kadar özgürüm diye bir daha sormalısın bence. o zaman kapitalizmin sonuçları tokat gibi iner suratına. güzel ama fazla iyimser bir bakış açısı! |
||